R.Gazete No: 33159
R.G. Tarihi: 05.02.2026
DANIŞTAY KARARI
Danıştay İkinci Daire Başkanlığından:
Esas No : 2025/4370
Karar No: 2025/5960
KANUN YARARINA TEMYİZ EDEN
: Danıştay Başsavcılığı - ANKARA
DAVACI................... ..... : ....
VEKİLİ ...................... : Av. ...
DAVALI............... .... .... .................. : ...
VEKİLİ: Av. ...
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava Konusu İstem: Dava; sözleşmeli aile hekimi
olarak görev yapan davacı tarafından, üç gün işe gelmediğinden bahiste
ücretinden yapılan kesintinin iadesi talebiyle yaptığı başvurunun zımnen
reddine ilişkin işlemin iptali ile bu kesintinin, yasal faiziyle birlikte
ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Kanun Yararına Temyiz Edilen
Kararın Özeti: İstanbul 13. İdare Mahkemesi Hakimince verilen 18/07/2025 günlü,
E:2025/349, K:2025/1473 sayılı karar ile; davacının, üyesi olduğu sendikanın
aldığı karar doğrultusunda sendikal eylemde bulunduğu, mazeret olarak kabul
edilen söz konusu sendikal faaliyet sebebiyle eylemde bulunulan günlerin
kesinti yapılarak ücrete yansıtılmasının örgütlenme ve sendikal faaliyetlerde
bulunma hürriyetine doğrudan etki doğuracağının ve Anayasa ile Uluslararası
Sözleşmeler kapsamında güvence altına alman "çıkarlarını korumak için
sendika kurma ve sendikaya girme hakkı dahil, başkalarıyla birlikte örgütlenme
özgürlüğü hakkı"mn zedelenmesine sebep olacağının açık olduğu, bu
nedenle sendikal eylemin kabul edilebilir mazeret olarak değerlendirilmesi
gerekirken, aksi yorumla davacının ücretinde yapılan kesintinin iadesi
istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık
bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline, kesilen 17.716,21-TL tutarın idareye
başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya
ödenmesine karar verilmiştir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ: Sözleşmeli aile hekimi olan davacının, üyesi
olduğu sendika tarafından alınan karara uyarak görevine gitmemesi nedeniyle,
Aile Hekimliği Sözleşme ye Ödeme Yönetmeliğinin 18. maddesinde yer alan
"sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine çalışılan gün sayısına göre ödeme
yapılır." hükmü uyarınca çalışmadığı üç gün için aylık ücretinden kesinti
yapılmasına yönelik itirazının zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ite
kesilen 17.716,21-TL. tutarın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek
yasal faiziyle birlikte ödenmesine dair İstanbul 13. İdare Mahkemesince verilen
18/07/2025 tarihli ve E:2025/349, K:2025/1473 sayılı kararın, kanun yararına
temyiz edilmesi talebiyle Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe üzerine
konu incelendi:
İdare Mahkemesi kararında, iş bırakma eyleminin
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Toplanma ve örgütlenme
özgürlüğü" başlıklı 11, maddesi uyarınca mazeret olarak kabulü
gerekeceğinden, sendikal faaliyet sebebiyle eyleme katılman günler için ücret
ödenmemesinin Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alman "çıkarlarım
korumak için sendika kurma ve sendikaya girme hakkı dâhil, başkalarıyla
bitlikte örgütlenme özgürlüğü hakkı"nın zedelenmesine sebep olacağı
belirtildiğinden, sendikanın aldığı karara uyarak göreve gidilmeyen günler için
sözleşmeli aile hekimine ücret ödenmemesinin sendika hakkı ve örgütlenme
özgürlüğü hakkını ihlâl edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesinde,
herkesin demek kurma hakkına sahip olduğu, bu hakkın çıkarlarını korumak
amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkını
da içerdiği; bu hakkın kullanılmasının, kanunla öngörülen ve demokratik bir
toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin
sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlâkın veya
başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki
sınırlamalara tâbi tutulamayacağı kurala bağlanmış; Sendika Özgürlüğüne ve
Örgütlenme Hakkının Korunmasına ilişkin 87 sayılı ILO Sözleşmesinin 11.
