R.Gazete No: 33143
R.G. Tarihi: 20.01.2026
DANIŞTAY KARARI
Danıştay Dördüncü
Daire Başkanlığından:
Esas No : 2025/4849
Karar No : 2025/5481
KANUN
YARARINA TEMYİZ EDEN : Danıştay Başsavcılığı
DAVACI :
...
VEKİLİ: Av. ...(E-Tebligat)
DAVALI: ... (E-Tebligat)
VEKİLİ: Av....
İSTEMİN ÖZETİ İstanbul 9. İdare Mahkemesinin 03/07/2025 tarih ve E:2025/382, K:2025/1493 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesi uyarınca kanun yararına temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA
SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul ili, Başakşehir ilçesi,
Çamlar Köyü, 794 parsel sayılı taşınmazın 2.675,00 m2'lik kısmının
05/09/2019-22/09/2021 tarihleri arasında davacı tarafından işgal edilmesi
nedeniyle düzenlenen 29.382,70 TL tutarındaki 10/11/2022 tarih ve 4983143
ecrimisil ihbarnamesinin iptali istenilmiştir.
Kanun yararına temyiz edilen kararın özeti: İstanbul 9.
idare Mahkemesine verilen kararda; dava konusu ecrimisil ihbarnamesinin
22/09/2021 tarihinde 1 memur ve 1 uzman' tarafından düzenlenen tespit
tutanağına dayandırıldığı, tutanakta Hâzineye ait taşınmazın 3.567,00 mz'lik
kısmının 05/09/2019-22/09/2021 tarihleri arasında davacı tarafından ekip-biçmek
suretiyle işgal edildiğinin belirtildiği, ancak tutanağı düzenleyen iki görevli
dışında davacı ya da başka birisinin imzasının bulunmadığı, Mahkemenin 19/06/2025
tarihli ara kararına cevaben davacının işgalini ve işgal tarihlerini
ispatlayıcı somut bilgi ve belgelerin (ihbar, şikayet, ifade, fotoğraf, video,
çiftçi kayıt sistemi kayıtlar gibi) somut bilgi ve belge sunulmadığı, davacıya
ait çiftçi kayıt sistemi kaydının bulunmadığı, her ne kadar davalı idare
tarafından taşınmaz tespit tutanağı ile tarla fotoğrafı ve kroki sunulduğu
görülmekte ise de, öz konusu belgelerin işgali somut olarak ortaya konulamadığı
dolayısıyla, işgalcinin kim olduğu, işgal tarihleri ve işgal alanının somut
delillerle ortaya konulduktan sonra ecrimisil tesis edilmesi gerekirken, eksik
araştırma sonucu tesis edilen dava konusu İşlemde hukuka uyarlık bulunmadığı
sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline
kesin olarak karar verilmiştir.
DANIŞTAY
BAŞSAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ:
İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, Çamlar Köyü, 794 parsel sayılı
Hâzineye ait taşınmazın, 3.567,00 mz'lik kısmının
05/09/2019-22/09/2021 tarihleri arasında işgal edilmesi nedeniyle düzenlenen
10/11/2022 tarihli, 4983143 sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptaline dair
İstanbul 9. İdare Mahkemesince verilen 03/07/2025 tarihli, E:2025/382,
K:2025/1493 sayılı kararın, kanun yararına temyiz edilmesi talebiyle Danıştay
Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi.
2577
sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 28 Haziran 2014 tarihli ve 29044 sayılı
Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik
"Kanun Yararına Temyiz" başlıklı 51. maddesinde, "1. idare ve
vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar
ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan
niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili
bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından
kanun yararına temyiz olunabilir.
2.
Temyiz
isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma
kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukukî sonuçlarını
kaldırmaz.
3.
Bozma
kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de
yayımlanır." kuralına yer verilmiştir.
Kanuni süre geçtikten sonra
kanun yolu başvurusunda bulunulması üzerine süre aşımı yönünden başvurunun
reddedilmesi veya herhangi bir usulî sebeple kanun yolu incelemesine tâbi
tutulmadan kararın kesinleşmesi hâllerinde kanun yolu incelemesi yapılmış olmadığından,
bu kararlar kanun yararına temyiz edilebilir.
2577 sayılı Kanun'un 20/A ve
20/B maddeleri uyarınca ivedi yargılama usûlü uygulanarak verilen ve istinaf
kanun yoluna başvurmadan temyiz edilebilen kararlardan temyiz incelemesinden
geçmeden kesinleşenlerin kanun yararına temyiz edilebileceği hususunda da
tereddüt bulunmamaktadır.
Bu itibarla, 2577 sayılı
Kanun'un 51. maddesine göre kanun yararına temyiz; istinaf veya temyiz kanun
yolları kapalı olduğu için kesinleşmiş ya da istinaf veya temyiz kanun yolları
açık olduğu halde taraflardan hiçbirinin süresi içinde istinaf veya temyiz
yoluna başvurmaması sebebiyle kesinleşmiş olan idare ve vergi mahkemeleri ile
bölge idare mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı başvurulabilen
olağanüstü bir kanun yolu olup, bu kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki
hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz edilmesi
mümkündür.
