R.Gazete No: 33116
R.G. Tarihi: 23.12.2025
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI 1
Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2025/122
Karar Sayısı : 2025/185
Karar Tarihi: 10/9/2025
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Tokat 2. Sulh Ceza Hâkimliği
İTİRAZIN KONUSU: 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları
Trafik Kanunu'nun 26. maddesinin 21/11/2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanun'un 25.
maddesiyle değiştirilen beşinci fıkrasının dördüncü cümlesinin
Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar
verilmesi talebidir.
OLAY: İdari para
cezasının iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa'ya
aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I.
İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun'un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 26. maddesi
şöyledir:
"Araçlara ait trafik ayırım işaretleri ve diğer işaretler:
Madde
26 – Belirli araçlarda, çalışma yerini ve şeklini, kapasite ve diğer
niteliklerini belirleyen plaka, ışık, renk, şekil, sembol ve yazı gibi ayırım
işaretleri bulundurulması zorunludur.
(Ek:18/10/2018-7148/16 md.) Mevzuatta
belirtilen ışıklı ve/veya sesli uyarı işareti veren cihazların mevzuatta izin
verilmeyen araçlara takılması ve kullanılması yasaktır.
(Değişik: 17/10/1996-4199/11 md.) Araçların
dışında bulundurulması zorunlu işaretlerden başka, araçlara; reklam, yazı,
işaret, resim, şekil, sembol, ilan, flama, bayrak ve benzerlerinin takılması,
yazılması, sesli ve ışıklı donanımların bulundurulması ve izin verilmesine dair
esas ve usuller ile diğer hususlar İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak
yönetmelikte gösterilir.
(Mülga: 21/2/2001 - 4629/6 md.)
(Değişik fıkra:21/11/2024-7533/25 md.) Bu
maddenin birinci fıkrası hükmüne uymayan sürücüler ile üçüncü fıkrasına göre
çıkarılacak yönetmelik hükümlerine aykırı davranan sürücülere 690 Türk lirası
trafik idari para cezası uygulanır. İkinci fıkra hükümlerine uymayan sürücülere
ise 96.000 Türk lirası trafik idari para cezası uygulanarak sürücü belgeleri
otuz gün süreyle geri alınır ve araç otuz gün süre ile trafikten menedilir.
İkinci fıkra hükümlerinin son ihlalin gerçekleştiği tarihten geriye doğru bir
yıl içinde iki veya daha fazla kez ihlal edilmesi halinde sürücülere her
seferinde 192.000 Türk lirası trafik idari para cezası uygulanarak sürücü
belgeleri altmış gün süreyle geri alınır ve araç altmış gün süre ile trafikten
menedilir. Sürücü, aynı zamanda araç sahibi değilse, ayrıca, tescil
plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenlenir.
(Ek
fıkra:21/11/2024-7533/25 md.) Bu maddenin ikinci fıkrasına göre çıkarılan
yönetmelikte belirtilen araçlarda; ışıklı ve sesli uyarı işaretlerinin
takılacağı yerlerin dışında bulundurulması ve kullanılması durumunda sürücülere
96.000 Türk lirası trafik idari para cezası uygulanır. Son ihlalin
gerçekleştiği tarihten geriye doğru bir yıl içinde iki veya daha fazla kez
ihlal edilmesi halinde sürücülere her seferinde 192.000 Türk lirası trafik
idari para cezası uygulanarak sürücü belgeleri otuz gün süreyle geri alınır ve
araç otuz gün süre ile trafikten menedilir.
Ayırım
işaretleri bulunmayan araçlar trafik zabıtasınca trafikten men edilir.
Yönetmelikte
belirtilen şartlara aykırı olarak bulundurulanlarla, araçlara izin alınmadan
yazılan yazılar sildirilir veya takılan donanımlar bütün giderler ve sorumluluk
işletene ait olmak üzere söktürülür. (Ek cümle:21/11/2024-7533/25 md.) Ayrıca
ikinci fıkra kapsamındaki cihazlara mülki amir tarafından el konulur ve mülki
amir tarafından mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.
