R.Gazete No: 33159
R.G. Tarihi: 05.02.2026
DANIŞTAY KARARI
Danıştay İkinci Daire Başkanlığından:
Esas No : 2025/4369
Karar No:
2025/5958
KANUN YARARINA TEMYİZ EDEN :
Danıştay Başsavcılığı - ANKARA
DAVACI : Hatice Kurumaz
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI: İstanbul Valiliği
VEKİLİ . : Av. ...
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Dava; sözleşmeli aile
hekimi olarak görev yapan davacı tarafından, iki gün işe gelmediğinden bahisle
aylık ücretinden ve aile sağlığı merkezi gider ödemesinden yapılan kesintinin
iadesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile bu kesintinin,
kesinti yapıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte
ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Kanun Yararına Temyiz
Edilen Kararın Özeti: İstanbul 14. İdare Mahkemesi Hakimince verilen 29/03/2024
günlü, E:2023/2143, K:2024/566 sayılı karar ile; davacının üyesi olduğu
sendika tarafından özlük haklarına ve çalışma koşullarına yönelik olarak
alınmış olan karara katılması nedeniyle iki gün süreli iş bırakma eyleminden
dolayı mazeretsiz olarak görevine gelmediğinin kabul edilemeyeceğinin
anlaşıldığı, bu nedenle dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte
yandan; dava dosyasına kesintinin iade edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve
belgenin ibraz edilmediği, davacıdan Ağustos/2023 döneminde iki gün için
ücretinden ve aile sağlığı merkezi gider ödemesinden kesinti yapıldığının
görüldüğü, işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından kesinti tutarının, idareye
başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya
ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, kesinti
tutarının (Mahkeme tarafından sehven teşvik ikramiyesi yazılmıştır.) idareye
başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya
ödenmesine karar verilmiştir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ Sözleşmeli aile hekimi olan davacının,
üyesi olduğu
sendika tarafından alınan karara uyarak görevine gitmemesi
nedeniyle, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinin 18. maddesinde yer
alan "sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine çalışılan gün sayısına göre
ödeme yapılır." hükmü uyarınca çalışmadığı iki gün için aylık ücretinden
kesinti yapılmasına yönelik itirazının reddine ilişkin 04/10/2023 tarihli
işlemin iptali ile kesilen tutarın idareye başvuru tarihinden itibaren
işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine dair İstanbul 14. İdare
Mahkemesince verilen 29/03/2024 tarihli ve E:2023/2143, K:2024/566 sayılı
kararın kanun yararına temyiz edilmesi talebiyle Danıştay Başsavcılığını
bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi:
idare Mahkemesi kararında, iş bırakma eyleminden
dolayı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Toplanma ve örgütlenme
özgürlüğü" başlıklı 11. maddesi uyarınca mazeretsiz olarak göreve
gelmediğinin kabul edilemeyeceği, sendikal faaliyet sebebiyle eyleme katılman
günler için ücret ödenmemesinde hukuka uyarlık bulunmadığı belirtildiğinden,
sendikanın aldığı karara uyarak göreve gidilmeyen günler için sözleşmeli aile
hekimine ücret ödenmemesinin sendika hakkı ve örgütlenme özgürlüğü hakkını
ihlâl edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. .
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11.
maddesinde, herkesin dernek kurma hakkına sahip olduğu, bu hakkın çıkarlarını
korumak amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma
hakkını da içerdiği; bu hakkın kullanılmasının, kanunla öngörülen ve demokratik
bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması, kamu
düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlâkın veya
başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki
sınırlamalara tâbi tutulamayacağı kurala bağlanmış; Sendika Özgürlüğüne ve
Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin 87 sayılı ILO Sözleşmesinin 11.
maddesinde, hakkında bu Sözleşmenin yürürlükte bulunduğu Uluslararası Çalışma
Örgütünün her üyesinin, çalışanların ve işverenlerin örgütlenme hakkını
serbestçe kullanmalarını sağlamak amacıyla gerekli ve uygun bütün önlemleri
almakla yükümlü oldukları belirtilmiş; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 51.
maddesinde, "Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde,
ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden
izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma
ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. "; 4688 sayılı Kamu
Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 18. maddesinde ise,
"Kamu görevlileri, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri
içinde sendika veya konfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine
katılmalarından dolayı farklı bir işleme tâbi tutulamaz ve görevlerine son
verilemez." hükmü yer almıştır.
