R.Gazete No: 33313
R.G. Tarihi: 18.07.2026
DANIŞTAY KARARI
Danıştay Sekizinci Daire Başkanlığından:
Esas No: 2026/1249
Karar No:2026/1944
Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay
Başsavcılığı
Davacı__________________ : ...
Vekili: Av. ...
UETS adresi vardır.
Davalı: Trabzon Defterdarlığı
Vekili: Av. ...I
UETS adresi vardır.
İstemin Özeti : Trabzon İdare
Mahkemesinin 18/12/2025 gün ve E:2025/1013,
K:2025/1977 sayılı kararının 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesi
uyarınca kanun yararına temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Savunmanın Özeti Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hâkimi : Merve SATIŞ
Düşüncesi: İstemin kabulü gerektiği
düşünülmektedir.
Danıştay Başsavcısı:...
Düşüncesi: 61 AHR 430 plakalı aracı ile trafik
ihlaline karıştığından bahisle düzenlenen 03/02/2025 tarihli ve MB-60438882
sayılı 2.167,00-TL tutarındaki idari para cezası ile 25/01/2025 tarihli ve
MB-58266839 sayılı 2.167,00-TL tutarındaki trafik idari para cezasının tahsili
amacıyla düzenlenen 14/05/2025 tarihli ve 2025051466XgK0000032 ana takip dosya
numaralı ödeme emrinin; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline ve ödeme
emri uyarınca yapılan ödemenin iadesine karar verilmesi istemiyle açılan
davada, ödeme emrinin 25/01/2025 tarihli ve MB-58266839 sayılı trafik idari
para cezasına denk gelen kısmının iptaline ve bu kısma ilişkin yapılan
2.492,05TL ödemenin davacıya iadesine, ödeme emrinin 03/02/2025 tarihli ve
MB-60438882 sayılı trafik idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden davanın
reddine, karar tarihi itibariyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret
Tarifesi uyarınca ( hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez
düzenlemesi dikkate alınarak) belirlenen toplam 2.492,05 TL vekalet ücretinin
davacıdan alınarak davalı idareye verilmesi yolunda Trabzon İdare Mahkemesince
kesin olarak verilen 18/12/2025 tarihli ve E:2025/1013, K:2025/1977 sayılı
kararın vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrası yönünden kanun yararına temyiz
edilmesi talebiyle davalı vekilinin Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren
dilekçesi üzerine konu incelendi:
2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 28
Haziran 2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı
Kanun'un 24. maddesi ile değişik "Kanun Yararına Temyiz" başlıklı 51.
maddesinde, "1. İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin
kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden
kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı
bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya
kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.
2.
Temyiz
isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma
kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukukî sonuçlarını
kaldırmaz.
3.
Bozma
kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de
yayımlanır." kuralına yer verilmiştir.
Kanunî süre geçtikten sonra kanun yolu başvurusunda
bulunulması üzerine süre aşımı yönünden başvurunun reddedilmesi veya herhangi
bir usulî sebeple kanun yolu incelemesine tâbi tutulmadan kararın kesinleşmesi
hâllerinde kanun yolu incelemesi yapılmış olmadığından, bu kararlar kanun
yararına temyiz edilebilir.
2577 sayılı Kanun'un 20/A ve 20/B maddeleri
uyarınca ivedi yargılama usûlü uygulanarak verilen ve istinaf kanun yoluna
başvurmadan temyiz edilebilen kararlardan temyiz incelemesinden geçmeden
kesinleşenlerin kanun yararına temyiz edilebileceği hususunda da tereddüt
bulunmamaktadır.
Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesine
göre kanun yararına temyiz; istinaf veya temyiz kanun yolları kapalı olduğu
için kesinleşmiş ya da istinaf veya temyiz kanun yolları açık olduğu halde
taraflardan hiçbirinin süresi içinde istinaf veya temyiz yoluna başvurmaması
sebebiyle kesinleşmiş olan idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare
mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı başvurulabilen olağanüstü bir
kanun yolu olup, bu karsılardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı
bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz edilmesi mümkündür.
