R.Gazete No: 33268
R.G. Tarihi: 02.06.2026
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI 1
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2024/187
Karar Sayısı : 2026/42
Karar Tarihi: 12/2/2026
İTİRAZ YOLUNA
BAŞVURAN: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi
3. Hukuk Dairesi
İTİRAZIN KONUSU: A. 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması
Hakkında Kanun'un 48. maddesine 24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Kanun'un 7.
maddesiyle eklenen (6) numaralı fıkranın (d) bendinde yer alan "…ile 11 inci ve 15 inci maddelerde yer alan
hakların kullanımı…" ibaresinin,
B.
23/10/2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında
Kanun'un 1/7/2022 tarihli ve 7416 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle başlığı ile
birlikte değiştirilen 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının,
Anayasa'nın 2., 10., 13., 36. ve 172. maddelerine
aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Ayıplı mal nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini
talebiyle açılan davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararının istinaf
incelemesinde itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan
Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I.
İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
1. 6502
sayılı Kanun'un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 48. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Mesafeli sözleşmeler
MADDE 48- (1) Mesafeli sözleşme, satıcı veya sağlayıcı ile tüketicinin eş
zamanlı fiziksel varlığı olmaksızın, mal veya hizmetlerin uzaktan
pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde, taraflar
arasında sözleşmenin kurulduğu ana kadar ve kurulduğu an da dâhil olmak üzere
uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmelerdir.
(2) Tüketici, mesafeli
sözleşmeyi ya da buna karşılık gelen herhangi bir teklifi kabul etmeden önce
ayrıntıları yönetmelikte belirlenen hususlarda ve siparişi onaylandığı takdirde
ödeme yükümlülüğü altına gireceği konusunda açık ve anlaşılır şekilde satıcı
veya sağlayıcı tarafından bilgilendirilir.
Tüketicinin bilgilendirildiğine ilişkin ispat yükü satıcı veya sağlayıcıya
aittir.
(3) Satıcı veya
sağlayıcı, tüketicinin siparişinin kendisine ulaştığı andan itibaren taahhüt
edilen süre içinde edimini yerine getirir. (Değişik cümle:24/3/2022-7392/7 md.) Tüketicinin isteği veya
kişisel ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan mallara ilişkin sözleşmeler
haricinde mal satışlarında bu süre her hâlükârda otuz günü geçemez. Satıcı veya
sağlayıcının bu süre içinde edimini yerine getirmemesi durumunda tüketici sözleşmeyi
feshedebilir.
(4) Tüketici, on dört gün
içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin
sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma hakkının kullanıldığına dair
bildirimin bu süre içinde satıcı veya sağlayıcıya yöneltilmiş olması
yeterlidir. Satıcı veya sağlayıcı, cayma hakkı konusunda tüketicinin
bilgilendirildiğini ispat etmekle yükümlüdür. Tüketici, cayma hakkı konusunda
gerektiği şekilde bilgilendirilmezse, cayma hakkını kullanmak için on dört
günlük süreyle bağlı değildir. Her hâlükârda bu süre cayma süresinin bittiği
tarihten itibaren bir yıl sonra sona erer. Tüketici, cayma hakkı süresi içinde
malın mutat kullanımı sebebiyle meydana gelen değişiklik ve bozulmalardan
sorumlu değildir.
(5) (Değişik:24/3/2022-7392/7 md.) Oluşturdukları
sistem ile satıcı veya sağlayıcı adına mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık
eden aracı hizmet sağlayıcılar, sistem aracılığıyla kurulan mesafeli
sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülüklerin kullanım süresi boyunca
tüketicilerin yönetmelikle belirlenen hususlara ilişkin talep ve bildirimlerini
iletebilmelerine ve takip edebilmelerine elverişli bir sistemi kurmak ve
kesintisiz olarak açık tutmakla yükümlüdür.
(6) (Ek:24/3/2022-7392/7 md.) Aracı
hizmet sağlayıcısı olarak faaliyet gösterenler aracılık ettikleri mesafeli
sözleşmelere ilişkin olarak;
a) Tüketiciye ön bilgilendirmenin yapılmasından, teyidinden ve
ispatından satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen,
b) Veri girişinin satıcı veya sağlayıcı tarafından yapıldığı
durumlar hariç olmak üzere, yönetmelikle belirlenen ön bilgilendirmede
bulunması zorunlu hususlardaki eksikliklerden,
c) Bu maddede yer alan hususlardan dolayı tüketicilerin satıcı
veya sağlayıcılar ile yaptıkları işlemlere ilişkin kayıtların tutulmasından ve
istenilmesi hâlinde bu bilgilerin ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile
tüketicilere verilmesinden,
ç) Satıcı veya sağlayıcı ile yaptıkları aracılık hizmetine
ilişkin sözleşmeye aykırı uygulamaları nedeniyle satıcı ve sağlayıcıların bu
madde hükümlerine aykırı davranmasına sebep oldukları her bir işlemden,
d) Satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil etmesi hâlinde, mal
veya hizmetin tüketiciye teslim veya ifası sonrası bedelin satıcıya veya
sağlayıcıya aktarıldığı durumlar ile
11 inci ve 15 inci maddelerde yer alan hakların kullanımı hariç
olmak üzere teslim veya ifa ile cayma hakkına ilişkin yükümlülüklerden satıcı
veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen,
e) Satıcı veya sağlayıcı onayı olmaksızın düzenledikleri
kampanyalı, promosyonlu veya indirimli satışlarda, sözleşmenin hiç ya da gereği
gibi ifa edilmemesinden,
f) Ön bilgilendirmede yer alan hususlar ile reklamlarında yer
alan bilgilerin uyumlu olmasından ve ispatından,
sorumludur.
..."
2. 6563
sayılı Kanun'un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 9. maddesi şöyledir:
"Hukuka aykırı içerik
MADDE 9- (Başlığı ile Birlikte
Değişik:1/7/2022-7416/3 md.)
(1) Diğer kanunlarda aksine hüküm
bulunmadıkça, aracı hizmet sağlayıcı, hizmet sağlayıcı tarafından sunulan
içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı hususlardan
sorumlu değildir.
(2) Elektronik ticaret
aracı hizmet sağlayıcı, elektronik ticaret hizmet sağlayıcı tarafından sunulan
içeriğin hukuka aykırı olduğundan haberdar olması hâlinde, bu içeriği
gecikmeksizin yayımdan kaldırarak hukuka aykırı hususu ilgili kamu kurum ve
kuruluşlarına bildirir.