maddesinde, hakkında bu Sözleşmenin yürürlükte bulunduğu Uluslararası Çalışma
Örgütünün her üyesinin, çalışanların ve işverenlerin örgütlenme hakkını
serbestçe kullanmalarını sağlamak amacıyla gerekli ve uygun bütün önlemleri
almakla yükümlü oldukları belirtilmiş; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 51.
maddesinde, "Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde,
ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden
izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma
ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. 4688 sayılı Kamu Görevlileri
Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 18. maddesinde ise, "Kamu
görevlileri, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde
sendika veya konfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine
katılmalarından dolayı farklı bir işleme tâbi tutulamaz ve görevlerine son
verilemez." hükmü yer almıştır.
Anayasa, kanun ve uluslararası sözleşmelerde yer
alan bu hükümlere göre, kamu görevlilerinin kural olarak serbestçe sendikal
faaliyette bulunabilecekleri, kamu makamlarının bu hakkın kullanılmasına engel
olacak nitelikteki her türlü müdahaleden sakınmaları gerektiği hususunda
tereddüt bulunmamaktadır.
Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin 15/09/2009 tarihli
ve 30946/04 sayılı kararında, öğretmenlere üyesi oldukları sendikanın çağrısına
uyarak, parlamentoda tartışılmakta olan kamu yönetimi kanun tasarısını protesto
etmek üzere düzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmaları nedeniyle göreve
gelmedikleri için uyarma cezası verilmesinin, bu ceza çok küçük olsa da,
sendika üyelerinin çıkarlarını korumak için meşrû grev ya da eylem günlerine
katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı, öğretmenlere verilen disiplin
cezası "âcil bir sosyal ihtiyaca" tekabül etmediğinden, "demokratik bir
toplumda gerekli" olmadığı gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11.
maddesinin ihlâl edildiği belirtilmiştir.
Bu kararda; kamu görevlileri sendikaları tarafından
alınan kararlara uyarak sendikal faaliyet kapsamında mâkûl süreyi aşmadan iş
bırakan kamu görevlilerine disiplin cezası verilmesinin sendika hakkının
ihlâline sebebiyet verdiği ifade edildiğinden, iş bırakma eylemine katılan aile
hekimlerine işe gelmedikleri günler için İdarî hizmet sözleşmesinde yer alan
"çalışılan gün sayısına göre ödeme yapılır" hükmüne gere ücret
ödenmemesinin, sendika hakkım ihlâl edip etmediği hususunda bir değerlendirme yapılması
gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 21/02/2008 tarihli ve
E.2005/10, K.2008/63 saydı kararında, 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 8.
maddesinin 2. fıkrasında yer alan "aile hekimi ve aile sağlığı
çalışanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar ve bu Kanunda
belirlenen esaslar çerçevesinde bunlara yapılacak ödeme tutarları ile bu
ücretlerden indirim oran ve şartlan
yönetmelikle düzenlenir." kuralının Anayasa'ya aykırı
olmadığı belirtilmiş olup, bu hükme dayanılarak çıkarılan Aile Hekimliği Ödeme
ve Sözleşme Yönetmeliğinin 6. maddesinin 1. fıkrasında, aile hekimi olarak
çalıştırılacaklar ile yapılacak sözleşmelerin, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan
aile hekimi sözleşme örneğine uygun şekil ve içerikte düzenleneceği;
("aile hekimi sözleşme örneği"nin 5. maddesinde, yapılacak ödemeler
ve kesintilerde Sözleşme Yönetmeliği hükümlerinin uygulanacağı, bunun dışında
herhangi bir ad altında başka bir ödeme yapılamayacağı); 16. maddesinde, aile
hekiminin izinli, raporlu ya da uzmanlık eğitimi klinik rotasyonlarında
bulunması durumunda başka bir hekimle anlaşarak vekâleten hizmetin görülmesini
geçici olarak sağlayacağı; 18. maddesinde, sözleşmeyle çalıştırılan aile
hekimine çalışılan gün sayısına göre ödeme yapılacağı; 19. maddesinde, sözleşme
ite çalıştırılan aile hekiminin vekâleten hizmetin görülmesini sağlaması
hâlinde ve tek birimli aile sağlığı merkezinde görev yapan ve yıllık izin
sebebiyle görevi başında bulunamayan aile hekimine, toplam yıllık izin
süresinin ilk on dört günlük kısmı için ödemelerin tam olarak yapılacağı kurala
bağlanmıştır.