Anayasa, kanun ve uluslararası sözleşmelerde yer alan bu
hükümlere göre, kamu görevlilerinin kural olarak serbestçe sendikal faaliyette
bulunabilecekleri, kamu makamlarının bu hakkın kullanılmasına engel olacak
nitelikteki her türlü müdahaleden sakınmaları gerektiği hususunda tereddüt
bulunmamaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 15/09/2009 tarihli ve
30946/04 sayılı kararında, öğretmenlere üyesi oldukları sendikanın çağrısına
uyarak, parlamentoda tartışılmakta olan kamu yönetimi kanun tasarısını protesto
etmek üzere düzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmaları nedeniyle göreve
gelmedikleri için uyarma cezası verilmesinin, bu ceza çok küçük olsa da,
sendika üyelerinin çıkarlarını korumak için meşrû grev ya da eylem günlerine
katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı, öğretmenlere verilen disiplin
cezası "âcil bir sosyal ihtiyaca" tekâbül etmediğinden, "demokratik bir
toplumda gerekli" olmadığı gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11.
maddesinin ihlâl edildiği belirtilmiştir.
Bu kararda; kamu görevlileri sendikaları tarafından alınan
kararlara uyarak sendikal faaliyet kapsamında mâkûl süreyi aşmadan iş bırakan
kamu görevlilerine disiplin cezası verilmesinin sendika hakkının ihlâline
sebebiyet verdiği ifade edildiğinden, iş bırakma eylemine katılan aile
hekimlerine işe gelmedikleri günler için İdarî hizmet sözleşmesinde yer alan
"çalışılan gün sayısına göre ödeme yapılır" hükmüne göre ücret
ödenmemesinin, sendika hakkını ihlâl edip etmediği hususunda bir değerlendirme
yapılması gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 21/02/2008 tarihli ve E.2005/10, K.2008/63
sayılı kararında, 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 8. maddesinin 2.
fıkrasında yer alan "aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarıyla yapılacak
sözleşmede yer alacak hususlar ve bu Kanunda belirlenen esaslar çerçevesinde
bunlara yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartları
yönetmelikle düzenlenir." kuralının Anayasa'ya aykırı olmadığı belirtilmiş
olup, bu hükme dayanılarak çıkarılan Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliğinin
6. maddesinin 1. fıkrasında, aile hekimi olarak çalıştırılacaklar ile yapılacak
sözleşmelerin, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan aile hekimi sözleşme örneğine
uygun şekil ve içerikte düzenleneceği; ("aile hekimi sözleşme
örneği"nin 5. maddesinde, yapılacak ödemeler ve kesintilerde Sözleşme
Yönetmeliği hükümlerinin uygulanacağı, bunun dışında herhangi bir ad altında
başka bir ödeme yapılamayacağı); 16. maddesinde, aile hekiminin izinli, raporlu
ya da uzmanlık eğitimi klinik rotasyonlarında bulunması durumunda başka bir
hekimle anlaşarak vekâleten hizmetin görülmesini geçici olarak sağlayacağı; 18.
maddesinde, sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine çalışılan gün sayısına göre
ödeme yapılacağı; 19. maddesinde, sözleşme ile çalıştırılan aile hekiminin
vekâleten hizmetin görülmesini sağlaması hâlinde ve tek birimli aile sağlığı
merkezinde görev yapan ve yıllık izin sebebiyle görevi başında bulunamayan aile
hekimine, toplam yıllık izin süresinin ilk on dört günlük kısmı için ödemelerin
tam olarak yapılacağı kurala bağlanmıştır.
