R.Gazete No: 33300
R.G. Tarihi: 04.07.2026
DANIŞTAY KARARI
Danıştay Sekizinci Daire Başkanlığından:
Esas No : 2025/6734
Karar No: 2026/675
Karar Tarihi: 10.2.2026
İDARİ PARA CEZASI KESİNLEŞMEDEN TAHSİLİ OLANAĞI BULUNMADIĞINDAN, SÖZ KONUSU PARA CEZASININ 6183 SAYILI KANUN KAPSAMINDA TAHSİLİ İÇİN DÜZENLENEN DAVA KONUSU ÖDEME EMRİNİN İPTALİNİN GEREKTİĞİ HAKKINDA
6183/md.55
2918/md.51
İstemin Özeti: İzmir 2. İdare
Mahkemesi'nin 23/10/2025 tarih ve E:2025/153, K:2025/1332 sayılı kararının 2577
sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca kanun yararına temyizen incelenerek
bozulması istemidir.
Danıştay Tetkik Hâkimi : ...
Düşüncesi; İstemin kabulü gerektiği
düşünülmektedir.
Danıştay Başsavcısı: ...
Düşüncesi: Davacı hakkındaki 2918
sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 51. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi
uyarınca verlien trafik idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen
21/01/2025 tarihli ve 2025012166S3F0000360 sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle
açılan davanın reddine İlişkin İzmir 2. İdare Mahkemesinin 23/10/2025 tarihli
ve E:2025/153, K:2025/1332 sayılı kararının kanun yararına incelenerek
bozulması istemiyle Başsavcılığımızı bilgilendiren dilekçe üzerine konu
incelendi:
2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 28
Haziran 2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı
Kanun'un 24. maddesi ile değişik "Kanun Yararına Temyiz" başlıklı 51.
maddesinde, "1. İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin
kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden
kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı
bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya
kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.
2.
Temyiz
isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma
kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukukî sonuçlarını
kaldırmaz.
3.
Bozma
kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de
yayımlanır." kuralına yer verilmiştir.
Kanunî süre geçtikten sonra kanun yolu
başvurusunda bulunulması üzerine süre aşımı yönünden başvurunun reddedilmesi
veya herhangi bir usulî sebeple kanun yolu incelemesine tâbi tutulmadan kararın
kesinleşmesi hâllerinde kanun yolu İncelemesi yapılmış olmadığından, bu
kararlar kanun yararına temyiz edilebilir.
2577 sayılı Kanun'un 20/A ve 20/B maddeleri uyarınca ivedi yargılama usûlü uygulanarak verilen ve istinaf kanun yoluna başvurmadan temyiz edilebilen kararlardan temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşenlerin kanun yararına temyiz edilebileceği hususunda da tereddüt bulunmamaktadır.
Bu itibarla, 2577 sayılı
Kanun'un 51. maddesine göre kanun yararına temyiz; istinaf veya temyiz kanun
yolları kapalı olduğu için kesinleşmiş ya da istinaf veya temyiz kanun yollan
açık olduğu halde taraflardan hiçbirinin süresi içinde istinaf veya temyiz
yoluna başvurmaması sebebiyle kesinleşmiş olan idare ve vergi mahkemeleri İle
bölge idare mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı başvurulabilen
olağanüstü bir kanun yolu olup, bu kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki
hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz edilmesi
mümkündür.
Kanun yararına bozma isteminin
konusunu; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca genel bütçeye
gelir kaydedilmesi öngörülen idari para cezalarına itiraz edilmesi halinde,
itiraz üzerine verilecek mahkeme kararının kesinleştiği tarihten önce bu
cezanın tahsili amacıyla ödeme, emri düzenlenip düzenlenemeyeceği; idari para
cezasına itiraz edilmekle birlikte ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmış
ise, sulh ceza mahkemesi kararıyla para cezasının kısmen kaldırılması halinde,
iptal davasında ödeme emrinin tamamının mı yoksa kaldırılan kısmının mı
iptaline karar verilmesi gerektiği oluşturmaktadır.
6183 sayılı Âmme Alacaklarının
Tahsil Usûlü Hakkında Kanun'un 37. maddesinde: "Amme alacakları hususi
kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir./Hususi kanunlarında ödeme zamanı
tesbit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre
yapılacak tebliğden itibaren bir ay İçinde ödenir./Bu ödeme müddetinin son günü
amme alacağının vadesi günüdür./Amme borçlusu İsterse borcunu belli zamanlardan
önce ödiyebilir." kurallarına yer verilmiştir.
