R.Gazete No: 33139
R.G. Tarihi: 16.01.2026
ANAYASA MAHKEMESİ
KARARI
1
Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2024/149
Karar Sayısı : 2025/194
Karar
Tarihi: 8/10/2025
İPTAL DAVASINI AÇANLAR: Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Murat EMİR, Gökhan GÜNAYDIN, Ali Mahir BAŞARIR ile birlikte 126 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 12/6/2024 tarihli ve 7517 sayılı
Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun'un;
A. 8. maddesiyle 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk
Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun 38. maddesinin ikinci fıkrasının (c)
bendinin ikinci cümlesinde yer alan "...ilgili kuvvet komutanı, Jandarma Genel
Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı..." ibaresinin "...ilgisine göre Millî
Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanı..." şeklinde değiştirilmesinin,
B. 10. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un 85. maddesinin ikinci
fıkrasının (b) bendinin ikinci cümlesinde yer alan "...ilgili kuvvet komutanı,
Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı..." ibaresinin
"...ilgisine göre Millî Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanı..." şeklinde
değiştirilmesinin,
C. 11. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un 112. maddesinin
yedinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...kendilerine yapılan öğrenim,
eğitim ve yetiştirme masraflarını,..." ibaresinin "...kendilerine yapılan
öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının iki katını, 6413 sayılı Kanunun 20
nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen disiplinsizliği
işleyerek çıkarılanlar bu madde gereğince belirlenen masrafların dört
katını..." şeklinde değiştirilmesinde bulunan "...iki katını,..." ve "...dört
katını..." ibarelerinin,
Ç. 14. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un değiştirilen ek 39.
maddesinin;
1. İkinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan
"...mülakat..." ibaresinin,
2. On birinci fıkrasının,
D. 17. maddesiyle 31/7/1970 tarihli ve 1325 sayılı Askeri
Okullar, Askeri Öğrenciler, Askeri Fabrikalar ve Bazı Düzenlemeler Hakkında
Kanun'un ek 2. maddesine eklenen ikinci fıkranın,
E. 18. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un;
1. Ek 5. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan
"...hesaplanarak..." ibaresinin "...hesaplanacak tutarın iki katı..." şeklinde
değiştirilmesinde bulunan "...iki katı..." ibaresinin,
2. Ek 5. maddesine eklenen üçüncü fıkrada yer alan "...dört
katı..." ibaresinin,
F. 19. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un değiştirilen ek 7.
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "...iki katı..."
ibaresinin,
G. 33. maddesiyle 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman
Erbaş Kanunu'na eklenen 12/B maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin,
Ğ. 36. maddesiyle 3269 sayılı Kanun'un değiştirilen 19.
maddesinde yer alan "...yönetmelikle düzenlenir." ibaresinin,
H. 37. maddesiyle 11/5/2000 tarihli ve 4566 sayılı Harp
Okulları Kanunu'nun;
1. 38. maddesinin değiştirilen üçüncü fıkrasında yer alan
"...iki katı..." ibaresinin,
2. 38. maddesine eklenen dördüncü fıkrada yer alan "...dört
katı..." ibaresinin,
I. 38. maddesiyle 11/4/2002 tarihli ve 4752 sayılı Astsubay
Meslek Yüksek Okulları Kanunu'nun;
1. 31. maddesinin değiştirilen üçüncü fıkrasında yer alan
"...iki katı..." ibaresinin,
2. 31. maddesine eklenen dördüncü fıkrada yer alan "...dört
katı..." ibaresinin,
İ. 43. maddesiyle 10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı
Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer
alan "...Türk Silahlı Kuvvetlerinin (Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil
Güvenlik Komutanlığı dâhil) Genelkurmay Başkanlığınca lüzum görülen erbaş ve er
kadrolarında,..." ibaresinin "...Milli Savunma Bakanlığınca veya İçişleri
Bakanlığınca lüzum görülecek erbaş ve er kadrolarında,..." şeklinde
değiştirilmesinin,
J. 45. maddesiyle 6191 sayılı Kanun'a eklenen 6/A maddesinin
(1) numaralı fıkrasının (b) bendinin,
K. 50. maddesiyle 6191 sayılı Kanun'a eklenen ek 5. maddenin
(1) numaralı fıkrasının (ç) bendinin,
L. 52. maddesiyle 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk
Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 39. maddesinin (3) numaralı fıkrasına
eklenen "…20 nci maddenin birinci fıkrasının (h) bendindeki disiplinsizlikler
için yirmi yıl, diğer bentlerde yer alan disiplinsizlikler için…" ibaresinde
yer alan "...yirmi..." ibaresinin,
M. 54. maddesiyle 9/11/2016 tarihli ve 6756 sayılı
Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi
Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesi Hakkında Kanun'a eklenen 7/A
maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan "...yönetmelikte düzenlenir."
ibaresinin,
Anayasa'nın Başlangıç kısmı ile 2., 5., 6., 7., 10. 13.,
17., 27., 35., 38., 42., 49., 58., 70., 90., 117., 118., 123., 124., 128., 130.
ve 153. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin
durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükümleri
Kanun'un dava konusu kuralların da yer aldığı;
1. 8. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un 38. maddesinin ikinci
fıkrasının ibare değişikliği yapılan (c) bendi şöyledir:
"c) (Değişik:
23/6/2016 - 6722/2 md.) Üstün başarılı yüzbaşı ve binbaşıların terfi esasları:
Yüzbaşı ve binbaşıların bu rütbelerine ait bekleme sürelerinin bitiminden bir
yıl önce bu rütbelere ait her yılki sicil notu, sicil tam notunun %95 ve daha
yukarısında ve sicil notu ortalaması da sicil tam notunun %95 ve daha
yukarısında olanlar, yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar doğrultusunda
rütbelerine göre kendi sınıfları içerisinde (kurmaylar sınıflarına bakılmaksızın
kendi aralarında) ayrı ayrı sıralanırlar. Bu şekilde sıralanan subaylardan,
kendi sınıfı mevcudunun veya mevcudun azlığı sebebiyle birleştirilen sınıfların
toplam mevcudunun; muharip sınıflar için %8'ine kadarı, yardımcı sınıflar için
%4'üne kadarı ilgisine göre Millî Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanı
tarafından bir üst rütbeye yükseltilebilir."
2. 10. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un 85. maddesinin ikinci
fıkrasının ibare değişikliği yapılan (b) bendi şöyledir:
"b) (Değişik:
23/6/2016 - 6722/4 md.) Üstün başarılı kıdemli üstçavuş ve başçavuşların terfi
esasları: Kıdemli üstçavuş ve başçavuşların bu rütbelerine ait bekleme
sürelerinin bitiminden bir yıl önce bu rütbelere ait her yılki sicil notu,
sicil tam notunun %95 ve daha yukarısında ve sicil notu ortalaması da sicil tam
notunun %95 ve daha yukarısında olanlar, yönetmelikte belirtilen usul ve
esaslar doğrultusunda rütbelerine göre kendi sınıfları içerisinde ayrı ayrı sıralanırlar.
Bu şekilde sıralanan astsubaylardan, kendi sınıfı mevcudunun veya mevcudun
azlığı sebebiyle birleştirilen sınıfların toplam mevcudunun; muharip sınıflar
için %8'ine kadarı, yardımcı sınıflar için %4'üne kadarı ilgisine göre Millî
Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanı tarafından bir üst rütbeye
yükseltilebilir."
3. 11. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un yedinci fıkrasında
ibare değişikliği yapılan 112. maddesi şöyledir:
"I – Subayların ve
astsubayların yükümlülüğü:,
Madde 112 – (Değişik: 26/3/1982 - 2642/15 md.)
Muvazzaf subay ve astsubaylar subay ve astsubay
nasbedildikleri tarihten itibaren fiilen onbeş yıl hizmet etmedikçe istifa
edemezler.
Astsubaylıktan subay olanlar hakkında bu yükümlülük astsubay
çavuşluğa nasıp tarihinden itibaren hesap edilir.
(Değişik: 3/10/1996 -
4185/2 md.) Aşağıdaki hallerde subay ve astsubaylar istifa etmiş sayılırlar;
a) Yabancı uyruklu kişilerle evlenenlerden, bu evlilikleri
yönetmelikte belirtilen esaslar dahilinde Milli Savunma Bakanlığınca uygun
görülmeyenler,
b) Çeşitli nedenlerle Türk vatandaşlığını kaybedenler veya
Türk vatandaşlığından çıkarılanlar.
(Mülga: 21/7/2000 -
KHK - 607/13 md.; Aynen kabul: 10/5/2006-5497/10 md.)
(Değişik: 21/7/2000 -
KHK - 607/13 md.;İptal:Anayasa Mahkemesinin 21/5/2003 tarihli ve E:2003/39, K:
2003/40 sayılı Kararı ile.)
Yabancı memleketlere öğrenim, staj, kurs, ihtisas veya görgü
ve bilgilerini artırmak amacıyla gitmiş olanlardan durumları yukarıdaki
fıkralar hükümlerine uyanlar hakkında o fıkra hükümleri uygulanmakla birlikte
orada bulundukları süre içerisinde aldıkları aylık ve Devletçe yapılan
masrafların dört katı ayrıca tazminat olarak alınır.
(Ek fıkra:
28/5/2003-4861/7 md.; Değişik: 3/7/2003 – 4917/5 md.) Durumları yukarıdaki
fıkralara uyanlar ile Türk Silâhlı Kuvvetleri'nden her ne şekilde olursa olsun
mecburî hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan ayrılan veya ilişiği kesilen subay ve
astsubaylar (Türk Silâhlı Kuvvetleri'nde görev yapamaz şeklinde sağlık raporu
alanlar ile vazife malûlü olarak Türk Silâhlı Kuvvetleri'nden ayrılanlar
hariç), her yıl kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil
Güvenlik Komutanlığı tarafından belirlenen; askerî öğrenci, subay ve astsubay
nasbedildikten sonra kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme
masraflarının iki katını, 6413 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci
fıkrasının (f) bendinde düzenlenen disiplinsizliği işleyerek çıkarılanlar bu
madde gereğince belirlenen masrafların dört katını yükümlülük sürelerinin eksik
kalan kısmı ile orantılı olarak kanunî faizi ile birlikte tazminat olarak
öderler. Öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının hangi unsurlardan
oluşacağı ve tahsiline ilişkin usul ve esaslar; Millî Savunma, İçişleri ve
Maliye Bakanlıkları tarafından müştereken yürürlüğe konulacak yönetmelikte
belirlenir.
(Ek fıkra: 22/1/2015
- 6586/48 md.) Dış kaynaktan muvazzaf tabip olarak temin edilen personel Devlet
hizmet yükümlülüğüne tabi tutulmaz. Ancak Türk Silâhlı Kuvvetlerinde iki yıl
görev yapmadan her ne şekilde olursa olsun ayrılanlar hakkında bu fıkra hükmü
uygulanmaz."
4. 14. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un değiştirilen ek 39.
maddesi şöyledir:
"Ek Madde 39 –
(Ek:24/6/2021-7329/14 md.) (Değişik:12/6/2024-7517/14 md.)
Millî Savunma Bakanlığının müfettiş kadrolarına askerî
kaynaktan atama yapılabilir.
Giriş sınavı, mülakat şeklinde beş kişilik sınav kurulu
tarafından yapılır. Teftiş Kurulu Başkanı sınav kurulunun başkanıdır. Sınav
kurulunun iki üyesi Bakanlıktaki birim amirleri arasından diğer iki üyesi ise
müfettişler arasından Bakan tarafından belirlenir. Ayrıca müfettişler arasından
aynı usulle iki yedek üye belirlenir.
Giriş sınavına başvurabilmek için; Kara, Deniz ve Hava
Kuvvetleri mensubu üst subay (binbaşı, yarbay, albay) rütbesinde bulunmak
gerekir.
Giriş sınavına başvuru yeri, şekli, şartları, istenecek
belge ve beyanlar, son başvuru tarihi, sınavın yapılış şekli, yeri, zamanı ve
atama yapılacak kadro sayısı, sınava çağrılacak aday sayısı ile diğer hususlar
sınav tarihinden en az 45 gün önce Bakanlığın internet sitesinde yayımlanmak
suretiyle duyurulur.
Başvuruda bulunanların sicil notunun %70'i, takdirname
ve/veya başarı belgeleri ile cezalarının %25'i, yabancı dil notunun %5'i
dikkate alınır ve alınacak müfettiş sayısının en fazla 4 katı aday sınava
çağrılır.
Giriş sınavında adaylar;
a) Bakanlık teşkilat ve görevleri ile bağlı ve ilgili kurum
ve kuruluşları, Devlet memurları, Türk Silahlı Kuvvetleri personel, iç hizmet
ve disiplin, Teftiş Kurulu Başkanlığı, Türk ceza, askerî ceza, memurlar ve
diğer kamu görevlilerinin yargılanması, mal bildiriminde bulunulması, rüşvet ve
yolsuzlukla mücadele, Türk ticaret, kamu ihale, kamu mali yönetimi ve kontrolü,
harcırah, iş ve sosyal güvenlik mevzuatına ilişkin bilgi düzeyi,
b) Askerlik bilgisi ile bilimsel ve teknolojik gelişmelere
açıklığı,
c) Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade ve muhakeme yeteneği,
ç) Temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin müfettişlik
mesleğine uygunluğu,
d) Öz güveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı,
e) Genel kültür ve genel yetenek,
yönlerinden ayrı ayrı puan verilmek suretiyle
değerlendirilir.
Adaylar sınav kurulu başkan ve üyeleri tarafından altıncı
fıkranın (a) bendi için 50 puan, (b) ila (e) bentlerinde yazılı özelliklerin
her biri için onar puan üzerinden değerlendirilir.
Giriş sınavında 100 tam puan üzerinden en az 70 puan almak
gerekir. Sınav kurulu başkan ve üyelerince her bir adaya ayrı ayrı puan verilir
ve bu puanların aritmetik ortalaması adayın giriş sınavı puanını teşkil eder.
Bu puanlar tutanağa geçirilir. Giriş sınavında 70 ve üzeri puan alan adaylar,
puanı en yüksek adaydan başlamak suretiyle başarı sırasına göre sıralanarak,
atama yapılacak kadro sayısı kadar aday belirlenir. Bu durum bir tutanağa
bağlanır. Adayların başarı sırası belirlenirken giriş sınavı puanının eşit
olması halinde kıdemi yüksek olan adaya öncelik tanınır. Giriş sınavında 70 ve
üzeri puan almak atama yapılacak kadro sayısının dışında kalan adaylar için
müktesep hak teşkil etmez. Giriş sınavında başarı gösterenler, bu sınavdaki
başarı sırasına göre müfettişliğe atanırlar.
Bu madde uyarınca müfettiş olarak atananlar 375 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin ek 24 üncü maddesi uyarınca istihdam edilen müfettişlerle
aynı görev, yetki ve sorumlulukları haizdir.
Müfettiş kadrolarına atanan subaylar, her türlü zam ve
tazminatlar ile diğer mali ve sosyal hak ve yardımlarını ve istihkaklarını
mevcut hükümler çerçevesinde almaya devam ederler. Bunların müfettişlikte geçen
hizmetleri subaylıkta geçmiş sayılır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin, sınava müracaat şekli,
başvuruda bulunanların müracaatlarının değerlendirilmesi ile diğer hususlar
Millî Savunma Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle belirlenir."
5. 17. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un ikinci fıkranın
eklendiği ek 2. maddesi şöyledir:
"Fakülte ve
yüksekokullarda yetiştirme:
Ek Madde 2- (Ek : 25/7/2016-KHK-669/41 md.; Aynen kabul:
9/11/2016-6756/41 md.)
İhtiyaç duyulması halinde, lise ve dengi okulları bitirerek
fakülte ve yüksekokullara devam hakkını kazanmış olanlar ile fakülte veya
yüksekokullarda okudukları sınıfı başarı ile geçen öğrenciler, seçildikleri
takdirde yurtiçi ve yurtdışındaki fakülte veya yüksekokullarda askeri öğrenci
olarak öğrenim yaparlar.
(Ek
fıkra:12/6/2024-7517/17 md.) Fakülte veya yüksekokullarda öğrenim gören askeri
öğrenciler, öğrenim gördükleri bölümleri/programları veya okumakta oldukları
yükseköğretim kurumlarını değiştiremezler veya yatay geçiş yapamazlar."
6. 18. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un ikinci fıkrasında
ibare değişiklikleri yapılan ve üçüncü fıkranın eklendiği ek 5. maddesi
şöyledir:
"Çıkarılanlar
hakkında yapılacak işlem:
Ek Madde 5- (Ek: 25/7/2016-KHK-669/41 md.; Aynen kabul:
9/11/2016-6756/41 md.)
Ek 4 üncü madde gereğince askeri öğrenci niteliğini
kaybedenlerin ilişikleri kesilir.
Fakültelerde veya yüksekokullarda öğrenim gören
öğrencilerden, sağlık sebepleri dışında ilişikleri kesilenlere, personel ve
amortisman giderleri ile ilaç ve tedavi giderleri, kitap ve kırtasiye
giderleri, öğrenci harçlıkları ve yiyecek giderlerinin yarısı ile bunlara
tekabül eden faizleri hariç, Devlet tarafından yapılan masraflar, sarf
tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için kanuni faizi ile birlikte
hesaplanacak tutarın iki katı ödettirilir.
(Ek:12/6/2024-7517/18
md.) Fakültelerde veya yüksekokullarda öğrenim gören öğrencilerden, ek 4 üncü
maddenin (a) ve (b) bentlerinde düzenlenen disiplinsizlik nedeniyle askeri
öğrencilikten çıkarılmasına karar verilenlere, bu maddeye göre hesaplanacak
tazminat miktarı dört katı ödettirilir.
Fakülte veya yüksekokul öğrencilerinden, ek 4 üncü maddenin
(a), (b), (c), (e), (f) ve (g) bentleri gereğince askeri öğrencilik niteliğini
kaybedenler, muvazzaf subay olarak tekrar Silahlı Kuvvetler hizmetine
alınmazlar.
İkinci fıkra gereğince askeri öğrencilik niteliğini
kaybederek ilişkileri kesilen öğrencilerin, Devlete olan borçları askerlik
hizmetleri süresince tehir edilir."
7. 19. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un değiştirilen ek 7.
maddesi şöyledir:
"Askeri öğrencilerin
istifa hakları:
Ek Madde 7- (Ek: 25/7/2016-KHK-669/41 md.; Aynen kabul:
9/11/2016-6756/41 md.) (Değişik:12/6/2024-7517/19 md.)
Askeri öğrencilerden;
a) Askeri eğitim-öğretim kurumları ile yurtiçinde ve
yurtdışında fakülte ve yüksekokullarda öğrenim görenler; lisans ve önlisans
seviyesinde birinci sınıfın temmuz ayının son gününe kadar okul masraflarını,
iki katı olarak,
b) Fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarından mezun
olup da subay veya astsubay nasbedilmek üzere temel askerlik eğitimine
alınanlar, yemin ettikten itibaren subay veya astsubay nasbedilinceye kadar
geçecek süre içerisinde kendilerine yapılan masrafları,
ödemek suretiyle istifa edebilirler. Yapılan hesaplamada
personel ve amortisman giderleri ile ilaç ve tedavi giderleri, kitap ve
kırtasiye giderleri, öğrenci harçlıkları ve yiyecek giderlerinin yarısı ile
bunlara tekabül eden faizleri hariç, masraflar, sarf tarihinden tahsil tarihine
kadar geçen süre için kanuni faizi ile birlikte hesaplanır. İntibak eğitimi
sırasında yapılan masraflar ödemeye dahil edilmez. Ayrıca, intibak eğitimi
sırasında yapılan tedavi masrafları ile vefat edenlerin cenaze masrafları, Devlet
tarafından karşılanır."
8. 33. maddesiyle 3269 sayılı Kanun'a eklenen 12/B maddesi
şöyledir:
"Görevde başarısız
olma halleri
MADDE 12/B- (Ek:12/6/2024-7517/33 md.)
Uzman erbaşlardan;
a) Atış, spor ve eğitim faaliyetlerinde ilgili mevzuatında
öngörülen standartlara ulaşamayanlar,
b) Harekât, operasyon, iç güvenlik, hudut ve kolluk/asayiş
görevleri ile kadro görevinin gereklerini yerine getirmede yetersizlik veya
isteksizlik göstererek vazifeyi yahut birliğin emniyetini tehlikeye düşürenler
veya görevin yapılmasını aksatanlar,
c) Atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay
ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitimde başarısız olanlar,
bu durumlarının rapor, tutanak ve her türlü belge ile
kanıtlanması halinde görevde başarısız sayılırlar ve 12 nci maddenin ikinci
fıkrasına göre sözleşmeleri feshedilir."
9. 36. maddesiyle 3269 sayılı Kanun'un değiştirilen 19.
maddesi şöyledir:
"Yönetmelik
Madde 19 – (Değişik:12/6/2024-7517/36 md.)
Personelde aranacak nitelikler, müracaat şekli ve zamanı,
müracaatın kabul edilmesi, sözleşmenin yapılması ve feshedilmesi sebepleri,
verilecek sicilin şekil ve usulleri, görevde başarısız olma, intibak edememe ve
kendilerinden istifade edilememe hallerinde yapılacak işlemler, sözleşmenin
uzatılmasında uygulanacak esaslar, uzman onbaşıların uzman çavuş olabilmeleri
için gerekli şartlar, astsubay sınıfına geçirilecekler için uygulanacak
esaslar, astlık üstlük münasebetleri ile bu hususlardaki işlem şekli ve ilgili
diğer hususlar Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken
hazırlanan yönetmelikle düzenlenir."
10. 37. maddesiyle 4566 sayılı Kanun'un üçüncü fıkrası
değiştirilen ve dördüncü fıkranın eklendiği 38. maddesinin ilgili kısmı
şöyledir:
"Disiplin ve okuldan
çıkarılma
Madde 38 – …
Harp okullarında eğitim ve öğrenim gören öğrenciler
aşağıdaki hallerde okuldan çıkarılırlar;
a) Bu Kanun hükümlerine göre çıkarılacak yönetmelik
gereğince her öğrenciye verilen disiplin notunu kaybedenler,
b) Yönetmelikte belirtilecek esaslar dahilinde, öğrenci
niteliğini kaybettiklerine dair yüksek disiplin kurulunca haklarında karar
verilenler,
c) Bu Kanunun 37 nci maddesinin (a) bendinde belirtilen
süreler içerisinde eğitim ve öğrenimlerini tamamlayamayanlar,
d) Mahkeme kararı ile öğrencilik hukukunu kaybedenler,
e) Sağlık kurullarınca verilecek raporlara dayalı olarak
sağlık durumları bakımından harp okulu öğrenimine devam imkânı kalmayanlar,
f) Giriş ile ilgili nitelikleri taşımadıkları öğrenim
sırasında anlaşılanlar veya öğrenim süresi içinde bu nitelikleri değişenler.
(Değişik üçüncü
fıkra:12/6/2024-7517/37 md.) Sağlık durumu nedeniyle okuldan çıkarılanlar
hariç, diğer nedenler ile çıkarılanlara, personel ve amortisman giderleri ile
ilaç ve tedavi giderleri, kitap ve kırtasiye giderleri, öğrenci harçlıkları ve
yiyecek giderlerinin yarısı ile bunlara tekabül eden faizleri hariç, Devlet
tarafından yapılan masraflar, sarf tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre
için kanuni faizi ile birlikte hesaplanan tutar iki katı olarak ödettirilir.
(Ek
fıkra:12/6/2024-7517/37 md.) Harp okullarında öğrenim gören öğrencilerden, bu
maddenin (a) ve (b) bentlerinde düzenlenen disiplinsizlik nedeniyle askeri
öğrencilikten çıkarılmasına karar verilenlere, bu maddeye göre hesaplanacak
tazminat miktarı dört katı olarak ödettirilir.
…"
11. 38. maddesiyle 4752 sayılı Kanun'un üçüncü fıkrası
değiştirilen ve dördüncü fıkranın eklendiği 31. maddesinin ilgili kısmı
şöyledir:
"Disiplin ve okuldan
çıkarılma
Madde 31 – …
Astsubay meslek yüksek okullarında öğrenim gören öğrenciler
aşağıdaki hallerde okuldan çıkarılırlar:
a) Bu Kanun hükümlerine göre çıkarılacak yönetmelik
gereğince verilen disiplin notunu kaybedenler.
b) Yönetmelikte belirtilecek esaslar dahilinde öğrencilik
niteliğini kaybettiklerine dair yüksek disiplin kurulunca hakkında karar
verilenler.
c) Bu Kanunun 30 uncu Maddesinde belirtilen süreler
içerisinde eğitim ve öğrenimlerini tamamlayamayanlar.
d) Mahkeme kararı ile öğrencilik hukukunu kaybedenler.
e) Sağlık kurullarınca verilecek raporlara dayalı olarak,
sağlık yetenekleri bakımından astsubay meslek yüksek okulu öğrenimine devam
imkânı kalmayanlar.
f) Giriş koşullarını taşımadıkları öğrenim sırasında
anlaşılanlar veya öğrenim süresi içinde bu niteliklerini kaybedenler.
(Değişik üçüncü
fıkra:12/6/2024-7517/38 md.) Sağlık durumu nedeniyle okuldan çıkarılanlar
hariç, diğer nedenler ile çıkarılanlara, personel ve amortisman giderleri ile
ilaç ve tedavi giderleri, kitap ve kırtasiye giderleri, öğrenci harçlıkları ve
yiyecek giderlerinin yarısı ile bunlara tekabül eden faizleri hariç, Devlet
tarafından yapılan masraflar, sarf tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre
için kanuni faizi ile birlikte hesaplanan tutar iki katı olarak ödettirilir.
(Ek
fıkra:12/6/2024-7517/38 md.) Astsubay meslek yüksek okullarında öğrenim gören
öğrencilerden, bu maddenin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde düzenlenen
disiplinsizlik nedeniyle askeri öğrencilikten çıkarılmasına karar verilenlere,
bu maddeye göre hesaplanacak tazminat miktarı dört katı olarak ödettirilir.