Aktarılan mevzuat hükümleri incelendiğinde; aile hekiminin
izinli ve raporlu olması durumunda dahi ücret ödenmemesinin esas olduğu, izinli
ve raporlu olduğu günler için başka bir sağlık personeli ile anlaşarak
vekâleten hizmetin görülmesini sağlaması hâlinde ücretinden kesinti
yapılmayacağı, tek birimli aile sağlığı merkezinde görev yapan ve yıllık izin
sebebiyle görevi başında bulunamayan aile hekimine toplam yıllık izin süresinin
tümü için değil, yalnız ilk on dört günlük kısmı için tam ödeme yapılmasının
öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Tam gün hizmet esasına göre çalışan aile hekimlerinin
imzaladıkları İdarî hizmet sözleşmelerinde, ödemeler konusunda Aile Hekimliği
Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği hükümlerinin esas alınacağı belirtilmekte olup,
aile hekimine çalışmadığı günler için ücret ödenmemesi İdarî hizmet sözleşmesi
ve Yönetmeliğin 18. maddesinin bir gereğidir.
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 67.
maddesinin 3. fıkrasında, "Grev ve lokavt süresince iş sözleşmeleri askıda
kalan işçilere b.u dönem için işverence ücret ve sosyal yardımlar ödenmez ...
Toplu iş sözleşmelerine ve iş sözleşmelerine bunların aksine hüküm
konulamaz." kuralına yer verildiğinden, grev hakkını kullanarak iş bırakan
işçiye çalışmadığı günler için ücret ödenmemesi, Kanunun bu emredici hükmüne
göre sendika hakkının ihlâli sayılmamaktadır.
İşverenlere karşı kullanabilecekleri bir mücadele aracı olmak
üzere işçilere grev hakkı tanınırken, grev yapılan günler için hiçbir suretle
ücret ödenemeyeceğine ilişkin bu âmîr hükme yasama organınca gerek görülmesi,
grev hakkını kullanan işçilerle işverenler arasında adalete uygun bir denge
sağlanması ihtiyacından kaynaklanmakta olup, çalışılmayan günler için ücret
ödenmesi hâlinde emek sarfetmeden kazanç sağlamanın ve uzun süreli grevlerin
teşvik edilmiş olacağı ve İktisadî olarak sürdürülmesi mümkün olmayan adaletsiz
sonuçlara yol açılacağı kuşkusuzdur.
Kanunla tanınmış grev hakkı olmamasına rağmen sendikanın aldığı
karara uyarak âcil sağlık hizmetlerini aksatmadan iş bırakmaları nedeniyle aile
hekimlerine disiplin cezası verilmese de, çalışmadıkları günler için ödeme
yapılmaması; grev hakkı olanlara dahi iş bıraktıkları günler için ücret
ödenmediği gözetildiğinde âdil bir uygulama olarak kabul edilmelidir.
Esasen, menfaatler dengesi gözetilerek kurulan hizmet
sözleşmeleri, karşılıklı edimlerin tam olarak îfâ edilmesini gerektirdiğinden,
taraflardan biri edimini kısmen yerine getirmediği hâlde diğer tarafın edimini
tam olarak îfâ etmeye zorlanmasının hakkaniyetle bağdaşmayacağı ve çalışma
ilişkilerinde karşılıksız ücret ödenmesi sonucunu doğuran uygulamalara hukuken
geçerlilik tanınamayacağı açıktır.
Bu itibarla, çalışılmayan günler için İdarî hizmet
sözleşmesinde yer alan hükme dayanılarak ücret ödenmemesi, iş bırakma eylemleri
yoluyla haklarını korumayı ve geliştirmeyi amaçlayan çalışanlar ile idare
arasında sağlanması gerekli olan âdil dengeyi bozmadığı için sendika hakkının
ihlâli olarak değerlendirilemeyeceğinden, çalışılmayan günler için ücret
ödenmemesine ilişkin işlemin geri alınması talebiyle yapılan başvurunun reddine
dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptali
ile kesilen tutarın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal
faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin olarak İstanbul 14. İdare Mahkemesince
verilen 29/03/2024 tarihli ve E:2023/2143, K:2024/566 sayılı kararın, niteliği
bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi nedeniyle kanun
yararına temyizen incelenerek bozulması 2577 sayılı Kanunun 51. maddesi
uyarınca talep olunur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...