"Kanun yararına bozma üzerine, kararı veren
mahkemece davaya yeniden bakılmaz, Mahkemenin bozmaya uygun yeni bir karar
vermesi gerekmez. Çünkü kanun yararına bozma kararının daha önce kesinleşmiş
olan hükmün hukukî sonuçlarını ve dolayısıyla tarafların hukukî durumunu
etkileyen bir sonucu yoktur. Bozmanın amacı, benzeri davalarda mahkemelerin
aynı hukukî yanlışlığı yapmalarını önlemek ve usûl ve esasa ilişkin hukuk
kurallarının belli bir doğrultuda uygulanmasını sağlamaktan ibarettir. Bu
nedenle, kanun yararına bozulmuş da olsa, kesinleşmiş karar hükmünü
yürütecektir. Kanun yararına bozma kararının Resmî Gazetede yayımlanması ile,
uygulanan hukuk kuralının Ülkenin her yanında aynı şekilde anlaşılmasını
sağlama amacı güdülmüştür" (YENİCE Kâzım, ESİN Yüksel, Açıklamalı
Içtihatlı Notlu İdarî Yargılama Usûlü, 1983, s. 735,736).
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık
ücret tarifesinin hazırlanması" başlıklı 168. maddesinde;
"Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı
içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak
avukatlık ücretinin asgarî hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye
Barolar Birliğine gönderirler.
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro
yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak
tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına
gönderilir. (Ek cümle; 16/6/2009-5904/35 md.) Şu kadar ki hazırlanan tarifede;
genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve
benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin
davalar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından
doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir.
Bu tarife Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde
Bakanlıkça karar verilmediği veya tarife onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak
Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği
gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen
bu tarife, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen
kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç
Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. 8 inci
maddenin altıncı fıkrası hükümleri kıyasen uygulanır.
Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı
veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas
alınır." hükmü getirilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun verdiği bu yetki kapsamında
2024 yılında uygulanacak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 21/09/2023 tarihli ve
32316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Tarifenin 13. maddesinin birinci
ve ikinci fıkralarında ise;
"(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde
gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor
ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci
kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin
ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci
fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu
Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2)
Ancak,
hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." düzenlemesi
yapılmıştır.
öte yandan; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanunun 55/1. maddesinde amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün
içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir
"ödeme emri" ile tebliğ olunacağı hükme bağlanmıştır.
Olayda İdare Mahkemesince; 61 AHR 430 plakalı aracı ile trafik
ihlaline karıştığından bahisle düzenlenen 03/02/2025 tarihli ve MB-60438882
sayılı 2.167,00-TL tutarındaki idari para cezası ile 25/01/2025 tarihli ve
MB-58266839 sayılı 2.167,00-TL tutarındaki trafik idari para cezasının tahsili
amacıyla düzenlenen 14/05/2025 tarihli ve 2025051466XgK0000032 ana takip dosya
numaralı ödeme emrinin; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline ve ödeme
emri uyarınca yapılan ödemenin iadesine karar verilmesi istemiyle açılan
davada, ödeme emrinin 25/01/2025 tarihli ve MB-58266839 sayılı trafik idari
para cezasına denk gelen kısmının iptaline ve bu kısma ilişkin yapılan
2.492,05TL ödemenin davacıya iadesine, ödeme emrinin 03/02/2025 tarihli ve
MB-60438882 sayılı trafik idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden davanın
reddine, karar tarihi itibariyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret
Tarifesi uyarınca ( hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez
düzenlemesi dikkate alınarak) belirlenen toplam 2.492,05 TL vekalet ücretinin
davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine hükmedilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinin (1)
numaralı fıkrasının (ğ) bendinde vekille takip edilen davalarda kanun gereğince
takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu, 326.
maddesinde kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm
verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her birinin
kısmen haklı çıkması durumunda mahkemenin yargılama giderlerini tarafların
haklılık oranına göre paylaştıracağı, 330. maddesinde ise vekil ile takip
edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin taraf
lehine hükmedileceği öngörülmüştür.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168.maddesinin 2. fıkrasında
genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve
benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin
davalar ve 6183 sayılı Kanun'un uygulanmasından doğan her türlü davaların
konusu para olsa veya para ile değerlendirilense dahi hükmün verildiği tarihte
yürürlükteki Tarifede öngörülen maktu ücrete göre avukatlık ücretinin
belirleneceği öngörülmüştür.