Aktarılan mevzuat hükümleri incelendiğinde; aile hekiminin
izinli ve raporlu olması durumunda dahi ücret üçlenmemesinin esas olduğu,
izinli ve raporlu olduğu günler için başka bir sağlık personeli ile anlaşarak
vekâleten hizmetin görülmesini sağlaması hâlinde ücretinden kesinti
yapılmayacağı, tek birimli aile sağlığı merkezinde görev yapan ve yıllık izin
sebebiyle görevi başında bulunamayan aile hekimine toplam yıllık izin süresinin
tümü için değil, yalnız ilk on dört günlük kısmı için tam ödeme yapılmasının
öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Tam gün hizmet esasına göre çalışan aile hekimlerinin
imzaladıkları İdarî hizmet sözleşmelerinde, ödemeler konusunda Aile Hekimliği
Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği hükümlerinin esas alınacağı belirtilmekte olup,
aile hekimine çalışmadığı günler için ücret ödenmemesi İdarî hizmet sözleşmesi
ve Yönetmeliğin 18. maddesinin bir gereğidir.
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu iş Sözleşmesi Kanunu'nun 67.
maddesinin 3. fıkrasında, "Grev ve lokavt süresince iş sözleşmeleri askıda
kalan işçilere bu dönem için işverence ücret ve sosyal yardımlar ödenmez ...
Toplu iş sözleşmelerine ve iş sözleşmelerine bunların aksine hüküm
konulamaz." kuralına yer verildiğinden, grev hakkını kullanarak iş bırakan
işçiye çalışmadığı günler için ücret ödenmemesi, Kanunun bu emredici hükmüne
göre sendika hakkının ihlâli sayılmamaktadır.
İşverenlere karşı kullanabilecekleri bir mücadele aracı olmak
üzere işçilere grev hakkı tanınırken, grev yapılan günler için hiçbir surette
ücret ödenemeyeceğine ilişkin bu âmîr hükme yasama organınca gerek görülmesi,
grev hakkını kullanan işçilerle işverenler arasında adalete uygun bir denge
sağlanması ihtiyacından kaynaklanmakta olup, çalışılmayan günler için ücret
ödenmesi hâlinde emek sarfetmeden kazanç sağlamanın ve uzun süreli grevlerin
teşvik edilmiş olacağı ve iktisâdı olarak sürdürülmesi mümkün olmayan adaletsiz
sonuçlara yol açılacağı kuşkusuzdur.
Kanunla tanınmış grev hakkı olmamasına rağmen sendikanın aldığı
karara uyarak âcil sağlık hizmetlerini aksatmadan iş bırakmaları nedeniyle aile
hekimlerine disiplin cezası verilmese de, çalışmadıkları günler için ödeme
yapılmaması; grev hakkı olanlara dahi iş bıraktıkları günler için ücret
ödenmediği gözetildiğinde âdil bir uygulama olarak kabul edilmelidir.
Esasen, menfaatler dengesi gözetilerek kurulan hizmet
sözleşmeleri, karşılıklı edimlerin tam olarak îfâ edilmesini gerektirdiğinden,
taraflardan biri edimini kısmen yerine getirmediği hâlde diğer tarafın edimini
tam olarak îfâ etmeye zorlanmasının hakkaniyetle bağdaşmayacağı ve çalışma
ilişkilerinde karşılıksız ücret ödenmesi sonucunu doğuran uygulamalara hukuken
geçerlilik tanınamayacağı açıktır.
Bu itibarla, çalışılmayan günler için İdarî hizmet
sözleşmesinde yer alan hükme dayanılarak ücret ödenmemesi, iş bırakma eylemleri
yoluyla haklarını korumayı ve geliştirmeyi amaçlayan çalışanlar ile idare
arasında sağlanması gerekli olan âdil dengeyi bozmadığı için sendika hakkının
ihlâli olarak değerlendirilemeyeceğinden, çalışılmayan günler için ücret
ödenmemesine ilişkin işlemin geri alınması talebiyle yapılan başvurunun reddine
dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptali
ile kesilen 17.716,21-TL. tutarın idareye başvuru tarihinden itibaren
işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin olarak İstanbul 13.