…"
12. 43. maddesiyle 6191 sayılı Kanun'un ibare değişikliği
yapılan ve ibarenin eklendiği 1. maddesi şöyledir:
"Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, Milli Savunma Bakanlığınca
veya İçişleri Bakanlığınca lüzum görülecek erbaş ve er kadrolarında, kritik ve
uygun görülen görevlerde, yetişmiş personel ihtiyacını karşılamak maksadıyla
istihdam edilecek sözleşmeli erbaş ve erlerin; temini, yetiştirilmeleri,
görevde yükselmeleri, tertip edilmeleri, geçici görevlendirilmeleri, hizmet
şartları, görev ve hakları, yükümlülükleri, ayırma ve ayrılmaları, uzman
erbaşlığa geçirilmeleri ile ilgili usul ve esasları düzenlemektir."
13. 45. maddesiyle 6191 sayılı Kanun'a eklenen 6/A maddesi
şöyledir:
"Görevde başarısız
olma halleri
MADDE 6/A- (Ek:12/6/2024-7517/45 md.)
(1) Sözleşmeli erbaş
ve erlerden;
a) Atış, spor ve eğitim faaliyetlerinde ilgili mevzuatında
öngörülen standartlara ulaşamayanlar,
b) Harekât, operasyon, iç güvenlik, hudut ve kolluk/asayiş
görevleri ile kadro görevinin gereklerini yerine getirmede yetersizlik veya
isteksizlik göstererek vazifeyi yahut birliğin emniyetini tehlikeye düşürenler
veya görevin yapılmasını aksatanlar,
bu durumlarının rapor, tutanak ve her türlü belge ile
kanıtlanması halinde görevde başarısız sayılırlar ve 6 ncı maddenin dördüncü
fıkrasının (b) bendine göre sözleşmeleri feshedilir."
14. 50. maddesiyle 6191 sayılı Kanun'a eklenen ek 5.
maddenin ilgili kısmı şöyledir:
"Uzman erbaşlığa
geçirilme
EK MADDE 5- (Ek:12/6/2024-7517/50 md.)
(1) Sözleşmeli erbaş
ve erlerden bu fıkradaki şartları sağlayanlar; kuvvet komutanlıklarının,
Jandarma Genel Komutanlığının ve Sahil Güvenlik Komutanlığının ihtiyaç duyacağı
miktar kadarı, aynı kuvvet komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil
Güvenlik Komutanlığı içerisinde olmak şartı ile uzman erbaşlığa nasbedilirler.
Uzman erbaşlığa geçirilmeye ilişkin usul, esas ve şartlar aşağıda
belirtilmiştir:
…
ç) Yönetmelikte öngörülen sınavlarda başarılı olmak.
…"
15. 52. maddesiyle 6413 sayılı Kanun'un üçüncü fıkrasına
ibarenin eklendiği 39. maddesi şöyledir:
"Zamanaşımı
MADDE 39 – (1) Disiplin amirleri tarafından,
disiplinsizliğin kendileri tarafından öğrenilmesinden itibaren bir ay ve her
hâlde disiplin cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren
iki yıl geçtikten sonra disiplin cezası verilemez. Fiil, inceleme ve araştırma
yapmayı gerektirmiş ise, bir ay içerisinde inceleme ve araştırmaya başlanmış
olmak ve altı ayı geçmemek kaydıyla, inceleme ve araştırma için geçen süre bir
aylık süreye dâhil edilmez.
(2) Disiplin
kurullarında yapılan tahkikatlarda, fiilin disiplin amiri tarafından
öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde disiplin cezasını gerektiren fiil
ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra disiplin cezası
verilemez.
(3) Silahlı
Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektirecek durumun oluştuğunun disiplin amirleri
tarafından tespit edilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde disiplin cezasını
gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren 20 nci maddenin birinci
fıkrasının (h) bendindeki disiplinsizlikler için yirmi yıl, diğer bentlerde yer
alan disiplinsizlikler için beş yıl geçtikten sonra aynı sebeple yüksek
disiplin kurulu tarafından ceza verilemez.
(4) Fiilin disiplin
cezasını gerektirdiği savcılık, mahkeme, disiplin kurulu tarafından
anlaşılırsa, yukarıdaki fıkralarda belirtilen zamanaşımı süreleri, bu konu ile
ilgili karar veya hükmün kesinleşerek evrakın yetkili makama iade edildiği
tarihten itibaren başlar.
(5) Fiilin hatalı
olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir bir şekil noksanlığı bulunduğu
gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal edilmesi durumunda,
kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulu veya disiplin amiri,
kararın tebliğinden itibaren ceza verme yetki ve sorumluluğu kapsamında yeniden
değerlendirme yapar."
16. 54. maddesiyle 6756 sayılı Kanun'a eklenen 7/A maddesi
şöyledir:
"Yabancı Diller
Yüksekokulu
MADDE 7/A- (Ek:12/6/2024-7517/54 md.)
(1) Yabancı Diller
Yüksekokulu; harp okullarındaki eğitim ve öğretimi takip edebilecek seviyede
dil becerileri gelişmiş askerî öğrenci yetiştirilmesi, bünyesinde açılan dil
kursları vasıtasıyla Millî Savunma Bakanlığı tarafından tefrik edilen personele
yabancı dil eğitimi, misafir askerî personele ve misafir askerî öğrenciye dil
eğitimi verilmesi amacıyla faaliyet gösterir.
(2) Yabancı Diller
Yüksekokulu Müdürü, öğretim üyeliği yeterliliğini haiz kişiler arasından
Rektörün teklifi üzerine Millî Savunma Bakanı tarafından üç yıllığına atanır.
Süresi biten Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü yeniden atanabilir.
(3) Millî Savunma
Üniversitesine bağlı olarak kurulan Yabancı Diller Yüksekokulunun
teşkilatlanması, görev ve sorumlulukları, eğitim, öğretim, araştırma
faaliyetleri ile öğretim elemanları ve öğrencileri ile ilgili esaslar
çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir."
B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
1325 sayılı Kanun'un ek 4. maddesi şöyledir:
"Askeri öğrencilikten
çıkarılma:
Ek Madde 4- (Ek : 25/7/2016-KHK-669/41 md.; Aynen kabul:
9/11/2016-6756/41 md.)
Fakültelerde veya yüksekokullarda okuyan öğrenciler
aşağıdaki hallerde askeri öğrencilik niteliğini kaybederler:
a) Yönetmelikte tespit edilecek ahlak notunu kaybedenler,
b) Yönetmelikte belirtilecek esaslar dahilinde, askeri
öğrenci niteliğini kaybettiklerine dair disiplin kurullarınca haklarında karar
verilenler,
c) Öğrenimlerini, yönetmelikte belirtilecek süreler içinde
tamamlayamayanlar,
d) Sağlık kurullarınca verilecek raporlara istinaden, sağlık
durumları sebebiyle askeri öğrenci olarak öğrenimine devam imkanı kalmayanlar,
e) Mahkeme kararı ile öğrencilik hukukunu kaybedenler,
f) Fakülte ve yüksek okullarca öğrencilik hakkı sona
erdirilenler,
g) Yönetmelikte tespit edilecek giriş koşullarına
uymadıkları sonradan anlaşılanlar."
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa
Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri
BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU,
Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL ve
Ömer ÇINAR'ın katılımlarıyla 5/9/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme
toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,
yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. AYIRMA VE YENİ ESASA KAYIT KARARI
2. 12/6/2024
tarihli ve 7517 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 52. maddesiyle 31/1/2013
tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 39.
maddesinin (3) numaralı fıkrasına eklenen "…20 nci maddenin birinci fıkrasının
(h) bendindeki disiplinsizlikler için yirmi yıl, diğer bentlerde yer alan
disiplinsizlikler için…" ibaresinde yer alan "...yirmi..." ibaresinin iptaline
ve yürürlüğünün durdurulmasına ilişkin davanın E.2024/149 sayılı davadan
ayrılmasına, yeni bir esasa kaydedilmesine ve esas incelemenin bu yeni esas
sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 8/10/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir.
IV. ESASIN İNCELENMESİ
3. Dava
dilekçesi ve ekleri, Raportör Murat ÖZDEN tarafından hazırlanan işin esasına
ilişkin rapor, dava konusu ve ilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan ve
ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama
belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Kanun'un 8. Maddesiyle 926 Sayılı Kanun'un 38. Maddesinin
İkinci Fıkrasının (c) Bendinin İkinci Cümlesinde Yer Alan "...ilgili kuvvet
komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı..." İbaresinin
"...ilgisine göre Millî Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanı..." Şeklinde
Değiştirilmesinin İncelenmesi
1. Genel Açıklama
4. 4/1/1961
tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 1.
maddesinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK); kara, deniz ve hava kuvvetleri subay,
askerî memur, astsubay, erbaş ve erleri ile askerî öğrencilerden oluşan ve
seferde ihtiyatlarla ikmal edilen, kadro ve kuruluşlarla teşkilatı gösterilen
silahlı devlet kuvveti olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla karadan, denizden ve
havadan gelebilecek her türlü saldırıya karşı devletin askerî gücü sıfatıyla
ülkeyi korumakla görevli olan TSK; kara, deniz ve hava kuvvetlerinden
oluşmaktadır.
5. Mülga
31/7/1970 tarihli ve 1324 sayılı Genelkurmay Başkanının Görev ve Yetkilerine
Ait Kanun hükümlerine göre Kuvvet Komutanlıkları Genelkurmay Başkanına bağlı
olup Genelkurmay Başkanı da Başbakana karşı sorumluydu. Dolayısıyla Genelkurmay
Başkanı TSK'nın en üst hiyerarşik amiri konumundaydı (AYM, E.2020/72,
K.2022/160, 13/12/2022, § 98).
6. 1325 sayılı
Kanun'a 6756 sayılı Kanun'un 36. maddesiyle eklenen 1/A maddesinde Kuvvet
Komutanlıklarının hiyerarşik konumu yeniden düzenlenmiş ve anılan maddede Kara,
Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarının Millî Savunma Bakanına (Bakan) bağlı
olduğu hükme bağlanmıştır.
7. Diğer yandan
2017 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine
geçilmesi üzerine çıkarılan 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Anayasa'da Yapılan
Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK)
23. maddesiyle anılan Kanun'un 1/A maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. 1324
sayılı Kanun da söz konusu KHK'nın 47. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
8. Cumhurbaşkanlığı
hükûmet sistemine geçilmesiyle birlikte Genelkurmay Başkanlığı ile Kuvvet
Komutanlıklarının Türk idare teşkilatı yapısı içindeki konumu 10/7/2018 tarihli
ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (1) numaralı Cumhurbaşkanlığı
Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin (CBK) 338. maddesinde
yeniden düzenlenmiştir. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasında Genelkurmay
Başkanlığı ile Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarının Bakana bağlı
oldukları hükme bağlanmış; (2) numaralı fıkrasında da Genelkurmay Başkanı ile
Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlarının Bakana bağlı ve Bakana karşı ayrı
ayrı sorumlu oldukları öngörülmüştür. Söz konusu CBK'nın Bakanın görev ve
yetkilerini düzenleyen 336. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde ise
Bakanın Silahlı Kuvvetlerin faaliyet ve hizmetlerini Cumhurbaşkanınca
kararlaştırılacak savunma politikası çerçevesinde Genelkurmay Başkanlığı
tarafından tespit olunan ve Bakan tarafından onaylanan ilke, öncelik ve ana
programlarına göre yürüteceği belirtilmiştir.
9. CBK'nın 338.
maddesinin (3) numaralı fıkrasında Genelkurmay Başkanlığı ile Kuvvet
Komutanlıklarının teşkilatının Bakanlığın kadro ve kuruluşunda gösterileceği
öngörülmüş; (4) numaralı fıkrasında da Genelkurmay Başkanının Cumhurbaşkanı
namına Silahlı Kuvvetlerin komutanı olduğu, savaşta başkomutanlık görevlerini
Cumhurbaşkanı namına yerine getireceği hüküm altına alınmıştır.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
10. Dava
dilekçesinde özetle; dava konusu kuralın Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel
Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığını sembolik bir makama indirgediği,
üstün başarılı askerî personelin bir üst rütbeye yükseltilmesinde askerî
otoritenin iradesinin kuralla ortadan kaldırıldığı, bu konuda sivil otoriteye
yetki tanınmasını gerektirecek bir durumun bulunmadığı, kuralda düzenleme
yapılan hususların askerî hizmetlerin iç işleyişine ilişkin teknik konular
olduğu, bu yönüyle kuralın emir-komuta zincirinin bozulmasına ve
disiplinsizliğe neden olabileceği, ayrıca diğer kamu görevlisi olarak kabul
edilen askerî personelin atanmasına ilişkin hususlarda keyfîliğe sebep
olmayacak şekilde genel çerçevenin kanunla belirlenmesi gerektiği hâlde kuralda
bu ilkeye uyulmadığı, bu durumun yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle
bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa'nın 2., 7., 118., 123. ve 128.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
11. 30/3/2011
tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun'un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 117.
maddesi yönünden de incelenmiştir.
12. 926 sayılı
Kanun'un 38. maddesinin birinci fıkrasında subayların rütbe terfi şartları,
ikinci fıkrasında da bu şartları haiz olan subayların terfilerine ilişkin
esaslar düzenlenmiştir. Anılan fıkranın (c) bendinde üstün başarılı yüzbaşı ve
binbaşıların terfi esasları belirtilmiştir. Söz konusu bentte yüzbaşı ve
binbaşılardan bu rütbelerine ait bekleme sürelerinin bitiminden bir yıl önce bu
rütbelere ait her yılki sicil notu ile sicil tam notunun %95 ve daha
yukarısında, sicil notu ortalaması da sicil tam notunun %95 ve daha yukarısında
olanların, yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar doğrultusunda rütbelerine
göre kendi sınıfları içinde -kurmayların sınıflarına bakılmaksızın kendi
aralarında- ayrı ayrı sıralanacakları, bu şekilde sıralanan subaylardan kendi
sınıfı mevcudunun veya mevcudun azlığı sebebiyle birleştirilen sınıfların
toplam mevcudunun muharip sınıflar için %8'ine kadarının, yardımcı sınıflar
için %4'üne kadarının ilgisine göre Bakan veya İçişleri Bakanı tarafından bir
üst rütbeye yükseltilebilecekleri hükme bağlanmıştır. Bentte yer alan
"…ilgisine göre Millî Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanı…" ibaresi dava konusu
kuralı oluşturmaktadır. Dolayısıyla kural üstün başarılı yüzbaşı ve
binbaşıların bir üst rütbeye yükseltilmesi hususunda ilgisine göre Bakana veya
İçişleri Bakanına yetki tanımaktadır.
13. Anayasa'nın
117. maddesinde "Başkomutanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevî
varlığından ayrılamaz ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur./Millî
güvenliğin sağlanmasından ve Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına
hazırlanmasından, Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı, Cumhurbaşkanı
sorumludur./Cumhurbaşkanınca atanan Genelkurmay Başkanı; Silahlı Kuvvetlerin
komutanı olup, savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanlığı namına yerine
getirir." denilmiştir.
14. Anayasa'nın
123. maddesinde yer alan idarenin bütünlüğü ilkesi açısından, bir kurumun kendi
iç ilişkisi bakımından söz konusu olan ve aynı zamanda o kurumun görevlileri
arasındaki astlık-üstlük durumunu ifade eden hiyerarşi ilişkisi, yönetme
yetkisinden doğmaktadır (AYM, E.2020/59, K.2023/53, 22/3/2023, § 10).
15. Bu itibarla
millî güvenliğin sağlanmasından ve Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına
hazırlanmasından Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) karşı sorumlu olan
Cumhurbaşkanının bu görevlerin yerine getirilmesi için bakanları
yetkilendirmesi mümkündür.
16. Dava konusu
kuralın da yer aldığı maddenin gerekçesinde Genelkurmay Başkanlığı ile Kuvvet
Komutanlıklarının Bakana, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik
Komutanlığının İçişleri Bakanlığına bağlanması nedeniyle mevzuatta uyumun
sağlanması amacıyla maddenin ihdas edildiği ifade edilmiştir.
17. Kuvvet
Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının
hiyerarşik amiri olan ilgili bakanların kural kapsamında üstün başarılı yüzbaşı
ve binbaşıların bir üst rütbeye terfisi hususunda yetkili kılınmasının
hiyerarşinin bir gereği olduğu açıktır.
18. Anayasa'nın
128. maddesinde ise devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel
kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu
hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu
görevlileri eliyle görüleceği belirtilmiş; memurların ve diğer kamu
görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve
yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin kanunla
düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
19. Kamu
görevlilerinin terfileri Anayasa'nın 128. maddesi kapsamında atanma ve diğer
özlük haklarıyla ilgili hususlardandır. Dolayısıyla terfi ile ilgili konuların
kanunla düzenlenmesi gerekir. 926 sayılı Kanun'un kuralın da yer aldığı 38.
maddesinde üstün başarılı yüzbaşı ve binbaşıların terfi işlemleriyle ilgili
olarak Bakana ve İçişleri Bakanına tanınan yetkinin kapsam ve sınırları açık ve
net olarak herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde düzenlenmiştir.
20. Bu itibarla
Millî Savunma Bakanlığı (Bakanlık) ve İçişleri Bakanlığı ile bu Bakanlıklara
bağlı birimlerin görev, yetki ve sorumluluklarının dağılımında kanun koyucunun
geniş bir takdir yetkisinin bulunduğu da gözetildiğinde kuralın millî
güvenliğin sağlanması ve Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasında
Cumhurbaşkanına verilen sorumluluk kapsamında öngörüldüğü, kamu görevlilerinin
atanmasına ilişkin hususların kanunla düzenlenmesi ve idarenin bütünlüğü
ilkelerine aykırı bir yönünün de bulunmadığı anlaşılmaktadır.
21. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 117., 123. ve 128. maddelerine aykırı değildir.
İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa'nın 117., 123. ve
128. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması
nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 7. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme
yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa'nın 118. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
B. Kanun'un 10. Maddesiyle 926 Sayılı Kanun'un 85.
Maddesinin İkinci Fıkrasının (b) Bendinin İkinci Cümlesinde Yer Alan "...ilgili
kuvvet komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı..."
İbaresinin "...ilgisine göre Millî Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanı..."
Şeklinde Değiştirilmesinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
22. Dava
dilekçesinde özetle; 7517 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un 38.
maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin ikinci cümlesinde yer alan "...ilgili
kuvvet komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı..."
ibaresinin "...ilgisine göre Millî Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanı..."
şeklinde değiştirilmesine yönelik gerekçelerle kuralın Anayasa'nın 2., 7.,
118., 123. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
23. 6216 sayılı
Kanun'un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 117. maddesi
yönünden de incelenmiştir.
24. 926 sayılı
Kanun'un 85. maddesinin birinci fıkrasında astsubayların rütbe terfi şartları,
ikinci fıkrasında da bu şartları haiz olan astsubayların terfilerine ilişkin
esaslar düzenlenmiştir. Anılan fıkranın (b) bendinde üstün başarılı kıdemli
üstçavuş ve başçavuşlardan bu rütbelerine ait bekleme sürelerinin bitiminden
bir yıl önce bu rütbelere ait her yılki sicil notunun ve sicil tam notunun %95
ve daha yukarısında, sicil notu ortalaması da sicil tam notunun %95 ve daha
yukarısında olanların yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda
rütbelerine göre kendi sınıfları içinde ayrı ayrı sıralanacakları, bu şekilde
sıralanan astsubaylardan kendi sınıfının mevcudunun veya mevcudun azlığı
sebebiyle birleştirilen sınıfların toplam mevcudunun muharip sınıflar için
%8'ine kadarının, yardımcı sınıflar için %4'üne kadarının ilgisine göre Bakan
veya İçişleri Bakanı tarafından bir üst rütbeye yükseltilebilecekleri hükme
bağlanmıştır. Bentte yer alan "…ilgisine göre Millî Savunma Bakanı veya
İçişleri Bakanı…" dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
25. Kural, üstün
başarılı kıdemli üstçavuş ve başçavuşların bir üst rütbeye yükseltilmesi
hususunda ilgisine göre Bakana veya İçişleri Bakanına yetki tanımaktadır.
26. 7517 sayılı
Kanun'un 8. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un 38. maddesinin ikinci fıkrasının (c)
bendinin ikinci cümlesinde yer alan "...ilgili kuvvet komutanı, Jandarma Genel
Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı..." ibaresinin "...ilgisine göre Millî
Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanı..." şeklinde değiştirilmesinin Anayasa'ya
uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
27. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 117., 123. ve 128. maddelerine aykırı değildir.
İptal talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa'nın 117., 123. ve
128. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması
nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 7. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme
yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa'nın 118. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
C. Kanun'un 11. Maddesiyle 926 sayılı Kanun'un 112.
Maddesinin Yedinci Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan "...kendilerine
yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarını,..." İbaresinin
"...kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının iki katını,
6413 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde
düzenlenen disiplinsizliği işleyerek çıkarılanlar bu madde gereğince belirlenen
masrafların dört katını..." Şeklinde Değiştirilmesinde Bulunan "...iki
katını,..." ve "...dört katını..." İbarelerinin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
28. 926 sayılı
Kanun'un 112. maddesinin yedinci fıkrasında subay ve astsubaylardan mecburi
hizmet süresi içinde görevlerinden istifa etmiş sayılanlar ile TSK'dan her ne
şekilde olursa olsun mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan ayrılan veya
ilişiği kesilen subay ve astsubayların tazminat ödeme yükümlülüğü
düzenlenmiştir. Buna göre söz konusu durumlarda anılan askerî personelin askerî
öğrenci, subay ve astsubay nasbedildikten sonra kendilerine yapılan öğrenim,
eğitim ve yetiştirme masraflarının iki katını, 6413 sayılı Kanun'un 20.
maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen disiplinsizliği işleyerek
çıkarılanların ise bu madde gereğince belirlenen masrafların dört katını
-yükümlülük sürelerinin eksik kalan kısmı ile orantılı olarak- kanuni faizi ile
birlikte tazminat olarak ödemesi gerekir. Anılan fıkrada yer alan "...iki
katını,..." ve "...dört katını..." ibareleri dava konusu kuralları
oluşturmaktadır.
29. 926 sayılı
Kanun'un 112. maddesinin birinci fıkrasında muvazzaf subay ve astsubayların
subay ve astsubay nasbedildikleri tarihten itibaren fiilen on beş yıl hizmet
etmedikçe istifa edemeyecekleri, ikinci fıkrasında ise astsubaylıktan subay
olanlar hakkında bu yükümlülüğün astsubay çavuşluğa nasıp tarihinden itibaren
hesap edileceği hükme bağlanmıştır. Anılan maddenin üçüncü fıkrasında yabancı
uyruklu kişilerle evlenenlerden bu evlilikleri yönetmelikte belirtilen esaslar
dâhilinde Bakanlıkça uygun görülmeyenlerin ve çeşitli nedenlerle Türk
vatandaşlığını kaybedenlerin veya Türk vatandaşlığından çıkarılanların istifa
etmiş sayılacağı belirtilmiştir. Kurallara göre istifa etmiş sayılanlar
öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının iki katını yükümlülük sürelerinin
eksik kalan kısmı ile orantılı olarak kanuni faizi ile birlikte tazminat olarak
ödemekle yükümlüdür.
30. Anılan
Kanun'un 113. maddesinde de yurt içinde ve yurt dışında öğrenim, kurs ve staj
yapanlar ile yurt dışına sürekli göreve atananların yükümlülükleri
düzenlenmiştir. Buna göre söz konusu durumlarda zorunlu hizmet süreleri bu
maddede belirtilen sürelerle uzatılacak ancak yükümlülük sürelerinin bu madde
hükümlerine göre uzatılan kısmının toplamı sekiz yılı geçemeyecektir.
31. Kanun'un 114.
maddesinde ise liseyi bitirdikten sonra yurt dışında öğrenim yapanların
yükümlülükleri belirtilmiştir. Anılan maddede lise mezunlarından öğrenim
maksadıyla yabancı memleketlere gönderilenlerin subay çıktıktan sonra istifaya
hak kazanmalarının on beş yıllık yükümlülük süresine ek olarak öğrenim için
yurt dışına çıkış ve dönüş tarihleri arasında geçen sürenin bir katı kadar
fazla hizmet etmeleriyle mümkün olacağı belirtilmiştir.
32. 50. ve 94.
maddelerde çeşitli nedenlerle Silahlı Kuvvetlerden ayrılacak subaylar ve
astsubaylar hakkında yapılacak işlemler düzenlenmiştir. Buna göre kadrosuzluk,
yetersizlik veya belli suçlardan hükümlülük nedeniyle subay ve astsubaylar
hakkında Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi uygulanabilecektir.
33. 50. maddenin
birinci fıkrasının (c) bendi ile 94. maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde
hükümlü olma nedeniyle ayırma düzenlenmiştir. Anılan bentlere göre ertelenmiş,
seçenek yaptırımlara çevrilmiş, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar
verilmiş, affa uğramış olsalar bile devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla
-22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 131. maddesinin
birinci fıkrasında belirtilen az vahim hâli hariç- basit ve nitelikli zimmet,
irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma,
dolanlı iflas, iftira gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı
nitelikteki suçlardan veya -istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç- kaçakçılık,
resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma suçlarından hükümlü olan subay
ve astsubaylar TSK'dan çıkarılır.
34. 1632 sayılı
Kanun'un 3. maddesinde de askerî şahıslar, mareşalden asteğmene kadar subaylar,
astsubaylar, Bakanlık ile TSK kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel,
uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er, erbaş ve erler ile askerî
öğrenciler olarak tanımlanmıştır.
35. Anılan
Kanun'un 30. maddesinde ise subay, astsubay, uzman jandarmalar ve özel
kanunlarında bu cezanın uygulanacağı belirtilen asker kişiler hakkında asıl
ceza ile birlikte TSK'dan çıkarma cezası uygulanacak hâller düzenlenmiştir.