(Ek fıkra:21/11/2024-7533/25 md.) Sürücü
belgesi geri alma işlemleri bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevliler
tarafından yapılır. Altmış gün süre ile sürücü belgesi geri alınanların sürücü
belgeleri psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanının muayenesinden
geçirilerek sürücü belgesi almasına mâni hâli olmadığının anlaşılması halinde
iade edilir. Bu madde kapsamında geri alınan sürücü belgeleri bu Kanun
kapsamında verilen trafik idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş
olması şartıyla iade edilir."
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü
hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin
YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU,
Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN,
Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI'nın
katılımlarıyla 7/5/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ahmet Hakan
SOYTÜRK tarafından hazırlanan işin esasına
ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. 2918 sayılı Kanun'un 1.
maddesinde anılan Kanun'un amacı, kara yollarında can ve mal güvenliği yönünden
trafik düzeninin sağlanması ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda
alınacak önlemlerin belirlenmesi olarak ifade edilmiştir.
4. Bu bağlamda can ve mal
güvenliği ile trafik düzeni ve güvenliğinin sağlanması amacıyla Kanun'un 26.
maddesinde araçlara ait trafik ayırım işaretleri ve diğer işaretler
düzenlenmiş, söz konusu trafik ayrım işaretleri ile diğer işaretlerden
bulundurulması zorunlu olanların eksikliği ile mevzuata aykırı olarak
bulundurulması, takılması ve kullanılması hâllerinde idari yaptırım uygulanması
öngörülmüştür.
5. Anılan maddenin birinci
fıkrasında belirli araçlarda, çalışma
yerini ve şeklini, kapasite ve diğer niteliklerini belirleyen plaka, ışık,
renk, şekil, sembol ve yazı gibi ayırım işaretleri bulundurulmasının zorunlu
olduğu belirtilmiş; ikinci fıkrasında mevzuatta belirtilen ışıklı ve/veya sesli
uyarı işareti veren cihazların mevzuatta izin verilmeyen araçlara takılmasının
ve kullanılmasının yasak olduğu hüküm altına alınmıştır. Üçüncü fıkrada ise
araçların dışında bulundurulması zorunlu işaretlerden başka, araçlara; reklam,
yazı, işaret, resim, şekil, sembol, ilan, flama, bayrak ve benzerlerinin
takılması, yazılması, sesli ve ışıklı donanımların bulundurulması ve izin
verilmesine dair esas ve usuller ile diğer hususların İçişleri Bakanlığınca
çıkarılacak yönetmelikte gösterileceği düzenlenmiştir.
6. Maddenin beşinci fıkrasının
birinci, ikinci ve üçüncü cümlelerinde birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarda yer
alan hükümlere uymayan sürücüler hakkında kabahatin türüne göre çeşitli
miktarlarda idari para cezası ile belirli sürelerle sürücü belgesinin geri
alınması ve aracın trafikten men edilmesi şeklinde idari yaptırımların
uygulanması öngörülmüştür. Söz konusu fıkranın itiraz konusu dördüncü
cümlesinde ise sürücünün aynı zamanda araç
sahibi olmaması durumunda ayrıca tescil plakasına da aynı miktar için ceza
tutanağı düzenleneceği belirtilmiştir.
B. İtirazın Gerekçesi
7. Başvuru kararında özetle;
itiraz konusu kuralla mevzuatta belirtilen ışıklı ve/veya sesli uyarı işareti
veren cihazları mevzuatta izin verilmeyen araçlara takan ve/veya kullanan
sürücünün, aynı zamanda araç sahibi olmaması durumunda kabahate konu fiille
ilgili olarak araç sahibinin kusurunun bulunup bulunmadığı yönünde bir
değerlendirme yapılmaksızın tescil plakasına da aynı miktarda ceza tutanağı
düzenlenmesinin öngörüldüğü, bu durumun işlemediği bir fiilden dolayı araç
sahibine yaptırım uygulanmasına neden olacağı, bu yönüyle kuralın cezaların
şahsiliği ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek Anayasa'nın 2.
ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
8. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen
hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak
ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa'ya aykırı durum
ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı
denetimine açık olan devlettir.
