R.Gazete No: 33285
R.G. Tarihi: 19.06.2026
DANIŞTAY KARARI
Danıştay Vergi Dava
Daireleri Kurulundan:
Esas No : 2025/26
Karar No : 2026/6
ÖZET: Mükelleflerin "özel
esaslar/3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca iade
talepleri vergi incelemesine göre sonuçlandırılacak mükellefler"
kapsamına alınmasına dair işlemin iptali istemiyle açılan davada, uyuşmazlığın
esasının, söz konusu işleme dayanak alınan hususların hukuka uygun olup
olmadığı yönünden incelenerek bir karar verilmesi gerektiği hakkında,
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI
ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ
İSTEMİ HAKKINDA KARAR
I.
AYKIRILIĞIN
GİDERİLMESİ
İSTEMİNDE
BULUNAN: Konya Bölge idare Mahkemesi Başkanlar Kurulu
II.
İSTEMİN
ÖZETİ: Davacılar tarafından, "özel esaslar/3065 sayılı Katma
Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca iade talepleri vergi incelemesine
göre sonuçlandırılacak mükellefler" kapsamına alınmaya dair işlemlerin
iptali istemiyle açılan davalarda verilen Konya Bölge idare Mahkemesi 1. Vergi
Dava Dairesinin 27/03/2025 tarih ve E:2025/139, K;2025/290 sayılı kararı ile
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 07/07/2025 tarih ve
E:2025/1544, K:2025/1546 sayılı, 28/01/2025 tarih ve E:2025/272, K:2025/125
sayılı kararları arasındaki aykırılığın, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri,
İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında
Kanun'un 3/C maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca, Konya Bölge
İdare Mahkemesi 1, Vergi Dava Dairesinin kararı doğrultusunda giderilmesi,
istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanın bu yöndeki talebini uygun gören Konya
Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 06/10/2025 tarih ve E:2025/19,
K:2025/19 sayılı kararıyla istenmiştir.
III.
AYKIRILIĞIN
GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI:
A.
Konya
Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin E:2025/139 sayılı dosyasına konu
yargılama süreci:
Dava konusu istemin özeti: Davacı
tarafından, özel esaslar kapsamına alınmasına dair işlemin iptali istemiyle
dava açılmıştır.
Antalya 1. Vergi Mahkemesinin 23/12/2024 tarih
ve E:2024/813, K:20 24/823 sayılı kararının özeti:
Davalı idarenin savunma dilekçesinde, 28/07/2024 tarih ve 7524
sayılı Kanun'un 21, maddesiyle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 36.
maddesinde yapılan değişiklik uyarınca Katma Değer Vergisi Genel Uygulama
Tebliği'nin (IV/E) bölümünün 31/10/2024 tarihi itibarıyla yürürlükten
kaldırılmış olması nedeniyle bu tarihten önce özel esaslar kapsamına alınmış
mükelleflerle ilgili işlemlerin sona erdirildiği, bu kapsamda davacı şirketin
özel esaslar kapsamında yer almadığı belirtildiğinden, davanın konusuz kaldığı
sonucuna ulaşılmıştır.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle konusu kalmayan dava hakkında
karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Davalının istinaf istemini inceleyen Konya Bölge İdare
Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 27/03/2025 tarih ve E:2025/139, K:2025/290
sayılı kararının özeti:
İdari işlemler oluşmadan önce idari usuller kapsamında birçok
hazırlayıcı işlem tesis edilebilir. Bu tür İşlemlerin, kesin ve nihai işlem
olan idari-icrai işlemi ortaya çıkarmak amacıyla yapıldıkları, kişiyi ve konuyu
doğrudan doğruya hedef almadıkları ve dolayısıyla üçüncü kişilerin hukuksal
durumları üzerinde ve hukuk düzeninde tek başlarına bir hukuksal değer
taşımadıkları kabul edilerek iptal davasına konu edilemeyeceği ileri sürülür.
Hazırlık işleminin yapıldığı sırada nihai işlemin ne olacağı belirsiz olup
bazen hazırlık işlemi tamamlanmasına rağmen nihai işlem ortaya
çıkmayabilmektedir. Örneğin vergi incelemesi süreci de içinde birçok idari
işlem ve prosedürü barındırmasına karşın, Danıştay ve vergi mahkemesi
içtihatları gereği hazırlayıcı işlem niteliğinde olduklarından bu süreçte tesis
edilen işlemlerin tek başlarına dava konusu edilemeyecekleri, vergi incelemesi
sürecinde ileri sürülebilecek hukuka aykırılık iddialarının nihai işlemin
(örneğin; tarhiyat, ceza, rapora göre 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 160.
maddesi uyarınca resen terkin işlemi, rapor sonucuna göre devreden katma değer
vergisinin veya gelecek yıla devreden kurum kazancının azalması gibi) dava
konusu edilmesi ile ileri sürülebileceği kabul edilmektedir.
