R.Gazete No: 33178
R.G. Tarihi: 24.02.2026
DANIŞTAY KARARI
Danıştay
Onuncu Daire Başkanlığından:
Esas No : 2025/5525
Karar No : 2025/6441
KANUN YARARINA TEMYİZ EDEN: Danıştay
Başsavcılığı / ANKARA
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av....
DAVALI: ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN
ÖZETİ: İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 19/07/2023 tarihli ve E:2023/87,
K:2023/1831 sayılı kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının, 2577 sayılı
Kanun'un51. maddesi uyarınca kanun yararına temyizen incelenerek bozulmasına
karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından,
cezaevi yiyecek bedellerinin tahsili amacıyla adına düzenlenen 2.380,50 TL
tutarlı, 15/09/2022 tarihli ve 2022091566T180000019 sayılı ödeme emrinin
iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
Kanun yararına temyiz edilen kararın özeti: İstanbul 2.
İdare Mahkemesinin 19/07/2023 tarihli ve E:2023/87, K:2023/1831 sayılı
kararında; cezaevi yiyecek bedellerinin tahsili amacıyla davacı adına
düzenlenen 2.380,50 TL tutarlı, 15/09/2022 tarihli ve 2022091566T180000019
sayılı ödeme emrinin iptaline, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan
Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi'nin 13. maddesinin 2. fıkrasındaki,
"Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez"
düzenlemesi uyarınca belirlenen toplam 2.380,50 TL vekalet ücretinin davalı idareden
alınarak davacıya verilmesine kesin olarak karar verilmiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ..
DÜŞÜNCESİ: Kanun yararına temyiz isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ: Cezaevi yiyecek bedellerinin (9036) tahsili amacıyla adına düzenlenen 2.380,50 TL tutarlı, 15/09/2022 tarihli ve 2022091566T180000019 sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali ile karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi'nin 13/2 maddesindeki, "Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez" düzenlemesi dikkate alınarak) belirlenen toplam 2.380,50 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesi yolunda İstanbul 2. idare Mahkemesince kesin olarak verilen 19/07/2023 tarihli ve E:2023/87, K:2023/1831 sayılı kararın vekâlet ücretine ilişkin hüküm fıkrası yönünden kanun yararına temyiz edilmesi talebiyle davacı vekilinin Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçesi üzerine konu incelendi:
2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 28
Haziran 2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı
Kanun'un 24. maddesi ile değişik "Kanun Yararına Temyiz" başlıklı 51.
maddesinde, "1. İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin
kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden
kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı
bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya
kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.
2.
Temyiz
isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma
kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukukî sonuçlarını
kaldırmaz.
3.
Bozma
kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de
yayımlanır." kuralına yer verilmiştir.
Kanunî süre geçtikten sonra kanun yolu başvurusunda
bulunulması üzerine süre aşımı yönünden başvurunun reddedilmesi veya herhangi
bir usulî sebeple kanun yolu incelemesine tâbi tutulmadan kararın kesinleşmesi
hâllerinde kanun yolu incelemesi yapılmış olmadığından, bu kararlar kanun
yararına temyiz edilebilir.
2577 sayılı Kanun'un 20/A ve 20/B maddeleri
uyarınca ivedi yargılama usûlü uygulanarak verilen ve istinaf kanun yoluna
başvurmadan temyiz edilebilen kararlardan temyiz incelemesinden geçmeden
kesinleşenlerin kanun yararına temyiz edilebileceği hususunda da tereddüt
bulunmamaktadır.
Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesine
göre kanun yararına temyiz; istinaf veya temyiz kanun yolları kapalı olduğu
için kesinleşmiş ya da istinaf veya temyiz kanun yolları açık olduğu halde
taraflardan hiçbirinin süresi içinde istinaf veya temyiz yoluna başvurmaması
sebebiyle kesinleşmiş olan idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare
mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı başvurulabilen olağanüstü bir
kanun yolu olup, bu kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı
bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz edilmesi mümkündür.
"Kanun yararına bozma üzerine, kararı veren mahkemece davaya yeniden bakılmaz, Mahkemenin bozmaya uygun yeni bir karar vermesi gerekmez. Çünkü kanun yararına bozma kararının daha önce kesinleşmiş olan hükmün hukukî sonuçlarını ve dolayısıyla tarafların hukukî durumunu etkileyen bir sonucu yoktur. Bozmanın amacı, benzeri davalarda mahkemelerin aynı hukukî yanlışlığı yapmalarını önlemek ve usûl ve esasa ilişkin hukuk kurallarının belli bir doğrultuda uygulanmasını sağlamaktan ibarettir. Bu nedenle, kanun yararına bozulmuş da olsa, kesinleşmiş karar hükmünü yürütecektir. Kanun yararına bozma kararının Resmî Gazetede yayımlanması ile, uygulanan hukuk kuralının Ülkenin her yanında aynı şekilde anlaşılmasını sağlama amacı güdülmüştür" (YENİCE Kâzım, ESİN Yüksel, Açıklamalı İçtihattı Notlu İdarî Yargılama Usûlü, 1983, s. 735,736).