Buna göre taksirli suçlardan verilen cezalar hariç olmak üzere bir seneden
fazla hapis cezası ile hükümlülük hâlinde TSK'dan çıkarma cezasının uygulanması
gerekir. Bunun yanında devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit ve
nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik,
inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve
haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve -istihlak kaçakçılığı hariç-
kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını
açığa vurma suçlarından biriyle hükümlülük hâlinde TSK'dan çıkarma cezası da
verilir. Bu husus mahkeme hükmünde belirtilmemiş olsa dahi Silahlı Kuvvetlerden
çıkarmayı gerektirir. Kanun'un 31. maddesine göre de TSK'dan çıkarma cezasının
niteliği, hükümlünün Silahlı Kuvvetlerle ilişiğinin kesilmesidir.
36. 6413 sayılı
Kanun'un 20. maddesinde Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren
disiplinsizlik hâlleri düzenlenmiştir. Buna göre aşırı borçlanmak ve borçlarını
ödeyememek, ahlaki zayıflık, hizmete engel davranışlarda bulunmak, gizli
bilgileri açıklamak, ideolojik veya siyasi amaçlı faaliyetlere karışmak, uzun
süreli firar etmek, disiplinsizliği alışkanlık hâline getirmek, iffetsiz bir
kimse ile evlenmek veya böyle bir kimse ile yaşamak, gayritabii mukarenette
bulunmak, terör örgütleriyle ilişkisi olmak söz konusu hâller arasında
sayılmıştır. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasının (f) bendinde de disiplini
bozucu tavır ve davranışlarda bulunmayı alışkanlık hâline getiren veya aldığı
disiplin cezalarına rağmen ıslah olmadığı anlaşılan askerî personelin
disiplinsizliği alışkanlık hâline getirmekten dolayı Silahlı Kuvvetlerden
ayırma cezasıyla cezalandırılması öngörülmüştür.
37. Söz konusu
Kanun'un 21. maddesinde disiplin ceza puanına göre disiplinsizliği alışkanlık
hâline getirdiği kabul edilen subay ve astsubaylar hakkında verilecek Silahlı
Kuvvetlerden ayırma cezasıyla ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan
maddenin (1) numaralı fıkrasında en son alınan disiplin cezasının kesinleştiği
tarihten geriye doğru son bir yıl içinde on sekiz disiplin cezası puanı veya en
az iki farklı disiplin amirinden toplam on iki defa veya daha fazla disiplin
cezası alan; en son alınan disiplin cezasının kesinleştiği tarihten geriye
doğru son beş yıl içinde otuz beş disiplin cezası puanı veya en az iki farklı
disiplin amirinden toplam yirmi beş defa veya daha fazla disiplin cezası alan
subay ve astsubayların disiplinsizliği alışkanlık hâline getirdiğinin kabul
edileceği belirtilmiştir. Maddenin (2) numaralı fıkrasında ise (1) numaralı
fıkra kapsamında ceza puanlarının hesaplanmasının Kanun'a ekli (2) sayılı
çizelgeye göre yapılacağı hükme bağlanmıştır.
38. Kurallara
göre disiplinsizliği alışkanlık hâline getirmek dışındaki sebeplerle hakkında
Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi veya cezası uygulanan subay ve astsubaylar
öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının iki katını, disiplinsizliği
alışkanlık hâline getirmek nedeniyle hakkında ayırma işlemi uygulananlar ise
dört katını yükümlülük sürelerinin eksik kalan kısmı ile orantılı olarak kanuni
faizi ile birlikte tazminat olarak ödemekle yükümlüdür.
39. Öte yandan
926 sayılı Kanun'un 112. maddesinin yedinci fıkrasına göre "TSK'da görev
yapamaz." şeklinde sağlık raporu alanlar ile vazife malulü olarak TSK'dan
ayrılanların tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu kapsamda "TSK'da
görev yapamaz." şeklinde sağlık raporu olanlar hariç olmak üzere adi malul
olarak TSK'dan emekli olmayı tercih edenler öğrenim, eğitim ve yetiştirme
masraflarının iki katı oranında tazminat ödemekle yükümlüdür (bazı
değişikliklerle birlikte bkz. AYM, E.2022/3, K.2022/71, 1/6/2022, § 10).
40. Anılan
fıkraya göre ayrıca tazminat tutarının hesaplanması açısından Kuvvet
Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı
tarafından belirlenen ve söz konusu askerî personelin kendilerine askerî
öğrenci, subay ve astsubay nasbedildikten sonra yapılan öğrenim, eğitim ve
yetiştirme masrafları dikkate alınacak; öğrenim, eğitim ve yetiştirme
masraflarının hangi unsurlardan oluşacağı ve tahsiline ilişkin usul ve esaslar
ise Bakanlık ve İçişleri Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından
müştereken yürürlüğe konulacak yönetmelikte belirlenecektir.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
41. Dava
dilekçesinde özetle; dava konusu kuralların asker kişilerin görevlerinden
ayrılmalarını caydırmak amacıyla ihdas edildiği, yaptırım olarak öğrenim
giderlerinin birkaç katı tazminat ödenmesinin mülkiyet hakkına ölçüsüz bir
sınırlama getirdiği, öğrenim giderlerinin dört kat olarak ödenmesinin ise meşru
amacının bulunmadığı, ödenecek tutarın yüksekliği nedeniyle askerî personelin
isteksiz olarak görevine devam etmek zorunda kalacağı, daha hafif tedbirlerle
de askerî personelin görevde kalmasının sağlanabileceği, ayrıca 14/7/1965
tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi memurlar açısından
mecburi hizmetin tamamlanmaması durumunda harcanan tutarın aynen iade ve
taksitle ödeme imkânı bulunduğu ancak kurallar uyarınca ilgililerin yüksek miktarlarda
tazminattan sorumlu tutulmalarının anayasal hükümlerle bağdaşmadığı
belirtilerek kuralların Anayasa'nın 13., 35. ve 90. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
3. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
a. "…iki katını,…" İbaresi
42. 6216 sayılı
Kanun'un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 70. maddesi
yönünden de incelenmiştir.
43. Anayasa'nın
İkinci Kısmı'nın Dördüncü Bölümü'nde "IV. Kamu hizmetlerine girme hakkı" üst
başlığı altında 70. maddesinde kamu hizmetlerine girme hakkına yer verilmiştir.
"Hizmete girme" başlıklı maddenin birinci fıkrasında "Her Türk, kamu
hizmetlerine girme hakkına sahiptir." denilmek suretiyle hakkın tanımı
yapılmış, ikinci fıkrasında ise "Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği
niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez." denilmek suretiyle hizmete
alınmada sadece görevin gerektirdiği nitelikler itibarıyla ayrım yapılabileceği
hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesi anılan hakkın sadece kamu
hizmetlerine girmeyi değil kamu hizmetlerinde bulunmayı ve kalmayı da güvence
altına aldığını kabul etmektedir (AYM, E.2021/104, K.2021/87, 11/11/2021, §§ 41-46;
E.2024/26, K.2024/83, 14/3/2024, § 8).
44. Bununla
birlikte kamu hizmetinden çıkmanın da söz konusu hakkın kapsamında olduğunun
kabulü gerekir. Bu itibarla subay ve astsubayların istifa etmiş sayılması,
görevden ayrılması veya görevle ilişiğinin kesilmesi durumunda kendilerine
yapılan masrafların iki katı oranında bir tazminat ödeme yükümlülüğü öngören
dava konusu kuralla bu kişilerin kamu hizmetinde bulunma ve bu hizmetten çıkma
hakkı sınırlanmaktadır.
45. Anayasa'nın
13. maddesinde "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca
Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak
kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,
demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük
ilkesine aykırı olamaz." denilmektedir.
46. Anayasa'nın
anılan maddesine göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren
düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa'da öngörülen sınırlama sebebine uygun
ve ölçülü olması gerekir.
47. Anayasa
Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var
olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfiliğe izin vermeyecek şekilde
belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.
48. Esasen temel
hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa'nın 2.
maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk
devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni
düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve
kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel
olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem
içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin
sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının
öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven
duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici
yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§
153, 154). Dolayısıyla Anayasa'nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak
belirtilen kanunilik, Anayasa'nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti
ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
49. Kuralda
öngörülen tazminatın kapsamının 926 sayılı Kanun'un 112. maddesinin yedinci
fıkrasında açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinden kuralın belirli
ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu bu suretle kanunilik şartını
taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
50. Anayasa'nın
70. maddesinde kamu hizmetlerine girme hakkı sınırsız bir hak olarak
düzenlenmemiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrası gereği hizmete alınmada
görevin gerektirdiği niteliklerin gözetilmesi söz konusu hak bakımından özel
bir sınırlama nedeni olarak öngörülmüştür (AYM, E.2020/97, K.2022/62, 1/6/2022,
§ 35). Bu sınırlama nedeni kamu hizmetinden çıkma hakkı açısından da
geçerlidir.
51. Subay ve
astsubayların kendilerine yapılan masrafların iki katı oranında tazminat
ödemesini gerektiren durumların bunların yerine getirdiği görevin
nitelikleriyle ilgili olmadığı söylenemez. Zira söz konusu yaptırımın bu
kişilerin askerlik hizmeti içinde kalarak görevin gerektirdiği niteliklere
uygun bir şekilde görev icra etmelerine katkı sunacağı açıktır. Bu itibarla
kuralın anayasal anlamda meşru bir amaç taşıdığı anlaşılmaktadır. Bununla
birlikte kuralın ölçülü de olması gerekir.
52. Ölçülülük
ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden
oluşmaktadır. Elverişlilik, öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı
gerçekleştirmeye elverişli olmasını; gereklilik, ulaşılmak istenen amaç
bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha
hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını; orantılılık ise hakka
getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin
gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
53. Kural
kapsamındaki askerî personele yapılan masrafların iki katı oranında tazminat
ödeme yükümlülüğü getirilmesinin görevin gerektirdiği niteliklerin korunması
bakımından elverişli bir araç olduğu açıktır.
54. Öte yandan
millî güvenlik hizmetleri, yurt içinden veya yurt dışından ülkeye yönelecek
saldırılara karşı silahlı kuvvetlerin her zaman hazır olmasını ve bu tehditlere
en kısa zamanda müdahale edebilecek durumda bulunmasını gerektirir. Bu kapsamda
rütbe, sınıf ve sayı itibarıyla yeterli sayıda askerî personel ülkeye
yönelebilecek iç ve dış saldırılara karşı hazır bulundurulmalıdır (AYM,
E.2021/44, K.2024/172, 17/10/2024, § 169).
55. Subay ve
astsubayların TSK'dan ilişiklerinin kesilmesi veya ayrılmaları genel itibarıyla
disiplinsizlik, mesleki yetersizlik veya belli bir süreyle ya da belli suçlar
nedeniyle hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilmiş olma şartına bağlıdır.
Anılan personelin yerine getirdiği görevlerin niteliği de gözetildiğinde hizmet
içinde veya hizmet dışında disiplinsizlikten veya bazı suçları işlemekten
kaçınması gerektiği açıktır.
56. Sınıfı
görevini yapamaz raporu alarak adi malul olanlar, TSK'dan ayrılmak yerine başka
sınıflarda görev yapmayı tercih edebilir. Adi maluliyeti tercih etmeleri
durumunda ise bu kişiler eksik kalan zorunlu hizmet süreleri üzerinden tazminat
ödemekle yükümlüdür. Belli sayıda askerî personelin hazır bulundurulması millî
güvenliğin aksamaması açısından zorunludur. Bu yönüyle yerine getirilen görevin
niteliği gereğince subay ve astsubayların başka sınıflarda göreve devam
etmesini sağlamak amacıyla adi malul olarak TSK'dan ayrılmayı tercih eden
personel için tazminat ödeme yükümlülüğünün öngörülmesi doğaldır.
57. İstifa etmiş
sayılma hâli ise söz konusu personelin Bakanlıkça uygun görülmeyen yabancı
kişilerle evlenmesi ya da çeşitli nedenlerle Türk vatandaşlığını kaybetme veya
Türk vatandaşlığından çıkarılma durumlarıyla sınırlıdır. Millî savunma
hizmetleri açısından subay ve astsubay rütbesindeki askerî personelin yerine
getirdiği görevlerin önemi de gözetildiğinde Türk vatandaşlığını kaybetme ya da
Türk vatandaşlığından çıkarılma ya da Bakanlıkça uygun görülmeyen yabancı
kişilerle evlenme hâllerinde, kuralla tazminat ödeme yükümlülüğü öngörülmesinin
görevin gerektirdiği niteliklerin korunması açısından gerekli olmadığı
söylenemez.
58. Ayrıca kanun
koyucunun askerî hizmetlerin görevin gerektirdiği niteliklere uygun personel
tarafından yerine getirilmesi için alacağı tedbirleri belirlemede takdir
yetkisi bulunduğu gözetildiğinde kuralda öngörülen sınırlamadan daha hafif bir
sınırlama aracıyla meşru amaca ulaşılabileceği ileri sürülemez. Dolayısıyla
kuralda öngörülen düzenlemenin meşru amaca ulaşma bakımından gerekli olduğu
anlaşılmaktadır.
59. Subay ve
astsubay rütbesindeki personelin belli bir sayıda tutulması ve hazır
bulundurulması millî güvenliğin sağlanması açısından kritik bir önemdedir.
Kuralda bu personel için yapılan eğitim, öğrenim ve yetiştirme masraflarının
iki katıyla sınırlı olarak tazminat miktarı belirlenmiştir. Ayrıca söz konusu
tazminatın belirlenmesinde kişilerin eksik kalan zorunlu hizmet süresi dikkate
alınmaktadır. Bunun yanında tazminat yükümlülerinin 926 sayılı Kanun'un 112.
maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen durumlarda tazminat ödemekle yükümlü
olduklarını bilerek subay ve astsubaylık mesleğini tercih ettikleri açıktır. Bu
yönüyle kural gereğince kamu hizmetinden çıkma hakkına getirilen sınırlamada
meşru amaçtan kaynaklanan kamusal yarar ile bireylerin katlandıkları külfet
arasındaki makul dengenin ilgililer aleyhine bozulduğu söylenemez.
60. Kuralın
önceki hâlinde tazminat yükümlülüğü, yapılan masrafların bir katı ile sınırlı
iken kuralla birlikte bu oran iki katına çıkarılmıştır. Kuralın yürürlüğe
girdiği 28/6/2024 tarihinden önce subay ve astsubay olarak göreve başlayanlar
da kuralda öngörülen iki katı oranında tazminat ödemekle yükümlü kılınmıştır.
Subay ve astsubay statüsünün devamı süresince ölçülü olmak kaydıyla bu statüye
ilişkin hak ve yükümlüklerde değişikliklerin yapılabileceği açıktır. Kuralla
elde edilmek istenen kamusal yarar karşısında ödenmesi gereken tazminatın
miktar itibarıyla ilgililere aşırı bir külfet yüklediği söylenemez. Başka bir
ifadeyle kuralda tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınan iki katı
oranın kuralın yürürlüğe girdiği tarihte görevde olan subay ve astsubaylara
öngörülemez nitelikte ve katlanılmaz ölçüde bir külfet yüklemediği, bu yönüyle
bu kişiler açısından da kamu hizmetinden çıkma hakkına orantısız bir sınırlama
getirilmediği sonucuna varılmıştır.
61. Bu itibarla
subay ve astsubaylardan mecburi hizmet süresi içinde görevlerinden istifa etmiş
sayılanlar ile TSK'dan her ne şekilde olursa olsun mecburi hizmet yükümlülüğünü
tamamlamadan ayrılan veya ilişiği kesilen subay ve astsubayların askerî
öğrenci, subay ve astsubay nasbedildikten sonra kendilerine yapılan öğrenim,
eğitim ve yetiştirme masraflarının iki katını ödemekle yükümlü kılan kuralla
kamu hizmetinden çıkma hakkına getirilen sınırlamada ölçülülük ilkesiyle
çelişen bir yön bulunmamaktadır.
62. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 13. ve 70. maddesine aykırı değildir. İptal
talebinin reddi gerekir.
Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Kenan YAŞAR bu
görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa'nın 35. maddesine aykırı olduğu ileri
sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa'nın 13. ve 70.
maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması
nedeniyle Anayasa'nın 35. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına
gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa'nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
b. "…dört katını…" İbaresi
63. 6216 sayılı
Kanun'un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 70. maddesi
yönünden de incelenmiştir.
64. Kuralda
düzenlenen tazminat ödeme yükümlülüğüyle kamu hizmetinden çıkma hakkına
sınırlama getirilmektedir.
65. 7517 sayılı
Kanun'un 11. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un 112. maddesinin yedinci fıkrasının
birinci cümlesinde yer alan "...kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve
yetiştirme masraflarını,..." ibaresinin "...kendilerine yapılan öğrenim, eğitim
ve yetiştirme masraflarının iki katını, 6413 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin
birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen disiplinsizliği işleyerek
çıkarılanlar bu madde gereğince belirlenen masrafların dört katını..." şeklinde
değiştirilmesinde bulunan "...iki katını,..." ibaresinin Anayasa'ya uygunluk
denetiminde kanunilik, meşru amaç, elverişlilik ve gereklilik ilkeleri
çerçevesinde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
66. Buna karşılık
disiplinsizliği alışkanlık hâline getirmesi nedeniyle TSK'dan ilişiği kesilen
subay ve astsubayların kendileri için yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme
masraflarının dört katı oranında bir tazminat ödemesinin miktar itibarıyla bu
kişilere aşırı bir külfet yüklemeyeceği söylenemez. Zira orantılılık ilkesi
uyarınca fiile karşı uygulanan yaptırımın miktar olarak aşırı bir külfete neden
olmaması gerekir.
67. Bu itibarla
kural kapsamında subay ve astsubayların zorunlu hizmet yükümlülüğü süresini
doldurmadan 6413 sayılı Kanun'un 29. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f)
bendinde düzenlenen disiplinsizliği işlemelerinden dolayı TSK'dan çıkarılmaları
durumunda askerî öğrenci, subay ve astsubay naspedildikten sonra kendilerine
yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının dört katını tazminat olarak
ödemekle yükümlü tutulmalarında meşru amaçtan kaynaklanan kamusal yarar ile
bireylerin menfaatleri arasındaki makul dengenin bireyler aleyhine bozulduğu,
bu yönüyle kuralın orantısız olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
68. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 13. ve 70. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Engin YILDIRIM ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ bu görüşe farklı
gerekçeyle katılmışlardır.
Basri BAĞCI ve Muhterem İNCE bu görüşe katılmamışlardır.
Kural Anayasa'nın 13. ve 70. maddelerine aykırı görülerek
iptal edildiğinden ayrıca Anayasa'nın 35. maddesi yönünden incelenmemiştir.
Kuralın Anayasa'nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Ç. Kanun'un 14. Maddesiyle 926 sayılı Kanun'un Değiştirilen
Ek 39. Maddesinin İkinci Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan "...mülakat..."
İbaresinin ve On Birinci Fıkrasının İncelenmesi
1. İkinci Fıkranın Birinci Cümlesinde Yer Alan "…mülakat…"
İbaresi
a. İptal Talebinin Gerekçesi
69. Dava
dilekçesinde özetle; dava konusu kuralda öngörülen mülakatla ilgili kamera
kaydının alınmasına ilişkin güvence oluşturulmamasının söz konusu sınavları
saydamlık, nesnellik ve şeffaflık boyutundan uzaklaştırdığı, kamu görevlisi
olan müfettişlerin atanmalarında keyfîliği önleyecek ve tarafsızlığı sağlayacak
tedbirlere yer verilmesi ve liyakatin esas alınması gerektiği belirtilerek
kuralın Anayasa'nın 2., 70. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
b. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
70. 926 sayılı
Kanun'un ek 39. maddesinin birinci fıkrasında Bakanlığın müfettiş kadrolarına
askerî kaynaktan atama yapılabileceği; ikinci fıkrasının birinci cümlesinde
giriş sınavının, mülakat şeklinde beş kişilik sınav kurulu tarafından
yapılacağı belirtilmiştir. Söz konusu fıkranın birinci cümlesinde yer alan
"…mülakat…" ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır. Bu itibarla kuralla
mülakat sınavında başarılı olmak Bakanlığın müfettiş kadrosuna atanmada bir
şart olarak öngörülmüştür.
71. Anayasa'nın
2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan
haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil
bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan,
Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini
bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
72. Anayasa'nın
128. maddesi uyarınca memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerini,
atanmalarını, görev ve yetkilerini belirleme yetkisi kanun koyucuya aittir ve
kanun koyucunun bu yetki kapsamında memur ve diğer kamu görevlilerinin atama ve
terfi şartlarını düzenlemesi mümkündür. Bu çerçevede kuralla denetim hizmetleri
kapsamında Bakanlığın genel idare esaslara göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu
hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yürüten müfettiş kadrosuna
atanabilmek için Bakanlık tarafından mülakat şeklinde yapılacak giriş sınavında
başarılı olma şartının öngörülmesinde Anayasa'ya aykırı bir yön
bulunmamaktadır. Bu şartın öngörülmesiyle kamu yararının gerçekleşip
gerçekleşmeyeceği ise anayasallık denetiminin kapsamı dışında kalmaktadır (bazı
değişikliklerle birlikte bkz. AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, § 216;
E.2020/30, K.2023/12, 25/1/2023, § 11; E.2022/47, K.2023/124, 13/7/2023, § 41).
73. Bakanlığın
müfettiş kadrolarına askerî kaynaktan müfettiş atanması hususunda hangi
yöntemle sınav yapılacağı hususunun kanunda tereddüde yer vermeyecek şekilde
açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın belirli ve öngörülebilir
olduğu, bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.
74. Diğer yandan
hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru idarenin işlem ve eylemlerinin yargısal
denetime tabi olmasıdır. Nitekim söz konusu yargısal denetim idareyi hukuka
bağlı kılmakta ve keyfî uygulamalardan kaçınmasını sağlamaktadır. Kuralla
müfettiş kadrosuna atanabilmek için yapılan giriş sınavının sonuçlarını
yargısal denetimden muaf tutan herhangi bir düzenleme yoktur. Ayrıca tüm bilgi
ve belgenin idarenin yedinde bulunduğu bir idari işlemin hukuka uygunluğunun
ispatı külfetinin idareye ait olduğu kuralının ters çevrildiğinin düşünülmesi
için herhangi bir neden bulunmamaktadır. Dolayısıyla ilgililer mülakat şeklinde
yapılacak giriş sınavını yargı organları önüne taşıyabilecek, idarenin sınavın
hukuka uygun bir biçimde yürütüldüğünü ispatlayamaması hâlinde bunu iptal
ettirmeleri mümkün olacaktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM,
E.2020/30, K.2023/12, 25/1/2023, § 14; E.2022/47, K.2023/124, 13/7/2023, § 42).
75. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 128. maddelerine aykırı değildir. İptal
talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 70. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
2. On Birinci Fıkra
a. İptal Talebinin Gerekçesi
76. Dava
dilekçesinde özetle; sınava müracaat şekli, başvuruda bulunanların
müracaatlarının değerlendirilmesi ve diğer hususların düzenlenmesinde yürütme
organına verilen yetkinin genel çerçevesinin kanunda belirlenmediği, bu durumun
keyfîliğe neden olabileceği belirtilerek kuralın Anayasa'nın 2., 7., 10., 70.,
123., 124., 128. ve 153. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
b. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
77. Dava konusu
kural, askerî kaynaktan müfettiş alımına ilişkin olarak sınava müracaat şekli,
başvuruda bulunanların müracaatlarının değerlendirilmesi ile diğer hususların
Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikle belirleneceğini hüküm altına almaktadır.
78. Anayasa'nın
7. maddesinde "Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet
Meclisinindir. Bu yetki devredilemez." denilmektedir. Yasama yetkisinin TBMM'ye
ait olması ve bu yetkinin devredilememesi kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir
gereğidir. Bu hükme yer veren Anayasa'nın 7. maddesinin gerekçesinde yasama
yetkisinin parlamentoya ait olması "demokrasi rejimini benimseyen siyasi
rejimlerde kaçınılmaz bir durum" olarak nitelendirilmiştir. Madde gerekçesinden
de anlaşılacağı üzere yasama yetkisinin devredilemezliği, esasen kanun koyma
yetkisinin TBMM dışında başka bir organca kullanılamaması anlamına gelmektedir.
Anayasa'nın 7. maddesi ile yasaklanan, kanun yapma yetkisinin devredilmesidir
(AYM, E.2021/73, K.2022/51, 21/4/2022, § 15).
79. Türevsel
nitelikteki düzenleyici işlemler bakımından ilke olarak kanun koyucunun genel
ifadelerle yürütme organını yetkilendirmesi yeterli olmakla birlikte Anayasa'da
kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda genel ifadelerle yürütme organına
düzenleme yapma yetkisi verilmesi yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine
aykırılık oluşturabilmektedir. Bu nedenle Anayasa'da temel hak ve özgürlüklerin
sınırlandırılması, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin konması ve memurların
atanması, özlük hakları gibi münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen
konularda kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması
gerekmektedir. Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü
konularda yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra uzmanlık ve idare
tekniğine ilişkin hususları yürütmenin türevsel nitelikteki işlemlerine
bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamaz (AYM, E.2011/42,
K.2013/60, 9/5/2013; E.2022/101, K.2024/124, 27/6/2024, § 20).
80. Müfettişlerin
görevleri kapsamında yerine getirdikleri faaliyetlerin Bakanlığın genel idare
esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli
ve sürekli görevlerden olduğu açıktır. Dolayısıyla askerî personelin müfettiş
olarak atanmasına ilişkin şartlar ile bu atamanın dayanağı giriş sınavına
ilişkin genel esasların kanunla düzenlenmesi gerekir.