İdare Mahkemesince verilen 18/07/2025 tarihli ve E:2025/349, K:2025/1473 sayılı
kararın, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi
nedeniyle kanun yararına temyizen incelenerek bozulması 2577 saydı Kanunun 51.
maddesi uyarınca talep olunur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ: Danıştay Başsavcılığının kanun
yararına temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının, 2577 sayılı
Kanun'un 51. maddesi uyarınca, hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere
kanun yararına bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay ikinci Dairesince, Tetkik
Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra
gereği görüşüldü:
İNCELEMEYE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Sözleşmeli aile hekimi olarak
görev yapan davacı tarafından, üç gün işe gelmediğinden bahiste ücretinden
yapılan kesintinin iadesi talebiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin
işlemin iptali ile bu kesintinin, yasal faiziyle birlikte Ödenmesine karar
verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun
"Kanun yararına temyiz" başlıklı 51. maddesinde, idare ve vergi
mahkemeleri ite bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ite
istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan
niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin,
ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı
tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü
takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bu bozma kararının, daha önce
kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükme
bağlanmıştır.
09/12/2004 günlü, 25665 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanarak yürürlüğe giren 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun
"Personelin statüsü, hak ve yükümlülükleri" başlıklı 3. maddesinin 1.
fıkrasında, "Sağlık Bakanlığı; Bakanlık veya diğer kamu kurum veya
kuruluşları personeli olan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanı olarak
çalıştırılacak sağlık personelini, kendilerinin talebi ve kurumlarının veya
Bakanlığın muvafakati üzerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ite diğer
kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı
olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya veya bu nitelikteki Bakanlık
personelini aile hekimliği uygulamaları için görevlendirmeye veya aile
hekimliği uzmanlık eğitimi veren kurumlarla sözleşme yapmaya yetkilidir.";
"Yönetmelikler" başlıklı 8. maddesinin 2. fıkrasında, "Aile
hekimi ve aile sağlığı çalışanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar
ve bu Kanunda belirlenen esaslar çerçevesinde bunlara yapılacak ödeme tutarları
ile bu ücretlerden indirim oran ve şartlan, (...) Cumhurbaşkanınca çıkarılacak
yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almıştır.
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 8. maddesinin
2. fıkrasına dayanılarak hazırlanan 30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin "Sözleşmelerin içeriği, süresi ve dönemi" başlıklı 6. maddesinin 1.
fıkrasında, "Aile hekimi olarak çalıştırılacaklar ile yapılacak
sözleşmeler, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (Ek-1 Aile Hekimi Sözleşme
Örneği)'ne uygun şekil ve içerikte düzenlenir."; "Görevlendirme"
başlıklı 16. maddesinin 1. fıkrasında, "Aile hekimi ve aile sağlığı
çalışanları;
a)
Bakanlıkça
öngörülen hizmet içi eğitimler için bir yılda en fazla otuz günü aşmamak üzere,
b) Deprem,
sel felaketi ve salgın gibi olağanüstü durumlarda başka yerde,
c)
Bakanlıkça
yurtdışında sağlık hizmeti sunmak üzere bir sözleşme döneminde en fazla iki aya
kadar,
görevlendirilebilir.''; 2. fıkrasında, "Aile
hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının, görev başında bulunamayacağı durumlar
aşağıda sayıldığı şekildedir:
a)
İzinli
olması.
b)
Raporlu
olması.
c)
Sözleşmeli
aile hekimliği uzmanlık eğitimi klinik rotasyonlarında bulunması.