"Kanun yararına bozma
üzerine, kararı veren mahkemece davaya yeniden bakılmaz, Mahkemenin bozmaya
uygun yeni bir karar vermesi gerekmez. Çünkü kanun yararına bozma kararının
daha önce kesinleşmiş olan hükmün hukukî sonuçlarını ve dolayısıyla tarafların
hukukî durumunu etkileyen bir sonucu yoktur. Bozmanın amacı, benzeri davalarda
mahkemelerin aynı hukukî yanlışlığı yapmalarını önlemek ve usûl ve esasa
ilişkin hukuk kurallarının belli bir doğrultuda uygulanmasını sağlamaktan
ibarettir. Bu nedenle, kanun yararına bozulmuş da olsa, kesinleşmiş karar
hükmünü yürütecektir. Kanun yararına bozma kararının Resmî Gazetede
yayımlanması ile, uygulanan hukuk kuralının Ülkenin her yanında aynı şekilde
anlaşılmasını sağlama amacı güdülmüştür." (YENİCE Kâzım, ESİN Yüksel,
Açıklamalı İçtihattı Notlu İdarî Yargılama Usûlü, 1983, s. 735,736)
2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasında, "Dava açma süresi, özel
kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare
mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür." hükmü, 2.
fıkrasında, "Bu süreler;
a) İdari
uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,
b) Vergi,
resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından
doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın;
tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif
yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı
vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise
ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği;
Tarihi izleyen günden
başlar." hükmü, 11. maddesinde, "1. İlgililer tarafından idari
dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi
veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan
makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye
başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.
2. Otuz
gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
3. İsteğin
reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden
işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katıl ir."
hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer alan hükümler
uyarınca bireysel işlemlerde, dava açma süresi, yazılı bildirimin yapılması
üzerine başlamakta, yazılı bildirim üzerine 60 gün içinde doğrudan dava
açılabilmektedir. İlgili doğrudan dava açmak yerine 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi
uyarınca idari İşlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni
bir işlem yapılmasını üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan
makamdan, dava açma süresi içinde isteyebilmekte, bu başvuru işlemeye başlamış
olan dava açma süresini durdurmakta, ancak otuz gün içinde bîr cevap verilmezse
istek reddedilmiş sayılmakta ve dava açma süresi yeniden işlemeye
başlamaktadır.
Öte yandan Danıştay yerleşik
içtihatlarında belirtildiği üzere, idari yargılama usulünde, bireysel
işlemlerin yazılı tebliği yapılmamış olmakla birlikte ilgili kişi işlemi
öğrenmiş ise öğrenme tarihi, yazılı tebligatın yapıldığı tarih olarak kabul
edilmekte olup öğrenme üzerine 60 gün içinde dava açılabilmektedir. Yine bu
halde de öğrenme üzerine ilgili doğrudan dava açabileceği gibi 2577 sayılı
Kanun'un 11. maddesi uyarınca idareye başvuru yolununu da kullanabilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davalı
idare tarafından, uyuşmazlığa konu 10/11/2022 tarihli, 4983143 sayılı ecrimisil
ihbarnamesinin davacıya tebliğ edildiğine dair bir alındının dosyaya
sunulamadığı, ancak davacının, işgalinin olmadığı ve anılan ecrimisil ihbarnamesinin
iptalinin gerektiğinden bahisle 03/07/2024 tarihinde davalı idareye itiraz
dilekçesi verdiği, bu başvuruya idare tarafından cevap verilmemesi nedeniyle
davacının vekili tarafından, ecrimisil ihbarnamesine yapılan itiraz
dilekçesinin akıbeti hakkında bilgi isteyen 26/11/2024 tarihli ikinci başvuru
dilekçesinin verildiği, davalı idarenin süresi içinde herhangi bir itirazda
bulunulmadığının bildirilmesine ilişkin 27/11/2024 tarihli, 11080479 sayılı
işleminin, 29/11/2024 tarihinde, davacı vekiline tebliği üzerine 29/11/2024
tarihinde bu davanın açıldığı, öte yandan başvuru nedeniyle ecrimisil düzeltme
ihbarnamesine ilişkin yeni bir işlemin tesis edilmediği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, ecrimisil
ihbarnamesinin davacıya tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ alındısı sunulamamakla
beraber davacının, anılan ecrimisil ihbarnamesini en geç itiraz ettiği
03/07/2024 tarihinde öğrendiği, öğrenme üzerine işlemeye başlayan dava açma süresinin
itiraz nedeniyle 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca aynı gün durduğu,
idarece cevap verilmediğinden otuz gün sonra isteğin reddedilmiş sayılması
sonucu 60 günlük dava açma süresinin yeniden işlemeye başladığı, 26/11/2024
tarihli ikinci başvuru üzerine verilen cevabın ise dava açma süresini
canlandırmayacağı açıktır.