Yargılama giderlerinden olan vekalet ücretine ilişkin temel
düzenlemelerin kanunlarla yapılması ve buna göre her yıl uygulanacak vekalet
ücretlerinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile belirlenmesi Anayasamıza
egemen olan pek çok ilkenin bir yansımasıdır. Tüm vatandaşların haklarında
tesis edilen işlemlere ilişkin olarak mahkemelerde dava açabilmesi hak arama
özgürlüğünün temel unsurlarından biri olup, bu hakkın etkili bir şekilde
kullanılabilmesi noktasında avukatlardan yardım alınması da çoğu zaman bir gerekliliktir.
Bu hakkın kullanılması sırasında avukatlardan alınacak hukuki yardım nedeniyle
davanın taraflarının dava açmadan önce; yargılama giderlerinden olan vekâlet
ücretinin miktarını, hangi taraftan tahsil edileceğini önceden öngörebilmeleri
ve buna ilişkin şartların açıkça, taraflar arasında ayrım yapılmaksızın ve
objektif olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Tarafların, dava açmadan davanın kaybedilmesi durumunda ne
kadar vekalet ücreti ödeyeceklerini bilerek ona göre dava açmaları aynı zamanda
hukuki güvenlik ilkesinin de bir sonucudur.
Vekalet ücretlerinin önceden öngörülebilir, taraflar arasında
eşit uygulanmasına ilişkin bu temel yaklaşımın yanı sıra 1136 sayılı Avukatlık
Kanunu'nun 168. maddesinin 2. fıkrasında kanun koyucu özel bir düzenleme
getirmiştir. Buna göre idari davaları ya da vergi davalar gibi devletin tek
taraflı olarak yaptığı yüksek miktardaki vergilendirme veya parasal nitelikteki
cezai işlemlerine karşı açılan davalarda vekalet ücretinin dava konusu değere
göre belirlenmesi durumunda ilgili taraf lehine veya aleyhine yüksek oranlarda
yargılama giderine hükmedilmesi mümkün olabileceğinden, kanun koyucu söz konusu
davaların bu niteliğini de dikkate alarak tarafların yüksek miktarlarda vekâlet
ücreti tehdidi altında kalmalarını önlemek amacıyla dava değerinden bağımsız olarak
vekalet ücretini maktu olarak belirleme yoluna gitmiştir. Bu düzenleme ile aynı
zamanda gereksiz dava açılması, mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmesi de
önlenmeye çalışılmıştır.
Dava değerinin düşük olduğu idari davalarda, aleyhine karar
verilen tarafın ödeyeceği vekâlet ücretinin Tarifede belirlendiği üzere maktu
miktarda olması nedeniyle ilgili tarafa dava değerine göre daha fazla vekâlet
ücreti ödemesi söz konusu olmakla birlikte yukarıda da değinildiği gibi maktu
vekalet ücretinin kanunda açıkça düzenlenmesi, ilgililer açısından belirli ve
öngörülebilir olması, taraflar arasında eşit bir şekilde uygulanması karşısında
bu durum "Mahkemelere Erişim Hakkını" ihlal etmemektedir.
Bu itibarla, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin
2. fıkrasında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun
uygulanmasından doğan her türlü (ödeme emri dahil) davalarda yargılama gideri
olan avukatlık ücretinin dava değerinden bağımsız olarak maktu olarak
düzenlenmesi nedeniyle İdare Mahkemesince Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin
13. maddesinin 2. fıkrası dikkate alınmak suretiyle verilen kararda, vekalet
ücreti yönünden hukuka uygunluk görülmemiştir.