(3) Elektronik ticaret
aracı hizmet sağlayıcı, hak sahibinin, fikri ve sınai mülkiyet hakkı ihlaline
dair bilgi ve belgeye dayanan şikâyeti üzerine, elektronik ticaret hizmet
sağlayıcının şikâyete konu ürününü yayımdan kaldırarak durumu kendisine ve hak
sahibine bildirir. Elektronik ticaret hizmet sağlayıcının, şikâyetin aksini gösteren
bilgi ve belgeye dayanan itirazını elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcıya
sunması üzerine şikâyete konu ürünü yeniden yayımlar. Şikâyet ve itirazda;
ilgililerin açık kimlik ve adres bilgileri, ihtilafa konu ürün hakkındaki
bilgiler, ürünün yayımdan kaldırılması veya yayımlanmasının gerekliliğine dair
gerekçeler ile yönetmelikle belirlenen diğer hususlar yer alır. İlgililerin
genel hükümlere göre adli ve idari mercilere başvurma hakları saklıdır."
II. İLK
İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri
uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan
FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI'nın katılımlarıyla 5/11/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme
toplantısında öncelikle uygulanacak kural ve sınırlama sorunları görüşülmüştür.
2. Anayasa'nın 152. ile 30/3/2011 tarihli
ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun'un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava
sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin
hükümlerini Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü
aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin
iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler
uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde
yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali
talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural
ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların
çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak
nitelikteki kurallardır.
3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 6502 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (6)
numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "…ile
11 inci ve 15 inci maddelerde yer alan hakların kullanımı…" ibaresinin ve
6563 sayılı Kanun'un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının iptallerini talep
etmiştir.
4. 6502 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (6) numaralı
fıkrasının itiraz konusu ibarenin de yer aldığı (d) bendinde aracı hizmet
sağlayıcının satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil etmesi hâlinde, mal veya
hizmetin tüketiciye teslimi veya ifası sonrası bedelin satıcıya veya sağlayıcıya
aktarıldığı durumlar ile 11. ve 15. maddelerde yer alan hakların kullanımı
hariç olmak üzere teslim veya ifa ile cayma hakkına ilişkin yükümlülüklerden
satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu hüküm altına
alınmıştır. Anılan bentte yer alan "…ile
11 inci ve 15 inci maddelerde yer alan hakların kullanımı…" ibaresi itiraz konusu kurallardan
ilkini oluşturmaktadır. Kurala göre aracı hizmet sağlayıcının söz konusu Kanun'un
11. ve 15. maddelerinde yer alan hakların kullanımı hususunda tüketiciye karşı
herhangi bir sorumluluğu söz konusu olmayacaktır.
5. Kanun'un 11. maddesi malın ayıplı olması, 15. maddesi
ise hizmetin ayıplı olarak ifa edilmesi durumunda tüketicinin seçimlik
haklarını düzenlemektedir. Bakılmakta olan davanın konusunun ayıplı mala ilişkin olduğu
gözetildiğinde 15. maddenin uygulanacak kural niteliğinde olmadığı sonucuna
ulaşılmıştır.
6. Öte yandan kuralda yer alan "…maddelerde yer alan hakların kullanımı…" ibaresi, bakılmakta olan
davanın konusu olan "…ile 11 inci…" ibaresinin yanı sıra uygulanma imkânı
olmayan "…ve 15 inci..." ibaresi yönünden de
geçerli, ortak kural niteliğindedir. Dolayısıyla bakılmakta olan davanın konusu
gözetildiğinde kuralın kalan kısmının esasına ilişkin incelemenin kuralda yer
alan "…ile 11 inci…" ibaresi ile
sınırlı olarak yapılması gerekir.
7. Açıklanan nedenlerle;
A. 7/11/2013
tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 48. maddesine
24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle eklenen (6) numaralı
fıkranın (d) bendinde yer alan;
1. "…ve 15 inci..."
ibaresinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta
olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin
yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
2. "…ile 11 inci..." ve "...maddelerde
yer alan hakların kullanımı…" ibarelerinin esasının incelenmesine, esasa
ilişkin incelemenin "…ile 11 inci…" ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,
B. 23/10/2014
tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un
1/7/2022 tarihli ve 7416 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle başlığı ile birlikte
değiştirilen 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının esasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir.
III. ESASIN
İNCELENMESİ
8. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör
Ömer MENCİK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu
kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
A.
Sınırlama Sorunu
9. 6563 sayılı Kanun'un 9. maddesinin itiraz konusu (1)
numaralı fıkrası, aracı hizmet sağlayıcının sağladığı elektronik ticaret
ortamında gerçekleştirilen ve fiziki olarak karşı karşıya gelmeksizin yapılan
çevrim içi iktisadi ve ticari her türlü faaliyette aracı hizmet sağlayıcının
hukuka aykırı içerik durumunda sorumlu olmadığını hüküm altına almaktadır. Bu
itibarla itiraz konusu kural, tüketici sözleşmesi niteliğinde olsun ya da
olmasın her türlü elektronik ticareti kapsamaktadır.
10. Bakılmakta olan davanın konusu ise elektronik ticaret
yoluyla satın alınan malın ayıplı çıkması nedeniyle uğranılan manevi zararın
tazmini talebiyle tüketici tarafından açılan tazminat davasıdır. Bu durum
karşısında kuralın esasına ilişkin incelemenin "tüketici sözleşmeleri" yönünden yapılması gerekir.
B. Genel
Açıklama
11. Bilgi teknolojilerinin hızla gelişmesi ve dünyanın
dijital dönüşüme uğraması toplumların sosyal ve ekonomik hayatını bütün yönleri
ile etkilemektedir. Dijitalleşme sonucunda ticaret de boyut değiştirmiş ve bu
durum ticaret kanalları ve alanlarının hızlı bir şekilde çeşitlenmesine yol
açmıştır. İnternet vasıtasıyla ticaretin geleneksel kuralları değişmekte,
elektronik ticaret yoluyla işletmeler faaliyetlerini bir işyerine bağlı
olmaksızın arz ve talebin fiziki ortamdan bağımsız olduğu çevrim içi alanda gerçekleştirebilmektedir
(AYM, E.2022/109, K.2023/125, 13/7/2023, § 7).
12. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin ürünü olan
internetin ticari amaçlarla kullanılmaya başlanması, elektronik ticaret olarak adlandırılan yeni bir ticaret alanının
oluşmasına neden olmuştur. Elektronik ticaret, ticaretin fiziki satış yerlerine
gidilmeksizin internet aracılığıyla yapılmasına imkân sağlamaktadır (AYM,
E.2022/109, K.2023/125, 13/7/2023, § 8).