ç) Gözaltına alınma, tutuklanma, hükümlülük
durumları ile 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma kararı verilmesi.
d)
10
uncu maddenin yedinci fıkrası gereğince görevden uzaklaştırılması durumunda.
e)
Sağlık
raporuyla belgelendirilmiş ve müdürlükçe onaylanmış olması koşuluyla Bakanlıkça
ilan edilmiş bulaşıcı ve salgın hastalığa yakalanmış olması veya yakalanma
riski taşıması."; 3. fıkrasında, "Sözleşmeli olarak çalıştırılan aile
hekimi veya aile sağlığı çalışanı, birinci fıkranın (c) bendi ite ikinci
fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen hallerde, 5 inci maddede
belirtilen şartları taşıyan hekim ya da sağlık personeli ile anlaşarak
vekaleten hizmetin görülmesini geçici olarak sağlar. Bu anlaşma, müdürlükçe
uygun görülmesi halinde uygulanır." kuralı getirilmiş olup, "Aile
hekimi ödeme esasları" başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrasında, sözleşmeyle
çalıştırılan aile hekimine çalışılan gün sayısına göre ödeme yapılacağı;
"Aile hekimi ödemelerine ilişkin diğer esaslar" başlıklı 19.
maddesinin 1. fıkrasında, "Sözleşme ile çalıştırılan aile hekimine, 16 ncı
maddenin;
a)
Birinci
fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtilen halterde,
b)
İkinci
fıkrasının (e) bendinde belirtilen halde,
c)
Üçüncü
fıkra kapsamında vekâleten hizmetin görülmesini sağlaması halinde,
d)
Tek
birimli aile sağlığı merkezinde görev yapan ve yıllık İzin sebebiyle görevi
başında bulunamayan aile hekimine, toplam yıllık izin süresinin ilk on dört
günlük kısmı için,
ödemeler tam olarak yapılır...." düzenlemesi yapılmıştır.
Aile Hekimi Sözleşme Örneği'nin 5. maddesinde;
yapılacak ödemeler ve kesintilerde Sözleşme Yönetmeliği hükümlerinin
uygulanacağı, bunun dışında herhangi bir ad altında başka bir ödeme
yapılamayacağı belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 8. maddesinin 2.
fıkrasına dayanılarak hazırlanan 30/06/2021 günlü, 31527 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nde, sözleşmeyle
çalıştırılan aile hekimlerine, "çalışılan gün sayısına göre" ödeme
yapılacağı hususu açıkça düzenlenmiş olup; anılanların imzaladıkları
sözleşmelerde, ödemeler konusunda Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği
hükümlerinin esas alınacağı belirtilmiştir. Bu bakımdan, aile hekimlerine çalışmadıkları
günler için ücret ödenmemesi, yapılan sözleşmenin ve Aile Hekimliği Sözleşme ve
Ödeme Yönetmeliği'nin ilgili maddelerinin bir gereğidir.
Bununla birlikte, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme
Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, sözleşmeyle çalıştırılan
aile hekimine,
-Bakanlıkça
öngörülen hizmet içi eğitimler için bir yılda en fazla otuz günü aşmamak üzere
görevlendirilmesi ile deprem, sel felaketi ve salgın gibi olağanüstü durumlarda
başka yerde görevlendirilmesi halterinde;
-Sağlık
raporuyla belgelendirilmiş ve müdürlükçe onaylanmış olması koşuluyla Bakanlıkça
ilan edilmiş bulaşıcı ve salgın hastalığa yakalanmış olması veya yakalanma
riski taşıması nedeniyle görev başında olamaması durumunda;
-Bakanlıkça
yurtdışında sağlık hizmeti sunmak üzere bir sözleşme döneminde en fazla iki aya
kadar görevlendirilmesi ite izinli olması, raporlu olması ve sözleşmeli aile
hekimliği uzmanlık eğitimi klinik rotasyonlarında bulunması hallerinde,
vekaleten hizmetin görülmesini geçici olarak sağlaması durumunda;
Tek
birimli aile sağlığı merkezinde görev yapması ve yıllık izin sebebiyle görevi
başında bulunamaması durumunda, toplam yıllık İzin süresinin ilk on dört günlük
kısmı için;
Ödemelerin tam olarak yapılması, belirtilen hallerin dışında,
çalışılmayan günler için ödeme yapılmaması öngörülmemiştir. Bir başka ifadeyle;
aile hekimleri için çalışılan gün sayısı üzerinden ödeme yapılması esasına
dayalı bir ödeme sistemi getirilmiştir.