DÜŞÜNCESİ: Danıştay Başsavcılığının
kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının, 2577
sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca, hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak
üzere kanun yararına bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ
ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik
Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra
gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapan davacı
tarafından, iki gün işe gelmediğinden bahisle aylık ücretinden ve aile sağlığı
merkezi gider ödemesinden yapılan kesintinin iadesi talebiyle yaptığı
başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile bu kesintinin, kesinti yapıldığı
tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar
verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava dilekçesinin içeriğinde,
davacının aylık ücretinden ve aile sağlığı merkezi gider ödemesinden yapılan
kesintinin iadesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali
ile bu kesintinin, kesinti yapıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faizi
ile birlikte ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de Danıştay
Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin içeriğinde sadece ücret
ödemesine ilişkin işleme ve buna dair parasal hak talebine yönelik
düşünce verildiği anlaşıldığından, uyuşmazlık bu kısma hasren incelenmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun
"Kanun yararına temyiz" başlıklı 51. maddesinde, idare ve vergi
mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile
istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan
niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin,
ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı
tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü
takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bu bozma kararının, daha önce
kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükme
bağlanmıştır.
09/12/2004 günlü, 25665 sayılı
Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5258 sayılı Aile Hekimliği
Kanunu'nun "Personelin statüsü, hak ve yükümlülükleri" başlıklı 3.
maddesinin 1. fıkrasında, "Sağlık Bakanlığı;
Bakanlık veya diğer kamu kurum veya kuruluşları personeli olan uzman tabip,
tabip ve aile sağlığı çalışanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini,
kendilerinin talebi ve kurumlarının veya Bakanlığın muvafakati üzerine, 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel
çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak
çalıştırmaya veya bu nitelikteki Bakanlık personelini aile hekimliği
uygulamaları için görevlendirmeye veya aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren
kurumlarla sözleşme yapmaya yetkilidir."; "Yönetmelikler"
başlıklı 8. maddesinin 2. fıkrasında, "Aile hekimi ve aile sağlığı
çalışanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar ve bu Kanunda
belirlenen esaslar çerçevesinde bunlara yapılacak ödeme tutarları ile bu
ücretlerden indirim oran ve şartları, (...) Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle
düzenlenir." hükmü yer almıştır.
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 8. maddesinin
2: fıkrasına dayanılarak hazırlanan 30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin
"Sözleşmelerin içeriği, süresi ve dönemi" başlıklı 6. maddesinin 1.
fıkrasında, "Aile hekimi olarak çalıştırılacaklar ile yapılacak
sözleşmeler, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (Ek-1 Aile Hekimi Sözleşme
Örneği)'ne uygun şekil ve içerikte düzenlenir."; "Görevlendirme"
başlıklı 16. maddesinin 1. fıkrasında, "Aile hekimi ve aile sağlığı
çalışanları;
a)
Bakanlıkça
öngörülen hizmet içi eğitimler için bir yılda en fazla otuz günü aşmamak üzere,
b) Deprem,
sel felaketi ve salgın gibi olağanüstü durumlarda başka yerde,
c)
Bakanlıkça
yurtdışında sağlık hizmeti sunmak üzere bir sözleşme döneminde en fazla iki aya
kadar, .
görevlendirilebilir."; 2. fıkrasında, "Aile
hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının, görev başında bulunamayacağı durumlar
aşağıda sayıldığı şekildedir:
a)
İzinli
olması.
b)
Raporlu
olması.
c)
Sözleşmeli
aile hekimliği uzmanlık eğitimi klinik rotasyonlarında bulunması.
