MEVZUATTAKİ SON
DEĞİŞİKLİKLER

R.Gazete No: 33130

R.G. Tarihi: 07.01.2026

 

DANIŞTAY KARARI


Danıştay Dördüncü Daire Başkanlığından:


Esas No : 2025/4859

Karar No: 2025/5711


DAVA KONUSU ECRİMİSİL İHBARNAMESİNİN İPTALİ İSTEMİYLE YASAL SÜREDE AÇILMAYAN DAVANIN ESASININ SÜRE AŞIMI NEDENİYLE İNCELENMESİNİN MÜMKÜN OLMADIĞI HAKKINDA


2577/md.7,20/A,20/B


Dava konusu istem: İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, Şamlar Köyü, 794 parsel sayılı taşınmazın 2.675,00 m2'lik kısmının 23/09/2016-04/09/2019 tarihleri arasında davacı tarafından işgal edilmesi nedeniyle düzenlenen 25.992,35 TL tutarındaki 10/11/2022 tarih ve 4982963 ecrimisil ihbarnamesinin iptali istenilmiştir.


Kanun yararına temyiz edilen kararın özeti: İstanbul 9. İdare Mahkemesine verilen kararda; dava konusu ecrimisil ihbarnamesinin 22/09/2021 tarihinde 1 memur ve 1 uzman' tarafından düzenlenen tespit tutanağına dayandırıldığı, tutanakta Hâzineye ait taşınmazın 2.675,00 m2'lik kısmının 23/09/2016-04/09/2019 tarihleri arasında davacı tarafından ekip-biçmek suretiyle işgal edildiğinin belirtildiği, ancak tutanağı düzenleyen iki görevli dışında davacı ya da başka birisinin imzasının bulunmadığı, Mahkemenin 19/06/2025 tarihli ara kararına cevaben davacının işgalini ve işgal tarihlerini ispatlayıcı somut bilgi ve belgelerin (ihbar, şikayet, ifade, fotoğraf, video, çiftçi kayıt sistemi kayıtlar gibi) somut bilgi ve belge sunulmadığı, davacıya ait çiftçi kayıt sistemi kaydının bulunmadığı, her ne kadar davalı idare tarafından taşınmaz tespit tutanağı ile tarla fotoğrafı ve kroki sunulduğu görülmekte ise de, öz konusu belgelerin işgali somut olarak ortaya konulamadığı dolayısıyla, işgalcinin kim olduğu, işgal tarihleri ve işgal alanının somut delillerle ortaya konulduktan sonra ecrimisil tesis edilmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline kesin olarak karar verilmiştir.


DANIŞTAY BAŞSAVCISI: ...


DÜŞÜNCESİ: İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, Şamlar Köyü, 794 parsel sayılı Hâzineye ait taşınmazın, 2675 m2'lik kısmının 23/09/2016-04/09/2019 tarihleri arasında işgal edilmesi nedeniyle düzenlenen 10/11/2022 tarihli, 4982963 sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptaline dair İstanbul 9. İdare Mahkemesince verilen 03/07/2025 tarihli, E:2025/378, K:2025/1492 sayılı kararın, kanun yararına temyiz edilmesi talebiyle Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi.

2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunünun 28 Haziran 2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanunun 24. maddesi ile değişik "Kanun Yararına Temyiz" başlıklı 51. maddesinde, "1. İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.


2. Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukukî sonuçlarını kaldırmaz.


3. Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır." kuralına yer verilmiştir.


Kanunî süre geçtikten sonra kanun yolu başvurusunda bulunulması üzerine süre aşımı yönünden başvurunun reddedilmesi veya herhangi bir usulî sebeple kanun yolu incelemesine tâbi tutulmadan kararın kesinleşmesi hâllerinde kanun yolu incelemesi yapılmış olmadığından, bu kararlar kanun yararına temyiz edilebilir.


2577 sayılı Kanun'un 20/A ve 20/B maddeleri uyarınca ivedi yargılama usûlü uygulanarak verilen ve istinaf kanun yoluna başvurmadan temyiz edilebilen kararlardan temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşenlerin kanun yararına temyiz edilebileceği hususunda da tereddüt bulunmamaktadır.


Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre kanun yararına temyiz; istinaf veya temyiz kanun yolları kapalı olduğu için kesinleşmiş ya da istinaf veya temyiz kanun yolları açık olduğu halde taraflardan hiçbirinin süresi içinde istinaf veya temyiz yoluna başvurmaması sebebiyle kesinleşmiş olan idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olup, bu kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz edilmesi mümkündür.


"Kanun yararına bozma üzerine, kararı veren mahkemece davaya yeniden bakılmaz, Mahkemenin bozmaya uygun yeni bir karar vermesi gerekmez. Çünkü kanun yararına bozma kararının daha önce kesinleşmiş olan hükmün hukukî sonuçlarını ve dolayısıyla tarafların hukukî durumunu etkileyen bir sonucu yoktur. Bozmanın amacı, benzeri davalarda mahkemelerin aynı hukukî yanlışlığı yapmalarını önlemek ve usûl ve esasa ilişkin hukuk kurallarının belli bir doğrultuda uygulanmasını sağlamaktan ibarettir. Bu nedenle, kanun yararına bozulmuş da olsa, kesinleşmiş karar hükmünü yürütecektir. Kanun yararına bozma kararının Resmî Gazetede yayımlanması ile, uygulanan hukuk kuralının Ülkenin her yanında aynı şekilde anlaşılmasını sağlama amacı güdülmüştür." (YENİCE Kâzım, ESİN Yüksel, Açıklamalı İçtihatlı Notlu İdarî Yargılama Usûlü, 1983, s. 735,736)


2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasında, "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür." hükmü, 2. fıkrasında, "Bu süreler;


a)    İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,


b)    Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği;


Tarihi izleyen günden başlar." hükmü, 11. maddesinde, "1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.


2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.


3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükmü yer almaktadır.


Yukarıda yer alan hükümler uyarınca bireysel işlemlerde, dava açma süresi, yazılı bildirimin yapılması üzerine başlamakta, yazılı bildirim üzerine 60 gün içinde doğrudan dava açılabilmektedir. İlgili doğrudan dava açmak yerine 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasını üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, dava açma süresi içinde isteyebilmekte, bu başvuru işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta, ancak otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılmakta ve dava açma süresi yeniden işlemeye başlamaktadır.


Dosyanın incelenmesinden, kanun yararına temyiz dilekçesinin ekinde, uyuşmazlığa konu 10/11/2022 tarihli, 4982963 sayılı ecrimisil ihbarnamesinin 19/12/2022 tarihinde davacıya (Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca muhtara) tebliğ edildiğine dair tebligat alındısının dosyaya sunulduğu, davacının 19/12/2022 tarihini izleyen dava açma süresi içinde 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında bir itiraz dilekçesinin bulunmadığı ve işgalinin olmadığı, anılan ecrimisil ihbarnamesinin iptal gerektiğinden bahisle 03/07/2024 tarihinde davalı idareye itiraz dilekçesi verdiği, bu başvuruya idare tarafından cevap verilmemesi nedeniyle davacının vekili tarafından, ecrimisil ihbarnamesine yapılan itiraz dilekçesinin akıbeti hakkında bilgi isteyen 26/11/2024 tarihli ikinci başvuru dilekçesinin verildiği, davalı idarenin süresi içinde herhangi bir itirazda bulunulmadığının bildirilmesine ilişkin 27/11/2024 tarihli, 11080479 sayılı işleminin, 29/11/2024 tarihinde, davacı vekiline tebliği üzerine 29/1 1/2024 tarihinde bu davanın açıldığı, öte yandan başvuru nedeniyle ecrimisil düzeltme ihbarnamesine ilişkin yeni bir işleminin tesis edilmediği anlaşılmaktadır.


Uyuşmazlıkta, ecrimisil ihbarnamesinin davacıya tebliğ edilmesinden sonra dava açma süresi içinde, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca bir itirazda bulunulmadığından 19/12/2022 tarihini izleyen 60 günlük süre içinde dava açılması gerektiği ve 26/11/2024 tarihli ikinci başvuru üzerine verilen cevabın dava açma süresini canlandırmayacağı açıktır.