9. Hukuk devletinin belirlilik
ve öngörülebilirlik ilkeleri hukuk kurallarının düzenlenmesinde hangi
davranışın yasaklandığının ve yaptırıma bağlandığının kanun metninde açıkça ve
keyfîliğe yol açmayacak biçimde düzenlenmesini zorunlu kılmakta ve hukuk güvenliği
ilkesine hizmet etmektedir. Kuralın uygulanacağı olay koşullarında objektif
olarak öngörülmesi veya önlenmesi mümkün olmayan bir neticeden veya kendisine
kusur yüklenemeyen bir fiilinden dolayı bir kimsenin cezalandırılması,
belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olacak; keyfîliğe kapı
açabilecek ve hukuk güvenliğini ortadan kaldıracaktır.
10. Anayasa'nın 38. maddesinin
birinci fıkrasında "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç
saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman
kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez"
denilerek suçun kanuniliği; üçüncü fıkrasında da "Ceza ve ceza yerine
geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur" denilerek cezanın
kanuniliği ilkesi güvence altına alınmıştır.
11. Anayasa'nın anılan
maddesinde yer alan suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hangi
fiillerin yasaklandığının ve bu yasak fiillere verilecek cezaların hiçbir
kuşkuya yer bırakmayacak açıklıkta, anlaşılır ve sınırları belirli olarak
kanunda gösterilmesi gerekmektedir. Kişilerin ceza normuyla yasaklanan fiilleri
önceden bilerek davranışlarını düzenleme imkânına sahip olmaları düşüncesine
dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması
amaçlanmaktadır (AYM, E.2020/16, K.2020/33, 25/6/2020, § 15).
12. Anayasa'nın 38. maddesinin
yedinci fıkrasında ise ceza
sorumluluğunun şahsi olduğu belirtilerek herkesin kendi eyleminden sorumlu
tutulacağı, başkalarının suç oluşturan eylemlerinden dolayı
cezalandırılamayacağı kabul edilmiştir.
13. Anayasal bir ilke olan
ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi kusur ilkesine dayanmaktadır. Bu konuda
Anayasa'nın söz konusu maddesinin yedinci fıkrasının gerekçesinde "...fıkra,
ceza sorumluluğunun 'şahsî' olduğu; yani failden gayri kişilerin bir suç
sebebiyle cezalandırılamayacağı hükmünü getirmektedir. Bu ilke dahi ceza
hukukuna yerleşmiş ve 'kusura dayanan ceza sorumluluğu' ilkesine dahil, terki
mümkün olmayan bir temel kuraldır." denilmektedir (AYM, E.2016/191,
K.2017/131, 26/07/2017, § 38). Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi bir
kimsenin yalnızca kendi kusurlu fiilinden sorumlu tutulabileceğini, başkasının
fiilinden dolayı sorumlu tutulmayacağını güvence altına almaktadır.
14. Anayasa Mahkemesi daha önce itiraz konusu kuralla benzer bir
düzenlemeyi incelemiş ve 12/7/2017 tarihli ve E.2017/122, K.2017/122 sayılı
kararıyla 2918 sayılı Kanun'un 31. maddesinin ikinci fıkrasının sürücünün
aynı zamanda araç sahibi olmaması hâlinde ayrıca tescil plakasına da aynı
miktar için ceza tutanağı düzenleneceğini öngören ikinci cümlesini,
aynı fıkranın birinci cümlesinde yer alan "Birinci fıkranın … (b) bendine
göre araçlarında taksimetre, … kullanmayan … sürücüler…" ibaresi yönünden iptal etmiştir.
15. Anılan kararda söz konusu
cümlede taksi otomobillerde taksimetre kullanmayan sürücünün aynı zamanda araç
sahibi olmaması durumunda ayrıca tescil plakasına da aynı miktarda ceza
tutanağının düzenlenmesinin öngörüldüğü, cümle uyarınca araç sahibinin kusurunun
bulunup bulunmadığı, taksimetrenin kullanılmaması yönünde sürücüye bir talimat
verip vermediği değerlendirilmeden idare tarafından yaptırımın uygulandığı, bu
durumun işlemediği bir fiilden dolayı araç sahibine yaptırım uygulanmasına neden
olabileceği belirtilerek cümlenin Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan cezaların
şahsiliği ilkesine aykırılık oluşturduğu sonucuna varılmıştır (AYM, E.2017/122, K.2017/122,
12/7/2017, § 13).