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık
ücret tarifesinin hazırlanması" başlıklı 168. maddesinde;
"Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı
içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak
avukatlık ücretinin asgarî hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye
Barolar Birliğine gönderirler.
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro
yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak
tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına
gönderilir. (Ek cümle: 16/6/2009-5904/35 md.) Şu kadar ki hazırlanan tarifede;
genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve
benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin
davalar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından
doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir.
Bu tarife Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde
Bakanlıkça karar verilmediği veya tarife onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak
Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği
gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen
bu tarife, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen
kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç
Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. 8 inci
maddenin altıncı fıkrası hükümleri kıyasen uygulanır.
Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın
tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife
esas alınır." hükmü getirilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun verdiği bu yetki
kapsamında 2024 yılında uygulanacak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 21/09/2023
tarihli ve 32316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Tarifenin 13.
maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise;
"(1) Bu
Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu
para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın
görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin
altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin
üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci
fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre
belirlenir.
(2)
Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez."
düzenlemesi yapılmıştır.
Öte yandan; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanunun 55/1. maddesinde amme alacağını vadesinde ödemeyenlere,
15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun
bir "ödeme emri" ile tebliğ olunacağı hükme bağlanmıştır.
Olayda İdare Mahkemesince; Cezaevi yiyecek
bedellerinin (9036) tahsili amacıyla adına düzenlenen 2.380,50 TL tutarlı,
15/09/2022 tarihli ve 2022091566T180000019 sayılı ödeme emrinin iptali
istemiyle açılan davada dava konusu işlem iptal edilmiş, vekalet ücretine
ilişkin olarak da Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesinin 2. fıkrası
uyarınca konusu para ile değerlendirilebilen davalarda hükmedilen vekalet
ücretinin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği, davanın değerinin
2.380,50 TL olduğu, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (Avukatlık Asgari
Ücreti Tarifesi'nin 13/2 maddesindeki, "Ancak, hükmedilen ücret kabul veya
reddedilen miktarı geçemez" düzenlemesi dikkate alınarak) belirlenen
toplam 2.380,50 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya
verilmesine hükmedilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinin (1)
numaralı fıkrasının (ğ) bendinde vekille takip edilen davalarda kanun gereğince
takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu, 326.
maddesinde kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm
verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her birinin
kısmen haklı çıkması durumunda mahkemenin yargılama giderlerini tarafların
haklılık oranına göre paylaştıracağı, 330. maddesinde ise vekil ile takip
edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin taraf
lehine hükmedileceği öngörülmüştür.
1136 sayılı
Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin 2. fıkrasında genel bütçeye, il özel
idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali
yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve
6183 sayılı Kanun'un uygulanmasından doğan her türlü davaların konusu para olsa
veya para ile değerlendirilebilse dahi hükmün verildiği tarihte yürürlükteki
Tarifede öngörülen maktu ücrete göre avukatlık ücretinin belirleneceği
öngörülmüştür.
Yargılama giderlerinden olan vekalet ücretine ilişkin temel
düzenlemelerin kanunlarla yapılması ve buna göre her yıl uygulanacak vekalet
ücretlerinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile belirlenmesi Anayasamıza
egemen olan pek çok ilkenin bir yansımasıdır. Tüm vatandaşların haklarında
tesis edilen işlemlere ilişkin olarak mahkemelerde dava açabilmesi hak arama
özgürlüğünün temel unsurlarından biri olup, bu hakkın etkili bir şekilde
kullanılabilmesi noktasında avukatlardan yardım alınması da çoğu zaman bir gerekliliktir.
Bu hakkın kullanılması sırasında avukatlardan alınacak hukuki yardım nedeniyle
davanın taraflarının dava açmadan önce; yargılama giderlerinden olan vekâlet
ücretinin miktarını, hangi taraftan tahsil edileceğini önceden öngörebilmeleri
ve buna ilişkin şartların açıkça, taraflar arasında ayrım yapılmaksızın ve
objektif olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Tarafların, dava açmadan davanın kaybedilmesi durumunda ne
kadar vekalet ücreti ödeyeceklerini bilerek ona göre dava açmaları aynı zamanda
hukuki güvenlik ilkesinin de bir sonucudur.