81. Kamu
görevlisi statüsünde olan söz konusu personelin mülakat şeklindeki bir sınavla
mesleğe alınması, sınava başvuru konusunda şartlar öngörülmesi kanun koyucunun
takdir yetkisinde olmakla birlikte bu personelin anılan sınavlarla mesleğe
alınmasına ilişkin temel ilkelerin Anayasa'nın 128. maddesi uyarınca kanunla
düzenlenmesi ve bu bağlamda Anayasa'nın 7. maddesi uyarınca yasama yetkisinin
idareye devredilmemesi gerekir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM,
E.2018/73, K.2019/65, 24/7/2019, § 199).
82. 926 sayılı
Kanun'un ek 39. maddesinin ikinci fıkrasında giriş sınavının beş kişilik sınav
kurulu tarafından yapılacağı, Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanının sınav kurulunun
başkanı olduğu, sınav kurulunun iki üyesinin Bakanlıktaki birim amirleri
arasından, diğer iki üyesinin ise müfettişler arasından Bakan tarafından
belirleneceği, ayrıca müfettişler arasından aynı usulle iki yedek üyenin
belirleneceği düzenlenmiştir. Anılan maddenin üçüncü fıkrasına göre müfettişlik
giriş sınavına başvurabilmek için kara, deniz ve hava kuvvetleri mensubu
üstsubay (binbaşı, yarbay, albay) rütbesinde bulunmak gerekir. Maddenin
dördüncü fıkrasında giriş sınavına başvuru yeri, şekli, şartları, istenecek
belge ve beyanlar, son başvuru tarihi, sınavın yapılış şekli, yeri, zamanı ve
atama yapılacak kadro sayısı, sınava çağrılacak aday sayısı ile diğer
hususların sınav tarihinden en az 45 gün önce Bakanlığın internet sitesinde
yayımlanmak suretiyle duyurulacağı belirtilmiştir. Beşinci fıkraya göre
başvuruda bulunanların sicil notunun %70'i, takdirname ve/veya başarı belgeleri
ile cezalarının %25'i, yabancı dil notunun %5'i dikkate alınacak ve alınacak
müfettiş sayısının en fazla dört katı aday sınava çağrılacaktır. Altıncı
fıkrada giriş sınavında adayların hangi yönlerinden değerlendirileceği açıkça
belirlenmiştir. Yedinci fıkrada adayların sınav kurulu başkan ve üyeleri
tarafından altıncı fıkranın (a) bendi için 50 puan, (b) ila (e) bentlerinde
yazılı özelliklerin her biri için onar puan üzerinden değerlendirileceği
belirtilmiştir.
83. Sekizinci
fıkraya göre giriş sınavında 100 tam puan üzerinden en az 70 puan almak
gerekir. Sınav kurulu başkan ve üyelerince her bir adaya ayrı ayrı puan verilir
ve bu puanların aritmetik ortalaması adayın giriş sınavı puanını oluşturur. Bu
puanlar tutanağa geçirilir. Giriş sınavında 70 ve üzeri puan alan adaylar,
puanı en yüksek adaydan başlamak suretiyle başarı sırasına göre sıralanarak
atama yapılacak kadro sayısı kadar aday belirlenir. Bu durum bir tutanağa
bağlanır. Adayların başarı sırası belirlenirken giriş sınavı puanının eşit
olması hâlinde kıdemi yüksek olan adaya öncelik tanınır. Giriş sınavında 70 ve
üzeri puan almak atama yapılacak kadro sayısının dışında kalan adaylar için
kazanılmış hak oluşturmaz. Giriş sınavında başarı gösterenler, bu sınavdaki
başarı sırasına göre müfettişliğe atanır.
84. Bu itibarla
Kanun'da askerî kaynaktan müfettiş alımına ilişkin olarak giriş sınavına
başvuru koşullarının, sınav kurulunun oluşumunun, sınav usulünün, sınav
konularının, sınavın ilanın şeklinin ve sınavda uygulanacak değerlendirme
esaslarının açıkça belirlendiği, kuralda yönetmelikle düzenleme yapılmasına
imkân tanınan konuların ise daha çok mülakat sınavının uzmanlık ve teknik
boyutuna ilişkin hususları kapsadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla belirtilen
konularda kuralla idareye düzenleme yetkisi verilmesinin kanunla düzenleme ve
yasama yetkisinin devredilmezliği ilkeleriyle çelişen bir yönü bulunmamaktadır.
85. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 7. ve 128. maddelerine aykırı değildir. İptal
talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2. ve 124. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa'nın 7. ve 128.
maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması
nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 124. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme
yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa'nın 10., 70., 123. ve 153. maddeleriyle
ilgisi görülmemiştir.
D. Kanun'un 17. Maddesiyle 1325 Sayılı Kanun'un Ek 2.
Maddesine Eklenen İkinci Fıkranın İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
86. Dava konusu
kuralda fakülte veya yüksekokullarda öğrenim gören askerî öğrencilerin -askerî
öğrencilik statüsü devam ederken ya da bu statü sona erdikten sonra- öğrenim
gördükleri bölümleri/programları veya okumakta oldukları yükseköğretim
kurumlarını değiştiremeyecekleri veya yatay geçiş yapamayacakları hükme
bağlanmıştır. Bununla birlikte kural askerî öğrenci sıfatı sona erdikten sonra
ilgililerin yeniden sınava girmek suretiyle başka bölüm/program/yükseköğretim
kurumunda öğrenime başlamalarına engel olmamaktadır.
87. Yükseköğretim
Kurumu öğrencilerinin yatay geçiş yapmalarına ilişkin usul ve esaslar 4/11/1981
tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 7. maddesinin birinci
fıkrasının (e) bendi ile 44. maddesinin (c) fıkrası gereğince Yükseköğretim
Kurulunca belirlenmektedir. Dolayısıyla askerî öğrencilerin yatay geçiş
yapmaları Yükseköğretim Kurulunun bu husustaki düzenlemelerine tabi iken
kuralla bunların yatay geçiş yapamayacakları hükme bağlanmıştır.
88. 1325 sayılı
Kanun'un ek 2. maddesinin birinci fıkrasında ihtiyaç duyulması hâlinde lise ve
dengi okulları bitirerek fakülte ve yüksekokullara devam hakkını kazanmış
olanlar ile fakülte veya yüksekokullarda okudukları sınıfı başarı ile geçen
öğrencilerin seçildikleri takdirde yurt içi ve yurt dışındaki fakülte veya
yüksekokullarda askerî öğrenci olarak öğrenim yapacakları belirtilmiştir.
89. Anılan
Kanun'un ek 4. maddesinde ahlak notunu kaybeden, öğrenimlerini süresinde
tamamlayamayan, sağlık sebebiyle veya disiplin kurulu kararıyla ya da mahkeme
kararıyla askerî öğrencilik niteliğini kaybeden, fakülte veya yüksekokullarca
öğrencilik hakkı sona erdirilen, giriş koşullarını sağlamadığı sonradan
anlaşılan kişilerin askerî öğrencilik sıfatını kaybedeceği belirtilmiştir.
90. Kanun'un ek
5. maddesinde de bunların fakülte ve yüksekokullarla ilişiklerinin kesileceği,
fakültelerde veya yüksekokullarda öğrenim gören öğrencilerden sağlık sebepleri
dışında ilişikleri kesilenlere devlet tarafından yapılan masrafların sarf
tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için kanuni faiziyle birlikte
hesaplanacak tutarın iki katının ödettirileceği hükme bağlanmıştır.
91. Ek 7. maddede
ise askerî öğrencilerin lisans ve ön lisans seviyesinde birinci sınıfın temmuz
ayının son gününe kadar istifa edebilecekleri öngörülmüştür. Bunlar istifa
etmeyi tercih etmeleri durumunda kendilerine yapılan okul harcamalarının iki
katını harcama tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte tazminat
olarak ödemekle yükümlüdür.
92. Ek 5. ve ek
7. maddelere göre hesaplanacak tazminata ilişkin personel ve amortisman
giderleri ile ilaç ve tedavi giderleri, kitap ve kırtasiye giderleri, öğrenci
harçlıkları ve yiyecek giderlerinin yarısı ile bunlara tekabül eden faizler
hesaplamaya dâhil edilmeyecektir.
93. Ek 7.
maddenin 7517 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle değişiklik yapılmadan önceki
hâlinde askerî öğrencilerin lisans seviyesinde dördüncü sınıfın, ön lisans
seviyesinde ise ikinci sınıfın temmuz ayının son gününe kadar kendilerine
yapılan masrafları sarf tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için kanuni
faiziyle birlikte ödemeleri durumunda istifa edebilecekleri öngörülmüştür.
Dolayısıyla söz konusu değişiklikle askerî öğrencilerin istifasına ilişkin
sürelerin bir yıla indirildiği, tazminat miktarının da iki katına çıkarıldığı
anlaşılmaktadır.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
94. Dava
dilekçesinde özetle; fakülte veya yüksekokullarda öğrenim gören askerî
öğrencilerin hiçbir koşulda öğrenim gördükleri bölümleri/programları veya
okumakta oldukları yükseköğretim kurumlarını değiştirmelerine ve yatay geçiş
yapmalarına imkân tanınmamasının bu kişilerin maddi ve manevi varlıklarını
geliştirme hakkını, eğitim hakkını, eşitlik ilkesini, devletin gençleri koruma
yükümlülüğünü ihlal ettiği, askerî öğrencilik sıfatının söz konusu temel hak ve
özgürlüklerden feragat edildiği anlamına gelemeyeceği, bu hususlardaki
değişiklik taleplerinin Bakanlıkça değerlendirilmesi durumunda da personel
planlamasında sorun yaşanmayacağı belirtilerek kuralın Anayasa'nın Başlangıç
kısmı ile 5., 10., 13., 17., 42., 58. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
95. Anayasa'nın
10. maddesinde "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî
inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde
eşittir./Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin
yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik
ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz./Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve
vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malûl ve gaziler için alınacak
tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz./Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya
sınıfa imtiyaz tanınamaz./Devlet organları ve idare makamları bütün
işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek
zorundadırlar." denilmek suretiyle kanun önünde eşitlik ilkesine yer
verilmiştir.
96. Anayasa'nın
anılan maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksal durumları
aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik
öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar
karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve
ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve
topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali
yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı
tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da
topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı
hukuksal durumlar aynı, farklı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı
tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez (AYM, E.2017/47,
K.2017/84, 29/3/2017, § 18; E.2020/95, K.2022/3, 26/1/2022, § 25).
97. Eşitlik
ilkesi yönünden yapılacak anayasallık denetiminde öncelikle Anayasa'nın 10.
maddesi çerçevesinde aynı ya da benzer durumda bulunan kişilere farklı muamele
yapılıp yapılmadığı tespit edilmeli, bu bağlamda aynı ya da benzer durumdaki
kişiler arasında farklılık gözetilip gözetilmediği belirlenmelidir. Yapılacak
bu belirlemenin ardından ise farklı muamelenin nesnel ve makul bir temele
dayanıp dayanmadığı, orantılı olup olmadığı hususları irdelenmelidir.
Orantılılık ilkesi, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin
bulunmasını gerektirir. Diğer bir ifadeyle bu ilke, farklı muamelenin öngörülen
objektif amaç ile orantılı olmasını gerektirir (AYM, E.2016/205, K.2019/63,
24/7/2019, § 65; E.2021/1, K.2021/32, 29/4/2021, § 32).
98. Anayasa'nın
42. maddesinin birinci fıkrasında kimsenin eğitim ve öğrenim hakkından yoksun
bırakılamayacağı belirtilmek suretiyle eğitim ve öğrenim hakkı herkes yönünden
güvence altına alınmıştır.
99. Eğitim ve
öğrenim hakkı kamu ve özel eğitim kurumlarını kapsadığı gibi eğitimin ilk, orta
ve yükseköğrenim seviyelerini de kapsar (AYM, E.2023/78, K.2024/55, 22/2/2024,
§ 37; Sara Akgül [GK], B. No: 2015/269, 22/11/2018, § 120; Hikmet Balabanoğlu
[2. B.], B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 28; İhsan Asutay [2. B.], B. No:
2012/606, 20/2/2014, § 34).
100. 2547 sayılı
Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yükseköğretim, millî
eğitim sistemi içinde, ortaöğretime dayalı, en az dört yarıyılı kapsayan her
kademedeki eğitim ve öğretimin tümü olarak tanımlanmıştır.
101. Eğitim ve
öğrenim hakkı, kamu otoritelerine kişilerin eğitim ve öğrenim almasını
engellememe ödevini yüklemektedir. Eğitim ve öğrenim hakkı belli bir zamanda
mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin sağlanmasını ve bu eğitim kurumlarına
devam edebilmeyi teminat altına almaktadır (AYM, E.2023/78, K.2024/55,
22/2/2024, § 39). Bununla birlikte bu hakkın yüksek öğrenim gören kişilere
öğrenim gördükleri bölümleri/programları/öğrenim gördükleri yükseköğrenim
kurumlarını değiştirme veya bunlara yatay geçiş imkânı sağlama ve buna ilişkin
düzenleme yapma konusunda devlete herhangi bir pozitif yükümlülük yüklediği
söylenemez.
102. Ancak anılan
Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 44. maddesinin (c)
fıkrası ile Yükseköğretim Kuruluna tanınan yetkiler kapsamında 24/4/2010
tarihli ve 27561 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yükseköğretim Kurumlarında
Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal
ile Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik'in
7. ve ek 1. maddelerinde yükseköğrenim kurumu öğrencilerinin başarı durumuna
veya kayıt olduğu yıldaki merkezî yerleştirme puanına göre yerleştirildikleri
bölümlerini/programlarını/yükseköğrenim kurumlarını değiştirebilmeleri veya
yatay geçiş yapabilmeleri hususunda düzenlemeler yapılmıştır.
103. Bu itibarla
fakülte veya yüksekokullarda öğrenim gören askerî öğrencilerin öğrenim
gördükleri bölümleri/programları veya okumakta oldukları yükseköğretim
kurumlarını değiştiremeyeceklerini veya yatay geçiş yapamayacaklarını öngören
kuralın eğitim ve öğrenim hakkına sınırlama getirdiği açıktır.
104. Kuralda
fakülte ve yüksekokullarda okuyan askerî öğrencilerin bölüm, program veya
yükseköğretim kurumlarını değiştirmeleri hususunda getirilen sınırlamanın
kapsam ve sınırlarının açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın
belirli ve öngörülebilir olduğu, bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığı
anlaşılmaktadır.
105. Anayasa'nın
42. maddesinde eğitim hakkının sınırlanmasına ilişkin bir düzenleme yer
almamaktadır. Bununla birlikte eğitim hakkının mutlak ve sınırsız bir hak
olduğu düşünülemez. Nitekim anılan maddenin ikinci fıkrasında yer verilen
"Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir." hükmüyle kanun
koyucuya bir takdir alanı oluşturulmuştur. Kanun koyucuya tanınan bu takdir
yetkisinin özünde bir sınırlama yetkisi de içerdiği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla kanun koyucunun eğitim hakkının sınırlanması hususundaki takdir
yetkisinin geniş olduğu, bu bağlamda eğitim hakkının sınırlanması hususunda
kanun koyucuyu bağlayan belli bir meşru amaçlar listesinin bulunmadığı ifade
edilebilir. Ancak kanun koyucunun bu takdir yetkisinin Anayasa Mahkemesinin denetimine
tabi olacağı açıktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2018/94,
K.2023/10, 25/1/2023, § 89; Adem Öğüt ve diğerleri [1. B.], B. No: 2014/20527,
22/11/2017, § 53).
106. Kuralın
amacının silahlı kuvvetlerde görev alacak personelle ilgili olarak yapılan
planlamaya uygun şekilde, ilgili bölümlerden mezun olanların bu alanlarda
çalıştırılmalarını temin etmek olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralın
anayasal olarak meşru bir amaç taşıdığı görülmüştür.
107. Askerî
öğrencilerin bölüm/program ya da yükseköğrenim kurumunu değiştirmelerini
engelleyen kuralın meşru amaca ulaşma bakımından elverişli olduğu açıktır.
Bununla birlikte kanun koyucunun askerî hizmetlerin etkin ve verimli şekilde
yürütülmesi amacıyla alacağı tedbirleri belirlemede takdir yetkisi bulunduğu
gözetildiğinde kuralla ulaşılmak istenen meşru amaca daha hafif bir sınırlama
aracı ile ulaşılabileceği söylenemez. Dolayısıyla kuralın gereklilik ilkesine
aykırı olmadığı anlaşılmaktadır.
108. Bunun yanı
sıra kural askerî öğrencilerin yatay geçiş yapamayacaklarını hüküm altına
almakla birlikte bunların yeniden sınava girmek suretiyle diğer
bölüm/program/yükseköğretim kurumlarına kayıt yaptırabilmelerine veya başarılı
oldukları derslerden -ilgili mevzuat kapsamında- yeni kayıt oldukları
bölüm/program/yükseköğretim kurumunda muaf tutulmalarına engel olmamaktadır.
Ayrıca askerî öğrenciler, aynı eğitim kurumunda öğrenim gören diğer
öğrencilerden farklı bir giriş usulüne tabi olarak ve kendi istekleriyle kayıt
oldukları bölüm/program/yükseköğretim kurumlarını değiştiremeyeceklerini ve
yatay geçiş yapamayacaklarını bilerek kayıt olmaktadır. Bu durumda kuralın
askerî öğrencilere aşırı bir külfet yüklediği söylenemez. Dolayısıyla kuraldaki
meşru amaçtan kaynaklanan kamusal yarar ile sınırlama nedeniyle kişilerin
etkilenen menfaatleri arasındaki makul dengenin bozulmadığı, bu yönüyle kuralla
eğitim hakkına yönelik sınırlamanın orantılı olduğu anlaşılmaktadır.
109. Öte yandan
kural 28/6/2024 tarihinde yürürlüğe girmiş olup kuralda bu tarihten önce
yükseköğretim kurumlarında eğitim gören askerî öğrencilere ilişkin olarak bir
geçiş hükmüne yer verilmemiştir. Ancak askerî öğrenci sıfatı devam ederken
personel planlaması kapsamında bu statüye ilişkin olarak bazı düzenlemelerin
yapılması mümkündür. Dolayısıyla anılan tarihten önce askerî öğrencilik
sıfatını taşıyanlar açısından da kuralla eğitim ve öğrenim haklarına getirilen
sınırlamanın bunlara aşırı bir külfet yüklediği söylenemez. Bu itibarla kuralın
bu yönüyle de orantılılık ilkesine aykırılık teşkil etmediği sonucuna
varılmıştır.
110. Bunun yanı
sıra kural kapsamında yükseköğretim kurumlarında eğitim gören askerî öğrenciler
ile diğer öğrenciler, bölüm/program/yükseköğrenim kurumu değiştirme yönünden
farklı uygulamalara tabi tutulmuştur. Bu itibarla kuralın eşitlik ilkesi
yönünde de incelenmesi gerekir.
111. Bu kapsamda
yükseköğretim kurumlarında eğitim gören askerî öğrenciler ile diğer
yükseköğretim kurumu öğrencilerinin karşılaştırılabilir gruplar olduğu
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bunlar arasında öngörülen farklı uygulamanın
nesnel ve makul bir sebebinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.
112. Millî savunma
hizmetlerinin niteliği gereği askerî disiplin ve becerilerin kazandırılması
açısından uzmanlık gerektiren görevlerde istihdam edilecek personelin
yükseköğretim kurumlarında askerî öğrenci statüsünde yetiştirildiği açıktır. Bu
personelin öğrenim gördükleri bölüm/program/yükseköğrenim kurumundan mezun
olarak silahlı kuvvetlere katılması hususu personel planlaması, dolayısıyla
millî savunma hizmetlerinin aksamaması açısından önemlidir. Bu kapsamda
yükseköğrenim kurumlarında eğitim gören askerî öğrenciler ile diğer öğrenciler
arasında bölüm/program/yükseköğretim kurumu değişikliği açısından fark
gözetilmesi personel planlamasında aksamanın önlenmesi amacına hizmet
etmektedir. Dolayısıyla kuralın nesnel ve makul bir sebebi bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Bununla birlikte kural kapsamındaki öğrencilerin askerî öğrencilik sıfatının
sona ermesiyle yeniden sınava girmek suretiyle başka
bölüm/program/yükseköğretim kurumuna kayıt yaptırmaları da mümkündür. Bu
yönüyle kural kapsamında askerî öğrenciler aleyhine öngörülen farklı
uygulamanın meşru amaç bakımından orantısızlığa neden olduğu söylenemez.
113. Bu itibarla
fakülte veya yüksekokullarda öğrenim gören askerî öğrencilerin öğrenim
gördükleri bölümleri/programları veya okumakta oldukları yükseköğretim
kurumlarını değiştiremeyeceklerini veya yatay geçiş yapamayacaklarını
düzenleyen kuralda eşitlik ilkesiyle çelişen bir yön de bulunmamaktadır.
114. Bu nedenlerle
kural, Anayasa'nın 10., 13. ve 42. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin
reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın Başlangıç kısmı ile 5., 17., 58. ve 90.
maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
E. Kanun'un 18. Maddesiyle 1325 Sayılı Kanun'un Ek 5.
Maddesinin İkinci Fıkrasında Yer Alan "...hesaplanarak..." İbaresinin
"...hesaplanacak tutarın iki katı..." Şeklinde Değiştirilmesinde Bulunan
"...iki katı..." İbaresinin ve Anılan Maddeye Eklenen Üçüncü Fıkrada Yer Alan
"...dört katı..." İbaresinin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
115. 1325 sayılı
Kanun'un ek 5. maddesinin ikinci fıkrasında anılan Kanun'un ek 2. maddesi
kapsamında yurt içi ve yurt dışındaki fakülte veya yüksekokullarda askerî
öğrenci olarak öğrenim yapanlardan sağlık sebepleri dışında ilişikleri
kesilenlere -personel ve amortisman giderleri ile ilaç ve tedavi giderlerinin,
kitap ve kırtasiye giderlerinin, öğrenci harçlıklarının ve yiyecek giderlerinin
yarısı ile bunlara tekabül eden faizleri hariç- devlet tarafından yapılan
masrafların, sarf tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için kanuni
faiziyle birlikte hesaplanacak tutarın iki katının ödettirileceği
öngörülmüştür. Anılan fıkrada yer alan "…iki katı…" ibaresi dava konusu
kurallardan ilkini oluşturmaktadır.
116. Kanun'un ek 5.
maddesinin üçüncü fıkrasında ise fakültelerde veya yüksekokullarda öğrenim
gören öğrencilerden ek 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde
düzenlenen disiplinsizlikler nedeniyle askerî öğrencilikten çıkarılmasına karar
verilenlere bu maddeye göre hesaplanacak tazminat miktarının dört katının
ödettirileceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu fıkrada yer alan "…dört
katı…" ibaresi dava konusu diğer kuralı oluşturmaktadır.
117. Anılan
bentlerde yönetmelikte tespit edilecek ahlak notunu kaybedenler ile
yönetmelikte belirtilecek esaslar dâhilinde, askerî öğrenci niteliğini
kaybettiklerine dair disiplin kurullarınca haklarında karar verilenlerin askerî
öğrencilik niteliğini kaybedecekleri düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre
ayrıca öğrenimlerini yönetmelikte belirtilecek süreler içinde
tamamlayamayanlar, sağlık kurullarınca verilecek raporlara istinaden sağlık
durumları sebebiyle askerî öğrenci olarak öğrenimine devam imkânı kalmayanlar,
mahkeme kararıyla öğrencilik hukukunu kaybedenler, fakülte ve yüksekokullarca
öğrencilik hakkı sona erdirilenler, yönetmelikte tespit edilecek giriş
koşullarına uymadıkları sonradan anlaşılanlar da askerî öğrencilik niteliğini
kaybedecektir.
118. Ek 5. maddenin
birinci fıkrasında ise ek 4. madde gereğince askerî öğrenci niteliğini
kaybedenlerin ilişiklerinin kesileceği belirtilmiştir.
119. Ek 6. maddede
fakültelerde ve yüksekokullarda askerî öğrenci olarak okutulacakların giriş
şartlarının, görev ve sorumluluklarının, askerî öğrencilikten çıkarılmayla
ilgili işlemlerin, fakülte veya yüksekokullarda azami öğrenim sürelerinin,
askerî eğitime ait hususların yönetmelikte belirleneceği hükme bağlanmıştır.
23/3/2021 tarihli ve 31432 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Fakülte ve
Yüksekokullar Askerî Öğrenci Komutanlığı Ve Öğrencileri İle Fakülte Ve
Yüksekokullardan Yetişen Subaylara Ve Astsubaylara İlişkin Yönetmelik'in 16.
maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitim
ve öğretim süresi ilgili mevzuatta belirlenen süre kadardır.
120. 2547 sayılı
Kanun'un 44. maddesinin (c) fıkrasında da azami öğrenim süreleri
düzenlenmiştir. Buna göre öğrenciler, öğrenim süresi iki yıl olan ön lisans
programlarını azami dört yıl, öğrenim süresi dört yıl olan lisans programlarını
azami yedi yıl, öğrenim süresi beş yıl olan lisans programlarını azami sekiz
yıl, öğrenim süresi altı yıl olan lisans programlarını azami dokuz yıl içinde
tamamlamak zorundadır. Bir yıl süreli yabancı dil hazırlık sınıfı bu sürelere
dâhil değildir. Söz konusu süreler, kayıt olduğu programa ilişkin derslerin
verildiği dönemden başlamak üzere her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadığına
bakılmaksızın uygulanır.
121. Anılan
Kanun'un 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde ise yükseköğretim
kurumundan çıkarma cezasının uygulanmasını gerektiren eylemler düzenlenmiştir.
Buna göre mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmak kaydıyla suç işlemek amacıyla
örgüt kurmak, böyle bir örgütü yönetmek veya bu amaçla kurulan örgüte üye
olmak, uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri satmak, başkalarına vermek ya da
ticaretini yapmak, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar
ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a aykırı olarak ateşli silahlarla, mermilerini
ve bıçaklarla saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış
bulunan diğer aletleri, patlayıcı maddeleri kullanmak, kişilerin vücudu
üzerinde cinsel davranışlarda bulunmak suretiyle cinsel dokunulmazlıklarını
ihlal etmek fiillerini işleyenler hakkında çıkarma cezası uygulanır.