16. Öte yandan kararda Anayasa
uyarınca kişilere ceza verilebilmesi için hukuka aykırı eylemin kanunda
belirtilmiş olması ve bu eylemin o kişi tarafından gerçekleştirildiğinin
kanıtlanması gerektiği, buna karşılık cümlede araç sahibinin hangi eyleminin suç
sayıldığının açık bir şekilde gösterilmediği ve araç sahibi olma ile suç
arasındaki illiyet bağının ne suretle oluştuğunun da belirtilmediği
değerlendirilmiştir. Bu unsurları taşımayan cümlenin Anayasa'nın 2. ve 38.
maddeleriyle bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır (AYM, E.2017/122, K.2017/122, 12/7/2017, §§ 14, 15).
17. İtiraz konusu kural da
araçlara ait trafik ayırım işaretleri ve diğer işaretlerden bulundurulması
zorunlu olanların eksikliği, bu işaretlerin mevzuata aykırı olarak
bulundurulması, takılması ve kullanılması ile bu hususta çıkarılacak yönetmelik hükümlerine aykırı
davranılması durumlarında sürücünün aynı zamanda araç sahibi olmaması hâlinde
ayrıca tescil plakasına da aynı miktarda ceza tutanağı düzenlenmesini
öngörmektedir.
18. Dolayısıyla itiraz konusu
kuralın Anayasa Mahkemesinin anılan kararına konu kuralla benzer nitelikte
olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla itiraz konusu kural yönünden Anayasa
Mahkemesinin söz konusu kararından ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.
19. Açıklanan nedenlerle
itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırıdır. İptali
gerekir.
Ömer ÇINAR bu görüşe
katılmamıştır.
IV. HÜKÜM
13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 26.
maddesinin 21/11/2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle
değiştirilen beşinci fıkrasının dördüncü cümlesinin Anayasa'ya aykırı
olduğuna ve İPTALİNE, Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA 10/9/2025 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
Sayın Mahkemece çoğunluk tarafından benimsenen görüş uyarınca
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 26. maddesinin 7533 sayılı Kanun'un
25. maddesiyle değiştirilen 5.fıkrasının 4.cümlesinin Anayasa'nın 2. ve 38.
maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Aşağıda
belirttiğimiz gerekçeler ile söz konusu düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olmadığı
kanaatinde olduğumdan, çoğunluğun iptal yönündeki görüşüne katılmıyorum. Şöyle
ki;
İptal davasına konu edilen cümlenin de yer aldığı düzenleme
şöyledir (2918 sayılı Kanun m.26/f.5,c.4); " Bu maddenin birinci fıkrası hükmüne uymayan sürücüler ile üçüncü
fıkrasına göre çıkarılacak yönetmelik hükümlerine aykırı davranan sürücülere
690 Türk lirası trafik idari para cezası uygulanır. İkinci fıkra hükümlerine
uymayan sürücülere ise 96.000 Türk lirası trafik idari para cezası uygulanarak
sürücü belgeleri otuz gün süreyle geri alınır ve araç otuz gün süre ile
trafikten menedilir. İkinci fıkra hükümlerinin son ihlalin gerçekleştiği
tarihten geriye doğru bir yıl içinde iki veya daha fazla kez ihlal edilmesi
halinde sürücülere her seferinde 192.000 Türk lirası trafik idari para cezası
uygulanarak sürücü belgeleri altmış gün süreyle geri alınır ve araç altmış gün
süre ile trafikten menedilir. Sürücü,
aynı zamanda araç sahibi değilse, ayrıca, tescil plakasına da aynı miktar için
ceza tutanağı düzenlenir".