Bu maddeye göre, takip
işlemlerini yürüten davalı idarenin, Kanun'da belirtilen şekilde ödeme
zamanının belirlenip belirlenmediği hususunu re'sen inceleyerek, ödeme zamanı
belirlenmemiş alacaklar için bir aylık ödeme süresi tanıyarak vade tarihini
belirlemesi, akabinde süresi içerisinde ödenmeyen alacaklar için ödeme emri
düzenlemesi gerekmektedir.
6183 sayılı Kanun'un 55.
maddesinde, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını
ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ
olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle
bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında
tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açabileceği kuralı yer almıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, bu Kanun'un genel hükümlerinin, İdarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; 17. maddesinin 3. fıkrasında, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (1), (II) ve (İli) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen idari para cezaları ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idari para cezalarının genel bütçeye gelir kaydedileceği; 4. fıkrasında, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken İdarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek Üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderileceği; 27. maddesinin 1. fıkrasında, idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği, bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması hâlinde İdarî yaptırım kararının kesinleşeceği kurallarına yer verilmiştir.
Öte yandan; Maliye
Bakanlığımca hazırlanıp 12/05/2007 tarihli, 26520 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanan 442 sayılı "Tahsilat Genel Tebliğinde; 5326 sayılı Kanun
hükümleri doğrultusunda, "İdari Para Cezalarının Kesinleşmesi'' konusunda
da açıklama yapılmış ve genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para
cezalarının 6183 sayılı Kanun'a göre takip ve tahsil edilebilmesi için, bu
cezalara İlişkin idari yaptırım kararlarının kesinleşmesinin gerektiği, idari
yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna başvurulmaması veya kanun yoluna
başvurulması halinde yargılama aşamalarının son bulması neticesinde idari para
cezalarının takip edilebilir aşamaya gelmesinin, idari para cezasının
kesinleşmesi anlamına geleceği ifade edilmiştir.
Söz konusu Tebliğde ayrıca,
idari para cezasına yönelik Kabahatler Kanunu'nun hükümleri dışında kanun yolu
öngörülmesi halinde, ilgili kanunlarında yer verilen kesinleşme nedenlerine
bağlı olarak idari para cezalarının kesinleşeceği belirtilmiştir.
İdarî para cezasına İlişkin
genel kurallar Kabahatler Kanunu'nun çeşitli başlıklar altındaki maddelerinde
düzenlenmiş, ancak bunların ödeme emri ite ne zaman isteneceğini gösteren özel
bir düzenleme getirilmemiştir. Kanun'un 17. maddesinin 4. fıkrasında, genel
bütçeye gelir kaydedilmesi gereken İdarî para cezalarına ilişkin kesinleşen
kararların, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği şeklinde
dolaylı bir ifadeye yer verilmiştir. Maddenin genel ifadesinde, cezanın hangi
idare tarafından ve hangi kurallara dayanılarak tahsil edileceği
gösterilmiştir. Kanun'un 27. maddesinde, İdarî yaptırım kararının, onbeş gün
içinde sulh ceza mahkemesine başvurulmaması hâlinde kesinleşeceği
öngörüldüğünden, 17. maddesinde geçen "kesinleşen karar1'
ibaresinden, idari para cezasına karşı dava açılması halinde mahkeme kararının,
yargısal sürecin sonunda kesinleşmesinin anlaşılması gerekmektedir. Ancak
kesinleşme aşamasından sonra idari para cezasının 6183 sayılı Kanun'a
dayanılarak tahsil edilebileceği sonucuna varılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden,
Karayolları Trafik Kanununun 51. maddesinin ikinci fıkrasındaki "Hız ölçen