13. Bu çerçevede elektronik alanlarda gerçekleştirilen
ticarete ilişkin ortaya çıkan yeni kavramların tanımlanması ve geleneksel
sistem ve mevzuatla çözümlenemeyen ve öncekilerle benzeşmeyen yeni sorunların
çözümlenmesi için birçok ülkede kanuni düzenlemeler yapılmaktadır. Ülkemizde
ise elektronik ticarete ilişkin esas ve usullere yönelik kanuni düzenleme 6563
sayılı Kanun ile yapılmıştır (AYM, E.2022/109, K.2023/125, 13/7/2023, § 9).
14. Anılan Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının
(a) bendinde elektronik ticaret;
fiziki olarak karşı karşıya gelmeksizin elektronik ortamda gerçekleştirilen
çevrim içi iktisadi ve ticari her türlü faaliyet olarak tanımlanmıştır.
15. Kanun'la ticari iletişim, hizmet sağlayıcı ve aracı
hizmet sağlayıcıların sorumlulukları, elektronik iletişim araçlarıyla yapılan
sözleşmeler, elektronik ticarete ilişkin bilgi verme yükümlülükleri ile
uygulanacak yaptırımlara yönelik düzenlemeler yapılmıştır.
16. Diğer yandan 6502 sayılı Kanun'da tüketicinin
korunmasına dair düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan
Kanun'un 1. maddesinde Kanun'un amacının kamu yararına uygun olarak tüketicinin
sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin
edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve
bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu
girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında
gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemek olduğu ifade
edilmiştir. Kanun'un 2. maddesinde bu Kanun'un, her türlü tüketici
işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsadığı ifade edilmiştir.
C. Anlam ve Kapsam
17. 6563 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı
fıkrasında elektronik ticaretin ana aktörlerine ilişkin tanımlara yer
verilmiştir. Anılan fıkranın (ç)
bendinde hizmet sağlayıcı, elektronik ticaret faaliyetinde bulunan gerçek ya
da tüzel kişiler; (d) bendinde ise aracı
hizmet sağlayıcı, başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin
yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek ve tüzel kişiler
şeklinde tanımlanmıştır.
18. Fıkranın (f) bendinde elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcı, elektronik ticaret pazar
yerinde elektronik ticaret hizmet sağlayıcıların mal veya hizmetlerinin
teminine yönelik olarak sözleşme yapılmasına ya da sipariş verilmesine imkân
sağlayan aracı hizmet sağlayıcı olarak tanımlanmış; (g) bendinde ise elektronik ticaret hizmet sağlayıcının,
elektronik ticaret pazar yerinde ya da kendine ait elektronik ticaret ortamında
mal veya hizmetlerinin teminine yönelik olarak sözleşme yapan ya da sipariş
alan hizmet sağlayıcıyı ifade ettiği belirtilmiştir.
19. Bunun yanı sıra fıkrada, elektronik ticaret aracı
hizmet sağlayıcının aracılık hizmeti sunduğu elektronik ticaret ortamı ve
elektronik ticaret pazar yeri tanımlarına da yer verilmiştir. Bu kapsamda
fıkranın (ğ) bendinde elektronik ticaret
ortamı, elektronik ticaret faaliyetinde bulunulan internet sitesi, mobil
site veya mobil uygulama gibi platformlar, (h) bendinde ise elektronik ticaret pazar yeri,
elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcının aracılık hizmetlerini sunduğu
elektronik ticaret ortamı olarak tanımlanmıştır.
20. Elektronik ticarette hukuka aykırı içeriğe dair
hususlar Kanun'un 9. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin itiraz konusu
(1) numaralı fıkrasında diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça aracı hizmet
sağlayıcının, hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içerik ve içeriğe konu mal
veya hizmetle ilgili hukuka aykırı hususlardan sorumlu olmadığı hüküm altına
alınmıştır. İtiraz konusu kural, "tüketici
sözleşmeleri" yönünden incelenmiştir.
21. Kurala konu hukuka aykırılığın neleri kapsadığı
hususunda kuralda veya 6563 sayılı Kanun'un başka maddelerinde herhangi bir
tanım yer almamaktadır. Bununla birlikte kuralda yer alan "hukuka aykırılık" ibaresi, ürünlerin satışı veya hizmetlerin
sağlanması da dâhil olmak üzere aracı hizmet sağlayıcının sahibi olduğu
elektronik ticaret ortamında gerçekleşen her tür iktisadi ve ticari faaliyetin
hukuk kurallarına uygun olmamasını ifade eder. Bu bağlamda kural, elektronik
ticaret ortamında gerçekleşen ürünlerin satışı veya hizmetlerin sağlanması
hususunda alıcı ile satıcı veya sağlayıcı arasında ortaya çıkacak her tür
sözleşme veya mevzuata uygun olmayan işlemleri kapsamına almaktadır. Bunun
yanında kural, üçüncü kişi konumundaki bir hak sahibinin fikrî ve sınai hakkını
ihlal eden bir içeriğe yer sağlayan aracı hizmet sağlayıcının sorumluluğunu da
düzenlemektedir.
22. Anılan maddenin (2) ve (3) numaralı fıkralarında ise
elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcının hukuka aykırı içerikle ilgili
sorumlulukları düzenlemiştir. Anılan fıkralarda genel olarak elektronik ticaret
aracı hizmet sağlayıcının hukuka aykırı içerikle ilgili sorumluluğu, içeriğin
hukuka aykırı olduğundan haberdar olması hâlinde bu içeriği gecikmeksizin
yayımdan kaldırmak olarak belirlenmiştir.
23. Öte yandan 6502 sayılı Kanun'un 48. maddesinde bir
tüketici sözleşmesi türü olarak mesafeli sözleşmeler düzenlenmiştir. Anılan
maddenin (1) numaralı fıkrasında mesafeli
sözleşme, satıcı veya sağlayıcı ile tüketicinin eş zamanlı fiziksel varlığı
olmaksızın, mal veya hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak
oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu
ana kadar ve kurulduğu an da dâhil olmak üzere uzaktan iletişim araçlarının
kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeler şeklinde tanımlanmıştır.
24. Maddenin (5) ve (6) numaralı fıkralarında mesafeli
sözleşmelerde aracı hizmet sağlayıcıların yükümlülük ve sorumluluklarına dair
düzenlemelere yer verilmiştir.
25. (5) numaralı fıkrada oluşturdukları sistem ile satıcı
veya sağlayıcı adına mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden aracı hizmet
sağlayıcıların, sistem aracılığıyla kurulan mesafeli sözleşmelerden doğan hak
ve yükümlülüklerin kullanım süresi boyunca tüketicilerin yönetmelikle
belirlenen hususlara ilişkin talep ve bildirimlerini iletebilmelerine ve takip
edebilmelerine elverişli bir sistemi kurmak ve kesintisiz olarak açık tutmakla
yükümlü oldukları öngörülmüştür.