Çoğunluk tarafından iptal gerekçesi olarak, Anayasa
Mahkemesinin 12/7/2017 tarihli ve E.2017/122, K.2017/122 sayılı kararına atıf
yapılarak, söz konusu karada Anayasa uyarınca kişilere ceza verilebilmesi için
hukuka aykırı eylemin kanunda belirtilmiş olması ve bu eylemin o kişi
tarafindan gerçekleştirildiğinin kantlanması gerektiği, buna karşılık cümlede
araç sahibinin hangi eyleminin suç sayıldığının açık bir şekilde gösterilmediği
ve araç sahibi olma ile suç arasındaki illiyet bağının ne suretle olustuğunun
da belirtilmediğinin değerlendirildiği, bu unsurları taşımayan cümlenin
Anayasa'nin 2. ve 38. maddeleriyle bağdaşmadığı sonucuna varıldığı, itiraz
konusu kuralın Anayasa Mahkemesinin anılan kararına konu kuralla benzer
nitelikte oldugu, bu itibarla itiraz konusu kural yönünden Anayasa Mahkemesinin
söz konusu kararından ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı, kuralın
Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırı olduğu belirtilmiştir.
Çoğunluk görüşünde yer alan 2017/122 K. sayılı karar
incelendiğinde, 2918 sayılı Karayolları Trafik
Kanunu'nun, 8.3.2000 tarihli ve 4550 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen
31. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinin, aynı fıkranın birinci
cümlesinde yer alan "Birinci fıkranın…(b) bendine göre araçlarında taksimetre,
…kullanmayan…sürücüler…" ibaresi yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve
iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Yine Anayasa Mahkemesinin 18/5/2023
tarihli ve E. 2023/41, K. 2023/102 sayılı kararı ile söz konusu fıkranın ikinci
cümlesi, birinci cümlesinde yer alan "Birinci fıkranın … (b) bendine göre
araçlarında … takoğraf … kullanmayan … sürücüler" ibaresi yönünden de iptal
edildiği görülmektedir. Anayasa Mahkemesinin her iki kararında da ticari amaçla
işletilen araçlar söz konusu olup, taksi ise taksimetre ve otobüs ise takoğraf
bulundurulmaması halinde sürücü araç maliki değilse, sürücüye ilave olarak
tescil plakasına ceza uygulanması Anayasa'ya aykırı görülmüştür. Söz konusu kararların
konusunu, ticari faaliyete konu edilen araçlarda bu faaliyeti gerçekleştiren
sürücülerin ticari faaliyet gereği bulunması gereken cihazları bulundurmaması
halinde tescil plakasına yani, araç malikine ceza uygulanması oluşturduğundan,
araçla ticari faaliyet yapan kişinin hukuka aykırı davranışından araç malikinin
sorumlu tutulmaması gerektiği savunulabilir.
Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin söz konusu (2017/122 K.
sayılı) kararına katılmayan üyelerin karşı oy yazısında belirtildiği üzere,
araç sahibi olmanın ve ticari olarak işletmenin bazı sorumlulukları da
içerdiği, aracı kullanmak üzere verilen kişinin trafik kurallarına ve
mevzuatına uygun hareket ettiğini gözetmek ve denetlemek de araç sahibine düşen
bir sorumluluk olduğu, araç sahibinin bu konuda bir özen yükümlülüğü bulunduğu,
bu nedenle, tescil plakası sahibine, şoförün kusurlu eyleminden dolayı ayrıca
ceza kesilmesi, araç sahibince aynı durumun bir daha meydana gelmemesi için
gerekli tedbirlerin alınması için bir uyarı niteliğinde olup, haklı nedenlere
ve üstün kamu yararına dayandığı savunulabilecektir. Yine söz konusu karşı oy
yazısında kusurun varlığı her somut olayda kasıt veya ihmalin varlığı şeklinde
değil, genel gözetim ve özen yükümlülüğün gereği gibi yerine getirilmemesi
şeklinde yorumlandığında, araç sahibinin de tam olarak kusursuz olduğu
söylenemeyeceği, idari cezalarda kusur esasının mutlak geçerli kabul edildiği
ve bu düşüncenin anayasallık denetimine esas alındığı takdirde idari yaptırım
sistemi işlemez hale gelebileceği ifade edilmiştir. Kanaatimizce, Mahkememizin
2017/122 K. sayılı kararına katılmayan üyeler tarafından kaleme alınan karşıoy
yazısında belirtilen gerekçeler dava konusu kural açısından da aynen
geçerlidir.