teknik cihaz veya çeşitli teknik usullerle yapılan tespit sonucu Yönetmelikte
belirlenen hız sınırlarını" aşmak suretiyle kanun hükmünü ihlal ettiğinden
bahiste davacı adına düzenlenen 1506,00 TL tutarlı MB50547669 sayılı idari para
cezasının kaldırılması istemiyle Menemen Sulh Ceza Hakimliğine 04/11/2024
tarihinde itiraz edildiği ve yargılama devam ederken, para cezasının tahsili
için de İdari Yaptırım Tutanağı'nın Taşıtlar Vergi Dairesi Müdürlüğüne
gönderildiği, bu şekilde vadesinde ödenmeyen kamu alacağının tahsili amacıyla
davaya konu edilen 21/01/2025 tarihli ve 2025012166S3F0000360 sayılı ödeme
emrinin düzenlendiği, idari para cezasına yapılan itirazın Menemen Sulh Ceza
Hakimliğinin 03/02/2025 tarihli, D.lş No:2024/4437 sayılı kararıyla
reddedildiği, ödeme emrinin iptali istemiyle İzmir 2. İdare Mahkemesinde
2025/153 esasına açılan davanın da 23/10/2025 tarihli, K:2025/1332 sayılı
kararıyla reddedildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda aktarılan yasal düzenlemeler birlikte ete
alındığında;
1)5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesi
uyarınca genel bütçeye gelir kaydedilmesi öngörülen idari para cezalarına karşı
onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulmaması üzerine itirazın son günü
idari para cezası kesinleşir. İdari yaptırım olan söz konusu idari para
cezasına karşı sulh ceza mahkemesine itiraz edilmiş ise; bu durumda idari para
cezasının kesin hâl kazanması, ancak mahkeme kararının -kanun yollan
tüketilerek- kesinleşmesi üzerine mümkündür. İdari para cezasına ilişkin sözü
geçen her iki ayrı durum gerçekleşince, tahsil dairesince tahsil
edilebilecek nitelik kazanmış kamu alacağı olarak kendisini gösterir.
2)Tahsil dairesi tarafından, öncelikle tahsile konu
kesinleşmiş kamu alacağının kaynaklandığı kanunda ödeme zamanının
belirlenip belirlenmediği incelenir. Ödeme zamanı belirlenmemiş kamu alacakları
için, bir aylık ödeme süresi tanıyarak vade tarihi belirlenir. Kamu alacağının
bu şekilde belirlenen vadede ödenmemesi halinde, ancak 6183 sayılı Kanun'a göre
tahsil aşamasına geçilebilir.
3)ödeme emri aşamasına, İdari para cezası
kesinleşmeden, kamu alacağının kaynaklandığı kanununda ödeme zamanı varsa
vadesi gelmeden ya da kanununda ödeme zamanı belirlenmemiş olanlar için tanınan
ödeme süresi sona ermeden geçilemez. Aksi takdirde düzenlenen ödeme emri hukuka
aykırı olacaktır.
Uyuşmazlıkta, Karayolları Trafik Kanunu
hükümlerinin davacı tarafından ihlal edildiği nedeniyle adına idari para cezası
verildiği ve cezaya karşı sulh ceza mahkemesinde itirazda bulunulmakla birlikte
para cezasının tahsili amacıyla idari yaptırım tutanağının vergi dairesine
gönderildiği, tahsil dairesince, söz konusu cezanın kesinleşip kesinleşmediği
tespit edilmeden, bu cezanın kaynaklandığı kanunda ödeme zamanı belirli
olmadığı için 6183 sayılı Kanun'a göre ödeme gününü belirleyen tahakkuk
işleminin tesis edilip kesinleşmeyen bu kamu alacağının vadesinde
ödenmediğinden bahisle dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği; idare
mahkemesince davacı hakkında; idari para cezası uygulanmasına ilişkin işlemin
hukuka ve mevzuata uygun olduğu sulh ceza mahkemesince belirlendiğinden, vadesinde
ödenmeyen amme alacağı niteliği kazanan bu cezanın tahsili amacıyla düzenlenen
ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar
verilmiş ise de; ödeme emrinin düzenlendiği 21/01/2025 tarihinde henüz idari
para cezasının kesinleşmediği, idari para cezasının ödeme emrinin düzenlendiği
tarihten sonra Menemen Sulh Ceza Mahkemesinin 03/02/2025 tarihinde verdiği
karar ile kesinleştiğinin anlaşılması karşısında henüz kesinleşmeyen amme
alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde yasal isabet
bulunmamaktadır.