Bu durumda dava konusu ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle, yasal sürede açılmayan, 29/11/2024 tarihinde açılan davanın esasının süre aşımı nedeniyle incelenmesi mümkün olmadığından, davanın esasına yönelik inceleme yapılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.


Açıklanan nedenlerle, İstanbul 9. İdare Mahkemesinin 03/07/2025 tarihli, E:2025/378, K:2025/1492 sayılı kararının niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi nedeniyle kanun yararına temyizen incelenerek bozulması 2577 sayılı Kanunun 51. maddesi uyarınca talep olunur.


DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...


DÜŞÜNCESİ: Kanun yararına temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.


TÜRK MİLLETİ ADINA


Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:


İNCELEME VE GEREKÇE:


2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı; "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinde, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı; "Kanun yararına temyiz" başlıklı 51. maddesinde ise, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı, bozma kararının bir örneğinin ilgili bakanlığa gönderileceği ve Resmi Gazete'de yayımlanacağı belirtilmiştir.


2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 85. maddesinin 1. fıkrasında, "Hazine taşınmazlarının kişilerce işgale uğradığının tespit edilmesi hâlinde, tespit tarihinden itibaren onbeş gün İçinde "Taşınmaz Tespit Tutanağına dayanılarak, tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere bedel tespit komisyonunca ecrimisil tespit ve takdir edilir."; 86. maddesinin 1. fıkrasında, "Takdir edilen ecrimisiller, takdir tarihinden itibaren onbeş gün içinde ecrimisil ihbarnamesi düzenlenerek fuzuli şagile, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre öncelikle elden veya iadeli taahhütlü mektupla, bu şekilde tebliğ edilemeyenler diğer usullere göre tebliğ edilir."; 2. fıkrasında, "Ecrimisil işlemine karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili İdareye dilekçeyle müracaat edilerek düzeltme talebinde bulunulabilir." ve 3. fıkrasında, "Düzeltme talepleri, talep tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde bu amaçla oluşturulacak komisyonlarca karara bağlanır ve sonucu karar tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde düzenlenecek Ecrimisil Düzeltme İhbarnamesi ile ilgilisine tebliğ edilir." hükümlerine yer verilmiştir.


7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 2. maddesinin 2. fıkrasında, "Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." kuralı yer almıştır.


Dosyanın incelenmesinden; davalı idarece 22/09/2021 tarihinde düzenlenen taşınmaz tespit tutanağına göre, davacı tarafından İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, Şamlar Köyü, 794 parsel sayılı Hâzineye ait 3.567,00 m2'lik taşınmazın 2.675,00 m2'lik kısmının 23/09/2016-04/09/2019 tarihleri arasında ekip-biçmek suretiyle kullanıldığının tespit edilmesi üzerine, 09/11/2022 tarihli ecrimisil kıymet takdir kararı uyarınca 25.992,35 TL tutarında takdir edilen ecrimisil bedeli için 10/11/2022 tarihli ecrimisil ihbarnamesi düzenlendiği, ihbarnamenin davacının adres kayıt sistemindeki adresine 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 19/12/2022 tarihinde tebliğ edildiği, bu tarihi izleyen günden itibaren otuz (30) gün içinde ilgili idareye davacı tarafından düzeltme talebinde bulunabileceği ya da altmış (60) gün içerisinde dava açma hakkını kullanması gerekirken, düzeltme başvuru süresi aşıldıktan ve davanın açılabileceği en son 19/02/2023 tarihi geçtikten sonra 26/11/2024 tarihinde yapılan başvuruya verilen cevap üzerine 29/11/2024 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı anlaşılmıştır.


Bu durumda süresinde açılmayan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekirken, esasına girilerek dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında usu! hükümlerine uygunluk bulunmadığından, kanun yararına bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.


KARAR SONUCU:


Açıklanan nedenlerle;


1.  Danıştay Başsavcılığının KANUN YARARINA TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,


2.  İstanbul 9. İdare Mahkemesi Hâkimliğinin 03/07/2025 tarih ve E:2025/378, K:2025/1492 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısım yönünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca, hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,


3.  Kararın birer örneğinin taraflara ve Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 03/11/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


----------o----------

    × Popup Görseli

    E-Bültenimizi İnceleyin