Vekalet ücretlerinin önceden öngörülebilir, taraflar arasında
eşit uygulanmasına ilişkin bu temel yaklaşımın yanı sıra 1136 sayılı Avukatlık
Kanunu'nun 168. maddesinin 2. fıkrasında kanun koyucu özel bir düzenleme
getirmiştir. Buna göre idari davaları ya da vergi davalar gibi devletin tek
taraflı olarak yaptığı yüksek miktardaki vergilendirme veya parasal nitelikteki
cezai işlemlerine karşı açılan davalarda vekalet ücretinin dava konusu değere
göre belirlenmesi durumunda ilgili taraf lehine veya aleyhine yüksek oranlarda
yargılama giderine hükmedilmesi mümkün olabileceğinden, kanun koyucu söz konusu
davaların bu niteliğini de dikkate alarak tarafların yüksek miktarlarda vekâlet
ücreti tehdidi altında kalmalarını önlemek amacıyla dava değerinden bağımsız olarak
vekalet ücretini maktu olarak belirleme yoluna gitmiştir. Bu düzenleme ile aynı
zamanda gereksiz dava açılması, mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmesi de
önlenmeye çalışılmıştır.
Dava değerinin düşük olduğu idari davalarda,
aleyhine karar verilen tarafın ödeyeceği vekâlet ücretinin Tarifede
belirlendiği üzere maktu miktarda olması nedeniyle ilgili tarafa dava değerine
göre daha fazla vekâlet ücreti ödemesi söz konusu olmakla birlikte yukarıda da
değinildiği gibi maktu vekalet ücretinin kanunda açıkça düzenlenmesi, ilgililer
açısından belirli ve öngörülebilir olması, taraflar arasında eşit bir şekilde
uygulanması karşısında bu durum "Mahkemelere Erişim Hakkını" ihlal etmemektedir.
Bu itibarla, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168.
maddesinin 2. fıkrasında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun uygulanmasından doğan her türlü (ödeme emri dahil) davalarda yargılama
gideri olan avukatlık ücretinin dava değerinden bağımsız olarak maktu olarak
düzenlenmesi nedeniyle idare Mahkemesince Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin
13. maddesinin 2. fıkrası dikkate alınmak suretiyle verilen kararda, vekalet
ücreti yönünden hukuka uygunluk görülmemiştir.
Nitekim, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun
02/05/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanun'un 81. maddesiyle değiştirilen 168.
maddesinin 2. fıkrasına 16/06/2009 tarihli ve 5904 sayılı Kanun'un 35.
maddesiyle eklenen 2. cümlesinde yer alan "...avukatlık ücreti tutarı
maktu olarak belirlenir." ibaresinin Anayasa'nın 2., 35. ve 36.maddelerine
aykırılığı ileri sürülerek iptali istemiyle açılan dava Anayasa Mahkemesi'nin
03/06/2025 tarihli ve E:2024/192, K:2025/126 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; İstanbul
2. İdare Mahkemesince kesin olarak verilen 19/07/2023 tarihli ve E:2023/87,
K:2023/1831 sayılı kararının vekalet ücretine ilişkin kısmı niteliği bakımından
yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade ettiğinden, bu yönden kanun
yararına temyizen incelenerek bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanununun 51. maddesi uyarınca talep olunur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik
Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra
gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davacı tarafından, Silivri 3 Nolu L Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumunca, cezaevinde kaldığı 01/2022 dönemi için "Yiyecek
Karşılığı Bordrosu" düzenlenmek suretiyle tahakkuk ettirilen yiyecek ve
iaşe bedelinin ödenmemesi üzerine, yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının
bildirimiyle söz konusu yiyecek ve iaşe bedellerinin takip ve tahsili için
Esenler Vergi Dairesi Müdürlüğünce adına düzenlenen 2.380,50 TL tutarlı,
15/09/2022 tarihli ve 2022091566T180000019 sayılı ödeme emrinin iptaline karar
verilmesi istemiyle açılan davada, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 19/07/2023
tarihli ve E:2023/87, K:2023/1831 sayılı kararı ile dava konusu işlemin
iptaline ve karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücreti
Tarifesi'nin 13. maddesinin 2. fıkrasındaki, "Ancak, hükmedilen ücret
kabul veya reddedilen miktarı geçemez" düzenlemesi uyarınca belirlenen
toplam 2.380,50 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya
verilmesine kesin olarak karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından, Danıştay Başsavcılığına
sunulan 20/10/2025 havale tarihli dilekçe ile dava sonucunda Mahkemece dava
konusu işlemin iptaline karar verildiği, ancak davacı lehine, 1136 sayılı
Kanun'un 168. maddesinin 2. fıkrası uyarınca maktu vekalet ücretine
hükmedilmesi gerekirken, Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi'nin 13. maddesinin 2.
fıkrasındaki, "Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı
geçemez" düzenlemesi uyarınca belirlenen toplam 2.380,50 TL vekalet
ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, kesin olarak
verilen söz konusu kararın vekâlet ücreti yönünden kanun yararına bozulması
talebinde bulunulmuştur.