Bu durumda dava konusu ecrimisil
ihbarnamesinin iptali istemiyle, 03/07/2024 tarihini izleyen yasal sürede
(30+60 gün içerisinde) açılmayan, 29/11/2024 tarihinde açılan davanın esasının
süre aşımı nedeniyle incelenmesi mümkün olmadığından, davanın esasına yönelik
inceleme yapılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde hukuka
uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, İstanbul 9. İdare Mahkemesinin 03/07/2025 tarihli, E:2025/382, K:2025/1493 sayılı kararının niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi nedeniyle kanun yararına temyizen incelenerek bozulması 2577 sayılı Kanunun 51. maddesi uyarınca talep olunur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...
DÜŞÜNCESİ : Kanun yararına temyiz
isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü
Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler
incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava
açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda
ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, bu
sürelerin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen
günden başlayacağı; "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8.
maddesinde, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden
itibaren işlemeye başlayacağı; "Üst makamlara başvurma" başlıklı
11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari
işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem
yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava
açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari
dava açma süresini durduracağı, otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin
reddedilmiş sayılacağı; "Kanun yararına temyiz" başlıklı 51.
maddesinde ise, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin
kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden
kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı
bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya
kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz
isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma
kararının, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını
kaldırmayacağı, bozma kararının bir örneğinin ilgili bakanlığa gönderileceği ve
Resmi Gazete'de yayımlanacağı belirtilmiştir.
2886 sayılı Devlet İhale
Kanunu'nun 85. maddesinin 1. fıkrasında, "Hazine taşınmazlarının
kişilerce işgale uğradığının tespit edilmesi hâlinde, tespit tarihinden
itibaren onbeş gün içinde "Taşınmaz Tespit Tutanağına dayanılarak, tespit
tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere bedel tespit komisyonunca ecrimisil
tespit ve takdir edilir."; 86. maddesinin 1. fıkrasında, "Takdir
edilen ecrimisiller, takdir tarihinden itibaren onbeş gün içinde ecrimisil
ihbarnamesi düzenlenerek fuzuli şagile, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı
Tebligat Kanunu hükümlerine göre öncelikle elden veya iadeli taahhütlü
mektupla, bu şekilde tebliğ edilemeyenler diğer usullere göre tebliğ
edilir."; 2. fıkrasında, "Ecrimisil işlemine karşı, tebliğ
tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili İdareye dilekçeyle müracaat edilerek
düzeltme talebinde bulunulabilir." ve 3. fıkrasında, "Düzeltme
talepleri, talep tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde bu amaçla
oluşturulacak komisyonlarca karara bağlanır ve sonucu karar tarihinden itibaren
en geç onbeş gün içinde düzenlenecek Ecrimisil Düzeltme İhbarnamesi ile
ilgilisine tebliğ edilir." hükümlerine yer verilmiştir.
7201 sayılı Tebligat
Kanunu'nun "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 2.
maddesinin 2. fıkrasında, "Gösterilen adres muhatabın adres kayıt
sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten
sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o
yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya
memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva
eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin
kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." kuralı yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davalı
idarece 22/09/2021 tarihinde düzenlenen taşınmaz tespit tutanağına göre, davacı
tarafından İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, Şamlar Köyü, 794 parsel sayılı
Hâzineye ait taşınmazın 3.567,00 m2'lik kısmının
05/09/2019-29/09/2021 tarihleri arasında ekip-biçmek suretiyle kullanıldığının
tespit edilmesi üzerine, 09/11/2022 tarihli ecrimisil kıymet takdir karan
uyarınca 29.382,70 TL tutarında takdir edilen ecrimisil bedeli için 10/11/2022
tarihli ecrimisil ihbarnamesi düzenlendiği, ihbarnamenin davacının adres kayıt
sistemindeki adresine 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrası
uyarınca 19/12/2022 tarihinde tebliğ edildiği, bu tarihi izleyen günden
itibaren otuz (30) gün içinde ilgili idareye davacı tarafından düzeltme talebinde
bulunabileceği ya da altmış (60) gün içerisinde dava açma hakkını kullanması
gerekirken, düzeltme başvuru süresi aşıldıktan ve davanın açılabileceği en son
19/02/2023 tarihi geçtikten sonra 26/11/2024 tarihinde yapılan başvuruya
verilen cevap üzerine 29/11/2024 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı
görülmüştür.
Bu durumda davanın süre aşımı
nedeniyle reddi gerektiğinden, İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine
uygunluk bulunmadığından, kanun yararına bozulması gerektiği sonucuna
varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.
Danıştay
Başsavcılığının KANUN YARARINA TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2.
İstanbul
9. İdare Mahkemesi Hâkimliğinin 03/07/2025 tarih ve E:2025/382, K:2025/1493
sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısım yönünden, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca, hükmün hukuki sonuçlarına
etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3.
Kararın
birer örneğinin taraflara ve Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmi
Gazete'de yayımlanmasına, 22/10/2025 tarihinde karar verildi.
----------o----------