Nitekim, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 02/05/2001 tarihli ve
4667 sayılı Kanun'un 81. maddesiyle değiştirilen 168. maddesinin 2. fıkrasına
16/06/2009 tarihli ve 5904 sayılı Kanun'un 35. maddesiyle eklenen 2. cümlesinde
yer alan "...avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir." ibaresinin
Anayasa'nın 2., 35. ve 36.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali
istemiyle açılan dava Anayasa Mahkemesi'nin 03/06/2025 tarihli ve E:2024/192,
K:2025/126 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; Trabzon İdare Mahkemesince kesin olarak
verilen 18/12/2025 tarihli ve E:2025/1013, K2025/1977 sayılı kararın vekalet
ücretine ilişkin kısmı, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir
sonucu ifade ettiğinden, bu yönden kanun yararına temyizen incelenerek
bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesi uyarınca
talep olunur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği
görüşüldü:
Dava, davacı tarafından, 61 AHR 430 plakalı aracı ile trafik
ihlaline karıştığından bahisle tesis edilen 03/02/2025 tarih ve MB-60438882
sayılı 2.167,00-TL tutarındaki idari para cezası ile 25/01/2025 tarih ve
MB-58266839 sayılı 2.167,00-TL tutarındaki trafik idari para cezasının tahsili
amacıyla düzenlenen 14/05/2025 tarih ve 2025051466XgK0000032 ana takip dosya
numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır.
Trabzon İdare Mahkemesi Hakimliği'nin 18/12/2025 gün ve
E:2025/1013, K:2025/1977 sayılı kararıyla; davalı idarece idari para cezasına
ilişkin 25/01/2025 tarih ve MB-58266839 sayılı işlemin davacıya usulüne uygun
şekilde tebliğ edildiğinin ortaya konulamadığı, davacı adına muhtara yapılan
tebligata ilişkin tebligat zarfındaki adresin davacının bilinen en son adresi
ve/veya mernis adresi olduğunun ispat edilemediği, bu haliyle ödeme emrinin
dayanağını oluşturan idari para cezasının usulüne uygun şekilde davacıya tebliğ
edilmeksizin ödeme emri düzenlendiği, ödeme emrinin anılan trafik idari para
cezasına ilişkin kısmında hukuka uygunluk görülmediği, öte yandan, ödeme
emrinin diğer kısmına ilişkin 03/02/2025 tarih ve MB-60438882 sayılı trafik
idari para cezasının davacıya usulüne uygun tebliğ edildiği ve anılan idari
para cezasından ibaret kamu alacağının kesinleştiği görülmekle beraber ödeme
emrinin bu kısmında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, ödeme emrinin
25/01/2025 tarih ve MB-58266839 sayılı trafik idari para cezasına denk gelen
kısmının iptaline ve bu kısma ilişkin yapılan 2.492,05-TL ödemenin davacıya
iadesine, ödeme emrinin 03/02/2025 tarih ve MB-60438882 sayılı trafik idari
para cezasına ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, dava konusu ödeme emrinin
iptali ve ödenen meblağın iadesi talebinin kısmen kabulü nedeniyle güncel
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 2.492,05-TL vekalet ücretinin
davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, dava konusu ödeme emrinin İptali
ve ödenen meblağın iadesi talebinin kısmen reddi nedeniyle güncel Avukatlık
Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 2.492,05-TL vekalet ücretinin davacıdan
alınarak davalı idareye ödenmesine kesin olarak karar verilmiştir.
Danıştay Başsavcısı tarafından, yukarıda yer verilen düşünce
doğrultusunda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca
Trabzon İdare Mahkemesinin 18/12/2025 gün ve E:2025/1013, K:2025/1977 sayılı
kararının hüküm fıkrasında yer alan vekalet ücretine ilişkin kısmının
yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade ettiği belirtildiğinden kararın bu
kısmının kanun yararına temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun
Yararına Temyiz" başlıklı 51. maddesinde; "1. (Değişik:
5/4/1990-3622/20 md.) İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin
kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden
kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı
bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya
kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir. 2.
(Değişik: 5/4/1990 - 3622/20 md.) Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde
karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan
merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz. 3. Bozma kararının bir örneği
ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır." hükmüne yer
verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31.
maddesi atfıyla uygulanan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ğ) bendinde vekille takip edilen davalarda
kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden
olduğu, 326. maddesinde kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin
aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki
taraftan her birinin kısmen haklı çıkması durumunda mahkemenin yargılama
giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı, 330. maddesinde
ise vekil ile takip edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir olunacak
vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedileceği öngörülmüştür.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun, "Avukatlık
ücreti" başlıklı 164. maddesinin 1. fıkrasında, "Avukatlık ücreti,
avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade
eder."; "Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması" başlıklı 168.
maddesinde, "Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı içerisinde,
yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin
asgarî hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine gönderirler.