26. (6) numaralı fıkrada aracı hizmet sağlayıcının
sorumlu tutulabileceği bazı hâller düzenlenmiştir. Anılan fıkranın (d) bendinde
aracı hizmet sağlayıcısı olarak faaliyet gösterenlerin satıcı veya sağlayıcı
adına bedel tahsil etmesi hâlinde, mal veya hizmetin tüketiciye teslim veya
ifası sonrası bedelin satıcıya veya sağlayıcıya aktarıldığı durumlar ile 11. ve
15. maddelerde yer alan hakların kullanımı hariç olmak üzere aracılık ettikleri
mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak teslim veya ifa ile cayma hakkına ilişkin
yükümlülüklerden satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu
öngörülmüştür. Anılan bentte yer alan "…ile
11 inci..." ibaresi itiraz konusu
diğer kuralı oluşturmaktadır.
27. Söz konusu Kanun'un
11. maddesinin (1) numaralı fıkrasında malın ayıplı olduğunun
anlaşılması durumunda tüketicinin, satılanı geri vermeye hazır olduğunu
bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden
indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları
satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa
satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme seçimlik haklarına
sahip olduğu belirtilmiştir. Anılan maddenin (6) numaralı fıkrasının ikinci
cümlesinde ise tüketicinin anılan seçimlik haklarından biri ile birlikte
11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca
tazminat da talep edebileceği belirtilmiştir.
28. Kural uyarınca aracı hizmet sağlayıcı olarak faaliyet
gösterenler, satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil etmesi hâlinde dahi Kanun'un
11. maddesinde düzenlenen ayıplı mala ilişkin tüketici haklarından sorumlu
olmayacaktır.
Ç. İtirazın Gerekçesi
29. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kurallarla
aracı hizmet sağlayıcıların sundukları içeriklerin hukuka aykırılığından
sorumlu tutulmamasının devletin tüketicinin korunmasına yönelik
yükümlülükleriyle bağdaşmadığı, tüketici ile aracı hizmet sağlayıcı arasındaki
dengenin tüketici aleyhine bozulduğu, tüketicilerin elektronik ticaret pazar
yerinden aracı hizmet sağlayıcının oluşturduğu güven nedeniyle alışveriş
yaptığı, güven sorumluluğu ilkesi gereğince aracı hizmet sağlayıcıların
aracılık ettikleri sözleşme bakımından sorumlu tutulmalarının anayasal bir
zorunluluk olduğu, aracı hizmet sağlayıcılara sorumsuzluk öngörülmesi suretiyle
tüketicilerin zararlarını talep etme bakımından mahkemeye erişim hakkına
sınırlama getirildiği, aynı zamanda aracı hizmet sağlayıcılar ile küçük ölçekli
satıcı veya sağlayıcılar arasında eşitsizlik yaratıldığı belirtilerek
kuralların Anayasa'nın 2., 10., 13., 36. ve 172. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
D. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
30. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca kurallar,
ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 5. ve 35. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
31. Anayasa'nın 35. maddesinde "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına
sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."
denilmektedir. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,
ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı
hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §§ 20, 21). Bu
bağlamda mülkiyet hakkı, maddi varlığı bulunan taşınır ve taşınmaz mal
varlığını kapsadığı gibi maddi bir varlığı bulunmayan hak ve alacakları da içermektedir
(AYM, E.2024/8, K.2024/126, 27/6/2024, § 11).
32. İtiraz
konusu kurallarla aracı hizmet sağlayıcının, hizmet sağlayıcı
tarafından sunulan içeriğin ve içeriğe konu mal veya hizmetlerin hukuka aykırı olmasından sorumlu olmadığı hüküm altına
alınmıştır. Mal veya hizmetin içeriğinin hukuka aykırı olması durumunda yaptığı
ödeme karşılığında mal veya hizmet almış olan tüketicinin mal varlığında bir
değer kaybı yaşanacaktır. Söz konusu değer kaybının maddi varlığa ilişkin olduğu ve mülk teşkil ettiği açıktır.
33. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının
hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak şartıyla
sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve
üzerinde tasarruf etme imkânı veren bir haktır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.],
B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32; E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, § 27).
34. Anayasa'nın söz konusu maddesinde
bir temel hak olarak güvence altına alınan mülkiyet hakkının etkili bir şekilde
korunabilmesi yalnızca devletin bu hakka müdahaleden kaçınmasına bağlı
değildir. Nitekim Anayasa'nın 5. maddesinde insanın maddi ve manevi varlığının
gelişmesi için gerekli şartların hazırlanması, devletin temel amaç ve görevleri
arasında sayılmıştır. Anayasa'nın 5. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde
35. maddesi uyarınca devletin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu
kapsamda devlet, kişilerin mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanabilmeleri
ve etkili bir şekilde mülkiyet hakkının korunması amacıyla yasal, idari, mali,
yargısal ve diğer önlemleri almak zorundadır. Pozitif yükümlülüğün ortaya
çıkmasının nedeni gerçek anlamda koruma sağlanmasıdır. Bu bağlamda söz
konusu pozitif yükümlülük, kimi durumlarda özel kişiler arasındaki
uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyet hakkının korunması için belirli
tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (AYM, E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, § 13; E.2023/58,
K.2023/204, 30/11/2023, § 20; Türkiye
Emekliler Derneği [1. B.], B. No:
2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-38; Eyyüp
Boynukara [1. B.], B. No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik
Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limitet Şirketi [2. B.], B. No:
2014/8649, 15/2/2017, § 43).
35. Kurallar, aracı hizmet sağlayıcının,
hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içeriğin
ve içeriğe konu mal ve/veya hizmetlerin hukuka
aykırı olmasından sorumlu olmadığını düzenlemek suretiyle aracı hizmet
sağlayıcının mülkiyet hakkının korunmasını amaçlamaktadır. Dolayısıyla kurallar
tüketicilerin mülküne doğrudan bir sınırlama niteliğinde olmayıp aracı hizmet
sağlayıcının mülkiyet hakkının korunması için alınan bir tedbir niteliği
taşımaktadır. Bu nedenle kurallar devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülüğü
yönünden incelenmelidir.
36. Mülkiyet hakkı bakımından devletin
pozitif yükümlülükleri kapsamında koruyucu ve düzeltici nitelikte bazı önlemler
alması gerekmektedir. Koruyucu önlemler mülkiyete müdahale edilmesini önleyici;
düzeltici önlemler ise müdahalenin etkilerini giderici, diğer bir ifadeyle
telafi edici yasal, idari ve fiilî tedbirleri kapsamaktadır. Mülkiyet hakkına
müdahalenin malik üzerinde doğurduğu olumsuz sonuçların mümkünse eski hâle
döndürülmesini, mümkün değilse malikin zarar ve kayıplarının telafi edilmesini
sağlayan idari veya yargısal birtakım hukuki mekanizmaların oluşturulması
devletin pozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir (Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi
Ticaret Limitet Şirketi, §§ 46, 48).