Bu durumda, kesinleşmeyen idari yaptırım olarak
idari para cezasının 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsili yoluna gidilerek
düzenlenen dava konusu ödeme emrinin iptali gerekirken, idare mahkemesince
davanın reddi yolunda verilen kararın, "niteliği bakımından yürürlükteki
hukuka aykırı bir sonucu ifade" etmesi karşısında kanun yararına bozulması
gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, İzmir 2. İdare Mahkemesinin
23/10/2025 tarihli ve E:2025/153, K12025/1332 sayılı karan, niteliği bakımından
yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade ettiğinden, kanun yararına temyizen
incelenerek bozulması 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesi
uyarınca talep olunur.
Esas No: 2025/6734
Karar No:2026/675
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin
gereği görüşüldü:
Dava, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 51.
maddesinin 2. fıkrası (a) bendi uyarınca trafik para cezasının tahsili amacıyla
düzenlenen 21/05/2025 tarihli ve 2025012166S3F0000360 sayılı ödeme emrinin
iptali istemiyle açılmıştır.
İzmir 2. İdare Mahkemesinin 23/10/2025 tarih ve
E:2025/153, K:2025/1332 sayılı kararıyla, davacıya hız sınırını aşması
nedeniyle trafik para cezası verildiği, cezanın 01/11/2024 tarihinde tebliği
üzerine söz konusu cezaya karşı 04/11/2024 tarihinde itiraz edildiği, bahse
konu idari para cezasının vadesinde ödenmemesi nedeniyle ise dava konusu ödeme
emrinin düzenlenerek davacıya tebliğ edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın
açıldığı, her ne kadar davacı tarafından cezaya yapılan itiraz nedeniyle borç kesinleşmediğinden
bahiste takip yapılamayacağı ileri sürülmüşse de, borcun takip edilebilmesi
için vadesinde ödenmemesinin gerektiği, aksi yönde açık bir kanuni düzenleme
bulunmadığı, dolayısıyla böylesi bir şartın aranması gerekmediği, buradan
hareketle, yapılan itirazın Menemen Sulh Ceza Hakimliğinin 2024/4437 D.İş nolu
dosyasında verilen 03/02/2025 tarihli kararla itirazın kesin olarak
reddedildiği de dikkate alınarak, amme alacağının usulüne uygun olarak
vadesinde ödenmediğinden bahiste takip edildiği anlaşıldığından, dava konusu
ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine kesin
olarak karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun
"Kanun yararına temyiz" başlıklı 51. maddesinde, idare ve vergi
mahkemeleri ite bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile
istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan
niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin,
ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı
tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü
takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce
kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı, bozma
kararının bir örneğinin ilgili bakanlığa gönderileceği ve Resmi Gazete'de
yayımlanacağı hükümleri yer almaktadır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun'un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15
gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir
"ödeme emri" İte tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme
emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya
zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dava
açabileceği hükmüne yer verilmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinin
1. fıkrasının (b) bendinde, bu Kanun'un genel hükümlerinin, İdarî para
cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller
hakkında uygulanacağı; 17. maddesinin 3. fıkrasında, 5018 sayılı Kamu
Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde
yer alan kamu idareleri tarafından verilen İdarî para cezalan ite Cumhuriyet
başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idari para cezalarının genel
bütçeye gelir kaydedileceği; 4. fıkrasında, genel bütçeye gelir
kaydedilmesi gereken İdarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183
sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil
edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderileceği;
27. maddesinin 1. fıkrasında, idari para cezası ve mülkiyetin kamuya
geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya
tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği,
bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması hâlinde idari yaptırım kararının
kesinleşeceği hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan; Maliye Bakanlığı'nca hazırlanıp
12/05/2007 günlü, 26520 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 442 sayılı
"Tahsilat Genel Tebliğinde; 5326 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda,
"İdari Para Cezalarının Kesinleşmesi" konusunda da açıklama yapılmış
ve genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarının 6183 sayılı
Kanuna göre takip ve tahsil edilebilmesi için, bu cezalara ilişkin idari
yaptırım kararlarının kesinleşmesinin gerektiği, idari yaptırım kararlarına
karşı kanun yoluna başvurulmaması veya kanun yoluna başvurulması halinde
yargılama aşamalarının son bulması neticesinde İdari para cezalarının takip
edilebilir aşamaya gelmesinin, idari para cezasının kesinleşmesi anlamına
geleceği ifade edilmiştir.