ç) Gözaltına alınma, tutuklanma, hükümlülük
durumları ile 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma kararı verilmesi.
d)
10
uncu maddenin yedinci fıkrası gereğince görevden uzaklaştırılması durumunda.
e)
Sağlık
raporuyla belgelendirilmiş ve müdürlükçe onaylanmış olması koşuluyla Bakanlıkça
ilan edilmiş bulaşıcı ve salgın hastalığa yakalanmış olması veya yakalanma
riski taşıması."; 3. fıkrasında, "Sözleşmeli olarak
çalıştırılan aile hekimi veya aile sağlığı çalışanı, birinci fıkranın (c) bendi
ile ikinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen hallerde, 5 inci
maddede belirtilen şartları taşıyan hekim ya da sağlık personeli ile anlaşarak
vekaleten hizmetin görülmesini geçici olarak sağlar. Bu anlaşma, müdürlükçe
uygun görülmesi halinde uygulanır." kuralı getirilmiş olup, "Aile
hekimi ödeme esasları" başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrasında, sözleşmeyle
çalıştırılan aile hekimine çalışılan gün sayısına göre ödeme yapılacağı; "Aile
hekimi ödemelerine ilişkin diğer esaslar" başlıklı 19. maddesinin 1.
fıkrasında, "Sözleşme ile çalıştırılan aile hekimine, 16 ncı maddenin; '
a)
Birinci
fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtilen hallerde,
b)
İkinci
fıkrasının (e) bendinde belirtilen halde,
c)
Üçüncü
fıkra kapsamında vekâleten hizmetin görülmesini sağlaması halinde,
d)
Tek
birimli aile sağlığı merkezinde görev yapan ve yıllık izin sebebiyle görevi
başında bulunamayan aile hekimine, toplam yıllık izin süresinin ilk on dört
günlük kısmı için,
ödemeler tam olarak yapılır...." düzenlemesi yapılmıştır.
Aile Hekimi Sözleşme Örneği'nin
5. maddesinde; yapılacak ödemeler ve kesintilerde Sözleşme Yönetmeliği
hükümlerinin uygulanacağı, bunun dışında herhangi bir ad altında başka bir
ödeme yapılamayacağı belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 8. maddesinin 2.
fıkrasına dayanılarak hazırlanan 30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nde, sözleşmeyle
çalıştırılan aile hekimlerine, "çalışılan gün sayısına göre" ödeme
yapılacağı hususu açıkça düzenlenmiş olup; anılanların imzaladıkları
sözleşmelerde, ödemeler konusunda Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği,
hükümlerinin esas alınacağı belirtilmiştir. Bu bakımdan, aile hekimlerine çalışmadıkları
günler, için ücret ödenmemesi, yapılan sözleşmenin ve Aile Hekimliği Sözleşme
ve Ödeme Yönetmeliği'nin ilgili maddelerinin bir gereğidir.
Bununla birlikte, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme
Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, sözleşmeyle çalıştırılan
aile hekimine,
-Bakanlıkça öngörülen hizmet içi eğitimler için
bir yılda en fazla otuz günü aşmamak üzere görevlendirilmesi ile deprem, sel
felaketi ve salgın gibi olağanüstü durumlarda başka yerde görevlendirilmesi
hallerinde;
-Sağlık
raporuyla belgelendirilmiş ve müdürlükçe onaylanmış olması koşuluyla Bakanlıkça
ilan edilmiş bulaşıcı ve salgın hastalığa yakalanmış olması veya yakalanma
riski taşıması nedeniyle görev başında olamaması durumunda;
-Bakanlıkça
yurtdışında sağlık hizmeti sunmak üzere bir sözleşme döneminde en fazla iki aya
kadar görevlendirilmesi ile izinli olması, raporlu olması ve sözleşmeli aile
hekimliği uzmanlık eğitimi klinik rotasyonlarında bulunması hallerinde,
vekaleten hizmetin görülmesini geçici olarak sağlaması durumunda;
-Tek
birimli aile sağlığı merkezinde görev yapması ve yıllık izin sebebiyle görevi
başında bulunamaması durumunda, toplam yıllık izin süresinin ilk on dört günlük
kısmı için;
Ödemelerin tam olarak yapılması, belirtilen hallerin dışında,
çalışılmayan günler için ödeme yapılmaması öngörülmüştür. Bir başka ifadeyle;
aile hekimleri için çalışılan gün sayısı üzerinden ödeme yapılması esasına
dayalı bir ödeme sistemi getirilmiştir.
