R.Gazete No: 33225
R.G. Tarihi: 15.04.2026
DANIŞTAY KARARI
Danıştay Dördüncü
Daire Başkanlığından:
Esas No : 2026/390
Karar
No : 2026/438
KANUN YARARINA TEMYİZ EDEN: Danıştay
Başsavcılığı
DAVACI:...İthalat ihracat ve Pazarlama
Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
(E-Tebligat)
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN ÖZETİ : Afyonkarahisar İdare
Mahkemesinin 24/04/2025 tarih ve E:2025/478, K:2025Z463 sayılı kararının 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına
temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava
konusu istem: Davacı Şirket tarafından, iş kazasını süresinde
bildirmediğinden bahisle, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 14.
maddesi uyarınca 36.910,00 TL idari para cezası ile tecziyesine ilişkin işleme
karşı yapılan itirazın reddine yönelik Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
Afyonkarahisar Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezinin
25/03/2025 tarihli yazısı ile bildirilen 25/02/2025 tarih ve 2025/3 sayılı
itiraz komisyon kararının iptali istenilmiştir.
Kanun
yararına temyiz edilen kararın özeti: Afyonkarahisar İdare Mahkemesince
verilen kararda; davacı şirket hakkında iş kazası bildiriminin yasal sürede
yapılmadığından bahisle, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca
idari para cezası uygulandığı; Kabahatler Kanunu'nun, idari yaptırım
kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine
hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı, diğer kanunlarda görevli mahkemenin
gösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı; 6331 sayılı Kanun'da, bu Kanun
uyarınca verilecek para cezalarına karşı kanun yolunun gösterilmediği, bu Kanun
uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumunca verilen idari para cezalarının tebliğ,
itiraz ve tahsilinde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu'nun 102. madde hükmünün uygulanacağı belirtilmekte ise de, maddeye
yapılan bu atfın "tebliğ, itiraz ve tahsil" ile sınırlı tutulduğu,
5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinde ifade edilen "itiraz" yolunun
Kuruma yapılan bir idari başvuru yolu olduğundan, maddede yer alan ve idari
para cezalarına karşı açılacak davanın idari yargı yeri olduğunu gösteren kanun
yoluna ilişkin hükme yapılan bir atfı içermediği, davacı şirket hakkında 6331
sayılı Kanun uyarınca verilen idari para cezasına karşı 5326 sayılı Kabahatler
Kanunu hükümleri gereğince sulh ceza mahkemesine itiraz edilebileceği
anlaşılmakla, uyuşmazlığın görümü ve çözümü adli yargının görev alanına girdiği
gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine kesin olarak karar verilmiştir.
DANIŞTAY
BAŞSAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ: Davacı şirket adına şirket çalışanı ...'ın geçirmiş olduğu iş kazasını süresinde kuruma bildirmediğinden bahisle, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca 36.910,00-TL idari para cezası ile tecziyesine ilişkin işleme yapılan itirazın reddine yönelik Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Afyonkarahisar Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 25/03/2025 tarihli yazısı ile bildirilen 25/02/2025 tarihli ve 2025/3 Karar sayılı ünite itiraz komisyon kararının iptali istemiyle açılan davada 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15/1-a maddesi hükmü uyarınca davanın görev yönünden reddi yolunda Afyonkarahisar İdare Mahkemesince kesin olarak verilen 24/04/2025 tarihli ve E:2025/478, K.2025/463 sayılı kararın kanun yararına temyiz edilmesi istemiyle Başsavcılığımızı bilgilendiren dilekçesi üzerine konu incelendi:
2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 28 Haziran 2014
tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 24.
maddesi ile değişik "Kanun Yararına Temyiz" başlıklı 51. maddesinde,
"1. İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak
verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş
bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu
ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden
Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.
2.
Temyiz
isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma
karan, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukukî sonuçlarını kaldırmaz.
3.
Bozma
kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de
yayımlanır." kuralına yer verilmiştir.
Kanunî süre geçtikten sonra kanun yolu başvurusunda bulunulması
üzerine süre aşımı yönünden başvurunun reddedilmesi veya herhangi bir usulî
sebeple kanun yolu incelemesine tâbi tutulmadan kararın kesinleşmesi hâllerinde
kanun yolu incelemesi yapılmış olmadığından, bu kararlar kanun yararına temyiz
edilebilir.