122. Ayrıca 1632
sayılı Kanun'un 32. maddesinde askerî öğrenciler hakkında askerî mahkemeler
veya adliye mahkemelerince asıl ceza ile birlikte askerî öğrencilik hukukunu
kaybettirme cezasının da verileceği hâller sayılmıştır. Buna göre taksirli
suçlardan verilen cezalar hariç olmak üzere ölüm, ağır hapis veya üç aydan
fazla hapis cezasına hükümlülük hâlinde ve devletin şahsiyetine karşı işlenen
suçlarla basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,
sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref
ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç
kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını
açığa vurma suçlarından biriyle hükümlülük hâlinde askerî öğrencilik hukukunu
kaybettirme cezası da verilir. Bu husus mahkeme hükmünde belirtilmemiş olsa
dahi silahlı kuvvetlerden çıkarmayı gerektirir. Bu ceza ayrıca bir hükme gerek
kalmaksızın askerî öğrencilik sıfatının, muvazzaf askerî personel yetiştiren
askerî okullara girme hakkının kaybedilmesi sonucunu doğurur.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
123. Dava
dilekçesinde özetle; 7517 sayılı Kanun'un 11. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un
112. maddesinin yedinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...kendilerine
yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarını,..." ibaresinin
"...kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının iki katını,
6413 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde
düzenlenen disiplinsizliği işleyerek çıkarılanlar bu madde gereğince belirlenen
masrafların dört katını..." şeklinde değiştirilmesinde bulunan "...iki
katını,..." ve "...dört katını..." ibarelerine yönelik gerekçelerle kuralların
Anayasa'nın 13., 35. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
a. "…iki katı…" İbaresi
124. Anayasa'nın
35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına
sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır.
Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer
ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını
kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20; E.2023/49, K.2024/54,
22/2/2024, § 13).
125. Mülkiyet
hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu
sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, onun
semerelerinden yararlanma ve üzerinde tasarruf etme imkânı veren bir haktır. Bu
bağlamda malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde
tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin kısıtlanması veya mülkünden yoksun
bırakılması mülkiyet hakkına getirilmiş bir sınırlama niteliğindedir (AYM,
E.2019/50, K.2019/96, 25/12/2019, § 14; E.2023/49, K.2024/54, 22/2/2024, § 15).
126. Kuralla
fakülte veya yüksekokullarda askerî öğrenci olarak öğrenim yapanlardan sağlık
sebepleri dışında ilişikleri kesilenlere devlet tarafından yapılan masrafların
iki katının ödettirileceği öngörülmek suretiyle bu kişilerin mülkiyet hakkına
sınırlama getirilmektedir.
127. Anayasa'nın
35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kanunla
sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle anılan hakka yönelik sınırlamaların
kanunda öngörülmesi gerektiği belirtilmiştir. Öte yandan mülkiyet hakkına
sınırlama getirilirken temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel
ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması
gerekir.
128. 1325 sayılı
Kanun'un ek 4. maddesinde askerî öğrencilikten çıkarılmayı gerektiren hâller
ile anılan Kanun'un ek 5. maddesinde askerî öğrencilik sıfatının kaybedilmesi
hâlinde yapılacak işlemler ve ödenecek tazminatın nasıl hesaplanacağının açık
ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın belirli, ulaşılabilir ve
öngörülebilir nitelikte olduğu, bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığı sonucuna
ulaşılmıştır.
129. Anayasa'nın
13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla
sınırlanabilmektedir. Kamu yararı mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği
durumlarda sınırlanmasına imkân tanımakla bir sınırlama amacı olmasının yanı
sıra mülkiyet hakkının söz konusu amaç dışında sınırlanamayacağını öngörmek
suretiyle bir sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde
korumaktadır (AYM, E.2022/105, K.2023/54, 22/3/2023, § 27; Nusrat Külah [2.
B.], B. No: 2013/6151, 21/4/2016, § 53; Yunis Ağlar [1. B.], B. No: 2013/1239,
20/3/2014, § 28).
130. Kamu yararı
kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de beraberinde getiren bir kavram
olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün her somut olay temelinde
ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
131. Kuralın
gerekçesinde "Fakültelerde veya yüksekokullarda öğrenim gören öğrencilerden,
sağlık sebepleri dışında ilişikleri kesilenlere, personel ve amortisman
giderleri ile ilaç ve tedavi giderleri, kitap ve kırtasiye giderleri, öğrenci
harçlıkları ve yiyecek giderlerinin yarısı ile bunlara tekabül eden faizleri
hariç, Devlet tarafından yapılan masraflar, sarf tarihinden tahsil tarihine
kadar geçen süre için kanuni faizi ile birlikte hesaplanacak tutarın iki katı
ödettirilmesi ayrıca 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda
ifade edildiği üzere askerlik mesleğinin temeli olan disiplinin muhafazası ve
idamesi kapsamında fakültelerde veya yüksekokullarda öğrenim gören
öğrencilerden, yönetmelikte tespit edilecek ahlak notunu kaybedenler ile askeri
öğrenci niteliğini kaybettiklerine dair disiplin kurullarınca haklarında karar
verilerek askeri öğrencilikten çıkarılanlara, bu maddeye göre hesaplanacak
tazminat miktarının dört katı ödettirilmesi amaçlanmaktadır." denilmektedir.
132. Askerî
öğrencilerin ilişiklerinin kesilmesi durumunda eğitimleri için devletin
kendilerine yaptığı harcamaların iki katı oranında tazminat ödemelerini öngören
kuralın askerî öğrencilik sürecinin tamamlanması ve bu kişilere görevin
gerektirdiği niteliklerin kazandırılarak ihtiyaç duyulan nitelikli askerî
personelin temini amacıyla ihdas edildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralın
kamu yararı amacı taşıdığı açıktır. Bununla birlikte kuralın Anayasa'ya aykırı
olmaması için ölçülülük ilkesine de aykırı olmaması gerekir.
133. Kural
kapsamında askerî öğrencilerin ilişiklerinin kesilmesi durumunda eğitimleri
için devletin kendilerine yaptığı harcamaların iki katı oranında tazminat
ödenmesinin meşru amaca ulaşmak bakımından elverişli bir araç olduğu açıktır.
Öte yandan kanun koyucunun askerî hizmetlerin etkin ve verimli şekilde
yürütülmesi amacıyla alacağı tedbirleri belirlemede takdir yetkisi bulunduğu
gözetildiğinde kuralla ulaşılmak istenen meşru amaca daha hafif bir sınırlama
aracı ile ulaşılabileceği de söylenemez. Dolayısıyla kuralın gereklilik
ilkesine aykırı olmadığı anlaşılmaktadır.
134. Bununla
birlikte kuralda tazminat ödenmesini gerektiren durumlar, genel itibarıyla
disiplinsizliğe, akademik başarısızlığa, belli sürelerle veya belli suçlardan
dolayı mahkûmiyete ya da askerî öğrenciliğe kabul için öngörülen şartların
taşınmadığının sonradan anlaşılması hâllerine ilişkindir. Disiplinin ön planda
olduğu askerî hizmetlerde görev alacak askerî öğrencilerin anılan hususlarda
daha özenli davranmaları gerektiği açıktır. Dolayısıyla kuralda belirtilen
nedenlerle askerî öğrencilikle ilişiğin kesilmesi durumunda ilgililer için iki
kat tazminat ödeme yükümlülüğü öngörülmesinde meşru amaçtan kaynaklanan kamusal
yarar ile bireylerin menfaatleri arasındaki makul dengenin sağlanmadığı
söylenemez. Bu yönüyle askerî öğrenciler için aşırı bir külfet öngörmeyen
kuralın orantılılık ilkesine aykırı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
135. Diğer yandan
geçiş hükümlerinin öngörülmemiş olması nedeniyle kuralın yürürlüğe girdiği
28/6/2024 tarihinde askerî öğrenci olanlar da kendilerine yapılan masrafların
iki katı oranında tazminat ödemek zorunda kalacaktır. Askerî öğrencilik
statüsünün devamı süresince ölçülü olmak kaydıyla bu statüye ilişkin hak ve
yükümlüklerde değişiklik yapılabileceği açıktır. Dolayısıyla anılan tarihten
önce askerî öğrencilik sıfatını taşıyanlar açısından da kuralla mülkiyet
getirilen sınırlamanın bu kişilere aşırı bir külfet yüklediği söylenemez. Bu
itibarla kuralın bu yönüyle de orantılılık ilkesine aykırılık teşkil etmediği
değerlendirilmiştir.
136. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İptal
talebinin reddi gerekir.
Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Kenan YAŞAR bu
görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa'nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
b. "…dört katı…" İbaresi
137. Dava konusu
kural, fakültelerde veya yüksekokullarda öğrenim gören öğrencilerden 1325
sayılı Kanun'un ek 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde
düzenlenen disiplinsizlikler nedeniyle askerî öğrencilikten çıkarılmasına karar
verilenlere anılan Kanun'un ek 5. maddesine göre hesaplanacak tazminat
miktarının dört katının ödettirileceğini öngörmek suretiyle mülkiyet hakkını
sınırlamaktadır.
138. 7517 sayılı
Kanun'un 18. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un ek 5. maddesinin ikinci fıkrasında
yer alan "...hesaplanarak..." ibaresinin "...hesaplanacak tutarın iki katı..."
şeklinde değiştirilmesinde bulunan "...iki katı..." ibaresinin Anayasa'ya
uygunluk denetiminde kanunilik, meşru amaç, elverişlilik ve gereklilik ilkeleri
çerçevesinde yapılan açıklamalar uygun olduğu ölçüde dava konusu kural yönünden
de geçerlidir.
139. Ancak anılan
Kanun'un ek 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında
yönetmelikte tespit edilecek ahlak notunu kaybedenler ile yönetmelikte
belirtilecek esaslar dâhilinde askerî öğrenci niteliğini kaybettiklerine dair
disiplin kurullarınca haklarında karar verilenlerin kendilerine yapılan
öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının dört katı oranında bir tazminat
ödemesi miktar olarak aşırı bir külfet yüklemektedir. Zira orantılılık ilkesi
uyarınca fiile karşı uygulanan yaptırımın miktar olarak aşırı bir külfete neden
olmaması gerekir. Bu itibarla kuralda meşru amaçtan kaynaklanan kamusal yarar
ile söz konusu kişilere yüklenen külfet arasındaki makul dengenin ilgililer
aleyhine bozulduğu, bu yönüyle kuralın orantılılık ilkesiyle çeliştiği sonucuna
ulaşılmıştır.
140. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Basri BAĞCI ve Muhterem İNCE bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa'nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
F. Kanun'un 19. Maddesiyle 1325 Sayılı Kanun'un Değiştirilen
Ek 7. Maddesinin Birinci Fıkrasının (a) Bendinde Yer Alan "...iki katı..."
İbaresinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
141. Dava
dilekçesinde özetle; 7517 sayılı Kanun'un 11. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un
112. maddesinin yedinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...kendilerine
yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarını,..." ibaresinin
"...kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının iki katını,
6413 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde
düzenlenen disiplinsizliği işleyerek çıkarılanlar bu madde gereğince belirlenen
masrafların dört katını..." şeklinde değiştirilmesinde bulunan "...iki
katını,..." ve "...dört katını..." ibarelerine yönelik gerekçelerle kuralın
Anayasa'nın 13., 35. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
142. 1325 sayılı
Kanun'un ek 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde askerî eğitim-öğretim
kurumları ile yurt içinde ve yurt dışında fakülte ve yüksekokullarda öğrenim
görenlerin lisans ve ön lisans seviyesinde birinci sınıfın temmuz ayının son
gününe kadar okul masraflarını iki katı olarak ödemek suretiyle istifa
edebilecekleri hüküm altına alınmıştır. Anılan bentte yer alan "…iki katı…"
ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
143. Kural
gereğince söz konusu askerî kurumlarda ve yükseköğretim kurumlarında öğrenim
görenlerin istifa etmeleri hâlinde kendilerine yapılan masrafların iki katı
oranında tazminat ödemekle yükümlü tutulmaları mülkiyet hakkını
sınırlamaktadır.
144. Anılan fıkraya
göre masrafların hesaplanmasında personel ve amortisman giderleri ile ilaç ve
tedavi giderleri, kitap ve kırtasiye giderleri, öğrenci harçlıkları ve yiyecek
giderlerinin yarısı ile bunlara tekabül eden faizler dikkate alınmayacaktır.
Söz konusu masraflar, sarf tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için
kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak; intibak eğitimi sırasında yapılan
masraflar ödemeye dâhil edilmeyecektir. Ayrıca intibak eğitimi sırasında
yapılan tedavi masrafları ile vefat edenlerin cenaze masrafları devlet
tarafından karşılanacaktır.
145. 7517 sayılı
Kanun'un 18. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un ek 5. maddesinin ikinci fıkrasında
yer alan "...hesaplanarak..." ibaresinin "...hesaplanacak tutarın iki katı..."
şeklinde değiştirilmesinde bulunan "...iki katı..." ibaresinin Anayasa'ya
uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler uygun olduğu ölçüde bu kural
yönünden de geçerlidir.
146. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İptal
talebinin reddi gerekir.
Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Kenan YAŞAR bu
görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa'nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
G. Kanun'un 33. Maddesiyle 3269 Sayılı Kanun'a Eklenen 12/B
Maddesinin Birinci Fıkrasının (b) Bendinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
147. Dava
dilekçesinde özetle; kamu görevlisi statüsünde olan uzman erbaş kadrosundaki
askerî personelin disiplin cezalarına ilişkin hususların kanunda açıkça
düzenlenmesi gerektiği, buna karşın görevde başarısızlık hâlini düzenleyen dava
konusu kuralın objektif kıstaslara dayanmadığı ve muğlak ifadeler içerdiği,
kuralda sözleşmenin feshi sonucunu doğuran fiilin açık ve net olarak
tanımlanmamasının keyfî uygulamalara neden olabileceği belirtilerek kuralın
Anayasa'nın 2., 5., 6., 7., 10., 13. 49., 70., 90., 123., 128. ve 153.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
148. 3269 sayılı
Kanun'un 12. maddesinin ikinci fıkrasında görevde başarısız olan veya
kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta
sözleşme sürelerine bakılmaksızın TSK ile ilişiklerinin kesileceği, üçüncü
fıkrasında da görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade
edilememe hâllerinde yapılacak işlemlerin çıkarılacak yönetmelikte
düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
149. Anılan
Kanun'un 12/B maddesinde görevde başarısız olduğu kabul edilen uzman erbaşların
Kanun'un 12. maddesinin ikinci fıkrasına göre sözleşmelerinin feshedileceği
ancak bunun için görevde başarısız olduğunu gösteren durumlarının rapor,
tutanak ve her türlü belge ile kanıtlanması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Anılan maddenin birinci fıkrasının dava konusu kuralı oluşturan (b) bendinde
ise "harekât, operasyon, iç güvenlik, hudut ve kolluk/asayiş görevleri ile
kadro görevinin gereklerini yerine getirmede yetersizlik veya isteksizlik
göstererek vazifeyi yahut birliğin emniyetini tehlikeye düşürmek veya görevin
yapılmasını aksatmak" görevde başarısız olma hâlleri arasında sayılmıştır.
150. Sözleşmeyle
istihdam edilen uzman erbaşların sunacağı güvenlik ve savunma hizmetlerinin
devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetinin
gerektirdiği asli ve sürekli görevlerden olduğu gözetildiğinde bu görevleri ifa
eden uzman erbaşların diğer kamu görevlileri kapsamında yer aldığı açıktır
(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2024/26, K.2024/83,
14/3/2024, § 16).
151. Kuralda
düzenlenen görevde başarısızlık hâlinin gerçekleşmesiyle uzman erbaşların
sözleşmelerinin feshedilerek TSK ile ilişiklerinin kesilmesinin kamu
hizmetlerinde kalma hakkına sınırlama getirdiği açıktır.
152. Kuralda yer
alan "…harekât, operasyon, iç güvenlik, hudut ve kolluk/asayiş görevleri ile
kadro görevinin gerekleri…" ibareleri millî savunma, iç güvenlik ve kıyı
güvenliği hizmetleri kapsamında yürütülen faaliyetleri ifade etmektedir.
Bununla birlikte "…yetersizlik veya isteksizlik göstererek…" ve "…vazifeyi
yahut birliğin emniyetini tehlikeye düşürenler veya görevin yapılmasını
aksatanlar…" ibareleri ise görevin gereklerine ve somut olaya göre
değerlendirilmesi gereken, askerî disiplinin sağlanmasına yönelik hususlardır.
Dolayısıyla bunların soyut ve genel bir kavram olması kuralı belirsiz
kılmamaktadır. Bu durum kanun yapma tekniğinin doğasından kaynaklanmaktadır.
Zira kanun hükümlerinin genel ve soyut olması, somut olayın özelliğine göre
değişebilecek tüm çözümleri kuralın bünyesinde barındırma, bir başka ifadeyle
kuralın amaca uygun sonuca ulaştıracak herhangi bir çözümü dışlamasını önleme
ihtiyacından kaynaklanmaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM,
E.2018/94, K.2023/10, 25/1/2023, § 16).
153. Bu itibarla
kuralda uzman erbaşların sözleşmesinin feshedilmesine ve TSK ile ilişiğinin
kesilmesine neden olan durumların açık ve net olarak düzenlendiği
gözetildiğinde kuralın belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu
bu suretle kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.
154. Kamu
hizmetinde kalma hakkına koşul belirlemek suretiyle getirilecek sınırlama
görevin gerektirdiği niteliklerden başka bir şarta bağlanamaz (AYM, E.2020/72,
K.2022/160, 13/12/2022, § 26; E.2024/26, K.2024/83, 14/3/2024, § 23).
155. Kamu
hizmetlerinin özellikleri gereğince bu hizmetleri gören kamu görevlilerinin
özel düzenlemelere bağlı tutulması mümkündür. Kanunlarda kamu görevlileri için
bazı niteliklerin aranması ve kısıtlamaların öngörülmesi kamu hizmetinin etkin
ve verimli bir biçimde yürütülmesi amacına hizmet etmektedir. Dolayısıyla bu
konuda yapılacak düzenlemelerde doğrudan doğruya hizmetin gereklerinin
gözetilmesi başka bir ifadeyle kamu görevlileri için öngörülen nitelik ve
sınırlamalarla hizmet arasında gerçeklere uygun, nesnel ve zorunlu bir neden
sonuç ilişkisinin bulunması gerekir. Kamu hizmetlerinde kalma hakkına getirilen
sınırlamalar açısından da bu ilkelerin gözönünde bulundurulması zorunludur
(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2024/26, K.2024/83,
14/3/2024, § 25).
156. Askerî
hizmetlerde disiplinin ön planda olması bu alanda faaliyet gösteren personelin
görevini disiplinli bir şekilde yerine getirmesini gerektirmektedir. Bu
bağlamda harekât, operasyon, iç güvenlik, hudut ve kolluk/asayiş görevleri
dâhil olmak üzere uzman erbaşların görevlerini belli bir disiplin içinde yerine
getirmesi gerektiği açıktır. Dolayısıyla söz konusu personelin yetersizlik veya
isteksizlik göstermemesi, vazifeyi veya birliğin emniyetini tehlikeye
düşürmemesi ya da görevin yerine getirilmesinde aksamaya sebep olmaması
gerekir. Anılan personelin bunları sağlayabilecek nitelikte olması görevin
gerektirdiği niteliklerle ilgilidir. Bu kapsamda bu personelin askerî disipline
uygun davranmasını sağlamaya yönelik olarak ihdas edildiği anlaşılan kuralın
anayasal anlamda meşru bir amaç taşıdığı açıktır.
157. Kuralda
tanımlanan fiilleri işleyen askerî personelin sözleşmesi feshedileceğinden
kuralın anılan meşru amaca ulaşmak bakımından elverişli olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan kanun koyucunun askerî faaliyetlerdeki disiplini sağlamak amacıyla
alacağı tedbirleri belirlemede takdir yetkisinin bulunduğu gözetildiğinde
kuralda öngörülen düzenleme ile getirilen tedbirin meşru amaç bakımından
gerekli olmadığı da söylenemez.
158. Kuralda
öngörülen sözleşmenin feshi nedenleri askerî personelin kendisinin ve silah
arkadaşlarının güvenliğinin yanında ülke güvenliğinin sağlanması hususunda da
önem taşımaktadır. Kural gereğince idarenin tesis edeceği işlemlere karşı yargı
denetimi de mümkündür. Bu yönüyle askerî disiplini temin etmek amacıyla ihdas
edilen kuralda meşru amaçtan kaynaklanan kamusal yarar ile uzman erbaşlara
yüklenen külfet arasında bulunması gereken makul dengenin bozulduğu söylenemez.
Bu itibarla kuralla kamu hizmetlerinde bulunma hakkına getirilen sınırlamanın
orantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
159. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 13. ve 70. maddelerine aykırı değildir. İptal
talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2. ve 128. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa'nın 13. ve 70.
maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması
nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 128. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme
yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa'nın 5., 6., 7., 10., 49., 90., 123. ve 153.
maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
Ğ. Kanun'un 36. Maddesiyle 3269 Sayılı Kanun'un Değiştirilen
19. Maddesinde Yer Alan "...yönetmelikle düzenlenir." İbaresinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
160. Dava
dilekçesinde özetle; kamu görevlisi olan uzman erbaşlarda aranacak niteliklere,
sözleşmelerinin feshine ve özlük işlerine ilişkin hususların kanunla
düzenlenmesi gerektiği, bu hususta yürütme organına yetki devredilemeyeceği
belirtilerek kuralın Anayasa'nın Başlangıç kısmı ile 2., 5., 6., 7., 10., 13.,
49., 70., 90., 123., 124., 128. ve 153. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
2. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
161. 3269 sayılı
Kanun'un 19. maddesinde uzman erbaş olarak atanacak personelde aranacak
nitelikler, müracaat şekli ve zamanı, müracaatın kabul edilmesi, sözleşmenin
yapılması ve feshedilmesi sebepleri, verilecek sicilin şekil ve usulleri,
görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe
hâllerinde yapılacak işlemler, sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esaslar,
uzman onbaşıların uzman çavuş olabilmesi için gerekli şartlar, astsubay
sınıfına geçirilecekler için uygulanacak esaslar, astlık-üstlük ilişkileri ile
bu hususlardaki işlem şekli ve ilgili diğer hususların Bakanlık ve İçişleri
Bakanlığınca müştereken hazırlanan yönetmelikle düzenleneceği hüküm altına
alınmıştır. Anılan maddede yer alan "…yönetmelikle düzenlenir." ibaresi dava
konusu kuralı oluşturmaktadır.
162. Anayasa'nın
açıkça kanunla düzenlenmesini öngörmediği konularda kanunda genel ifadelerle
düzenleme yapılarak ayrıntıların düzenlenmesinin yürütmenin türevsel
nitelikteki düzenleyici işlemlerine bırakılması mümkündür. Anayasa'da
münhasıran kanunla düzenleme yapılması öngörülmeyen konularda yasamanın
asliliği ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri haricinde geçerli olan yürütmenin
türevselliği ilkeleri gereği idari işlemlerin kanuna dayanması zorunluluğu
vardır. Ancak bu durumda kanunda belirlenmesi gereken çerçeve, Anayasa'nın
kanunla düzenlenmesini öngördüğü durumdakinden çok daha geniş olabilecektir.
(AYM, E.2018/91, K.2020/10, 19/2/2020, § 110; E.2019/36, K.2021/15, 4/3/2021, §
56).
163. Söz konusu
personelde aranacak niteliklerin, sözleşmenin yapılması ve feshedilmesine
ilişkin sebeplerin, verilecek sicilin şekil ve usullerinin, görevde başarısız
olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâllerinde yapılacak
işlemlerin, sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esasların, bu personelin
yükselmesi için gerekli şartların ve esasların, astlık-üstlük ilişkilerine
ilişkin temel ilkelerin kanunla düzenlenmesi ve bu bağlamda Anayasa'nın 7.
maddesi uyarınca yasama yetkisinin idareye devredilmemesi gerekir (benzer
yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2018/73, K.2019/65, 24/7/2019, § 199;
E.2021/84, K.2022/117, 13/10/2022, § 51).
164. Anılan
Kanun'un 3. ve 4. maddelerinde uzman erbaşlarla sözleşme yapılması hususunda
yaş ve mezuniyet gibi bazı şartlara yer verilmiştir.
165. Kanun'un 5.
maddesinde sözleşmenin süresine ve uzatılmasına ilişin şartlar düzenlenmiştir.
6. maddede uzman erbaşların onbaşı ve çavuş rütbesini taşıyan asker kişi
sayıldıkları, muvazzaflık hizmetinde ve yedeklik döneminde iken hizmete
çağrıldıklarında er ve emsal rütbedeki erbaşların üstü olup cezai müeyyideler
ile yargılama usulü bakımından er ve erbaşlara uygulanan hükümlere tabi
oldukları, askerî öğrenciler ile astlık-üstlük ilişkileri bulunmadığı hükme
bağlanmıştır. 9. maddede derece yükselmesi, kademe ilerlemesi ve uzman
onbaşılıktan uzman çavuşluğa terfi ile ilgili hususlar düzenlenmiştir. Anılan
maddeye göre en az bir yıl hizmet ettikten sonra görevde başarılı olan uzman
onbaşılar, yürürlüğe konulacak yönetmelikte belirtilecek esaslara göre uzman
çavuşluğa terfi ettirileceklerdir.
166. 12. maddede
ise belli bir sürede göreve intibak edemeyenlerin ve ayrılmak isteyenlerin,
görevde başarısız olanların ve kendisinden istifade edilemeyeceği
anlaşılanların TSK ile ilişiklerinin kesileceği hüküm altına alınmış;
sözleşmenin feshine sebep olacak başarısızlık hâlleri ve cezalar
düzenlenmiştir.
167. İntibak
edememe, görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri
Kanun'un 12/A, 12/B ve 12/C maddelerinde sayılmıştır. Astsubaylığa geçiş
şartları ise 15. maddede düzenlenmiştir.