Görüleceği üzere; aile hekiminin izinli sayılması ya da raporlu
olması gibi işe gelmeme hallerinde dahi, hizmetin vekaleten bir başkasına
gördürülmesi durumunda ödeme yapılması, aksi halde ödeme yapılmaması mevzuat
gereği olduğundan, Yönetmelikte belirtilen hallerin dışında işe gelmeme
durumunda hangi mazerete dayalı olursa olsun, işe gelmeyen aile hekimine ödeme
yapılamayacaktır.
Dava dosyasının incelenmesinden, sözleşmeli
aile hekimi olan davacının, sözü edilen tarihlerde işe gelmediği
tartışmasızdır. Davacı tarafından, sendikal faaliyet sebebiyle işe gelmediği,
belirtilen mazeretinin haklı sebep olarak kabul edilmesi ve kendisine ödeme
yapılması gerektiği ileri sürülmekte ise de ilgili yönetmelik hükümleri gereği,
ödeme yapılabilecek "işe gidilmeyen gün" kapsamındaki istisnalar
arasında yer almayan durum için davacıya ödeme yapılmasına imkan
bulunmamaktadır. .
Öte yandan, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi
Kanunu'nun 67. maddesinin
3. fıkrasında, "Grev ve lokavt süresince iş sözleşmeleri
askıda kalan işçilere bu dönem için işverence ücret ve sosyal yardımlar ödenmez
... Toplu iş sözleşmelerine ve iş sözleşmelerine bunların aksine hüküm
konulamaz." kuralına yer verilmiş olup, grev hakkını kullanarak iş bırakan
işçiye çalışmadığı günler için ücret ödenmemesi esası getirilmiş ve bu durum,
sendika hakkının ihlali sayılmamıştır.
Sağlık çalışanlarına, acil sağlık hizmetlerini aksatmadan iş
bırakmaları nedeniyle disiplin cezası verilemeyeceğine ilişkin çok sayıda
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı ile ulusal yargı kararları bulunmakla
birlikte, çalışılmayan günler için idari hizmet sözleşmesinde yer alan hükme
dayanılarak ücret ödenmemesi, iş bırakma eylemleri yoluyla haklarını korumayı
ve geliştirmeyi amaçlayan çalışanların sendikal faaliyetlerinin engellenmesi
olarak kabul edilemeyeceğinden, davacının sendikal faaliyet sebebiyle işe
gitmemesi, anılan gün için ödeme yapılmamasına engel oluşturmamaktadır.
Anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirme
yapıldığında, sözleşmeli aile hekimi olan davacının, iki gün göreve
gelmediğinin sabit olduğu ve ilgili Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrası
kapsamına giren bir durumunun bulunmadığı anlaşıldığından, hakkında tesis
edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, dava konusu işlem yukarıda belirtilen gerekçeyle
hukuka uygun bulunduğundan, davacının parasal hak talebinin de dayanağının
olmadığı görülmüştür.
Bu itibarla, davanın reddi gerekmekte iken; dava
konusu işlemin iptali, davacının ücretinden kesilen tutarın idareye başvuru
tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi
yolunda İdare Mahkemesi Hakimince verilen kararda ücret ödemesine ilişkin
işlem ve buna dair parasal hak talebi yönünden hukuki isabet
bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.
2577
sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan KANUN
YARARINA TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2.
Yukarıda
özetlenen gerekçeyle, dava konusu işlemin iptali, 1.064,91-TL teşvik
ikramiyesinin idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile
birlikte davacıya ödenmesi yolunda İstanbul 14. İdare Mahkemesi Hakimince
verilen 29/03/2024 günlü, E:2023/2143, K:2024/566 sayılı kararın, ücret
ödemesine ilişkin işlem ve buna dair parasal hak talebi yönünden 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca, hükmün hukuki
sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3.
Kararın
birer örneğinin Danıştay Başsavcılığına, İstanbul Valiliğine ve davacıya
gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 15/12/2025 tarihinde
oyçokluğuyla karar verildi. '
Esas No : 2025/4369
Karar No:2025/5958
(X) KARŞI OY:
Uyuşmazlık, sözleşmeli aile hekimi olarak görev
yapan davacının üyesi olduğu sendika tarafından alınan karara istinaden, iş
bırakma eylemine katılarak görevine gelmemesi halinde, sözleşme ücretinden
kesinti yapılıp yapılmayacağına ilişkin bulunmaktadır.