37. Devletin pozitif yükümlülükleri, mülkiyet hakkına
yapılan müdahalelere karşı usule ilişkin güvenceleri sunan yargısal yollarını
da içeren etkili hukuksal bir çerçeve oluşturmak ve oluşturulan bu hukuksal
çerçeve kapsamında yargısal ve idari makamların bireylerin özel kişilerle olan
uyuşmazlıklarında etkili ve adil bir karar vermesini temin etmek
sorumluluklarını da kapsamaktadır (Feridun
Çalışkan ve diğerleri [1. B.], B. No:
2017/32275, 16/9/2020, § 46, Selahattin Turan [1. B.], B. No: 2014/11410, 22/6/2017, § 41).
38. Elektronik ticarette hizmet sağlayıcı tarafından
sunulan içeriğin ve içeriğe konu mal veya hizmetin hukuka aykırı olması
durumunda hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcı ile tüketicilerin mülkiyet hakkından kaynaklanan
menfaatleri çatışmaktadır. Farklı
tarafların mülkiyet hakkının çatıştığı durumlarda bunlardan hangisine üstünlük
tanınacağı hususunda kanun koyucunun belli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır.
Bununla birlikte kanun koyucunun öngördüğü düzenlemelerin
menfaatler dengesinin kurulmasında taraflardan biri aleyhine ölçüsüzlüğe neden
olması mülkiyet hakkı yönünden pozitif yükümlülüklerle bağdaşmayabilir. Bu
bağlamda her iki tarafın menfaatlerinin mümkün olduğunca dengelenmesi ve
sürecin taraflardan biri aleyhine ölçüsüz bir netice doğuracak şekilde
sonuçlandırılmaması gerekir (benzer bir değerlendirme için bkz. AYM, E.2019/11,
K.2019/86, 14/11/2019, § 16). Menfaat dengesinin
adil bir şekilde kurulup kurulmadığının değerlendirilmesinde ise taraflara
tanınan tüm imkânların gözönünde bulundurulması zorunludur (AYM,
E.2020/11, K.2023/98, 18/5/2023, § 106).
39. Anayasa'nın 172. maddesinde de devletin tüketicileri
koruyucu ve aydınlatıcı tedbirleri alacağı, tüketicilerin kendilerini koruyucu
girişimleri teşvik edeceği ifade edilerek tüketicilerin haklarının korunmasına
ilişkin doğrudan ve özel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Anılan maddenin
gerekçesinde özetle tüketicilerin korunmasının tüketici toplumu diye
adlandırılan belirli bir gelişmişlik seviyesindeki ülkelerde ortaya çıkmış
olmakla birlikte bu ölçüde gelişmemiş ülkelerde de toplumsal bir sorun
olduğunun sonradan görüldüğü ve bu konuda getirilecek tedbirlerin tüketicileri
koruyacağı, tüketicinin korunmasının bir serbest piyasa ekonomisi tedbiri
olduğu, her şeyden önce tüketicilerde tüketici bilincinin oluşturulması
gerektiği, devletin tüketicileri koruyucu başka tedbirler de alabileceği
belirtilmiştir (AYM, E.2016/162, K.2017/156, 15/11/2017, § 8).
40. Aracı
hizmet sağlayıcılar, elektronik ortamda ve başkaları arasında iktisadi ve
ticari faaliyetlerin yapılması için uygun bir ortam sağlayan gerçek ve tüzel
kişilerdir. Aracı hizmet sağlayıcıların her iki tarafla yapmış oldukları
sözleşmelerin konusu çevrim içi olarak iktisadi ve ticari faaliyet
gerçekleştirmeleri için tarafların uzaktan iletişim kurmalarını sağlamaktır.
41. Günümüzde aracı hizmet sağlayıcıların aracılık
ettikleri iktisadi ve ticari faaliyetin yapılması sırasındaki konumu
değişebilmektedir. Aracı hizmet sağlayıcılar iktisadi ve ticari faaliyetin
yapılması sırasında bazen sadece alıcı ve satıcı veya sağlayıcının uzaktan
iletişim kurmalarını sağlamakta iken diğer bazı durumlarda ise aracılık
ettikleri iktisadi veya ticari faaliyete konu olan mal ya da hizmet hususunda
bilgi sahibi olmakta, hatta bu mal veya hizmetler üzerinde kontrol sahibi
olabilmektedir. Bu nitelikteki aracı hizmet sağlayıcılar aktif aracı hizmet sağlayıcı olarak kabul edilmektedir.
42. Aktif aracı hizmet sağlayıcılar, pasif konumda olan
aracı hizmet sağlayıcılara göre aracılık ettikleri iktisadi veya ticari
faaliyet hususunda daha etkin konumdadırlar. Bu bağlamda aktif aracı hizmet
sağlayıcılar, mal veya hizmeti sunanların niteliklerini belirleme ve sunulan
hizmetin veya satılan malın kalitesini değerlendirme konusunda etkin rol
oynayabilmektedir.
43. Karşılaştırmalı hukukta ilke olarak aracı hizmet
sağlayıcıların güvenli liman adı
altında hizmet sağlayıcılar tarafından sunulan içerikten sorumlu tutulmadıkları
görülmektedir. Ancak söz konusu sorumsuzluğun genel olarak sadece verilerin
teknik ve otomatik olarak işlenmesi yoluyla tarafsız bir şekilde hizmet sunan
aracı hizmet sağlayıcılar yönünden kabul edildiği, aracılık faaliyetinde aktif
rol alan aracılar yönünden anılan sorumsuzluğun kabul edilmediği görülmektedir.
44. Bu bağlamda 6563 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde
uyum sağlanacağı belirtilen Avrupa Birliği'nin
(AB) 8/6/2000 tarihli ve 2000/31/EG Bilgi Toplumu Hizmetlerinin, Özellikle
Elektronik Ticaretin Ortak Pazardaki Bazı Yönleri Hakkında Direktifi'nde hizmet
sağlayıcıların sundukları içerikten sorumlu tutulmayacakları düzenlemesi
yapılmış ancak anılan direktifin giriş kısmının (42) numaralı paragrafında söz
konusu sorumsuzluk hükmünün yalnızca teknik, otomatik ve pasif platform
faaliyetleri özelinde uygulanabileceği belirtilmiştir. Benzer düzenlemeye
dijital hizmetler için tek pazar hakkında 19/10/2022 tarihli ve (AB) 2022/2065
sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü'nde de yer verilmiştir.