Söz konusu Tebliğde ayrıca, idari para cezasına
yönelik Kabahatler Kanunu'nun hükümleri dışında kanun yolu öngörülmesi halinde,
ilgili kanunlarında yer verilen kesinleşme nedenlerine bağlı olarak idari para
cezalarının kesinleşeceği belirtilmiştin
' Dosyanın incelenmesinden, 25/10/2024 tarihinde
davacının, Karayolları Trafik Kanunu'nun "Hız sınırlarına uyma
zorunluluğu" başlıklı 51/2.a maddesindeki; "Sürücüler, aksine bir
karar alınıp işaretlenmemişse yönetmelikte belirtilen hız sınırlarını aşmamak
zorundadırlar. (Değişik: 18/10/2018-7148/21 md.) Hız ölçen teknik cihaz veya
çeşitli teknik usullerle yapılan tespit sonucu Yönetmelikte belirlenen hız
sınırlarını; a) Yüzdeondan yüzde otuza (otuz dâhil) kadar aşan sürücülere 235
Türk lirası" hükmünü 144 km hız ite ihlal ettiğinden bahiste adına
düzenlenen 1.506,00 TL tutarlı MB50547669 sayılı İdari para cezasının
kaldırılması istemiyle Menemen Sulh Ceza Hakimliğine 04/11/2024 tarihinde
itiraz ettiği, yargılama devam ederken, idari para cezasının tahsiline yönelik
olarak düzenlenen İdari Yaptırım Tutanağımın Taşıtlar Vergi Dairesi
Müdürlüğü'ne gönderilmesi üzerine vadesinde ödenmeyen kamu alacağının tahsili
amacıyla dava konusu edilen 21/01/2025 tarihli ve 2025012166S3F0000360
sayılı ödeme emrinin düzenlendiği, idari para cezasına yapılan itirazın
Menemen Sulh Ceza Mahkemesinin 03/02/2025 tarih D.İş:2024/4437 sayılı kararıyla
kesin olarak reddedildiği, ödeme emrinin iptali istemiyle İzmir 2. İdare
Mahkemesi nezdinde açılan davanın ise 23/10/2025 tarih ve E:2025/153,
K12025/1332 sayılı karar ite kesin olarak reddedildiği anlaşılmaktadır.
İdarî para cezasına ilişkin genel kurallar
Kabahatler Kanunu'nun çeşitli başlıklar altındaki bîr çok maddesinde
düzenlendiği hâlde, bunların ödeme emri ite ne zaman isteneceğini gösteren
müstakil bir madde bulunmamaktadır. Kanun'un 17. maddesinin 4. fıkrasında,
genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarına ilişkin
kesinleşen kararların, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği
şeklinde dolaylı bir ifadeye yer verilmiş ise de, maddenin genel ifadesinden
burada asıl anlatılmak istenilenin, cezanın hangi idare tarafından ve hangi
hükümlere göre tahsil edileceğini göstermek olduğu, Kanun'un 27. maddesinde,
idari yaptırım kararının, onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulmaması
hâlinde kesinleşeceği öngörüldüğünden, 17. maddesinde geçen "kesinleşen
karar" ibaresinden, cezanın dava açılması hâlinde davanın sonunda
kesinleşeceğinin anlaşılması gerektiği, dolayısıyla ancak bundan sonra ödeme
emri ile istenebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta ise, davacının ödeme emrinin
dayanağı olan idari para cezasına yaptığı itiraza İlişkin dava devam ederken,
söz konusu ödeme emrinin düzenlendiği, dolayısıyla dava konusu ödeme emrinin
düzenlendiği tarih İtibarıyla kesinleşmemiş idari yaptırımın tahsili amacıyla
işlem tesis edildiği görülmektedir.
Bu durumda, 2918 sayılı Kanun uyarınca verilen
idari para cezası kesinleşmeden tahsili olanağı bulunmadığından, söz konusu
para cezasının 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsili için düzenlenen dava konusu
ödeme emrinin iptali gerekmekte iken davanın reddine yönelik İdare Mahkemesi
kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; Danıştay Başsavcılığının
kanun yararına temyiz isteminin kabulüne, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 51. maddesi gereğince İzmir 2. İdare Mahkemesinin 23/10/2025 tarih
ve E:2025/153, K:2025/1332 sayılı kararının, hukuki sonuçları kalkmamak koşulu
ile kanun yararına bozulmasına, kararın birer örneğinin taraflar ile Danıştay
Başsavcılığına gönderilmesine ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına,
10/02/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
----------o----------