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri
de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar
hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. Şu kadar ki hazırlanan tarifede;
genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve
benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin
davalar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun
uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu
olarak belirlenir. Bu tarife Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren bir
ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya tarife onaylandığı takdirde
kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek
üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri
gönderir. Geri gönderilen bu tarife, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca
üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde
onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet
Bakanlığına bildirilir. 8 inci maddenin altıncı fıkrası hükümleri kıyasen
uygulanır. Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya
dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır."
hükümlerine yer verilmiştir.
04/11/2025 tarih ve 33067 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 1. maddesinde;
"Mahkemelerde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındaki uyuşmazlığı
sonlandıran her türlü merci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce
karşı tarafa yükletilmesi gereken avukatlık ücretinin tayin ve takdirinde,
19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve bu Tarife hükümleri
uygulanır.", hükmü, "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret"
başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının
ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile
değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu
Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla
(7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci
maddenin birinci fıkrası, 16 nci maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak
kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2)
Ancak,
hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3)
Maddi
tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu
Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine
belirlenen ücreti geçemez.
(4)
Maddi
tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu
Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." hükümleri yer
almaktadır.
Anılan Tarife'nin İkinci Kısmının,
"Yargı Yerleri ile İcra ve İflas
Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olmayan veya Para ile Değerlendirilemeyen
Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret" başlıklı İkinci Bölümünde,
17.
İdare
ve Vergi Mahkemelerinde takip edilen davalar için
a)
Duruşmasız
İse 30.000,00 TL
b)
Duruşmalı
ise 40.000,00 TL
hükümlerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; 61 AHR 430 plakalı aracı
ile trafik ihlaline karıştığından bahisle tesis edilen 03/02/2025 tarihli ve
MB-60438882 sayılı 2.167,00-TL tutarındaki idari para cezası ile 25/01/2025
tarihli ve MB-58266839 sayılı 2.167,OO-TL tutarındaki trafik idari para
cezasının tahsili amacıyla düzenlenen 14/05/2025 tarihli ve
2025051466XgK0000032 ana takip dosya numaralı ödeme emrinin; hukuka aykırı
olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemiyle davanın açıldığı
anlaşılmaktadır.
İptal davası, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idari İşlemler hakkında
yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı
olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından
açılan davalar olarak tanımlanmıştır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere, iptal
davasının konusu idari işlemdir. İdari işlem, bir idari makam tarafından, bir
kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla kamu gücü kullanılarak ve tek yanlı
iradeyle yapılan kesin işlemlerdir.
Somut uyuşmazlıkta davaya konu edilen ödeme emri de
bir idari işlemdir. Mahkemece ödeme emrinin iptali ile birlikte ödenen meblağın
iadesine hükmedilmiş olması dava konusunu tazminat istemine dönüştürmeyecektir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun
168. maddesinin 2. fıkrası hazırlanacak avukatlık ücret tarifesinde hangi
davalar için maktu, hangi davalar için nispi vekalet ücretine hükmedileceğini
belirleme yetkisini Türkiye Barolar Birliği ve Adalet Bakanlığı'na vermiştir.
Avukatlık Kanunu'na dayanılarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret
Tarifesi'ne (Tarife) göre hukuki yardımların konusu para veya para ile
değerlendirilemiyor ise belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi
gerekmektedir. İptal davaları da, idari bir işlemin hukuka uygunluğunun
denetlendiği, parasal bir alacak ya da tazminat talebi bulunmayan davalar
olduğundan Tarife'nin İkinci Kısmının İkinci Bölümü'nde yer alan maktu vekalet
ücretine hükmedilecektir.
Uyuşmazlık, bir idari işlemin (ödeme emrinin)
iptali isteminden kaynaklandığından, Tarife'nin İkinci Kısmının İkinci
Bölümü'ne göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken Tarife'nin 13.
maddesinin 2. fıkrasının nispi vekalet ücretinin üst sınırını ilgilendiren
hükmünün tatbik edilmesi suretiyle belirlenen vekalet ücretinde hukuka uyarlık
bulunmadığı ve verilen hükmün yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade
ettiği sonucuna vanlmıştır.
----------o----------