Görüleceği üzere; aile hekiminin izinli sayılması ya da raporlu
olması gibi işe gelmeme hallerinde dahi, hizmetin vekaleten bir başkasına
gördürülmesi durumunda ödeme yapılması, aksi halde ödeme yapılmaması mevzuat
gereği olduğundan, Yönetmelikte belirtilen halterin dışında işe gelmeme
durumunda hangi mazerete dayalı olursa olsun, işe gelmeyen aile hekimine ödeme
yapılamayacaktır.
Dava dosyasının incelenmesinden, sözleşmeli aile hekimi olan
davacının, sözü edilen tarihlerde işe gelmediği tartışmasızdır. Davacı
tarafından, sendikal faaliyet sebebiyle işe gelmediği, belirtilen mazeretinin
haklı sebep olarak kabul edilmesi ve kendisine ödeme yapılması gerektiği ileri
sürülmekte ise de ilgili yönetmelik hükümleri gereği, ödeme yapılabilecek
"işe gidilmeyen gün" kapsamındaki istisnalar arasında yer almayan
durum için davacıya ödeme yapılmasına imkan bulunmamaktadır.
Öte yandan, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi
Kanunu'nun 67. maddesinin 3, fıkrasında, "Grev ve lokavt süresince iş
sözleşmeleri askıda kalan işçilere bu dönem için işverence ücret ve sosyal
yardımlar ödenmez ... Toplu iş sözleşmelerine ve iş sözleşmelerine bunların
aksine hüküm konulamaz." kuralına yer verilmiş olup, grev hakkını
kullanarak iş bırakan işçiye çalışmadığı günler için ücret ödenmemesi esası
getirilmiş ve bu durum, sendika hakkının ihlali sayılmamıştır.
Sağlık çalışanlarına, acil sağlık hizmetlerini aksatmadan İş
bırakmaları nedeniyle disiplin cezası verilemeyeceğine ilişkin çok sayıda
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı ile ulusal yargı kararlan bulunmakla
birlikte, çalışılmayan günler için idari hizmet sözleşmesinde yer alan hükme
dayanılarak ücret ödenmemesi, iş bırakma eylemleri yoluyla haklarını korumayı
ve geliştirmeyi amaçlayan çalışanların sendikal faaliyetlerinin engellenmesi
olarak kabul edilemeyeceğinden, davacının sendikal faaliyet sebebiyle işe
gitmemesi, anılan gün için ödeme yapılmamasına engel oluşturmamaktadır.
Anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirme
yapıldığında, sözleşmeli aile hekimi olan davacının, üç gün göreve gelmediğinin
sabit olduğu ve ilgili Yönetmelik'ın 19. maddesinin 1. fıkrası kapsamına giren
bir durumunun bulunmadığı anlaşıldığından, hakkında tesis edilen işlemde hukuka
aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, dava konusu işlem yukarıda belirtilen
gerekçeyle hukuka uygun bulunduğundan, davacının parasal hak talebinin de
dayanağının olmadığı görülmüştür.
Bu itibarla, davanın reddi
gerekmekte iken; işlemin iptali ite davacının ücretinden kesilen 17.716,21-TL
tutarın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte
davacıya ödenmesi yolunda İdare Mahkemesi Hakimince verilen kararda hukuki
isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.
2577
sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan
KANUN YARARINA TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2.
Yukarıda
özetlenen gerekçeyle, işlemin iptali, kesilen 17.716,21-TL tutarın idareye
başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasa! faiziyle birlikte davacıya
ödenmesi yolunda İstanbul 13. İdare Mahkemesi Hakimince verilen 18/07/2025
günlü, E:2025/349, K:2025/1473 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca, hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak
üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3.
Kararın
birer örneğinin Danıştay Başsavcılığına, Kartal Kaymakamlığına ve davacıya
gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 15/12/2025 tarihinde
oyçokluğuyla karar verildi.
Esas No: 2025/4370
Karar No:2025/5960
(X) KARŞI OY:
Uyuşmazlık, sözleşmeli aile hekimi olarak görev
yapan davacının üyesi olduğu sendika tarafından alman karara istinaden, iş
bırakma eylemine katılarak görevine gelmemesi halinde, sözleşme ücretinden
kesinti yapılıp yapılmayacağına ilişkin bulunmaktadır.