Kaldı ki işbu dava konusu kural, 2017/122 K. sayılı karara
konu düzenlemeden farklı olarak, ticari olsun ya da olmasın tüm araçlar için
getirilen genel bir düzenleme olup, belirli araçlarda, çalışma yerini ve
şeklini, kapasite ve diğer niteliklerini belirleyen plaka, ışık, renk, şekil,
sembol ve yazı gibi ayırım işaretleri bulundurulmaması, yine mevzuatta
belirtilen ışıklı ve/veya sesli uyarı işareti veren cihazların mevzuatta izin
verilmeyen araçlara takılması ve kullanılması hallerinde sürücünün araç maliki
olmaması halinde sürücü yanında tescil plakasına da ceza yazılmasını
düzenlemektedir. Burada araç sürücüsünün fiili Kanunda yasaklanmış ses ve ışık
veren cihazların araçta bulundurulması ya da kullanılması yine araçta
bulundurulması zorunlu olan ışık, renk, sembol ve yazıların araçta
bulundurulmaması ve bu şekilde aracın trafiğe çıkartılması olmaktadır. Araç
malikinin fiili ise, araçta bulunmaması gereken sesli ve ışıklı cihazlar ile ve
yine araçta bulunması gereken yazı, sembol, ışık, plaka gibi işaretler
olmaksızın aracın üçüncü kişilere kullandırılması olmaktadır. Buna göre,
Kanunda sürücü ve araç malikleri için öngörülen idari yaptırımların konusu
nfarklı olup, Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırılık söz konusu değildir.
Nitekim Anayasa Mahkemesi 27.3.2014 tarihli ve 2013/97 E. ve
2014/60 K. sayılı kararında (R.G. Tarih-Sayı : 23.05.2014-29008), 2918 sayılı
Karayolları Trafik Kanunu'nun, 8.3.2000 günlü, 4550 sayılı Karayolları Trafik
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen 31.
maddesinin ikinci fıkrasının "Sürücü aynı zamanda araç sahibi değilse ayrıca,
tescil plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenlenir." biçimindeki
ikinci cümlesinin Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek
iptaline karar verilmesi istemini reddetmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 2918 sayılı Kanun'un 31. maddesinin 2.
fıkrasına ilişkin kararında (2013/97 E. ve 2014/60 K.) iptal istemine red
gerekçesi olarak şu hususları belirtmiştir: Kanun koyucunun kamu düzeninin
korunması amacıyla ceza hukuku alanında düzenleme yaparken Anayasa'ya ve ceza
hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak şartıyla toplumda hangi eylemlerin suç
sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma
bağlanacağı konusunda anayasal sınırlar içinde takdir yetkisine sahip olduğu,
bu yetkinin, idari yaptırımlar bakımından da geçerli olduğu, ceza
sorumluluğunun şahsiliğinin ceza hukukunun temel kurallarından olduğu,
cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı
cezalandırılmaması olduğu, diğer bir anlatımla, bir kimsenin başkasının
fiilinden sorumlu tutulmaması olduğu, bu ilkeye göre asli ve feri fail olmayan
kişilerin bir suç sebebiyle cezalandırılmaları olanaklı olmadığı, Anayasa'nın
38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından idari
para cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tâbi olduğu, Kanun'un birinci
maddesinde Kanun'un amacı; karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik
düzeninin sağlanması ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak
önlemlerin belirlenmesi olarak ifade edildiği, bu bağlamda, can ve mal
güvenliği, trafik düzeni ve güvenliğinin sağlanması amacıyla Kanun'un 31.