168. Dolayısıyla
Kanun'da personelde aranacak niteliklere, sözleşmenin yapılması ve
feshedilmesine ilişkin sebeplere, görevde başarısız olma, intibak edememe ve
kendilerinden istifade edememe hâllerinde yapılacak işlemlere, sözleşmenin
uzatılmasında uygulanacak esaslara, söz konusu askerî personelin yükselmeleri
için gerekli şartlara ve esaslara, astlık ve üstlük ilişkilerine ilişkin
hükümlere yer verildiği, bu kapsamda anılan hususlarda Kanun'da genel
çerçevenin çizildiği anlaşılmaktadır.
169. Kanun'un
uygulanmasını sağlamak üzere ve buna aykırı olmamak kaydıyla yönetmelik
çıkarılabilmesi mümkün olup kamu personelinin niteliklerine, bunların
sözleşmesinin yapılmasına, feshedilmesine ve uzatılmasına, bunlara uygulanacak
idari yaptırımlara, yükselmelerine, ast ve üstlük ilişkilerine yönelik olarak
Kanun'da çizilen çerçevenin dışında -ilgililerin haklarını sınırlayacak
şekilde- yönetmelikle bir düzenleme yapılamayacağı açıktır. Kanun'un çizmiş
olduğu çerçevenin dışında bir düzenleme yapılması durumunda yönetmeliğe ve
yönetmeliğe dayalı olarak tesis edilecek işlemlere karşı idari yargıda dava
açılabileceği tabidir.
170. Kural
gereğince yönetmelikle düzenlenebilecek anılan hususlarda Kanun'da yeterli
çerçeve çizilmişse de söz konusu personele verilecek sicilin şekil ve
usullerine ilişkin olarak Kanun'da herhangi bir belirleme yapılmamıştır. 9.
maddede uzman erbaşların kademe ilerlemesi yapabilmesi için o yıl içinde olumlu
sicil alması, derece yükselmesi yapabilmesi için de bulunduğu derecenin her
kademesinde olumlu sicil alması gerektiği hüküm altına alınmıştır. 12. maddenin
ikinci fıkrasının (a) bendinde, aldığı sicile göre kademe ilerlemesi
yapamayanların sözleşmelerinin feshedilmek suretiyle TSK ile ilişiklerinin
kesileceği, anılan maddenin üçüncü fıkrasında ise her ne sebeple olursa olsun
sözleşmesi feshedilerek TSK ile ilişiği kesilen uzman erbaşların tekrar TSK'ya
alınmayacağı belirtilmiştir. 15. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (5)
numaralı alt bendi ile (b) bendinin (6) numaralı alt bendinde uzman erbaşların
sicil notuna ilişkin şartları sağlamak kaydıyla astsubaylığa
geçirilebilecekleri öngörülmüştür. Ek 4. maddede uzman erbaşların birinci
dereceye yükselmesinde de sicil tam notunun yüzde doksanı ve yukarısında olması
gerektiği hükme bağlanmıştır.
171. Bu itibarla
meslekte ilerleme ve sözleşmenin feshinde dikkate alınan sicilin şekil ve
usullerinin çerçevesinin kanunda çizilmesi, temel ilke ve esaslarının kanunla
belirlenmesi gerektiği hâlde kuralda bu hususlarla ilgili olarak idareye
doğrudan düzenleme yetkisi verilmiştir. Dolayısıyla kural bu yönüyle yasama
yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle çelişmektedir.
172. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 7. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2., 70., 124. ve 128. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa'nın 7.
maddesi yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması
nedeniyle Anayasa'nın 2., 13., 70., 124. ve 128. maddeleri yönünden ayrıca bir
inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa'nın Başlangıç kısmı ile 5., 6., 10., 13.,
49., 90., 123. ve 153. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
H. Kanun'un 37. Maddesiyle 4566 Sayılı Kanun'un 38.
Maddesinin Değiştirilen Üçüncü Fıkrasında Yer Alan "...iki katı..." İbaresinin
ve Anılan Maddeye Eklenen Dördüncü Fıkrada Yer Alan "...dört katı..."
İbaresinin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
173. 4566 sayılı
Kanun'un 38. maddesinin ikinci fıkrasında harp okullarında eğitim ve öğrenim
gören öğrencilerden, ilgili yönetmelik gereğince her öğrenciye verilen disiplin
notunu kaybedenlerin, öğrenci niteliğini kaybettiklerine dair yüksek disiplin
kurulunca haklarında karar verilenlerin, anılan Kanun'un 37. maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinde belirtilen süreler içerisinde eğitim ve öğrenimlerini
tamamlayamayanların, mahkeme kararı ile öğrencilik hukukunu kaybedenlerin,
sağlık kurullarınca verilecek raporlara dayalı olarak sağlık durumları
bakımından harp okulu öğrenimine devam imkânı kalmayanların, giriş ile ilgili
nitelikleri taşımadıkları öğrenim sırasında anlaşılanların veya öğrenim süresi
içinde bu nitelikleri değişenlerin okuldan çıkarılacağı düzenlenmiştir.
174. Söz konusu
maddenin üçüncü fıkrasında ise sağlık durumu nedeniyle okuldan çıkarılanlar
hariç, diğer nedenler ile çıkarılanlara, personel ve amortisman giderleri ile
ilaç ve tedavi giderleri, kitap ve kırtasiye giderleri, öğrenci harçlıkları ve
yiyecek giderlerinin yarısı ile bunlara tekabül eden faizleri hariç devlet
tarafından yapılan masrafların, sarf tarihinden tahsil tarihine kadar geçen
süre için kanuni faiziyle birlikte hesaplanan tutarın iki katının
ödettirileceği hükme bağlanmıştır. Anılan fıkrada yer alan "…iki katı…" ibaresi
dava konusu ilk kuralı oluşturmaktadır.
175. Maddenin
dördüncü fıkrasında da harp okullarında öğrenim gören öğrencilerden, birinci
fıkranın (a) ve (b) bentlerinde düzenlenen disiplinsizlik nedeniyle askerî
öğrencilikten çıkarılmasına karar verilenlere, bu maddeye göre hesaplanacak
tazminat miktarının dört katı olarak ödettirileceği öngörülmüştür. Anılan
fıkrada yer alan "…dört katı…" ibaresi dava konusu diğer kuralı
oluşturmaktadır.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
176. Dava
dilekçesinde özetle; 7517 sayılı Kanun'un 11. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un
112. maddesinin yedinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...kendilerine
yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarını,..." ibaresinin
"...kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının iki katını,
6413 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde
düzenlenen disiplinsizliği işleyerek çıkarılanlar bu madde gereğince belirlenen
masrafların dört katını..." şeklinde değiştirilmesinde bulunan "...iki
katını,..." ve "...dört katını..." ibarelerine yönelik gerekçelerle kuralların
Anayasa'nın 13., 35. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
a. "...iki katı..." İbaresi
177. Dava konusu
kuralla harp okullarında öğrenim yapanlardan sağlık sebepleri dışında
ilişikleri kesilenlere kendilerine devlet tarafından yapılan masrafların sarf
tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için kanuni faiziyle birlikte
hesaplanacak tutarının iki katının ödettirileceği öngörülmek suretiyle mülkiyet
hakkına sınırlama getirilmektedir.
178. 7517 sayılı
Kanun'un 18. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un ek 5. maddesinin ikinci fıkrasında
yer alan "...hesaplanarak..." ibaresinin "...hesaplanacak tutarın iki katı..."
şeklinde değiştirilmesinde bulunan "...iki katı..." ibaresinin Anayasa'ya
uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
179. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İptal
talebinin reddi gerekir.
Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Kenan YAŞAR bu
görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa'nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
b. "...dört katı..." İbaresi
180. Dava konusu
kuralla harp okullarında öğrenim yapanlardan disiplin notunu kaybedenler ile
öğrenci niteliğini kaybettiklerine dair yüksek disiplin kurulunca haklarında
karar verilenlerin kendilerine devlet tarafından yapılan masrafların sarf
tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için kanuni faiziyle birlikte
hesaplanacak tutarının dört katının ödettirileceği öngörülmek suretiyle
mülkiyet hakkına sınırlama getirilmektedir.
181. 7517 sayılı
Kanun'un 18. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un ek 5. maddesine eklenen üçüncü
fıkrada yer alan "...dört katı..." ibaresinin Anayasa'ya uygunluk denetiminde
belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
182. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Basri BAĞCI ve Muhterem İNCE bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa'nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
I. Kanun'un 38. Maddesiyle 4752 Sayılı Kanun'un 31.
Maddesinin Değiştirilen Üçüncü Fıkrasında Yer Alan "...iki katı..." İbaresinin
ve Anılan Maddeye Eklenen Dördüncü Fıkrada Yer Alan "...dört katı..."
İbaresinin İncelenmesi
1. Anlam ve Kapsam
183. 4752 sayılı
Kanun'un 31. maddesinin birinci fıkrasında astsubay meslek yüksekokullarına
alınan her öğrenciye bir disiplin notunun verileceği, disiplin notundan hangi
cezalar için ne kadar not düşüleceğinin yürürlüğe konulacak yönetmelikte
belirtileceği hüküm altına alınmıştır.
184. Anılan
maddenin ikinci fıkrasında astsubay meslek yüksekokullarında öğrenim gören
öğrencilerin okuldan çıkarılmalarını gerektiren hâller düzenlenmiştir. Buna
göre çıkarılacak yönetmelik gereğince verilen disiplin notunu kaybedenler,
yönetmelikte belirtilecek esaslar dâhilinde öğrencilik niteliğini
kaybettiklerine dair yüksek disiplin kurulunca hakkında karar verilenler,
anılan Kanun'un 30. maddesinde belirtilen süreler içinde eğitim ve
öğrenimlerini tamamlayamayanlar, mahkeme kararı ile öğrencilik hukukunu
kaybedenler, sağlık kurullarınca verilecek raporlara dayalı olarak sağlık
yetenekleri bakımından astsubay meslek yüksekokulu öğrenimine devam imkânı
kalmayanlar, giriş koşullarını taşımadıkları öğrenim sırasında anlaşılanlar
veya öğrenim süresi içinde bu niteliklerini kaybedenler okuldan çıkarılacaktır.
185. Maddenin
üçüncü fıkrasında sağlık durumu nedeniyle okuldan çıkarılanlar hariç diğer
nedenlerle çıkarılanlara, personel ve amortisman giderleri ile ilaç ve tedavi
giderleri, kitap ve kırtasiye giderleri, öğrenci harçlıkları ve yiyecek
giderlerinin yarısı ile bunlara tekabül eden faizleri hariç devlet tarafından
yapılan masrafların, sarf tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için
kanuni faiziyle birlikte hesaplanan tutarın iki katının ödettirileceği
belirtilmiştir. Anılan fıkrada yer alan "…iki kat…" ibaresi dava konusu ilk
kuralı oluşturmaktadır.
186. Dördüncü
fıkrada ise astsubay meslek yüksekokullarında öğrenim gören öğrencilerden 4752
sayılı Kanun hükümlerine göre çıkarılacak yönetmelik gereğince verilen disiplin
notunu kaybedenler ile yönetmelikte belirtilecek esaslar dâhilinde öğrencilik
niteliğini kaybettiklerine dair yüksek disiplin kurulunca hakkında karar
verilenlere maddeye göre hesaplanacak tazminat miktarının dört katının
ödettirileceği hükme bağlanmıştır. Söz konusu fıkrada yer alan "…dört kat…"
ibaresi dava konusu diğer kuralı oluşturmaktadır.
2. İptal Talebinin Gerekçesi
187. Dava
dilekçesinde özetle; 7517 sayılı Kanun'un 11. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un
112. maddesinin yedinci fıkrasının değişik birinci cümlesinde yer alan
"...kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarını,..."
ibaresinin "...kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının
iki katını, 6413 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (f)
bendinde düzenlenen disiplinsizliği işleyerek çıkarılanlar bu madde gereğince
belirlenen masrafların dört katını..." şeklinde değiştirilmesinde bulunan
"...iki katını,..." ve "...dört katını..." ibarelerine yönelik gerekçelerle
kuralların Anayasa'nın 13., 35. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
3. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
a. "...iki katı..." İbaresi
188. Dava konusu
kuralla, astsubay meslek yüksekokullarında öğrenim yapanlardan sağlık sebepleri
dışında ilişikleri kesilenlere devlet tarafından yapılan masrafların, sarf
tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için kanuni faiziyle birlikte
hesaplanacak tutarın iki katının ödettirileceği öngörülmek suretiyle mülkiyet
hakkına sınırlama getirilmiştir.
189. 7517 sayılı
Kanun'un 18. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un ek 5. maddesinin ikinci fıkrasında
yer alan "...hesaplanarak..." ibaresinin "...hesaplanacak tutarın iki katı..."
şeklinde değiştirilmesinde bulunan "...iki katı..." ibaresinin Anayasa'ya
uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
190. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İptal
talebinin reddi gerekir.
Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Kenan YAŞAR bu
görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa'nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
b. "...dört katı..." İbaresi
191. Dava konusu
kural astsubay meslek yüksekokullarında öğrenim gören öğrencilerden ilgili
yönetmelikle verilen disiplin notunu kaybedenler ile söz konusu yönetmelikte
belirtilecek esaslar dahilinde öğrencilik niteliğini kaybettiklerine dair
yüksek disiplin kurulunca hakkında karar verilenlere 4752 sayılı Kanun'un 31.
maddesine göre hesaplanacak tazminat miktarının dört katının ödettirilmesini
öngörmek suretiyle mülkiyet hakkına sınırlama getirmektedir.
192. 7517 sayılı
Kanun'un 18. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un ek 5. maddesine eklenen üçüncü
fıkrada yer alan "...dört katı..." ibaresinin Anayasa'ya uygunluk denetiminde
belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir.
193. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Basri BAĞCI ve Muhterem İNCE bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa'nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
İ. Kanun'un 43. Maddesiyle 6191 Sayılı Kanun'un 1.
Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan "...Türk Silahlı Kuvvetlerinin
(Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı dâhil) Genelkurmay
Başkanlığınca lüzum görülen erbaş ve er kadrolarında,..." İbaresinin "...Milli
Savunma Bakanlığınca veya İçişleri Bakanlığınca lüzum görülecek erbaş ve er
kadrolarında,..." Şeklinde Değiştirilmesinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
194. Dava
dilekçesinde özetle; dava konusu kuralın Genelkurmay Başkanlığını sembolik bir
düzeye indirgediği, atama konusunda karar verme yetkisinin sivil otoriteye
bırakılmasının askerî hiyerarşi ve düzeni bozacağı, kamu görevlilerinin
atanmalarına ve özlük işlerine ilişkin hususların kanunla keyfîliğe izin
vermeyecek şekilde düzenlenmesi gerektiği belirtilerek kuralın Anayasa'nın 2.,
7., 117., 118., 123. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
195. 6191 sayılı
Kanun'un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasında anılan Kanun'un amacının
Bakanlıkça veya İçişleri Bakanlığınca lüzum görülecek erbaş ve er kadrolarında,
kritik ve uygun görülen görevlerde, yetişmiş personel ihtiyacını karşılamak
maksadıyla istihdam edilecek sözleşmeli erbaş ve erlerin temini,
yetiştirilmeleri, görevde yükselmeleri, tertip edilmeleri, geçici
görevlendirilmeleri, hizmet şartları, görev ve hakları, yükümlülükleri, ayırma
ve ayrılmaları, uzman erbaşlığa geçirilmeleri ile ilgili usul ve esasları
düzenlemek olduğu belirtilmiştir. Anılan fıkrada yer alan "...Milli Savunma
Bakanlığınca veya İçişleri Bakanlığınca lüzum görülecek erbaş ve er
kadrolarında,..." ibaresi dava konusu kuralı oluşturmaktadır.
196. 7517 sayılı
Kanun'un 8. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un 38. maddesinin ikinci fıkrasının (c)
bendinin ikinci cümlesinde yer alan "...ilgili kuvvet komutanı, Jandarma Genel
Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı..." ibaresinin "...ilgisine göre Millî
Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanı..." şeklinde değiştirilmesinin Anayasa'ya
uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler uygun olduğu ölçüde bu kural
yönünden de geçerlidir.
197. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 117. ve 123. maddelerine aykırı değildir. İptal
talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri
sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa'nın 117. ve 123.
maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması
nedeniyle Anayasa'nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek
görülmemiştir.
Kuralın Anayasa'nın 7., 118. ve 128. maddeleriyle ilgisi
görülmemiştir.
J. Kanun'un 45. Maddesiyle 6191 Sayılı Kanun'a Eklenen 6/A
Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının (b) Bendinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
198. Dava
dilekçesinde özetle; 7517 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle 3269 sayılı Kanun'a
eklenen 12/B maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine yönelik gerekçelerle
kuralın Anayasa'nın 2., 5., 6., 7., 10., 13. 49., 70., 90., 123., 128. ve 153.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
199. 6191 sayılı
Kanun'un 6/A maddesinin (1) numaralı fıkrasında sözleşmeli erbaş ve erlerin
görevde başarısız olma hâlleri düzenlenmiş; söz konusu hâllerin rapor, tutanak
ve her türlü belge ile kanıtlanması hâlinde anılan Kanun'un 6. maddesinin (4)
numaralı fıkrasının dava konusu (b) bendine göre bu kişilerin sözleşmelerinin
feshedileceği hükme bağlanmıştır. Kural uyarınca harekât, operasyon, iç
güvenlik, hudut ve kolluk/asayiş görevleri ile kadro görevinin gereklerini
yerine getirmede yetersizlik veya isteksizlik göstererek vazifeyi yahut
birliğin emniyetini tehlikeye düşüren veya görevin yapılmasını aksatan
sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmeleri feshedilecektir.
200. 7517 sayılı
Kanun'un 33. maddesiyle 3269 sayılı Kanun'a eklenen 12/B maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendinin Anayasaya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu
kural yönünden de geçerlidir.
201. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 13. ve 70. maddelerine aykırı değildir. İptal
talebinin reddi gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2. ve 128. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa'nın 13. ve 70.
maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması
nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 128. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme
yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa'nın 5., 6., 7., 10., 49., 90., 123. ve 153.
maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
K. Kanun'un 50. Maddesiyle 6191 Sayılı Kanun'a Eklenen Ek 5.
Maddenin (1) Numaralı Fıkrasının (ç) Bendinin İncelenmesi
1. İptal Talebinin Gerekçesi
202. Dava
dilekçesinde özetle; kamu görevlisi olan sözleşmeli er ve erbaşların terfileri
de dâhil olmak üzere özlük işlerinin kanunla düzenlenmesi gerektiği, bunun aynı
zamanda liyakat ilkesiyle ilgili olması nedeniyle kamu hizmetine girme hakkının
da bir gereği olduğu, idareye bu hususta yetki devrinin yapılamayacağı, sınavın
usulüne ve içeriğine ilişkin ilkelerin keyfiliği önleyecek şekilde kanunla
belirlenmesi gerektiği belirtilerek kuralın Anayasa'nın Başlangıç kısmı ile 2.,
5., 6., 7., 10., 13., 49., 70., 90., 123., 124., 128. ve 153. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
203. 6191 sayılı
Kanun'un ek 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında sözleşmeli er ve erbaşların
uzman erbaşlığa geçmesi için gerekli şartlar düzenlenmiştir. Anılan fıkranın
dava konusu (ç) bendinde yönetmelikte öngörülen sınavlarda başarılı olmak da
söz konusu şartlar arasında sayılmıştır.
204. Kamu
görevlilerinin yükselmelerine ilişkin olarak kanun koyucunun takdir yetkisi
kapsamında sınavdan başarılı olma şartının öngörülebileceği açık olup sınava
ilişkin temel ilkelerin kanunla belirlenmesi gerekmektedir (AYM, E.2023/25,
K.2024/139, 23/7/2024, § 133).
205. Dava konusu
kuralın da yer aldığı anılan fıkrada sözleşmeli erbaş ve erlerin uzman
erbaşlığa geçirilmesine ilişkin şartlar genel olarak düzenlenmiş ise de uzman
erbaşlığa alınmada önemli bir şart olan sınavla ilgili tüm hususlarda düzenleme
yetkisi doğrudan idareye bırakılmıştır. Başka bir ifadeyle uzman erbaşlığa
giriş sınavına ilişkin başvuru şartlarına, sınav konularına ve sınavın
değerlendirilmesine ilişkin temel ilkelerin kanunda düzenlenmediği
anlaşılmaktadır.
206. Bu itibarla
kural kapsamında uzman erbaşlığa alınmada öngörülen sınav şartına ilişkin
kanunda genel çerçeve çizilmeden ve buna ilişkin esaslar belirlenmeden tüm
hususların yönetmelikle düzenlenmesine imkân tanınmasının yasama yetkisinin
devredilmezliği ve kanunla düzenleme ilkeleriyle bağdaşan bir yönü
bulunmamaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2023/25,
K.2024/139, 23/7/2024, § 134).
207. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 7. ve 128. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2. ve 124. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa'nın 7. ve 128.
maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması
nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 124. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
Kuralın Anayasa'nın Başlangıç kısmı ile 5., 6., 10., 13.,
49., 70., 90., 123. ve 153. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
L. Kanun'un 54. Maddesiyle 6756 Sayılı Kanun'a Eklenen 7/A
Maddenin (3) Numaralı Fıkrasında Yer Alan "...yönetmelikte düzenlenir."
İbaresinin İncelenmesi
1. Genel Açıklama
208. 15 Temmuz
darbe teşebbüsünden sonra askerî personel yetiştirilmesine ilişkin sistemde
köklü bir değişikliğe gidilerek 25/7/2016 tarihli ve 669 sayılı Olağanüstü Hal
Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Millî Savunma Üniversitesi Kurulması ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile
sistemin yeniden yapılandırılmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Anılan
KHK ile yapılan düzenlemeler 6756 sayılı Kanun'la kabul edilerek kanunlaşmıştır
(AYM, E.2018/117, K.2023/212, 7/12/2023, § 925).
209. Askerî
personel yetiştirilmesine ilişkin sistemde değişiklik yapılmadan önce TSK'da
görev yapan astsubay, subay ve kurmay subaylar askerî liseler, astsubay
hazırlama okulları, harp okulları ve harp akademilerinden mezun olmakta ve
mezun oldukları eğitim kurumuna göre TSK bünyesinde astsubay, subay veya kurmay
subay olarak görev yapmaktaydı (AYM, E.2018/117, K.2023/212, 7/12/2023, § 926).
210. 669 sayılı KHK
ile askerî liseler, astsubay hazırlama okulları ve harp akademileri kapatılmış;
askerî personel yetiştiren eğitim kurumları Millî Savunma Üniversitesi adı
altında farklı bir hukuki statüde yeniden yapılandırılarak tek bir çatı altında
toplanmıştır. Millî Savunma Üniversitesi, Bakanlık bünyesinde faaliyet
göstermektedir (AYM, E.2018/117, K.2023/212, 7/12/2023, § 927).
211. Askerî
personel yetiştirme sisteminde yapılan değişiklik kapsamında gerek harp
okullarının gerekse de astsubay meslek yüksekokullarının yapısında birtakım
değişikliklere gidilmiştir. Bu kapsamda 4566 sayılı Kanun'un 3. maddesinde harp
okullarının Kuvvet Komutanlıkları bünyesinde eğitim ve öğretim yapan bilimsel
özerkliğe sahip kurumlar oldukları belirtilmekte iken yapılan değişiklikle bu
okulların Bakanlık teşkilatı içinde Millî Savunma Üniversitesine bağlı olarak
eğitim ve öğretim faaliyetinde bulunması öngörülmüştür (AYM, E.2018/117,
K.2023/212, 7/12/2023, § 928).
212. 4752 sayılı
Kanun'un 1. ve 2. maddelerinde astsubay meslek yüksekokullarının TSK bünyesinde
olduğu belirtilmekte iken 669 sayılı KHK ve anılan KHK'yı onaylayan 6756 sayılı
Kanun'un 5. maddesiyle bu yüksekokullar yeni kurulan Millî Savunma Üniversitesi
bünyesine dâhil edilmiş, 17/4/2017 tarihli ve 690 sayılı Olağanüstü Hal
Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin
16. maddesi ve anılan KHK'yı onaylayan 1/2/2018 tarihli ve 7077 sayılı
Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 14. maddesiyle 6756
sayılı Kanun'un 5. maddesinde değişiklik yapılarak yabancı diller
yüksekokulları da Millî Savunma Üniversitesinin bünyesine dâhil edilmiştir.
2. Anlam ve Kapsam
213. 6756 sayılı
Kanun'un 7/A maddesinin (1) numaralı fıkrasında Yabancı Diller Yüksekokulunun
harp okullarındaki eğitim ve öğretimi takip edebilecek seviyede dil becerileri
gelişmiş askerî öğrencinin yetiştirilmesi, bünyesinde açılan dil kursları
vasıtasıyla Bakanlık tarafından tefrik edilen personele yabancı dil eğitimi,
misafir askerî personele ve misafir askerî öğrenciye dil eğitimi verilmesi
amacıyla faaliyet göstereceği hüküm altına alınmıştır.
214. Anılan
maddenin (2) numaralı fıkrasında Yabancı Diller Yüksekokulu müdürünün öğretim
üyeliği yeterliliğini haiz kişiler arasından rektörün teklifi üzerine Bakan
tarafından üç yıllığına atanacağı, süresi biten Yabancı Diller Yüksekokulu
müdürünün yeniden atanabileceği belirtilmiştir.
215. Maddenin (3)
numaralı fıkrasında ise Millî Savunma Üniversitesine bağlı olarak kurulan
Yabancı Diller Yüksekokulunun teşkilatlanması, görev ve sorumlulukları, eğitim,
öğretim, araştırma faaliyetleri ile öğretim elemanları ve öğrencileri ile
ilgili esasların çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Anılan fıkrada yer alan "…yönetmelikle düzenlenir." ibaresi dava konusu kuralı
oluşturmaktadır.