Danıştay Başsavcılığı
tarafından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi hükmü
uyarınca, kesin olan mahkeme kararının vekâlet ücreti yönünden yürürlükteki
hukuka aykırı sonuç ifade ettiği belirtilerek kanun yararına bozulması
istenilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun "Kanun
Yararına Temyiz" başlıklı 51. maddesinde,
"1. İdare
ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği
kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan
kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade
edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden
Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.
2. Temyiz
isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma
kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını
kaldırmaz.
3. Bozma
kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de
yayımlanır." hükümlerine yer verilmiştir.
2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası
Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri
Hakkında Kanun'un 2. maddesinde,
"Her mahkûm cezaevinde bulunduğu müddetçe
yiyecek bedelini ödemeğe mecburdur.
Bu yiyecek bedelleri cezaevleri idarelerince altı
ayda bir bordro yapılarak tahakkuk ettirilir. Mahkûmiyetleri altı aydan aşağı
olan mahkûmlara ait bordrolar salıverilecekleri tarihten bir hafta evvel
yapılır. Bordrolar mahkûmlara da tebliğ olunur.
Tahakkuk ettirileli yiyecek bedelleri mahkûmlar
tarafından ödenmezse, Cumhuriyet Müddeiumumilikleri tarafından kendilerinin
ikametgahı belediyeleri ve belediye teşkilatı olmıyan yerlerde bağlı
bulundukları kaymakam veya nahiye müdürlükleri marifetiyle borçlarını ödemeğe
muktedir olup olmadıkları tahkik olunur.
İktidarları anlaşıldığı halde borçlarını
ödemiyenlerden Cumhuriyet Müddeiumumiliklerinin iş'arı üzerine Maliye
dairelerince Tahsili Emval Kanunu hükümleri tatbik olunarak borçlar tahsil olunur.
Yiyecek bedellerinden doğan alacaklar mahkûmiyetin
hitamı tarihinden başlamak üzere beş senelik mürururzamana tabidir.
İşyurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü
olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedelleri alınmaz." kuralları yer
almaktadır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun'un "Kanunun şümulü" başlıklı 1. maddesinde,
"Devlete, vilayet hususi idarelerine ve
belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme
masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i
amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan
doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer
alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik
olunur." hükmü;
"Tahsili, Tahsili Emval Kanununa atfedilen
alacaklar" başlıklı 2. maddesinde,
"Muhtelif kanunlarda Tahsili Emval Kanununa
göre tahsil edileceği bildirilen her çeşit alacaklar hakkında da bu kanun
hükümleri tatbik olunur." hükmü;
"Ödeme emri" başlıklı 55.
maddesinin 1. fıkrasında,
"Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün
içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir
"ödeme emri" ile tebliğ olunur." hükmü yer almıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık
ücret tarifesinin hazırlanması" başlıklı 168. maddesinde,
"Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı
içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak
avukatlık ücretinin asgarî hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye
Barolar Birliğine gönderirler.
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro
yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak
tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına
gönderilir. (Ek cümle: 16/6/2009-5904/35 md.) Şu kadar ki hazırlanan tarifede;
genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve
benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezalan ile tarifelere ilişkin
davalar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun
uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu
olarak belirlenir. Bu tarife Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren bir
ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya tarife onaylandığı takdirde
kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek
üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri
gönderir. Geri gönderilen bu tarife, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca
üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde
onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet
Bakanlığına bildirilir. 8 inci maddenin altıncı fıkrası hükümleri kıyasen
uygulanır.
Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın
tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife
esas alınır." hükmü getirilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun verdiği bu yetki
kapsamında, mahkeme kararının verildiği tarih olan 19/07/2023 tarihinde
uygulanacak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, 03/09/2022 tarihli ve 31942 sayılı
Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Tarifenin 13. maddesinde,
"(1) Bu
Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu
para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın
görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin
altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin
üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci
fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre
belirlenir.