"Sendika hakkı"; Anayasa'da sosyal ve
ekonomik haklar ve ödevler kapsamında, temel hak olarak kabul edilerek
Anayasa'nın "Sendika kurma hakkı" başlıklı 51. maddesinde,"... Hiç
kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. Sendika
kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi,
genel sağlık ve genel ahlâk ite başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması
sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir... İşçi niteliği taşımayan kamu
görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri
hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir..." şeklinde
düzenlenmiştir.
Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve
İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun'un 4/b. maddesinde, "Bir kamu
görevlisini, bir kamu görevlileri örgütüne üyeliği veya böyle bir örgütün
normal faaliyetlerine katılması nedenleriyle işten çıkarmak veya ona zarar
vermek." konusunda korunacağı, kurala bağlanmıştır.
Anayasa'nın 90. maddesi ite "Usulüne göre
yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar
hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ite Anayasa Mahkemesine başvurulamaz...
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin
milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi
nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas
alınır." kuralı getirilerek, temel hak ve özgürlüklere ilişkin olarak
milletlerarası andlaşma hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlandığından, hukuki
denetimin bu çerçevede yapılması gerekmektedir.
4688 say ıh Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu
Sözleşme Kanunu'nun 18. maddesinde, "Kamu görevlileri, iş saatleri dışında
veya işverenin izni ite iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu
Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı Mir işleme tâbi
tutulamaz ve görevlerine son verilemez." düzenlemesi yer almıştır.
Anılan Kanun'a göre, kamu görevlileri iş saatleri
dışında sendikal faaliyet yapabilecekler ise de; iş saatleri içinde sendikal
faaliyete katılmaları izne bağlanmıştır. Gerek idarenin olağan uygulamasında ve
gerekse de idari yargının yerleşmiş içtihatlarında başvuru konusu olayda olduğu
gibi sendikal faaliyet çerçevesinde işe gelinmemesi halinde kişinin mazeret
iznini kullandığı kabul edilmekte ve disiplin soruşturması açılmamakta ise de;
idarenin ve yargının bir bütün olarak yeknesak hareket etmesini sağlayacak
mevzuat düzenlemesi yapılmamıştır.(Anayasa Mahkemesi B. No:
2013/8463,18/9/2014, §)." Sonuç olarak, iş saatleri içinde yapılacak
sendikal faaliyet iznin kullanım şekli ve sonuçlarına ilişkin yasal bir
düzenlemenin olmadığı, 657 sayılı Kanun'un kamu görevlilerinin mazeret iznine
ilişkin düzenlemesinin içeriğinin ise sendikal faaliyetlerle ilgisi bulunmadığı
görülmektedir.
Bu itibarla, sendika hakkına yapılan bir
müdahalenin meşru olabilmesi için bu müdahalenin; Anayasa'nın 51. maddesinin 2.
fıkrasında belirtilen milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi,
genel sağlık, genel ahlak ite başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması
sebebiyle ve sendika üyesinin zarar görmeyeceği açıklık ve belirlilikte kanunla
yapılması gerektiğinden, bu düzenlemenin yapılmamış olması karşısında; üyesi
olduğu sendika tarafından alman karara istinaden sendikal faaliyete katılan ilgiliye
idarece yapılan her türlü müdahalenin, dayanaksız olacağı açıktır.
Anayasa Mahkemesinin norm denetimi ve bireysel
başvuruya ilişkin kararlarında; kişilere ödenmesi öngörülen ücret, maaş,
yaşlılık aylığı, emeklilik ikramiyesi ve kıdem tazminatı gibi ödemeler, temel
hak olan, mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmekte, bu konulara İlişkin
düzenlemenin yasa ile yapılması gerektiğine karar verilmekte olup (Başvuru
Numarası: 2019/12111, Karar Tarihi: 29/12/2021; E:2018/123, K:2022/138, Karar
Tarihi: 9/11/2022, E:2022/102, K: 2023/154 Karar Tarihi: 13/9/2023 )
uyuşmazlığın bu bakımdan da incelenmesi gerekir.
Sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapan
davacının, tabi olduğu mevzuat incelendiğinde;
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 3.
maddesinin; 5. fıkrasında, "Sözleşme yapılan aile hekimi ve aile sağlığı
çalışanlarına, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) bendine göre belirlenen
en yüksek brüt sözleşme ücretinin aile hekimi için (6) katını, aile sağlığı
çalışanı için (1,5) katını aşmamak üzere tespit edilecek tutar, çalışılan ay
sonuçlarının ilgili sağlık idaresine bildiriminden itibaren onbeş gün
içerisinde ödenir."; 7. fıkrasında, "Aile hekimi ve aile sağlığı
çalışanlarının durumları ve aile hekimliği uzmanlık eğitimi almış olup
olmadıkları da dikkate alınmak suretiyle yapılacak ödeme tutarlarının
tespitinde; çalıştığı bölgenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi, Bakanlıkça
karşılanmadığı takdirde aile sağlığı merkezi giderleri, kayıtlı kişi sayısı ve
bunların risk grupları, gezici sağlık hizmetleri ile aile hekimi tarafından
karşılanmayan gider unsurları, belirlenen standartlar çerçevesinde sağlığın
geliştirilmesi, hastalıkların Önlenmesi, takibi ve kontrolündeki başarı oranı
gibi kriterler esas alınır. Sağlık Bakanlığınca belirlenen standartlara göre,
koruyucu hekimlik hizmetlerinin eksik uygulaması halinde bu ödeme tutarından
brüt ücretin % 20'sine kadar indirim yapılır. Sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi
ücreti, aile sağlığı merkezi giderleri, gezici sağlık hizmetleri ödemelerinden
Damga Vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz. Aile hekimlerince talep
edilen tetkik ve sarf malzemelerinin giderleri halk sağlığı müdürlükleri
tarafından hak sahiplerine ayrıca ödenir." düzenlemesi yapılmıştır.
5258 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasında,
"Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarıyla yapılacak sözleşmede yer
alacak hususlar ve bu Kanunda belirlenen esaslar çerçevesinde bunlara yapılacak
ödeme tutarları ite bu ücretlerden indirim oran ve şartlan, (...)
Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." kuralının yer
aldığı, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin "Aile hekimi
ödeme esasları" başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrasında; sözleşmeyle
çalıştırılan aile hekimine, çalışılan gün sayısına göre ödeme yapılacağı
esasının getirildiği görülmektedir.
Bu durumda; Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme
Yönetmeliği ite de sözleşmeli aile hekimlerinin ödemelerine ilişkin olarak,
5258 sayılı Kanun'da yer almayan, "çalışılan gün sayısına göre ödeme
esası"nın getirilmesi sonucunda; üyesi olduğu sendikanın faaliyetine
katılması nedeniyle göreve gelmeyen sözleşmeli aile hekimi olan davacının,
sözleşme ücretinden kesinti yapılması; ona zarar vermiş, sendikal faaliyet
yapmasına yasa ile öngörülmeyen bir sınırlama getirmiş ve çalışılan gün
sayısına göre ödeme esasına tabi olmayan emsali kamu görevlileri ile farklı
sonuç yaratmıştır.
Anayasa'nın 51 ila 54. maddelerine göre, işçi
niteliği taşımayan kamu görevlilerinin; sendika kurma haklarının kapsam,
istisna ve sınırlarının, gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak işçilerden
farklı bir kanunla düzenleneceği, bu statüde olanların "toplu sözleşme
hakları var ise de "toplu iş sözleşmesi" yapılması ve "grev
hakkı"nın, sadece işçilere tanındığı anlaşıldığından; 6356 sayılı
Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümlerinin, kamu görevlileri
yönünden kıyas yapılmaya uygun bulunmadığı gibi memurlar ve diğer kamu
görevlilerinin, sendikal faaliyetlerine ilişkin sınırlamalarının ve
sonuçlarının yine yasa ite düzenlenebileceğinin vurgulanması gereklidir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kesinti yapılması işleminin
iptali, yapılan kesintinin yasal faiziyle tazmini yolunda verilen kararın,
yürürlükteki hukuka aykırı olmadığı sonucuna varıldığından, KANUN YARARINA
TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yöndeki Daire
kararına katılmıyorum.
----------o----------