maddesinde araçlarda bulundurulması zorunlu olan gereçler düzenlenmiş ve
belirtilen zorunlu gereçlerin hem sürücü hem de araç sahibi tarafından araçta
bulundurulması zorunluluğu getirildiği, söz konusu düzenlemenin toplumu
oluşturan bireylerin can ve mal güvenliğini temin etmek, trafik düzenini ve
trafik güvenliğini sağlamak için kamu yararı amacıyla yapıldığı anlaşıldığı,
düzenleme anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdir yetkisinde olup,
kuralda hukuk devleti ilkesine aykırılık bulunmadığı, öte yandan, itiraz konusu
kuralda aynı eylemden dolayı iki farklı kişiye cezai yaptırım uygulanması
durumu da söz konusu olmadığı, Kanun'un 31. maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinde sayılan gereçlerin araçta bulundurulmaması hâlinde sürücünün eylemi,
araçta bulunması zorunlu olan gereçler bulundurulmadan trafiğe çıkılması iken,
araç sahibinin yaptırıma tabi eylemi, araçta bulunması zorunlu olan gereçler
bulundurulmadan aracın başkasına kullandırılması olduğu, dolayısıyla, araç
sahibi hakkında öngörülen yaptırımın, araç sahibinin kendi eyleminden
kaynaklandığı, sürücü ile araç sahibinin eylemlerinin aynı olduğu söylenemeyeceğinden
itiraz konusu kuralda cezaların şahsiliği ilkesi ile çelişen bir yön
bulunmamadığı, açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. ve
38. maddelerine aykırı değildir ve iptal isteminin reddi gerekir.
Anayasa Mahkemesinin yukarıda özetle yer verilen 2013/97 E. ve 2014/60 K. sayılı kararındaki gerekçeler, aynen
dava konusu işbu kural açısından da geçerlidir. Dava konusu kuralın toplumu
oluşturan bireylerin can ve mal güvenliğini temin etmek, trafik düzenini ve
trafik güvenliğini sağlamak için kamu yararı amacıyla yapıldığında şüphe
bulunmamaktadır. Trafiğe çıkan belirli araçlarda örneğin, okul servislerinde
"okul servisi" yazısı, "ambulanslarda "ambulans yazısı", uzun araçlarda "uzun
araç" yazısı, polis, itfaiye, ambulans gibi araçlarda sesli ve ışıklı
chiazların bulunmasında kamu yararı söz konusudur. Yine, ses ve ışıklı cihazlar
bulundurmasına izin verilmeyen araçlarda söz konusu cihazların bulundurulması
ya da kullanılması halinde ambulans, polis veya itfaiye gibi kamu hizmeti gören
araçlar ile karıştırılma ihtimali doğacağı, izinsiz kullanımın kamu hizmeti
gören araçlarla aynı yolun kullanılması halinde kamu hizmetlerinin aksayacağı,
toplumda trafik kurallarına uyan kişiler nezdinde eşitsizlik ve adaletsizlik
hissi doğuracağı şüpheden uzaktır. Buna göre, dava konusu kural anayasal
sınırlar içinde kanun koyucunun takdir yetkisinde olup, kuralda hukuk devleti
ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
Yine Anayasa Mahkemesinin 2013/97 E. ve 2014/60 K. sayılı
kararında belirtildiği üzere araç sürücüsü ve araç malikinin fiilleri farklı
olup, araç malikinin sürücünün fiilinden cezalandırılması söz konusu değildir.
Dava konusu kural uyarınca araç sürücüsünün cezalandırılan fiili, araçta
bulunması zorunlu olan yazı, sembol vb. işaretlerin bulundurmadan ya da araçta
bulunmaması gereken sesli ve ışıklı cihazları bulundurarak trafiğe çıkılması
iken, araç sahibinin yaptırıma tabi eylemi, araçta bulunması zorunlu olan yazı,
sembol vb. işaretler olmaksızın veya araçta bulunmaması gereken sesli ve ışıklı
cihazları bulundurarak aracın başkasına kullandırılmasıdır. Dolayısıyla, araç
sahibi hakkında öngörülen yaptırımın araç sahibinin kendi eyleminden
kaynaklandığı kabul edileceğinden Anayasanın 38. maddesine aykırılık da söz
konusu değildir.
Açıklanan nedenlerle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 26. maddesinin 7533 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle değiştirilen 5.fıkrasının 4.cümlesinin Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırı olmadığı ve iptal edilmemesi gerektiği kanaatinde olduğumdan, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
----------o----------
Değişiklik yapılan Kanun;
Motorlu Taşıtlar Vergileri Mevzuatı, Sigortacılık Mevzuatı, İş Hukuku Mevzuatı, Belediye Mevzuatı, T.C. Külliyatı: XXX/2918A.01 No.lu belgelerdedir.