45. Dijitalleşme sonucunda
elektronik ticaret yoluyla işletmeler faaliyetlerini bir işyerine bağlı
olmaksızın arz ve talebin fiziki ortamdan bağımsız olduğu elektronik alanda
gerçekleştirebilmekte, bu durum ise elektronik ticaret sektörünün küresel
ticaret hacmi içindeki payının her geçen gün artmasına imkân tanımaktadır. Aynı
zamanda tüketici işlemlerinin azımsanamayacak miktardaki kısmının elektronik
ortamda yapılmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla birçok tüketici işlemlerinin
elektronik ortamda gerçekleşmesi, bu ortamlarda yapılan işlemlerle ilgili
olarak tüketiciyi koruyucu ve tüketicinin zararlarını tazmin edici
mekanizmaların oluşturulmasını zorunlu kılmaktadır.
46. Kurallar, tüketicinin
aracı hizmet sağlayıcıya karşı içeriğin veya içeriğe konu mal veya hizmetin
hukuka aykırı olmasından kaynaklı olarak doğrudan dava açabilmesini her durumda
ve şartta imkânsız hâle getirmektedir. Hâlbuki aracı hizmet sağlayıcının sadece
elektronik ticarete konu mal veya hizmetler hakkındaki bilgilerin teknik ve
otomatik olarak işlenmesi yoluyla tarafsız bir şekilde hizmet sunmakla kalmayıp
ticarete konu mal veya hizmetler hakkında bilgi sahibi veya bu mal ya da
hizmetler üzerinde kontrol sahibi olması hâlinde, başka bir deyişle iktisadi ve
ticari faaliyetlerin yapılması hususunda aktif bir rol oynadığı durumlarda dahi
sorumlu tutulmaması tüketicinin bazı hâllerde korumasız kalmasına neden
olacaktır. Özellikle tüketicilerin satıcı veya sağlayıcıya ulaşamadığı
durumlarda tamamen korumasız kalması ve zararlarını tazmin edememesi gündeme
gelebilecektir. Kurallar, belirtilen hususlarda tüketicilerin aleyhine ortaya
çıkabilecek olumsuzlukların önüne geçecek güvenceleri içermemektedir.
47. Bu itibarla kuralların tüketicilere
aşırı bir külfet yüklediği, aracı hizmet sağlayıcılar ile tüketicilerin
mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi tüketiciler aleyhine
bozduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kurallar devletin mülkiyet hakkına ve tüketicinin korunmasına ilişkin
pozitif yükümlülükleri ile bağdaşmamaktadır.
48. Açıklanan nedenlerle kurallar,
Anayasa'nın 5., 35. ve 172. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.
Ömer ÇINAR bu görüşe
katılmamıştır.
Kuralların Anayasa'nın 2. maddesine de
aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa'nın
5., 35. ve 172. maddeleri
yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle
Anayasa'nın 2. maddesi yönünden
ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kurallar, Anayasa'nın
5., 35. ve 172. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden Anayasa'nın
10., 13. ve 36. maddeleri yönünden ayrıca incelenmemiştir.
IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
49. Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında "Kanun,
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da
bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte
yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe
gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede
yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez." denilmekte, 6216 sayılı
Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarak
Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete'de yayımlandığı
günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek
üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
50. 6502 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (6) numaralı
fıkrasının (d) bendinde yer alan "…ile 11
inci..." ibaresinin ve 6563
sayılı Kanun'un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının "tüketici sözleşmeleri" yönünden
iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek
nitelikte görüldüğünden Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216
sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal
hükümlerinin kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra
yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
V. HÜKÜM
A. 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması
Hakkında Kanun'un 48. maddesine 24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Kanun'un 7.
maddesiyle eklenen (6) numaralı fıkranın (d) bendinde yer alan "…ile 11 inci…" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011
tarihli ve 6216 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası
gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA
YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
B.
23/10/2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında
Kanun'un 1/7/2022 tarihli ve 7416 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle başlığı ile
birlikte değiştirilen 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
1. Esasına ilişkin incelemenin "tüketici sözleşmeleri" yönünden
yapılmasına OYBİRLİĞİYLE,
2. "Tüketici sözleşmeleri" yönünden
Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı
Kanun'un 66. maddesinin (3)
numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK
DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
12/2/2026 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
Mahkememiz çoğunluğu tarafından 7/11/2013 tarihli ve 6502
sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 48. maddesine 24/3/2022 tarihli
ve 7392 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle eklenen (6) numaralı fıkranın (d)
bendinde yer alan "…..ile 11 inci..."
ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, yine 23/10/2014 tarihli ve
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 1/7/2022
tarihli ve 7416 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen
9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının "tüketici
sözleşmeleri" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptalıne karar
verilmiştir. Aşağıda belirttiğim gerekçeler ile söz konusu kuralların
Anayasa'ya aykırı olmadığı kanaatinde olduğumdan, çoğunluğun iptal yönündeki
görüşüne katılmıyorum.
Çoğunluk görüşünde iptal gerekçesi olarak, tüketicinin aracı
hizmet sağlayıcıya karşı içeriğin veya içeriğe konu mal veya hizmetin hukuka
aykırı olmasından kaynaklı olarak doğrudan dava açabilmesini her durumda ve
şartta imkânsız hâle getirdiği, hâlbuki aracı hizmet sağlayıcının sadece
elektronik ticarete konu mal veya hizmetler hakkındaki bilgilerin teknik ve
otomatik olarak işlenmesi yoluyla tarafsız bir şekilde hizmet sunmakla kalmayıp
ticarete konu mal veya hizmetler hakkında bilgi sahibi veya bu mal ya da
hizmetler üzerinde kontrol sahibi olması hâlinde, başka bir deyişle iktisadi ve
ticari faaliyetlerin yapılması hususunda aktif bir rol oynadığı durumlarda dahi
sorumlu tutulmaması tüketicinin bazı hâllerde korumasız kalmasına neden
olacağı, özellikle tüketicilerin satıcı veya sağlayıcıya ulaşamadığı durumlarda
tamamen korumasız kalması ve zararlarını tazmin edememesi gündeme
gelebileceği,kuralların belirtilen hususlarda tüketicilerin aleyhine ortaya
çıkabilecek olumsuzlukların önüne geçecek güvenceleri içermediği, bu itibarla
kuralların tüketicilere aşırı bir külfet yüklediği, aracı hizmet sağlayıcılar
ile tüketicilerin mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi
tüketiciler aleyhine bozduğu anlaşıldığı, dolayısıyla kuralların devletin mülkiyet
hakkına ve tüketicinin korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri ile
bağdaşmadığı, açıklanan nedenlerle kuralların Anayasa'nın 5., 35. ve 172.
maddelerine aykırı olduğu ve iptalleri gerektiği belirtilmiştir.