2577 sayılı Kanun'un 20/A ve 20/B maddeleri uyarınca ivedi
yargılama usûlü uygulanarak verilen ve istinaf kanun yoluna başvurmadan temyiz
edilebilen kararlardan temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşenlerin kanun
yararına temyiz edilebileceği hususunda da tereddüt bulunmamaktadır.
Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre kanun
yararına temyiz; istinaf veya temyiz kanun yolları kapalı olduğu için
kesinleşmiş ya da istinaf veya temyiz kanun yolları açık olduğu halde
taraflardan hiçbirinin süresi içinde istinaf veya temyiz yoluna başvurmaması
sebebiyle kesinleşmiş olan idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare
mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı başvurulabilen olağanüstü bir
kanun yolu olup, bu kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı
bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz edilmesi mümkündür.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirket hakkında iş
kazası bildiriminin yasal sürede yapılmadığından bahisle 6331 sayılı İş Sağlığı
ve Güvenliği Kanunu'nun 26. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi ile aynı
maddenin 3. fıkrası uyarınca idari para cezası uygulandığı görülmektedir.
İdare Mahkemesince; 6331 sayılı Kanunda, bu Kanun uyarınca
verilecek para cezalarına karşı gidilecek "kanun yolu"
gösterilmediği, anılan Kanunda, bu Kanun uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumunca
verilen idari para cezalarının tebliğ, itiraz ve tahsilinde 5510 sayılı
Kanun'un 102. maddesi hükümlerinin uygulanacağı belirtilmekte ise de, maddeye
yapılan bu atfın "tebliğ, itiraz ve tahsille" sınırlı tutulduğu, 5510
sayılı Kanunun 102. maddesinde ifade edilen "itiraz" Kuruma yapılan
bir idari başvuru yolu olup, maddede yer alan ve idari para cezalarına karşı
dava açılacak yargı yerini İdare Mahkemesi olarak gösteren kanun yoluna ilişkin
hükme yapılan bir atfı içermediği, bu durumda, davacı şirket hakkında 6331
sayılı Kanun uyarınca verilen idari para cezasına karşı 5326 sayılı Kanun
hükümleri gereğince Sulh Ceza Mahkemesine itiraz edilebileceği anlaşılmakla,
uyuşmazlığın görümü ve çözümü adli yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle
davanın görev yününden reddine karar verilmiştir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda, bu Kanun
uyarınca verilecek para cezalarına karşı gidilecek "kanun yolu"
gösterilmemekle birlikte anılan Kanunun 26/2. maddesinde bu Kanun uyarınca
Sosyal Güvenlik Kurumunca verilen idari para cezalarının tebliğ, itiraz ve
tahsilinde 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesi hükümlerinin uygulanacağının
belirtildiği, 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinde ise, idari para cezalarına
karşı idari yargı yerine itiraz edileceği açıkça düzenlenmiş olup itiraz
konusunda görevli mahkemenin gösterildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 5560 sayılı
Kanun'la değişik 3. maddesinde bu Kanun'un idari yaptırım kararlarına karşı
kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması
halinde uygulanacağı belirtildiğinden ve dava konusu idari para cezasına
itirazın idari yargıda yapılacağı düzenlendiğinden, 5510 sayılı Kanun'un 102.
maddesi uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumunca verilen idari para cezasına karşı
açılan davanın görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu sonucuna
varılmıştır.
Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta davanın görüm ve çözümünde
idari yargı yerinin görevli olduğu yönünde Uyuşmazlık Mahkemesinin 03/03/2025
tarihli, E:2025/60, K:2025/184 sayılı kararı bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Afyonkarahisar İdare Mahkemesince kesin
olarak verilen 24/04/2025 tarihli ve E:2025/478, K:2025/463 sayılı kararın,
yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade ettiğinden, bu yönden kanun
yararına temyizen incelenerek bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanununun 51. maddesi uyarınca talep olunur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ: Kanun yararına temyiz isteminin kabulü
gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik
Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra
gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun
"Kanun yararına temyiz" başlıklı 51. maddesinde, idare ve vergi
mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile
istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan
niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin,
ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı
tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü
takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce
kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı, bozma
kararının bir örneğinin ilgili bakanlığa gönderileceği ve Resmi Gazete'de
yayımlanacağı belirtilmiştir.