3. İptal Talebinin Gerekçesi
216. Dava
dilekçesinde özetle; Yabancı Diller Yüksekokulunun teşkilatlanması, görev ve
sorumlulukları, eğitim, öğretim, araştırma faaliyetleri ile öğretim elemanları
ve öğrencileriyle ilgili esasların kanunla keyfiliğe yer vermeyecek şekilde
açık ve net olarak düzenlenmesi gerektiği zira öğretim görevlilerinin kamu
görevlisi olduğu, bunların görev, yetki, sorumlulukları ile disiplin cezaları
dahil özlük haklarının kanunla düzenlenmesi ve kanuni düzenlemede liyakatin
esas alınması gerektiği, akademik birimlerin bilimsel özerklikten yararlandığı,
eğitim faaliyetlerine ilişkin konuların kanunla düzenlenmesi gereken konulardan
olduğu belirtilerek kuralın Anayasa'nın Başlangıç kısmı ile 2., 5., 6., 7.,
10., 13., 27., 38., 49., 70., 90., 123., 124., 128., 130. ve 153. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
4. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
217. 6216 sayılı
Kanun'un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 42. ve 132.
maddeleri yönünden de incelenmiştir.
218. Anayasa'nın
42. maddesinin ikinci fıkrasında öğrenim hakkının kapsamının kanunla tespit
edileceği ve düzenleneceği belirtilmiştir.
219. Anayasa'nın
130. maddesinin birinci fıkrasında "Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan
bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek
amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel
araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere
çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip
üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur." denilmiştir.
220. Anayasa'nın
söz konusu maddesinde belirtilen bilimsel özerklik kavramı, yargı içtihatları
ve öğretide bilimsel çalışmaların amacına uygun şekilde yürütülebilmesinin
olmazsa olmaz koşulu olarak görülmekte ve öğretim elemanlarının ekonomik,
siyasi veya diğer başka yönlerden nüfuz sahibi bulunan kişi ve kurumların
baskısı, yönlendirmesi olmadan ve toplumda genel olarak hâkim olan düşünce ve
kabuller doğrultusunda sonuçlara varmak gibi bir zorunluluk hissetmeden, sadece
bilimsel ölçütler ve etik kurallar çerçevesinde eğitim-öğretim, araştırma ve
yayın yapabilme imkânlarına sahip bulunmaları biçiminde açıklanmaktadır (AYM,
E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, § 70; E.2022/62, K.2022/95, 20/7/2022, § 16).
221. Anılan
maddenin dokuzuncu fıkrasında da "Yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve
organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları
üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri,
öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri,
öğretim elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu
kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri,
yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar
ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza işleri, mali işler, özlük hakları, öğretim
elemanlarının uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim
elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat
içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim
kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı mali kaynakların kullanılması
kanunla düzenlenir." hükmü yer almaktadır.
222. Anayasa'nın
132. maddesinde ise "Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet teşkilatına bağlı
yükseköğretim kurumları özel kanunlarının hükümlerine tabidir." hükmüne yer
verilmiştir.
223. Bu kapsamda
Bakanlık bünyesindeki Millî Savunma Üniversitesine bağlı olan Yabancı Diller
Yüksekokulunun Anayasa'nın 132. maddesinde yer alan TSK'ya bağlı yükseköğretim
kurumlarından olduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz.
AYM, E.2022/62, K.2022/95, 20/7/2022, §§ 18-21).
224. Ancak bir
yükseköğretim kurumunun Anayasa'nın 132. maddesinin kapsamında
değerlendirilmesi onun bilimsel özerklikten tamamen mahrum bırakıldığı anlamına
gelmemektedir. Nitekim Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında yer alan
yükseköğretim kurumlarının da asgari seviyede bilimsel özerkliğe sahip olması
yükseköğretim kurumu olmanın bir gereğidir (AYM, E.2022/62, K.2022/95,
20/7/2022, § 23).
225. Anayasa'nın
anılan maddesi uyarınca TSK'ya bağlı yükseköğretim kurumlarının özel kanun
hükümlerine tabi olması, bu kurumların teşkilatlanması, görev ve
sorumlulukları, eğitim, öğretim, araştırma faaliyetleri ile öğretim elemanları
ve öğrencileri ile ilgili esasların kanunla belirlenmesini gerektirmektedir.
226. Kural
kapsamında Millî Savunma Üniversitesine bağlı olarak kurulan Yabancı Diller
Yüksekokulunun teşkilatlanması, görev ve sorumlulukları, eğitim, öğretim,
araştırma faaliyetleri ile öğretim elemanları ve öğrencileri ile ilgili
esaslara yönelik kanunda temel ilke ve esaslar ile genel çerçeve belirlenmeden
idareye doğrudan yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi verilmesinin
üniversitelerin bilimsel özerkliği, yasama yetkisinin devredilmezliği ve
kanunla düzenleme ilkeleriyle bağdaştığı söylenemez.
227. Açıklanan
nedenlerle kural, Anayasa'nın 7., 42., 130. ve 132. maddelerine aykırıdır.
İptali gerekir.
Kuralın Anayasa'nın 2., 124. ve 128. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa'nın 7.,
42., 130. ve 132. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele
alınmış olması nedeniyle Anayasa'nın 2., 124. ve 128. maddeleri yönünden ayrıca
bir inceleme yapılmamıştır.
Kuralın Anayasa'nın Başlangıç kısmı ile 5., 6., 10., 13.,
27., 38., 49., 70., 90., 123. ve 153. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
V. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
228. 6216 sayılı
Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı
kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün belirli
kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu
doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilebileceği
öngörülmektedir.
229. Bu kapsamda
7517 sayılı Kanun'un;
- 11. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un 112. maddesinin yedinci
fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...kendilerine yapılan öğrenim, eğitim
ve yetiştirme masraflarını,..." ibaresinin "...kendilerine yapılan öğrenim,
eğitim ve yetiştirme masraflarının iki katını, 6413 sayılı Kanunun 20 nci
maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen disiplinsizliği işleyerek
çıkarılanlar bu madde gereğince belirlenen masrafların dört katını..." şeklinde
değiştirilmesinde bulunan "…dört katını…" ibaresinin iptali nedeniyle uygulanma
imkanı kalmayan anılan değişiklikte bulunan "…6413 sayılı Kanunun 20 nci
maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen disiplinsizliği işleyerek
çıkarılanlar bu madde gereğince belirlenen masrafların…" ibaresinin,
- 18. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un ek 5. maddesine
eklenen üçüncü fıkrada yer alan "…dört katı…" ibaresinin iptali nedeniyle
uygulanma imkânı kalmayan anılan fıkranın kalan kısmının,
- 36. maddesiyle 3269 sayılı Kanun'un değiştirilen 19.
maddesinde yer alan "...yönetmelikle düzenlenir." ibaresinin iptali nedeniyle
uygulanma imkânı kalmayan anılan maddenin kalan kısmının,
- 37. maddesiyle 4566 sayılı Kanun'un 38. maddesine eklenen
dördüncü fıkrada yer alan "…dört katı…" ibaresinin iptali nedeniyle uygulanma
imkânı kalmayan anılan fıkranın kalan kısmının,
- 38. maddesiyle 4752 sayılı Kanun'un 31. maddesine eklenen
dördüncü fıkrada yer alan "…dört katı…" ibaresinin iptali nedeniyle uygulanma
imkânı kalmayan anılan fıkranın kalan kısmının,
- 54. maddesiyle 6756 sayılı Kanun'a eklenen 7/A maddesinin
(3) numaralı fıkrasında yer alan "...yönetmelikte düzenlenir." ibaresinin
iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılan fıkranın kalan kısmının,
6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası
gereğince iptalleri gerekir.
VI. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
230. Anayasa'nın
153. maddesinin üçüncü fıkrasında "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal
kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken
hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca
kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden
başlayarak bir yılı geçemez." denilmekte, 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin
(3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmak suretiyle Anayasa Mahkemesinin
gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak iptal
kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca
kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
231. 7517 sayılı
Kanun'un;
- 36. maddesiyle 3269 sayılı Kanun'un değiştirilen 19.
maddesinin,
- 50. maddesiyle 6191 sayılı Kanun'a eklenen ek 5. maddenin
(1) numaralı fıkrasının (ç) bendinin,
- 54. maddesiyle 6756 sayılı Kanun'a eklenen 7/A maddesinin
(3) numaralı fıkrasının,
iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu
yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa'nın 153. maddesinin
üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası
gereğince bu maddeye, fıkraya ve bende ilişkin iptal hükümlerinin kararın Resmî
Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun
görülmüştür.
VII. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
232. Dava
dilekçesinde özetle, dava konusu kuralların uygulanmaları hâlinde telafisi güç
veya imkânsız zararın doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına
karar verilmesi talep edilmiştir.
12/6/2024 tarihli ve 7517 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri
Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;
A. 1. 11. maddesiyle 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk
Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun 112. maddesinin yedinci fıkrasının
birinci cümlesinde yer alan "...kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve
yetiştirme masraflarını,..." ibaresinin "...kendilerine yapılan öğrenim, eğitim
ve yetiştirme masraflarının iki katını, 6413 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin
birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen disiplinsizliği işleyerek
çıkarılanlar bu madde gereğince belirlenen masrafların dört katını..." şeklinde
değiştirilmesinde bulunan "…dört katını…" ibaresine,
2. 18. maddesiyle 31/7/1970 tarihli ve 1325 sayılı Askeri
Okullar, Askeri Öğrenciler, Askeri Fabrikalar ve Bazı Düzenlemeler Hakkında
Kanun'un ek 5. maddesine eklenen üçüncü fıkrada yer alan "...dört katı..."
ibaresine,
3. 37. maddesiyle 11/5/2000 tarihli ve 4566 sayılı Harp
Okulları Kanunu'nun 38. maddesine eklenen dördüncü fıkrada yer alan "...dört
katı..." ibaresine,
4. 38. maddesiyle 11/4/2002 tarihli ve 4752 sayılı Astsubay
Meslek Yüksek Okulları Kanunu'nun 31. maddesine eklenen dördüncü fıkrada yer
alan "...dört katı..." ibaresine,
yönelik yürürlüğün durdurulması taleplerinin, koşulları
oluşmadığından REDDİNE,
B. 1. 36. maddesiyle 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman
Erbaş Kanunu'nun değiştirilen 19. maddesinde yer alan "...yönetmelikle
düzenlenir." ibaresine,
2. 50. maddesiyle 10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı
Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'na eklenen ek 5. maddenin (1) numaralı fıkrasının
(ç) bendine,
3. 54. maddesiyle 9/11/2016 tarihli ve 6756 sayılı
Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi
Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesi Hakkında Kanun'a eklenen 7/A
maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan "...yönetmelikte düzenlenir."
ibaresine,
yönelik iptal hükümlerinin yürürlüğe girmelerinin
ertelenmeleri nedeniyle bu bende ve ibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulması
taleplerinin REDDİNE,
C. 1. 8. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un 38. maddesinin
ikinci fıkrasının (c) bendinin ikinci cümlesinde yer alan "...ilgili kuvvet
komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı..." ibaresinin
"...ilgisine göre Millî Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanı..." şeklinde
değiştirilmesine,
2. 10. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un 85. maddesinin ikinci
fıkrasının (b) bendinin ikinci cümlesinde yer alan "...ilgili kuvvet komutanı,
Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı..." ibaresinin
"...ilgisine göre Millî Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanı..." şeklinde
değiştirilmesine,
3. 11. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un 112. maddesinin
yedinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...kendilerine yapılan öğrenim,
eğitim ve yetiştirme masraflarını,..." ibaresinin "...kendilerine yapılan
öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının iki katını, 6413 sayılı Kanunun 20
nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen disiplinsizliği
işleyerek çıkarılanlar bu madde gereğince belirlenen masrafların dört
katını..." şeklinde değiştirilmesinde bulunan "...iki katını,..." ibaresine,
4. 14. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un değiştirilen ek 39.
maddesinin;
a. İkinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan
"...mülakat..." ibaresine,
b. On birinci fıkrasına,
5. 17. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un ek 2. maddesine
eklenen ikinci fıkraya,
6. 18. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un ek 5. maddesinin
ikinci fıkrasında yer alan "...hesaplanarak..." ibaresinin "...hesaplanacak
tutarın iki katı..." şeklinde değiştirilmesinde bulunan "...iki katı..."
ibaresine,
7. 19. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un değiştirilen ek 7.
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "...iki katı..." ibaresine,
8. 33. maddesiyle 3269 sayılı Kanun'a eklenen 12/B
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine,
9. 37. maddesiyle 4566 sayılı Kanun'un 38. maddesinin
değiştirilen üçüncü fıkrasında yer alan "...iki katı..." ibaresine,
10. 38. maddesiyle 4752 sayılı Kanun'un 31. maddesinin
değiştirilen üçüncü fıkrasında yer alan "...iki katı..." ibaresine,
11. 43. maddesiyle 6191 sayılı Kanun'un 1. maddesinin (1)
numaralı fıkrasında yer alan "...Türk Silahlı Kuvvetlerinin (Jandarma Genel
Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı dâhil) Genelkurmay Başkanlığınca
lüzum görülen erbaş ve er kadrolarında,..." ibaresinin "...Milli Savunma
Bakanlığınca veya İçişleri Bakanlığınca lüzum görülecek erbaş ve er
kadrolarında,..." şeklinde değiştirilmesine,
12. 45. maddesiyle 6191 sayılı Kanun'a eklenen 6/A
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine,
yönelik iptal talepleri 8/10/2025 tarihli ve E.2024/149,
K.2025/194 sayılı kararla reddedildiğinden bu fıkralara, bentlere, ibarelere ve
değişikliklere ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,
8/10/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VIII. HÜKÜM
12/6/2024 tarihli ve 7517 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri
Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;
A. 8. maddesiyle 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk
Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun 38. maddesinin ikinci fıkrasının (c)
bendinin ikinci cümlesinde yer alan "...ilgili kuvvet komutanı, Jandarma Genel
Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı..." ibaresinin "...ilgisine göre Millî
Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanı..." şeklinde değiştirilmesinin Anayasa'ya
aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
B. 10. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un 85. maddesinin ikinci
fıkrasının (b) bendinin ikinci cümlesinde yer alan "...ilgili kuvvet komutanı,
Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı..." ibaresinin
"...ilgisine göre Millî Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanı..." şeklinde
değiştirilmesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE
OYBİRLİĞİYLE,
C. 11. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un 112. maddesinin
yedinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...kendilerine yapılan öğrenim,
eğitim ve yetiştirme masraflarını,..." ibaresinin "...kendilerine yapılan
öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının iki katını, 6413 sayılı Kanunun 20
nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen disiplinsizliği
işleyerek çıkarılanlar bu madde gereğince belirlenen masrafların dört
katını..." şeklinde değiştirilmesinde bulunan;
1. "...iki katını,..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı
olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ile
Kenan YAŞAR'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2. "...dört katını..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna
ve İPTALİNE, Basri BAĞCI ile Muhterem İNCE'nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
3. "…6413 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci
fıkrasının (f) bendinde düzenlenen disiplinsizliği işleyerek çıkarılanlar bu
madde gereğince belirlenen masrafların…" ibaresinin 30/3/2011 tarihli ve 6216
sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un
43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
Ç. 14. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un değiştirilen ek 39.
maddesinin;
1. İkinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan
"...mülakat..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin
REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. On birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve
iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
D. 17. maddesiyle 31/7/1970 tarihli ve 1325 sayılı Askeri
Okullar, Askeri Öğrenciler, Askeri Fabrikalar ve Bazı Düzenlemeler Hakkında
Kanun'un ek 2. maddesine eklenen ikinci fıkranın Anayasa'ya aykırı olmadığına
ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
E. 18. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un;
1. Ek 5. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan
"...hesaplanarak..." ibaresinin "...hesaplanacak tutarın iki katı..." şeklinde
değiştirilmesinde bulunan "...iki katı..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı
olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ile
Kenan YAŞAR'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2. Ek 5. maddesine eklenen;
a. Üçüncü fıkrada yer alan "...dört katı..." ibaresinin
Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Basri BAĞCI ile Muhterem İNCE'nin
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b. Üçüncü fıkranın kalan kısmının 6216 sayılı Kanun'un 43.
maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
F. 19. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un değiştirilen ek 7.
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "...iki katı..." ibaresinin
Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Engin YILDIRIM, Yusuf
Şevki HAKYEMEZ ile Kenan YAŞAR'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
G. 33. maddesiyle 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman
Erbaş Kanunu'na eklenen 12/B maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin
Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
Ğ. 36. maddesiyle 3269 sayılı Kanun'un;
1. Değiştirilen 19. maddesinde yer alan "...yönetmelikle
düzenlenir." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66.
maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE'DE
YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. Değiştirilen 19. maddesinin kalan kısmının 6216 sayılı
Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66.
maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE'DE
YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
H. 37. maddesiyle 11/5/2000 tarihli ve 4566 sayılı Harp
Okulları Kanunu'nun;
1. 38. maddesinin değiştirilen üçüncü fıkrasında yer alan
"...iki katı..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin
REDDİNE, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ile Kenan YAŞAR'ın karşıoyları ve
OYÇOKLUĞUYLA,
2. 38. maddesine eklenen;
a. Dördüncü fıkrada yer alan "...dört katı..." ibaresinin
Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Basri BAĞCI ile Muhterem İNCE'nin
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b. Dördüncü fıkranın kalan kısmının 6216 sayılı Kanun'un 43.
maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
I. 38. maddesiyle 11/4/2002 tarihli ve 4752 sayılı Astsubay
Meslek Yüksek Okulları Kanunu'nun;
1. 31. maddesinin değiştirilen üçüncü fıkrasında yer alan
"...iki katı..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin
REDDİNE, Engin YILDIRIM, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ile Kenan YAŞAR'ın karşıoyları ve
OYÇOKLUĞUYLA,
2. 31. maddesine eklenen;
a. Dördüncü fıkrada yer alan "...dört katı..." ibaresinin
Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Basri BAĞCI ile Muhterem İNCE'nın
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b. Dördüncü fıkranın kalan kısmının 6216 sayılı Kanun'un 43.
maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
İ. 43. maddesiyle 10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı
Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer
alan "...Türk Silahlı Kuvvetlerinin (Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil
Güvenlik Komutanlığı dâhil) Genelkurmay Başkanlığınca lüzum görülen erbaş ve er
kadrolarında,..." ibaresinin "...Milli Savunma Bakanlığınca veya İçişleri
Bakanlığınca lüzum görülecek erbaş ve er kadrolarında,..." şeklinde
değiştirilmesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE
OYBİRLİĞİYLE,
J. 45. maddesiyle 6191 sayılı Kanun'a eklenen 6/A maddesinin
(1) numaralı fıkrasının (b) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal
talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
K. 50. maddesiyle 6191 sayılı Kanun'a eklenen ek 5. maddenin
(1) numaralı fıkrasının (ç) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
iptal hükmünün Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı
Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE'DE
YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
L. 54. maddesiyle 9/11/2016 tarihli ve 6756 sayılı
Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi
Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesi Hakkında Kanun'a eklenen 7/A
maddesinin;
1. (3) numaralı fıkrasında yer alan "...yönetmelikte
düzenlenir." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66.
maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE'DE
YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. (3) numaralı fıkrasının kalan kısmının 6216 sayılı
Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66.
maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE'DE
YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
8/10/2025 tarihinde karar verildi.
Karşı Oy
1. 7517 sayılı Kanunun 11. maddesiyle 926 sayılı Türk
Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 112. maddesinin yedinci fıkrasının
birinci cümlesinde yer alan "…kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme
masraflarını…" ibaresinin "…kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme
masraflarının iki katını, 6413 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci
fıkrasının (f) bendinde düzenlenen disiplinsizliği işleyerek çıkarılanlar bu
madde gereğince belirlenen masrafların dört katını…" şeklinde değiştirilmesinde
bulunan "…iki katını…" ve "…dört katını…" ibarelerinin Anayasaya aykırı
olduğuna dair iptal talebinin değerlendirilmesinde çoğunluk tarafından normun
Anayasanın 18. maddesinde düzenlenen zorla çalıştırılma yasağına aykırı olduğu
görüşüyle iptaline karar verilmiştir.
2. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru dosyası olarak
genel kurulda değerlendirdiği Yasemin Balcı kararında ifade edildiği gibi
yürütülen kamu hizmetinin niteliği gereği çalışanlara mecburi hizmet
yükümlülüğü getirilmesi kamu görevini angarya haline dönüştürmez (GK), B. No:
2014/8881 prg. 65). Bu bağlamda var olan bir kuralı önceden bilerek ve
kabullenerek bir işe giren kişiler açısından rızalarının bulunmadığı da iddia
edilemez (Yasemin Balcı (GK), B. No: 2014/8881 prg. 65). Rızalarının varlığı
nedeniyle bu şekilde çalıştırılmak kişilerin zorla çalıştırılması anlamına da
gelmeyecektir.
3. Diğer taraftan kadro oluşturmak suretiyle işe alım
yapılan ve yetiştirilmesi için kendilerine eğitim verilen, çalışanların
özellikle belli bir zorluk eşiğinin üzerindeki işler için görevde kalmalarına
sağlayıcı tedbirler alınmasında meşru bir amaçta bulunmaktadır.
4. Bu bağlamda kendileri için yapılan bütün giderlerin,
görev yaptıkları süre düşüldükten sonra ve kalan mecburi hizmet süresi kadar
bir dönem için iki kat, 6413 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci
fıkrasının (f) bendinde düzenlenen disiplinsizliği işleyerek çıkarılanlar
açısından ise dört kat olarak tahsilini öngören kuralda bir orantısızlık
bulunmamaktadır.
5. Diğer taraftan kişiler bu şartları bilerek söz konusu
statüye girmekte, idare de bu kişiler için hem kadro tahsis etmekte hem de
masraf yapmaktadır. Kişilerin istifası sonrası kaybedilen kadroların yeniden
temin edilmesi ise kimi zaman mümkün olamamaktadır. Kişilerin meslekten
ayrılmalarını caydırıcı mahiyette hüküm ifa eden kuralın meşru amacı
bulunmaktadır.
6. Bunun yanı sıra, ayrılmak isteyen kişilerin zorunlu
hizmet sürelerinin sonuna kadar beklemesi veya belirli bir mali külfete
katlanması istenilen amaca ulaşmakta kişilere katlanılması imkânsız bir külfet
de yüklememektedir.
7. Ayrıca disiplinsizlikleri nedeniyle silahlı kuvvetlerden
ilişiği kesilen kişiler açısından bu mükellefiyetin dört kat olarak
uygulanmasını mükerrer bir cezalandırma olarak nitelendirmek de mümkün
değildir. Zira bu düzenlemenin disiplini sağlamak gibi bir fonksiyon icra
ettiği iddia edilebilirse de, düzenleme hukuki olarak idare ve birey arasında
oluşturulan ve rızaya dayanan bir hukuki ilişkinin sona erdirilmesi halinde
devreye giren cezai şart veya cayma bedeli olarak vasıflandırılmaya daha
müsaittir.
8. Nitekim 6413 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci
fıkrasının (f) bendinde düzenlenen disiplinsizliği alışkanlık hâline getirmek
hali "Disiplini bozucu tavır ve davranışlarda bulunmayı alışkanlık hâline
getirmek veya aldığı disiplin cezalarına rağmen ıslah olmamak" olarak
tanımlanmış olup, bu hal tamamen kasta dayalı bir davranış modelini tasvir
etmektedir. Mevcut düzenleme uyarınca karşılaşacağı tazminat yükünü önceden
bilen bir kişinin bu tür bir eylem içerisinde bulunması idareyle aralarında var
olan hukuki ilişkiyi tüm sonuçlarını göze alarak sona erdirmek iradesindeki
ısrarı ortaya koyması anlamına gelecektir. Bu durum ise mükerrer bir disiplin
cezası olmaktan öte ön görülen bir cezai şartın yerine getirilmesi suretiyle
hukuki ilişkinin sona erdirilmesidir.
9. Bu nedenlerle iptal yönündeki çoğunluk düşüncesine, gerek
bu kural ve gerekse 7517 sayılı Kanunun 18 ve 19. maddesiyle 1325 sayılı
Kanunun Ek 5 ve 7. maddelerinde, 37. maddesiyle 4566 sayılı Kanunun 38.
maddesinde, 38. maddesiyle 4752 sayılı Kanunun 31. maddesinde yer alan aynı
mahiyetteki hükümlerin açısından iştirak edilmemiştir.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Mahkememiz, aşağıda yer alan kurallardaki "iki katı"
ibarelerinin ölçülülük ilkesine uygun olduğu ve Anayasa'ya aykırılık teşkil
etmediği yönünde karar vermiştir. Ne var ki, aşağıda açıklanan nedenlerle
çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.
A. 7517 Sayılı Kanun'un 11. Maddesiyle 926 sayılı Kanun'un
112. Maddesinin Yedinci Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan "...kendilerine
yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarını,..." İbaresinin
"...kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının iki katın,
Şeklinde Değiştirilmesinde Bulunan "...iki katını,..." İbaresinin İncelenmesi
1. Dava konusu
ibare, Türk Silahlı Kuvvetlerinden mecburi hizmet süresini tamamlamadan ayrılan
subay ve astsubayların kendilerine yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme
masraflarının iki katını, yükümlülük süresinin eksik kalan kısmı oranında
kanuni faiziyle birlikte tazminat olarak ödemelerini öngörmektedir.
2. Anayasa'nın
13. maddesine göre temel hak ve özgürlükler yalnızca kanunla sınırlanabilir; bu
sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine
uygun olmalıdır. Anayasa'nın 70. maddesi ise her vatandaşın kamu hizmetine
girme hakkını güvence altına almakta, görevin gerektirdiği niteliklerden başka
hiçbir sebebin gözetilemeyeceğini açıkça belirtmektedir. Bu çerçevede kamu
hizmetine girme ve ayrılma özgürlüğünü sınırlayan her yasal düzenleme kamu
yararı amacıyla sınırlı, öngörülebilir, gerekli ve orantılı olmalıdır.