İptal davasına konu ibarenin de yer aldığı 6502 sayılı
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 48. maddesinin 6. fıkrasının (d)
bendinde, aracı hizmet sağlayacılarının satıcı veya sağlayıcı adına bedel
tahsil etmesi hâlinde, mal veya hizmetin tüketiciye teslim veya ifası sonrası
bedelin satıcıya veya sağlayıcıya aktarıldığı durumlar ile 11 inci ve
15 inci maddelerde yer alan hakların kullanımı hariç olmak üzere teslim veya
ifa ile cayma hakkına ilişkin yükümlülüklerden satıcı veya sağlayıcı ile
birlikte müteselsilen sorumlu olduğu belirtilmiştir. 6563 sayılı Elektronik
Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un iptal davasına konu edilen 9.
maddesinin birinci fıkrasında ise, aracı hizmet sağlayıcılarının, hizmet
sundukları elektronik ortamı kullanan gerçek ve tüzel kişiler tarafından
sağlanan içerikleri kontrol etmek, bu içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle
ilgili hukuka aykırı bir faaliyetin ya da durumun söz konusu olup olmadığını
araştırmakla yükümlü olmadığı düzenlenmiştir.
Elektronik Ticareti düzenleyen 6563 sayılı Kanun, Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun'a göre genel bir Kanun niteliğini haiz olduğundan,
gerek tüketici sözleşmeleri gerekse ticari sözleşmeler açıısndan uygulama alanı
bulmaktadır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, tüketicilerin yaptığı
mesafeli sözleşmeler açısından özel Kanun olarak öncelikle uygulanacağından,
aracı hizmet sağlayıcılarının sorumluluğu hususunda Kanun'un 48. maddesinin 6.
fıkrasında tüketicilerin korunmasında gerekli güvencelerin sağlanıp
sağlanmadığına özel olarak değinmek gerekir.
6502 sayılı Kanun'un 48. maddesinin 6. fıkrasında, aracı
hizmet sağlayıcısı olarak faaliyet gösterenlerin aracılık ettikleri mesafeli
sözleşmelere ilişkin olarak hangi hususlarda sorumlu olacağı özel olarak
belirtilmiştir. Buna göre, aracı hizmet sağlayıcıları;
a) Tüketiciye ön bilgilendirmenin yapılmasından, teyidinden
ve ispatından satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen,
b) Veri girişinin satıcı veya sağlayıcı tarafından yapıldığı
durumlar hariç olmak üzere, yönetmelikle belirlenen ön bilgilendirmede
bulunması zorunlu hususlardaki eksikliklerden,
c) Bu maddede yer alan hususlardan dolayı tüketicilerin
satıcı veya sağlayıcılar ile yaptıkları işlemlere ilişkin kayıtların
tutulmasından ve istenilmesi hâlinde bu bilgilerin ilgili kamu kurum ve
kuruluşları ile tüketicilere verilmesinden,
ç) Satıcı veya sağlayıcı ile yaptıkları aracılık hizmetine
ilişkin sözleşmeye aykırı uygulamaları nedeniyle satıcı ve sağlayıcıların bu
madde hükümlerine aykırı davranmasına sebep oldukları her bir işlemden,
d) Satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil etmesi hâlinde,
mal veya hizmetin tüketiciye teslim veya ifası sonrası bedelin satıcıya veya
sağlayıcıya aktarıldığı durumlar ile 11 inci ve 15 inci maddelerde yer
alan hakların kullanımı hariç olmak üzere teslim veya ifa ile cayma hakkına
ilişkin yükümlülüklerden satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen
e) Satıcı veya sağlayıcı onayı
olmaksızın düzenledikleri kampanyalı, promosyonlu veya indirimli satışlarda, sözleşmenin
hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesinden,
f) Ön bilgilendirmede yer alan hususlar ile reklamlarında yer
alan bilgilerin uyumlu olmasından ve ispatından sorumlu olduğu düzenlenmiştir.
Görüldüğü üzere aracı hizmet sağlayıcıları aktif ya da pasif
konumda olsun, tüketicilerin yaptığı mesafeli sözleşmelerde, ön bilgilendirme
yapılmasından, ön bilgilendirmenin yapılan reklamlarla uyumlu olmasından ve
ispatından, sözleşme kayıtlarının tutulmasından ve ispatından, aracılık hizmet
sözleşmesine aykırılık nedeniyle satıcıların yapmış olduğu sözleşmeye
aykırılıklardan, malın tüketiciye tesliminden ve ifasından, ayrıca cayma
hakkının kullanılması halinde bedelin tüketiciye iadesinden, Satıcı veya sağlayıcı
onayı olmaksızın düzenledikleri kampanyalı, promosyonlu veya indirimli
satışlarda, sözleşmenin hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesinden sorumlu
olmaktadır. Aracı hizmet sağlayıcılarının sorumlu olmadığı husus ise, satılan
malın ayıplı olması halinde tüketicinin ayıptan doğan seçimlik haklarını
düzenleyen 6502 sayılı Kanun'un 11. maddesi ve yine ayıplı hizmet halinde
seçimlik hakları düzenleyen aynı Kanun'un 15. maddesidir.
Satıcı ve sağlayıcının ayıplı mal veya hizmetten doğan
sorumluluğu kusursuz bir sorumluluk olup, 6502 sayılı Kanun'un 11. maddesinde
malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketicinin satılanı geri vermeye
hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında
satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde,
bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını
isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme
seçimlik haklarından birini kullanabileceği, satıcının, tüketicinin tercih
ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlü olduğu, yine ücretsiz onarım veya
malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı
da kullanılabileceği, bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda
satıcı, üretici ve ithalatçının müteselsilen sorumlu olduğu, üetici veya
ithalatçının, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın
doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmayacağı belirtilmiştir. Yine aynı
Kanun'un 11. maddesinin son fıkrasında, seçimlik hakların kullanılması
nedeniyle ortaya çıkan tüm masrafların, tüketicinin seçtiği hakkı yerine
getiren tarafça karşılanacağı, tüketici bu seçimlik haklarından biri ile
birlikte 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri
uyarınca tazminat da talep edebileceği belirtilmiştir.
Buna göre, malın ayıplı olması halinde tüketici seçimlik
haklarının tamamını satıcı ve sağlayıcıya, değişim ve onarım hakları açısından
ise, üretici ve ithalatçıya karşı da kullanabilecektir. 6502 sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesinin (d) fıkrasında malın tesliminden ve
cayma hakkının kullanılması halinde paranın iadesinden aracı hizmet
sağlayıcılarının sorumlu olduğu belirtildiğinden satın alınan malda açık bir
ayıbın olması veya cayma süresi zarfında ayıbın ortaya çıkması hallerinde,
cayma hakkının kullanılması nedeniyle satım bedelinin iadesinden aracı hizmet
sağlayıcıları da sorumlu olmaktadır. Kaldı ki, aracı hizmet sağlayıcısının
reklam veya kampanya yaparak aktif olduğu hallarde satcı ve sağlayıcının onayı
yoksa bizatihi aracı hizmet sağlayıcısı sorumlu olmakta, yine ön
bilgilendirmeye uygun olmayan reklamlardan da müteselsilen sorumlu olmaktadır.