20/06/2012 tarih ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği
Kanunu'nun 14. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, işverenin iş
kazalarını kazadan sonraki üç iş gününde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmekle
yükümlü olduğu; aynı Kanun'un26. maddesinin 2. fıkrasında, bu Kanun'da
belirtilen idari para cezaları ile 14. maddede belirtilen bildirim
yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere uygulanacak idari para cezalarının doğrudan
Sosyal Güvenlik Kurumunca verileceği, Kurumca verilen idari para cezalarının
tebliğ, itiraz ve tahsilinde 5510 sayılı Kanun'un 102. madde hükmünün
uygulanacağı ve verilen diğer idari para cezalarının tebliğinden itibaren otuz
gün içinde ödeneceği kuralı yer almıştır.
16/06/2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Kurumca verilecek İdarî para cezalan"
başlıklı 102. maddesinde, İdarî para cezalarının ilgiliye tebliği ile
tahakkuk edeceği, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ya da
Kurumun ilgili hesaplarına yatırılacağı veya aynı süre içinde Kuruma itiraz
edilebileceği, itirazın takibi durduracağı; Kurumca itirazı reddedilenlerin,
kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare
mahkemesine başvurabileceği, bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması
halinde, idari para cezasının kesinleşeceği, idari para cezalarının Kuruma
itiraz edilmeden veya yargı yoluna başvurulmadan önce tebliğ tarihinden
itibaren on beş gün içinde peşin ödenmesi halinde bunun dörtte üçünün tahsil
edileceği, peşin ödemenin idari para cezasına karşı yargı yoluna başvurma
hakkını etkilemeyeceği, idari para cezaları hakkında bu Kanun ve 16/5/2006
tarihi ve 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nda hüküm bulunmayan hallerde
30/3/2005 tarih ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı
belirtilmiştir.
31/03/2005 tarih ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun
"Genel kanun niteliği" başlıklı 3. maddesinde, bu Kanun'un; idari
yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda
aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı, diğer genel hükümlerinin, idari
para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller
hakkında uygulanacağı; "Yaptırım türleri" başlıklı 16. maddesinde,
kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımların, idari para
cezası ve idari tedbirlerden ibaret olduğu, idari tedbirlerin mülkiyetin kamuya
geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan tedbirler olduğu; "Başvuru
yolu" başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise, İdarî para cezası ve
mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı,
kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh
ceza mahkemesine başvurulabileceği kuralı öngörülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden; iş kazasının süresinde bildirilmemesi
nedeniyle davacı şirketin 6331 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca 36.910,00
TL idari para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işleme karşı yaptığı
itirazın reddine ilişkin davalı idare işleminin iptali istemiyle açılan davada,
dava konusu idari para cezasına itirazın reddine ilişkin işleme karşı 5326
sayılı Kanun uyarınca sulh ceza mahkemesine itiraz edilebileceği gerekçesiyle,
davanın görev yönünde reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta; 6331 sayılı Kanun uyarınca davalı idare
tarafından verilen idari para cezasının 5326 sayılı Kanun'un 16. maddesinde
belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu, 6331 sayılı Kanun'da bu
Kanun uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumunca verilen idari para cezalarının tebliğ,
itiraz ve tahsilinde 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinin uygulanacağı, 5510
sayılı Kanun'un 102. maddesinde ise, idari para cezalarına ve bu cezalara
yapılan itirazın reddi işlemlerine karşı idari yargı yerine itiraz edileceği
düzenlendiğinden, itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterildiği sonucuna
varılmıştır.
Nitekim, benzer bir uyuşmazlıkta davanın görüm ve
çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu yönünde Uyuşmazlık Mahkemesinin
03/03/2025 tarih ve E:2025/60, K:2025/184 sayılı kararı bulunmaktadır.
Bu durumda, Kabahatler
Kanunu'nun 3. maddesinde bu Kanun'un idari yaptırım kararlarına karşı kanun
yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde
uygulanacağı belirtildiğinden ve dava konusu idari para cezasına itirazın reddine
ilişkin işleme itirazın idari yargıda yapılacağı düzenlendiğinden, 5510 sayılı
Kanun'un 102. maddesi uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumunca verilen idari para
cezasına yapılan itirazın reddi işlemine karşı açılan davanın görüm ve
çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu anlaşılmakla, uyuşmazlık hakkında
adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddi yolunda
İdare Mahkemesi Hâkimi tarafından verilen kararda hukuki isabet
bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.
Danıştay
Başsavcılığının KANUN YARARINA TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2.
Afyonkarahisar
İdare Mahkemesinin 24/04/2025 tarih ve E:2025/478, K:2025/463 sayılı kararının,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca, hükmün
hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3.
Kararın
birer örneğinin taraflara ve Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmi
Gazete'de yayımlanmasına, 05/02/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
----------o----------