"Sendika hakkı"; Anayasa'da sosyal
ve ekonomik haklar ve ödevler kapsamında, temel hak olarak kabul edilerek Anayasa'nın
"Sendika kurma hakkı" başlıklı 51. maddesinde,"... Hiç kimse
bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. Sendika kurma
hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel
sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması
sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir... İşçi niteliği taşımayan kamu
görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri
hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir..." şeklinde
düzenlenmiştir.
Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına
ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı
Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun'un 4/b. maddesinde, "Bir
kamu görevlisini, bir kamu görevlileri örgütüne üyeliği veya böyle bir örgütün
normal faaliyetlerine katılması nedenleriyle işten çıkarmak veya ona zarar
vermek." konusunda korunacağı, kurala bağlanmıştır.
Anayasa'nın 90. maddesi ile "Usulüne
göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar
hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz...
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin
milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi
nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas
alınır." kuralı getirilerek, temel hak ve özgürlüklere ilişkin olarak
milletlerarası andlaşma hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlandığından, hukuki
denetimin bu çerçevede yapılması gerekmektedir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve
Toplu Sözleşme Kanunu'nun 18. maddesinde, "Kamu görevlileri, iş
saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya
konfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı
farklı bir işleme tâbi tutulamaz ve görevlerine son verilemez." düzenlemesi
yer almıştır.
Anılan Kanun'a göre, kamu görevlileri iş saatleri
dışında sendikal faaliyet yapabilecekler ise de; iş saatleri içinde sendikal
faaliyete katılmaları izne bağlanmıştır. Gerek idarenin olağan uygulamasında ve
gerekse de idari yargının yerleşmiş içtihatlarında başvuru konusu olayda olduğu
gibi sendikal faaliyet çerçevesinde işe gelinmemesi halinde kişinin mazeret
iznini kullandığı kabul edilmekte ve disiplin soruşturması açılmamakta ise de;
idarenin ve yargının bir bütün olarak yeknesak hareket etmesini sağlayacak
mevzuat düzenlemesi yapılmamıştır.(Anayasa Mahkemesi B. No:
2013/8463,18/9/2014, §)." Sonuç olarak, iş saatleri içinde yapılacak
sendikal faaliyet iznin kullanım şekli ve sonuçlarına ilişkin yasal bir
düzenlemenin olmadığı, 657 sayılı Kanun'un kamu görevlilerinin mazeret iznine
ilişkin düzenlemesinin içeriğinin ise sendikal faaliyetlerle ilgisi bulunmadığı
görülmektedir.
Bu itibarla, sendika hakkına
yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesi için bu müdahalenin; Anayasa'nın 51.
maddesinin 2. fıkrasında belirtilen milli güvenlik, kamu düzeni, suç
işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin
korunması sebebiyle ve sendika üyesinin zarar görmeyeceği . açıklık ve
belirlilikte kanunla yapılması gerektiğinden, bu düzenlemenin yapılmamış olması
karşısında; üyesi olduğu sendika tarafından alınan karara istinaden sendikal
faaliyete katılan ilgiliye idarece yapılan her türlü müdahalenin, dayanaksız
olacağı açıktır.
Anayasa Mahkemesinin norm denetimi ve bireysel başvuruya
ilişkin kararlarında; kişilere ödenmesi öngörülen ücret, maaş, yaşlılık aylığı,
emeklilik ikramiyesi ve kıdem tazminatı gibi ödemeler, temel hak olan,
mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmekte, bu konulara ilişkin
düzenlemenin yasa ile yapılması gerektiğine karar verilmekte olup (Başvuru
Numarası: 2019/12111, Karar Tarihi: 29/12/2021; E:2018/123, K:2022/138, Karar
Tarihi: 9/11/2022, E:2022/102, K: 2023/154 Karar Tarihi: 13/9/2023 )
uyuşmazlığın bu bakımdan da incelenmesi gerekir.
Sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapan davacının, tabi
olduğu mevzuat incelendiğinde;
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 3. maddesinin; 5.
fıkrasında, "Sözleşme yapılan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına,
657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) bendine göre belirlenen en yüksek brüt
sözleşme ücretinin aile hekimi için (6) katını, aile sağlığı çalışanı için
(1,5) katını aşmamak üzere tespit edilecek tutar, çalışılan ay sonuçlarının
ilgili sağlık idaresine bildiriminden itibaren onbeş gün içerisinde
ödenir."; 7. fıkrasında, "Aile hekimi ve aile sağlığı
çalışanlarının durumları ve aile hekimliği uzmanlık eğitimi almış olup
olmadıkları da dikkate alınmak suretiyle yapılacak ödeme tutarlarının
tespitinde; çalıştığı bölgenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi, Bakanlıkça
karşılanmadığı takdirde aile sağlığı merkezi giderleri, kayıtlı kişi sayısı ve
bunların risk grupları, gezici sağlık hizmetleri ile aile hekimi tarafından
karşılanmayan gider unsurları, belirlenen standartlar çerçevesinde sağlığın
geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi, takibi ve kontrolündeki başarı oranı
gibi kriterler esas alınır. Sağlık Bakanlığınca belirlenen standartlara göre,
koruyucu hekimlik hizmetlerinin eksik uygulaması halinde bu ödeme tutarından
brüt ücretin % 20'sine kadar indirim yapılır. Sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi
ücreti, aile sağlığı merkezi giderleri, gezici sağlık hizmetleri ödemelerinden
Damga Vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz. Aile hekimlerince talep
edilen tetkik ve sarf malzemelerinin giderleri halk sağlığı müdürlükleri
tarafından hak sahiplerine ayrıca ödenir." düzenlemesi yapılmıştır.
5258 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasında, "Aile
hekimi ve aile sağlığı çalışanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar
ve bu Kanunda belirlenen esaslar çerçevesinde bunlara yapılacak ödeme tutarları
ile bu ücretlerden indirim oran ve şartları, (...) Cumhurbaşkanınca çıkarılacak
yönetmelikle düzenlenir." kuralının yer aldığı, Aile Hekimliği Sözleşme ve
Ödeme Yönetmeliği'nin "Aile hekimi ödeme esasları" başlıklı 18.
maddesinin 1. fıkrasında; sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine, çalışılan
gün sayısına göre ödeme yapılacağı esasının getirildiği görülmektedir.
Bu durumda; Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği ile de
sözleşmeli aile hekimlerinin ödemelerine ilişkin olarak, 5258 sayılı Kanun'da
yer almayan, "çalışılan gün sayısına göre ödeme esası"nın getirilmesi
sonucunda; üyesi olduğu sendikanın faaliyetine katılması nedeniyle göreve
gelmeyen sözleşmeli aile hekimi olan davacının, sözleşme ücretinden kesinti
yapılması; ona zarar vermiş, sendikal faaliyet yapmasına yasa ile öngörülmeyen
bir sınırlama getirmiş ve çalışılan gün sayısına göre ödeme esasına tabi
olmayan emsali kamu görevlileri ile farklı sonuç yaratmıştır.
Anayasa'nın 51 ila 54. maddelerine göre, işçi niteliği
taşımayan kamu görevlilerinin; sendika kurma haklarının kapsam, istisna ve
sınırlarının, gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak işçilerden farklı bir
kanunla düzenleneceği, bu statüde olanların "toplu sözleşme hak"ları
var ise de "toplu iş sözleşmesi" yapılması ve "grev
hakkı"nın, sadece işçilere tanındığı anlaşıldığından; 6356 sayılı
Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümlerinin, kamu görevlileri
yönünden kıyas yapılmaya uygun bulunmadığı gibi memurlar ve diğer kamu
görevlilerinin, sendikal faaliyetlerine ilişkin sınırlamalarının ve
sonuçlarının yine yasa ile düzenlenebileceğinin vurgulanması gereklidir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kesinti yapılması
işleminin iptali, yapılan kesintinin yasal faiziyle tazmini yolunda verilen
kararın, yürürlükteki hukuka aykırı olmadığı sonucuna varıldığından, KANUN
YARARINA TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi
yöndeki Daire kararına katılmıyorum.
----------o----------