(2) Ancak,
hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3)
Maddi
tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu
Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine
belirlenen ücreti geçemez.
(4)
Maddi
tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu
Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." düzenlemesi
yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kanun yararına temyiz isteminin özünü, 6183 sayılı Kanun
hükümlerine göre düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada
yapılan yargılama sonucunda davacı lehine maktu vekalet ücretine mi
hükmedileceği, yoksa ödeme emrinin içeriği para cezasının miktarı göz önüne
alınarak, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi uyarınca, tarifenin
üçüncü kısmına göre hesaplanıp, hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen
miktarı geçemeyeceği kuralı esas alınarak mı vekalet ücretine karar verileceği
oluşturmaktadır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri değerlendirildiğinde; 2548
sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca, mahkumların cezaevinde bulundukları sürede
ödeyecekleri yiyecek bedellerinin, Maliye dairelerince Tahsili Emval Kanunu
hükümlerinin tatbik olunarak tahsil olunacağı; 6183 sayılı Kanun'un 2.
maddesinde ise, Tahsili Emval Kanunu'na yapılan atıfların, 6183 sayılı Kanun'a
yapılmış sayılacağının düzenlendiği, dolayısıyla cezaevi yiyecek bedellerinin
tahsilinin, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre sağlanacağı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin 2.
fıkrasında, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde, genel bütçeye, il özel
idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali
yükümlülükler ve bunların zam ve cezalan ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan
her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirleneceği
düzenlenerek, konusu para olsun ya da olmasın (açılan davanın miktarına
bakılmaksızın) 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca açılan her dava sonucunda,
haksız çıkan taraf aleyhine hükmedilecek olan vekalet ücretinin maktu olarak
belirlenmesi gerektiğinin hüküm altına alındığı görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, cezaevi yiyecek
bedellerinin tahsili amacıyla, 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca adına
düzenlenen 2.380,50 TL tutarlı, 15/09/2022 tarihli ve 2022091566T180000019
sayılı ödeme emrinin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda,
İdare Mahkemesince dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verildiği, karar
tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi'nin 13.
maddesinin 2. fıkrasındaki, "Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen
miktarı geçemez" düzenlemesi uyarınca belirlenen toplam 2.380,50 TL
vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine hükmedildiği
görülmektedir.
Bu durumda, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesi kararının
verildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi
uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, Avukatlık Asgari
Ücreti Tarifesi'nin 13. maddesinin 2. fıkrasındaki hüküm esas alınarak
belirlenen toplam 2.380,50 TL vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik İdare
Mahkemesi kararında bu yönüyle hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı sonucuna
varılmaktadır.
Nitekim, 1136 sayılı Avukatlık
Kanunu'nun, 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanun'un81. maddesiyle değiştirilen
168. maddesinin 2. fıkrasına 16/6/2009 tarihli ve 5904 sayılı Kanun'un 35.
maddesiyle eklenen ikinci cümlesinde yer alan "...avukatlık ücreti tutarı
maktu olarak belirlenir.'' ibaresinin, Anayasa'nın 2., 35. ve 36.
maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemiyle
Sakarya Vergi Mahkemesince itiraz yoluyla yapılan başvuru sonucunda Anayasa
Mahkemesinin 03/06/2025 tarihli ve E:2024/192, K:2025/126 sayılı kararı ile,
"... dava değerinden bağımsız olarak vergi davalarında idare lehine
veya aleyhine hükmolunacak vekâlet ücretiyle ilgili olarak Tarifede öngörülen
miktarın kabul edilebilir bir düzeyde olduğu gözetildiğinde kuralla korunmak
istenen hukuki değerler ve kamu yararını sağlama amacı arasında makul dengenin
kurulduğu, bu yönüyle kuralda hukuk devleti ilkesine aykırı bir yön bulunmadığı
gibi kuralla vergi davalarında taraf olan gerçek veya özel hukuk tüzel
kişilerin mahkemeye erişim haklarına ölçüsüz bir sınırlama getirildiğinin
söylenemeyeceği" gerekçesiyle anılan ibarenin Anayasa'ya aykırı
olmadığına ve itirazın reddine karar verildiği görülmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.
Danıştay
Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin KABULÜNE,
2.
İstanbul
2. İdare Mahkemesinin 19/07/2023 tarihli ve E:2023/87, K:2023/1831 sayılı
kararının vekâlet ücretine ilişkin kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca, hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere
KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3.
Kararın
birer örneğinin taraflara ve Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmî
Gazete'de yayımlanmasına, 24/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
----------o----------