Yukarıda belirtilen hususlar nazara alındığında, tüketici ile
yapılan mesafeli sözleşmelerde malın ayıplı olması halinde tüketiciye karşı,
özelikle 6502 sayılı Kanun'un öngördüğü bazı seçimlik haklar açısından,
üreticinin ve ithalatçının da sorumlu olduğu, yine cayma hakkının kullanılması
halinde aracı hizmet sağlayıcılarının tüketiciye karşı müteselsil sorumlu
olduğu, aracı hizmet sağlayıcısının reklam veya kampanya yaparak aktif olduğu
hallarde satcı ve sağlayıcının onayı yoksa bizatihi aracı hizmet sağlayıcısı
sorumlu olduğu gibi hükümler göz önünde tutulduğunda çoğunluk görüşünde ileri
sürülen, mesafeli sözleşmelerde tüketici aleyhine içeriğin veya içeriğe konu
mal veya hizmetin hukuka aykırı olmasından kaynaklı olarak doğrudan dava
açabilmesini her durumda ve şartta imkânsız olduğu, dava konusu kuralların
tüketicilerin aleyhine ortaya çıkabilecek olumsuzlukların önüne geçecek
güvenceleri içermediği, bu itibarla kuralların tüketicilere aşırı bir külfet
yüklediği, tüketicinin mülkiyet hakkının korunmasından tüketici aleyhine
dengesizlik oluşturduğu ve bu durumun tüketicinin korumasına ilişkin devletin
pozitif yükümlülüklerine de aykırılık oluşturduğu tespitlerine katılmak mümkün
değildir.
Uygulamada, aracı hizmet sağlayıcısının aktif rol üstlendiği
durumlarda satıcı ve sağlayıcıya ulaşılamması ve tüketicinin Kanun tarafından
tanınan haklarını gerektiği gibi kullanamaması halinde Yargıtay tarafından
yürürlükteki mevzuat çerçevesinde aracı hizmet sağlayıcılarının sorumluluğuna
gidildiği görülmektedir. Nitekim Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, kanun yararına
bozma talebi üzerine, 14/12/2018 tarihli, E. 2017/5834, K. 2018/12148 sayılı
kararında, hizmet sağlayıcının bilgilerini eksiksiz şekilde doldurmadığı
takdirde, aracı hizmet sağlayıcının hizmetinin ayıplı olduğu ve sorumluluğuna
gidilebileceğine kanaat getirmiştir. Yine Yargıtay 11. HD., 29/9/2022 tarihli
ve E. 2022/3467 K. 2022/6446 sayılı kararında, davalı tarafın tüketiciden mal
ve hizmet bedelini tahsil etmesi halinde elektronik aracı hizmet sağlayıcı
olarak sorumlu olduğu, mahkemenin buna ilişkin kabulünün isabetli olduğu
belirtilmiştir.
Son olarak belirtmek gerekir ki, kararda da yer verildiği
üzere, dijitalleşme sonucunda elektronik ticaret yoluyla işletmeler
faaliyetlerini bir işyerine bağlı olmaksızın arz ve talebin fiziki ortamdan
bağımsız olduğu elektronik alanda gerçekleştirdiği, bu durumun ise elektronik
ticaret sektörünün küresel ticaret hacmi içindeki payının her geçen gün
artmasına imkân tanıdığı, aynı zamanda tüketici işlemlerinin azımsanamayacak
miktardaki kısmının elektronik ortamda yapılmasına neden olduğu tartışmadan uzaktır.
Anayasa'nın 167. maddesinde, Devletin, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet
piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici
tedbirleri alacağı, piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve
kartelleşmeyi önlemesi gerektiği belirtilmiştir. Buna göre, tüketicilerin
korunması devletin pozitif yükümlülüğü olsa da elektronik ticaretin gelişmesi,
bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin ve girişimcilerin korunması, mal ve
hizmet piyasasının düzenli işlemesi ve satıcılar aleyhine aşırı külfetler
getirilerek bu piyasanın daralmasına ve rekabetin bozulmasına yol açacak
düzenlemelerin yapılmaması da Anayasa'nın hükmü gereği devletin pozitif
yükümlülüğünü oluşturmaktadır.
Hal böyle olunca aktif ya da pasif konumda bulunsun, satılan
malın ayıplı olup olmadığını bilmeyen ve bilebilecek durumda da bulunmayan
aracı hizmet sağlayıcısının kusursuz sorumluluk niteliğini hiaz olan ayıp
hükümlerinden sorumlu tutulması onların mali sorumluluğunu genişletecektir.
Bunun sonucunda aracı hizmet sağlayıcıları mali riskleri genişlediğinden
sundukları hizmetin fiyatını artıracak ve bu durum da satıcı ve sağlayıcıların
elektronik platformlardan daha yüksek fiyatlardan hizmet almasına neden olacaktır.
Satıcı ve sağlayıcılar bu nedenle mal ve hizmet fiyatlarını artıracak ve bu
maliyetler tüketicilere yansıyacak, yani tüketiciler daha yüksek fiyatlardan
mal ve hizmete ulaşacaktır. Bunun yanında bazı aracı hizmet sağlayıcılarının
ayıptan doğan sorumluluk nedeniyle mali açıdan aşırı bir külfet yüklenmesi söz
konusu olabilecek ve bu nedenle rekabet gücü zayıflayacağından piyasadan
çekilmesi gerekebilecektir. Nihayetinde mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı
işlemesini ve rekabeti sağlamakla yükümlü olan Devletin, bu yükümlülüğünü
yerine getirememesi söz konusu olacaktır. Bu nedenlerle de dava konusu kurallar
Anayasa'ya aykırı değildir.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kuralların, Anayasa'nın
5., 35. ve 172. maddelerine aykırı olmadığı kanaatinde olduğumdan, aksi yöndeki
çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
----------o----------
Değişiklik yapılan Mevzuatı
Tüketici ve Rekabetin Korunması Mevzuatı, İthalat Mevzuatı, Gıda Mevzuatı, İmalat Sanayi Mevzuatı, Belediye Mevzuatı, Ticaret Mevzuatı, Bilişim Mevzuatı, T.C. Külliyatı : XIX/4077A.015 , BL/222A.160 No.lu belgelerdedir.