3. Devletin
subay ve astsubay yetiştirilmesine harcadığı kamu kaynaklarını korumak ve
hizmetin devamlılığını sağlamak meşru bir amaçtır. Ancak bu amaca ulaşmak için
yapılan harcamaların iki katı tutarında tazminat öngörülmesi, kamu yararını
korumak için gerekli olan sınırın ötesine geçmektedir. Kamu zararını önlemek
için yapılan fiili harcamaların aynen iadesi yeterliyken, bu giderlerin iki
katına çıkarılması, telafi edici değil cezalandırıcı bir niteliğe
bürünmektedir. Bu durum, hizmetin sürdürülmesini sağlamak yerine, kamu
görevlisinin görevden ayrılmasını fiilen imkânsız hâle getiren aşırı bir mali
baskı yaratmaktadır.
4. Ayrıca hangi
masrafların "öğrenim, eğitim ve yetiştirme gideri" kapsamında
değerlendirileceği kanun tarafından açıkça belirlenmemiş, idarenin takdirine
bırakılmıştır. Bu durum, ödenecek tazminatın miktarını belirsiz kılmakta ve
ilgililerin kendi geleceğine ilişkin kararlarını serbestçe verebilme imkânını
sınırlamaktadır. Böyle bir düzenleme öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik
ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Sonuç olarak, kamu hizmetinden ayrılmak isteyen
kişiye getirilen bu aşırı yük, ölçülülük ilkesinin gereklerini
karşılamamaktadır.
5. Kamu
hizmetine girme hakkı, sadece göreve başlama hakkını değil, aynı zamanda o
görevi sürdürme veya sonlandırma özgürlüğünü de içerir. İlgilinin görevden
ayrılmasını ekonomik olarak neredeyse imkânsız hale getiren bir düzenleme, kamu
hizmetinde kalmayı zorunlu kılmakta ve kişinin meslek seçme özgürlüğüne
doğrudan müdahale etmektedir. Devlet memurları açısından benzer durumlarda
yalnızca yapılan giderlerin iadesi öngörülmüşken, askerî personel için bu
giderlerin iki katının talep edilmesi, kamu hizmeti rejiminde adalet ve eşitlik
ilkelerini zedelemektedir. Görev türü farklı olsa bile, kamu hizmetinde bulunan
kişilerin ayrılma özgürlükleri arasında bu denli ağır bir fark yaratılmasının
nesnel ve makul bir temeli yoktur.
6. Sonuç
olarak, devletin kamu kaynaklarını koruma amacı meşru olsa da bu amaca ulaşmak
için seçilen aracın gereklilik ve orantılılık ölçütlerini aşması, kişilere
aşırı bir külfet yüklemekte ve kamu hizmetine ilişkin özgür iradeyi ortadan
kaldırmaktadır. Bu nedenlerle kural, Anayasa'nın 13. ve 70. maddelerine
aykırıdır.
B. Kanun'un 18. Maddesiyle 1325 Sayılı Kanun'un Ek 5.
Maddesinin İkinci Fıkrasında Yer Alan "...hesaplanarak..." İbaresinin
"...hesaplanacak tutarın iki katı..." Şeklinde Değiştirilmesinde Bulunan
"...iki katı..." İbaresinin İncelenmesi
7. Kuralla
fakülte veya yüksekokullarda askeri öğrenci olarak öğrenim yapanlardan sağlık
sebepleri dışında ilişikleri kesilenlere devlet tarafından yapılan masrafların
iki katının ödettirileceği öngörülmek suretiyle bu kişilerin mülkiyet hakkına
sınırlama getirildiği açıktır.
8. Anayasa'nın
13. maddesine göre mülkiyet hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla
yapılması, Anayasa'da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması
gerekir.
9. Anayasa
Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var
olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde
belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.
10. Kuralın
gerekçesinde "Fakültelerde veya yüksekokullarda öğrenim gören öğrencilerden,
sağlık sebepleri dışında ilişikleri kesilenlere, personel ve amortisman
giderleri ile ilaç ve tedavi giderleri, kitap ve kırtasiye giderleri, öğrenci
harçlıkları ve yiyecek giderlerinin yarısı ile bunlara tekabül eden faizleri
hariç, Devlet tarafından yapılan masraflar, sarf tarihinden tahsil tarihine
kadar geçen süre için kanuni faizi ile birlikte hesaplanacak tutarın iki katı
ödettirilmesi amaçlanmaktadır." denilmektedir.
11. 1325 sayılı
Kanun'un ek 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince öğrenimlerini
yönetmelikte belirlenecek süreler içinde tamamlamayanların okulla ilişiğinin
kesilmesi yanında kural gereğince iki kat tazminat ödemekle yükümlü tutulması,
başka bir deyişle kendilerine yapılan masrafı aşacak bir tazminat ödeme
yükümlülüğüne tabi tutulması hakkaniyete uygun olmadığı gibi bunlar açısından
aşırı bir külfete de sebep olmaktadır.
12. 1632 sayılı
Kanun'un 32. maddesi gereğince belli bir süreyi aşan veya belli suçlardan
dolayı hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedilmesi yanında askeri öğrencilikle
ilişiği kesilen kişilerin ödeyeceği tazminatın kural gereğince iki kat olarak
uygulanması da ilgililere aşırı bir külfet yüklemektedir. Bu hususta söz konusu
suçların görevle ilgisinin bulunmasının şart olmadığının, bu suçların hizmet
dışında işlenmesi durumunda da ilişiğin kesilmesi nedeniyle tazminatın iki kat
olarak ödenmesi gerektiğinin, -üç ayı aşan hürriyeti bağlayıcı cezanın taksirle
işlenmesi durumunda ilişiğin kesilmesi gerekmese de kasıtla işlenen suçlar
açısından- kuralda suçun işleniş şekli ve sebepleri ile ilgili bir ayırım
gözetilmeksizin eğitim masraflarını aşacak bir tazminatın ödenmesinin
öngörüldüğünün gözetilmesi gerekir.
13. Bununla
birlikte tazminat tutarı, ilgiliye yapılan masrafın kanuni faiziyle birlikte
hesaplanacak tutarının iki katı üzerinden hesaplanmaktadır. Dolayısıyla
tazminat tutarı belirlenirken masraflarla birlikte kanuni faizin de iki katı
dikkate alındığından, başka bir deyişle tazminat tutarının belirlenmesinde
kanuni faiz mükerrer hesaplandığından kural bu yönüyle de ilgililere aşırı
külfet yüklemektedir.
14. Bu kapsamda
kurallarla özellikle öğrenimlerini yönetmelikte belirtilecek süreler içinde
tamamlayamayan, fakülte ve yüksek okullarca öğrencilik hakkı sona erdirilen,
mahkeme kararıyla öğrencilik hukukunu kaybeden askeri öğrencilerin devlet
tarafından yapılan masrafların sarf tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre
için kanuni faizi ile birlikte hesaplanacak tutarın iki katı tazminat ödemekle
yükümlü tutulmalarının anılan meşru amaca ulaşma bakımından kişilere aşırı
külfet getirdiği, dolayısıyla kuralların orantılı ve ölçülü olmadığı sonucuna
varılmıştır. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine
aykırıdır.
C. Kanun'un 19. Maddesiyle 1325 Sayılı Kanun'un Değiştirilen
Ek 7. Maddesinin Birinci Fıkrasının (a) Bendinde Yer Alan "...iki katı..."
İbaresinin İncelenmesi
15. Kural
gereğince söz konusu askeri ve yükseköğretim kurumlarında öğrenim görenler,
istifa etmeleri halinde kendilerine yapılan masrafların iki katı oranında
tazminat ödemekle yükümlüdürler. Dolayısıyla kural bu kişilerin mülkiyet
hakkına sınırlama getirmektedir.
16. Askeri
disiplin ve askerlik hizmetlerinin farklı ve özel koşulları olduğu da
gözetildiğinde, istifa hakkının süreyle sınırlandırılması ve bu süreden sonra
istifa imkânının bulunmaması karşısında kendini mesleğe veya öğrenim gördüğü
konuya uygun görmeyen ilgililerin makul kabul edilebilecek bir sürede istifa
etmesi durumunda eğitim masraflarının iki katı oranında bir tazminat ödeme
yükümlülüğüne tabi tutulmaları bu kişilere aşırı bir külfet yüklemektedir.
17. Öte yandan
istifanın belli bir süreyle sınırlandırılmasının askeri öğrencilerin
istifasının Bakanlığın personel planlaması üzerindeki olumsuz etkisini
azaltacağı, bir yıllık sürenin personel planlaması açısından uzun bir süre
olarak değerlendirilemeyeceği ve Bakanlığın uzun vadede güncelleme yaparak bu
alandaki ihtiyaçlarını karşılayabileceği söylenebilir.
18. Bununla
birlikte tazminat tutarının, ilgiliye yapılan masraf ile bu masrafın -sarf
tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için hesaplanacak- kanuni faizin
toplamının iki katı olarak dikkate alınması ve kanuni faizin mükerrer
hesaplanması nedeniyle kuralın ilgililere ek külfet yüklediğinin de göz önünde
bulundurulması gerekir. Bu durumda kural nedeniyle askeri öğrencilere yüklenen
külfet ile nitelikli askeri personel temini yoluyla elde edilecek kamusal yarar
arasındaki dengenin askeri öğrenciler aleyhine bozulduğu bu suretle kuralla
mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın orantılı olmadığı sonucuna
ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine
aykırıdır.
D. Kanun'un 37. Maddesiyle 4566 Sayılı Kanun'un 38.
Maddesinin Değiştirilen Üçüncü Fıkrasında Yer Alan "...iki katı'..." İbaresinin
İncelenmesi
19. Kuralla harp
okullarında öğrenim yapanlardan sağlık sebepleri dışında ilişikleri kesilenlere
devlet tarafından yapılan masrafların, sarf tarihinden tahsil tarihine kadar
geçen süre için kanuni faizi ile birlikte hesaplanacak tutarın iki katının
ödettirileceği öngörülmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik bir sınırlama
getirilmektedir.
20. 7517 sayılı
Kanun'un 18. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un ek 5. maddesinin ikinci fıkrasında
yer alan "...hesaplanarak..." ibaresinin "...hesaplanacak tutarın iki katı..."
şeklinde değiştirilmesinde bulunan "...iki katı..." ibaresine yönelik Anayasaya
uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kurallar yönünden de geçerlidir.
Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırıdır.
E. Kanun'un 38. Maddesiyle 4752 Sayılı Kanun'un 31.
Maddesinin Değiştirilen Üçüncü Fıkrasında Yer Alan "...iki katı..." İbaresinin
İncelenmesi
21. Kural
astsubay meslek yüksekokullarında öğrenim yapanlardan sağlık sebepleri dışında
ilişikleri kesilenlere devlet tarafından yapılan masrafların, sarf tarihinden
tahsil tarihine kadar geçen süre için kanuni faizi ile birlikte hesaplanacak
tutarın iki katının, ödettirileceği öngörülmek suretiyle mülkiyet hakkına
yönelik bir sınırlama getirilmiştir.
22. 7517 sayılı
Kanun'un 18. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un ek 5. maddesinin ikinci fıkrasında
yer alan "...hesaplanarak..." ibaresinin "...hesaplanacak tutarın iki katı..."
şeklinde değiştirilmesinde bulunan "...iki katı..." ibaresine yönelik Anayasaya
uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kurallar yönünden de geçerlidir.
Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırıdır.
KARŞIOY ve FARKLI GEREKÇE
1. Mahkememiz çoğunluğunun 12/6/2024 tarihli ve 7517 sayılı
Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun'un Anayasa'ya uygunluk denetiminde ulaştığı sonuçlara
aşağıda sıralayacağım maddelerde belirtilen nedenlerle katılmamaktayım. Yine
bir maddede Mahkememiz çoğunluğunun ulaştığı sonuca aşağıda belirteceğim
şekilde farklı gerekçe ile katılmaktayım.
2. Bahse konu kurallara ilişkin gerekçelerim şu şekildedir:
A. 11. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un 112. maddesinin
yedinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...kendilerine yapılan öğrenim,
eğitim ve yetiştirme masraflarını,..." ibaresinin "...kendilerine yapılan
öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının iki katını, 6413 sayılı Kanunun 20
nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen disiplinsizliği
işleyerek çıkarılanlar bu madde gereğince belirlenen masrafların dört
katını..." şeklinde değiştirilmesinde bulunan "...iki katını,..." ibaresine ilişkin
karşıoy gerekçesi:
3. Dava konusu ibarenin içinde yer aldığı kuralla durumları
bu maddedeki yukarıdaki fıkralara uyanlar ile Türk Silâhlı Kuvvetleri'nden her
ne şekilde olursa olsun mecburî hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan ayrılan veya
ilişiği kesilen subay ve astsubayların (Türk Silâhlı Kuvvetleri'nde görev
yapamaz şeklinde sağlık raporu alanlar ile vazife malûlü olarak Türk Silâhlı
Kuvvetleri'nden ayrılanlar hariç), her yıl kuvvet komutanlıkları, Jandarma
Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından belirlenen askerî
öğrenci, subay ve astsubay nasbedildikten sonra kendilerine yapılan öğrenim,
eğitim ve yetiştirme masraflarının iki katını yükümlülük sürelerinin eksik
kalan kısmı ile orantılı olarak kanuni faizi ile birlikte tazminat olarak
ödeyecekleri öngörülmektedir.
4. Anayasa Mahkemesi 4769 sayılı Kanun'a 15. maddesine
eklenen "Ataması yapıldıktan sonra sağlık nedeniyle görevini yapmaya devam
edemeyecekler hariç olmak üzere herhangi bir sebeple mecburi hizmet yükümlülüğü
dolmadan görevinden çekilenler ile göreviyle ilişiği kesilenler, kendileri için
yapılmış bütün giderleri görev yapmadıkları süre ile orantılı ve iki katı
olarak ödemek zorundadırlar." şeklindeki üçüncü fıkradaki "…ve iki katı…"
ibaresini Anayasa'ya aykırı bulduğu kararında kuralı Anayasa'nın 18. maddesinden
inceleyerek burada zorla çalıştırma yasağına aykırı bir durum olduğu tespitinde
bulunmuştur (bkz.: AYM, E.2018/96, K.2023/222, 27/12/2023, §§ 136-150).
5. Burada kural bağlamındaki düzenlemenin Anayasanın 18.
maddesindeki aykırılık gerekçesi angarya yasağı nedeniyle değil fazla zorla
çalıştırma yasağı gerekçesine dayanmaktadır. Zira bu kişiler Türk Silâhlı
Kuvvetleri'nde maaş alarak çalıştıklarından burada bir angaryadan bahsedilemez.
Burada kişiler öngörülen yükümlülük nedeniyle belli bir süre Türk Silâhlı
Kuvvetleri'nde çalışma zorunluluğuna tabi tutulduğundan ibarenin zorla
çalıştırma yasağı kapsamında incelenmesi daha uygun olacaktır.
6. Zikredilen karardaki yaklaşımla (bkz.: E.2018/96,
K.2023/222, 27/12/2023, § 149) burada da askeri hizmetlerin taşıdığı önem
gereği ilgili kanunlarda kendine özgü kuralların öngörülmesi doğal olmakla
birlikte, zorunlu hizmet süresinin öğrenim, eğitim ve yetiştirme sürelerinden
bağımsız olarak -olağanüstü şartların da etkisiyle- on beş yıl gibi uzun bir
süre olarak belirlenmiş olması, bu sürenin 926 sayılı Kanun'un 113. maddesine
göre toplamda yirmi üç yıla kadar uzayabilmesi, ayrıca anılan Kanun'un 114. maddesi
kapsamındaki sürelerin bu sürelere eklenmekte olması ve tazminat ödeme
yükümlülüğüne ilişkin olarak hangi masraf kalemlerinin hesaplamaya dahil
edileceği kanunda açıkça düzenlenmemiş, bu hususta yetki ilgili Bakanlıklara
bırakılmış, tazminat tutarının nasıl hesaplanacağına ilişkin olarak kanuni
düzenlemelerde çerçeve yeterince çizilmemiş olması dikkate alındığında öğrenim,
eğitim ve yetiştirme sürelerinin üzerinde belirlenen zorunlu hizmet süreleri
içerisinde - Türk Silâhlı Kuvvetleri'nde görev yapamaz raporu alanlar ile
vazife malûlü olanlar haricinde- herhangi bir şekilde görevinden ayrılan veya
ilişiği kesilen subay ve astsubayların yükümlülük süresinin eksik kalan kısmı
ile orantılı olarak iki kat tazminat ödemeye maruz bırakılmalarının orantılı
olmadığı sonucuna ulaşmak gerekir.
B. 18. maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinin
ikinci fıkrasında yer alan "...hesaplanarak..." ibaresinin "...hesaplanacak
tutarın iki katı..." şeklinde değiştirilmesinde bulunan "...iki katı...", 19.
maddesiyle 1325 sayılı Kanun'un değiştirilen ek 7. maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinde yer alan "...iki katı..." ibaresi, 37. maddesiyle
11/5/2000 tarihli ve 4566 sayılı Harp Okulları Kanunu'nun 38. maddesinin
değiştirilen üçüncü fıkrasında yer alan "...iki katı'..." ibaresi ve 38.
maddesiyle 11/4/2002 tarihli ve 4752 sayılı Astsubay Meslek Yüksek Okulları
Kanunu'nun 31. maddesinin değiştirilen üçüncü fıkrasında yer alan "...iki
katı..." ibarelerine ilişkin karşıoy gerekçesi:
7 Dava konusu ilk ibare olan 1325 sayılı Kanun'un Ek 5.
maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "...hesaplanarak..." ibaresinin
"...hesaplanacak tutarın iki katı..." şeklinde değiştirilmesinde bulunan
"...iki katı..." ibaresinin yer aldığı kuralda fakültelerde veya
yüksekokullarda öğrenim gören öğrencilerden, sağlık sebepleri dışında
ilişikleri kesilenlere, personel ve amortisman giderleri ile ilaç ve tedavi
giderleri, kitap ve kırtasiye giderleri, öğrenci harçlıkları ve yiyecek
giderlerinin yarısı ile bunlara tekabül eden faizleri hariç, Devlet tarafından
yapılan masraflar, sarf tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için kanuni
faizi ile birlikte hesaplanacak tutarın iki katı ödettirileceği
öngörülmektedir.
8. Kuralda askeri öğrenci olarak öğrenim görenlerin sağlık
sebepleri dışında ilişikleri kesilenlere devlet tarafından yapılan masrafların
iki katının bu kişilerden alınacağı öngörülmektedir. Dava konusu diğer
ibarelerde de benzer şekilde disiplin ve okuldan çıkarma gibi durumlarda
kişilere iki katı tutarında bahse konu masrafları ödeme yükümlülüğü
getirilmektedir. Bu nedenle bu ibarelerin tümü için ortak bir gerekçe ortaya
konulacak ve bu gerekçe ilk ibare üzerinden yapılacaktır.
9. Dolayısıyla bu ibarelerin yer aldığı kurallarda artık 926
sayılı Kanun'un 112. maddesinin yedinci fıkrasının birinci cümlesindekinden
farklı olarak okullardan ayrılmış kişilere yönelik masrafların ödenmesi
yükümlülüğü söz konusu olduğu için burada artık bir zorla çalışma yasağı değil,
mülkiyet hakkına bir müdahale söz konusudur.
10. Bahse konu müdahalenin kişilerin mülkiyet hakkına bir
sınırlama getirdiği açık olduğuna göre burada gerçekleştirilen denetimde
Anayasa'nın 13. maddesindeki güvenceler yönü ile bir denetim yapılması
gerekmektedir.
11. Bu bağlamda bahse konu sınırlama ile ilgili olarak
sınırlama yapan kuralın Anayasa'nın 13. maddesindeki kanunilik şartını
sağladığı, askeri personel teminine yönelik bir meşru amacı taşıdığı ve
elverişli ve gerekli olduğu noktasında bir sorun bulunmadığı açıktır.
12. Bununla birlikte bu sınırlamanın orantılı olmadığı ifade
edilmelidir. Zira bir yandan kişinin okuldan çıkarılması öngörülürken öbür
taraftan dava konusu ibarenin içinde yer aldığı kural gereği kişi kendisine
yapılan masrafı aşacak şekilde iki kat tazminat ödemekle yükümlü tutulmaktadır.
Bu durum mülkiyet hakkına sınırlama getirilen bu kişiler açısından aşırı bir
külfet doğurduğu için orantısız bir sınırlama niteliğindedir.
13. Dolayısıyla dava konusu ibarelerin Anayasa'nın 13. ve
35. maddelerine aykırılık gerekçesiyle iptali gerektiği kanaatinde olduğumdan
çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmamaktayım.
C. 11. maddesiyle 926 sayılı Kanun'un 112. maddesinin
yedinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...kendilerine yapılan öğrenim,
eğitim ve yetiştirme masraflarını,..." ibaresinin "...kendilerine yapılan
öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının iki katını, 6413 sayılı Kanunun 20
nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen disiplinsizliği
işleyerek çıkarılanlar bu madde gereğince belirlenen masrafların dört
katını..." şeklinde değiştirilmesinde bulunan "...dört katını,..." ibaresine ilişkin
farklı gerekçe:
14. Mahkememiz çoğunluğu dava konusu kuralı mülkiyet
hakkından incelemiş ve mülkiyet hakkına sınırlama getiren kuralın Anayasa'nın
13. ve 35. maddelerine aykırılık gerekçesiyle iptali gerektiği sonucuna
ulaşmıştır.
15. İbarenin Anayasa'ya aykırı olup iptali gerektiği
sonucuna katılmakla birlikte bu ibarenin de aynı fıkradaki diğer ibaredeki
Anayasa'ya aykırılık gerekçesinde yazdığım şekilde Anayasa'nın 18. maddesinden
incelenerek o ibareye ilişkin yazdığım Anayasa'ya aykırılık gerekçeleriyle
burada da zorla çalıştırma yasağına aykırı bir düzenleme olduğu için kuralın
iptali gerektiği kanaatindeyim.
16. Dava konusu ibarenin zorla çalıştırma yasağı bağlamında
incelenmesinin daha uygun olacağına ilişkin temel gerekçem ise şudur: İbarenin
içinde yer aldığı fıkra Türk Silahlı Kuvvetlerinde bizzat çalışmakta olan
kişilerle ilgili düzenlemeler içermekte olup aldıkları maaşın karşılığında olsa
da bu kişilerin öngörülen süreler boyunca bu şekilde çalışmayı sürdürmelerini
zorunlu kılmaktadır. Her ne kadar dava konusu ibare bu kişilerin mülkiyet
hakkına yönelik bir müdahale gibi görünüyorsa da bunların bizzat halen
çalışmakta olan kişiler olması nedeniyle öngörülen yükümlülüğün Anayasa'ya
uygunluk denetiminin bu konuda daha özel bir hüküm niteliği taşıyan Anayasa'nın
18. maddesindeki zorla çalıştırma yasağı bağlamında incelenmesinin daha uygun
olacağı kanaatindeyim.
17. Nitekim Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında da bu
kapsamda bir yaklaşım sergilenmiştir. Mahkeme hizmet öncesi eğitim sonrası
ataması yapılıp mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan görevden çekilen ceza
ve infaz kurumu personeli ile göreviyle ilişiği kesilenlerin kendileri için
yapılmış bütün giderleri görev yapmadıkları süre ile orantılı ve iki katı
olarak ödemelerini öngören kuralı Anayasa'nın 18. maddesi bağlamında
inceleyerek iptal etmiştir (bkz.: AYM, E.2018/96, K.2023/222, 27/12/2023, §§ 135-150).
18. Anayasa Mahkemesinin yaptığı tespitlere göre, zora
dayalı çalışma, bir kimsenin serbest iradesi bulunmadan çalıştırılmasıdır.
Buradaki zor (cebir) kavramı, yaptırım tehdidinin varlığını şart kılar.
Esasında bir buyurmanın zorakilik vasfını kazanması, yaptırım tehdidi ile
desteklenmiş olması nedeniyledir. Bu durumda zorla çalıştırmanın kişinin
iradesi dışında ve yaptırım tehdidi altında çalıştırılması biçiminde
tanımlanması mümkündür (bkz.: AYM, E.2018/96, K.2023/222, 27/12/2023, § 137).
Öte yandan buradaki yaptırım kavramıyla sadece ceza hukukundaki dar ve teknik
anlamdaki ceza değil her türlü adli, idari ve hukuki yaptırımlar
kastedilmektedir. Bu bağlamda hürriyeti bağlayıcı cezalar ile adli ve idari
para cezaları ve diğer idari yaptırımların yanında tazminat ve cezai şart gibi
hukuki yaptırımlar da zorla çalıştırma tanımında yer alan yaptırım kavramına
dâhildir (bkz.: AYM, E.2018/96, K.2023/222, 27/12/2023, § 139).
19. Zorla çalıştırma yasağı ile ilgili Anayasa Mahkemesinin
yukarıda zikredilen kararında yer alan şartların dava konusu ibarenin içinde
yer aldığı kural için de geçerli olduğu aşikardır. Bu nedenle mevcut kurala
ilişkin Mahkememiz çoğunluğunun kuralın Anayasaya uygunluk denetimini
Anayasa'nın 18. Maddesinden yapmamasının uygun olmadığı kanaatindeyim.
20. Bu nedenle Mahkememiz çoğunluğunun ulaştığı iptal
kararına bu farklı gerekçeyle katılmaktayım.
----------o----------
Değişiklik yapılan Kanun:
T.C. Külliyatı: XXX/0926A.01
T.C. Külliyatı: XXX/1325A.10
T.C. Külliyatı: XXX/3269A.01
T.C. Külliyatı: XXX/4566A.01
T.C. Külliyatı: XXX/4752A.01
Sosyal Sigortalar, Vergi Muafiyet ve İstisnalar, T.C. Külliyatı: XXX/6191A.01
T.C. Külliyatı: XXX/6756A.01 No.lu belgelerdedir.