Dava konusu işlem, katma değer vergisi iadesi işlemlerine
yönelik bir hazırlayıcı (ön) işlem mahiyetinde olduğundan, bu işlemin tesis
edilmesi sürecinde yer alan hukuka aykırılık iddialarının, ancak mükellefler
tarafından katma değer vergisi iade talebinde bulunulup yapılan inceleme
sonucuna göre talep tamamen veya kısmen reddedildiğinde, bu ret işleminin
iptali istemiyle açılacak davalarda ileri sürülmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, sahte veya muhteviyatı itibarıyla
yanıltıcı belge düzenleme yönünden özel esaslar kapsamına alınan başka bir
şirketin ortağı olan şahsın davacı şirketin de ortağı olması nedeniyle
27/09/2024 tarih ve 3297 sayılı giriş olay numarası ile davacı şirketin özel
esaslara tabi olduğu, 31/10/2024 tarih ve 32708 sayılı Resmî Gazete'de
yayımlanarak yürürlüğe giren Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde
Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 52) ile yapılan değişiklik uyarınca
Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin (IV/E) bölümü yürürlükten
kaldırıldığından davacı şirketin özel esaslar kapsamında yer almadığı,
davacının durumunun devam etmesi ve katma değer vergisi iadesi talep etmesi
hâlinde bu iade talebinin Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca
vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirileceğine dair kayıt düşülmesi
üzerine, söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı
anlaşılmaktadır.
25/03/2025 tarihli ara kararı üzerine davalı
idarece verilen 26/03/2025 tarihli cevap yazısında, davacının katma değer
vergisi iade talebinin bulunmadığı belirtilmiştir.
Davacı tarafından, dava konusu edilmek istenen
işlemin hukuka aykırı olduğuna yönelik birtakım iddialar sunulduğu
görülmektedir. Ancak ilgili mevzuat ve açıklamalar gereği dava konusu işlem
hazırlayıcı (ön) işlem olduğundan, bu iddiaların ancak nihai işlem
tamamlandıktan sonra bu işleme karşı açılacak davada ileri sürülebileceği, dava
konusu işlemin bu hâliyle hiçbir hak ve yükümlülük doğurmadığı, hukuksal
düzende bir yenilik getirmediği ve nihai işlemin ortaya konabilmesi için
yapılan hazırlayıcı (ön) işlem mahiyetinde kaldığı açıktır. Kaldı ki, Katma
Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca iade hakkı doğuran işlemlerden
kaynaklanan iade taleplerinin vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine
getirilmesinin esas yöntem olarak belirlendiği ve davacı yönünden esas kurala
aykırı bir uygulamanın da söz konusu olmadığı, dolayısıyla dava konusu işlemin
idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmaması
nedeniyle incelenmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığından, konusu kalmayan
davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda verilen kararda
hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle istinaf istemini
kabul ederek Vergi Mahkemesi kararını kaldırmış ve davayı kesin olarak
incelenmeksizin reddetmiştir.
B.
İstanbul
Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin E:2025/1544 sayılı dosyasına
konu yargılama süreci:
Dava konusu istemin özeti: Davacı
tarafından, özel esaslar kapsamına alınmasına dair işlemin iptali istemiyle
dava açılmıştır.
Dava konusu işlemin kesin ve yürütülmesi gereken
bir işlem olmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddi yolunda verilen
Vergi Mahkemesi kararının, Vergi Dava Dairesince, aksi yöndeki gerekçeyle
kaldırılarak uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmek üzere dosyanın
gönderilmesini müteakip verilen İstanbul 13. Vergi Mahkemesinin 30/04/2025
tarih ve E:2025/390, K:2025/830 sayılı kararının özeti:
İlgili mevzuat hükümlerinin incelenmesinden,
mükelleflerin, iade taleplerine ilişkin olarak daha önce "özel esaslara
tabi mükellefler/KDV iade talepleri özel esaslara tabi olarak
gerçekleştirilecek mükellefler" gibi açıklama ve ibareler altında
yapılan sınıflandırmanın (kategorizasyonun), "KDV Kanununun 36. Maddesi
uyarınca iade Talepleri incelemeye Göre Sonuçlandırılacaktır"
açıklamasıyla sürdürüldüğü, bunun yanı sıra Katma Değer Vergisi Genel Uygulama
Tebliği'nin "IV. KDV ladesinde Ortak Hususlar" başlıklı
bölümünün "A2. İadeleri Vergi incelemesine Tabi Olanlar"
başlıklı alt bölümünde iade talepleri esasen inceleme sonucuna göre
gerçekleştirilecek mükelleflerin gruplandırdığı (bu gruplardan birine dâhil
olmayan mükelleflerin iade taleplerinin ise Tebliğ'in önceki bölümlerinde, iade
hakkı doğuran işlemler itibarıyla belirlenmiş diğer usul ve esaslara göre
yapılmaya devam olunacağı) dikkate alındığında, Kanun hükmünde yapılan
değişikliğin tüm iade taleplerini kapsadığının kabulünün (tüm mükelleflerin
iade taleplerinin inceleme sonucuna göre yerine getirileceğinin) de mümkün
bulunmadığı, bu nedenle bahsedilen gruplara dâhil bulunmayan mükelleflerden
farklı olarak Mükellefe ait olumsuz rapor tespiti listesine alınmasına"
ibaresiyle tesis edilen kategorizasyon işlemlerinin, bu ibareyle kategorize
edilen mükelleflerin ticari faaliyetlerini ve hukuki menfaatlerini etkilemeye
devam ettiği gibi kategorizasyon İşlemlerinin farklı ibare/açıklamalarla
sürdürüldüğü anlaşılmıştır.
Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacı
hakkında Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca iade talepleri
İncelemeye göre sonuçlandıracak mükellefler listesine alınma işleminin
uygulandığı görülmekte olup Anayasa'da veya söz konusu kanuni düzenlemelerde
mükelleflerin kategorizasyona tabi tutulmasına dair davalı idare veya üst
makamlara hiçbir yetkinin verilmediği, Kanun'da buna dair herhangi bir
düzenlemenin bulunmadığı, bu yönüyle dava konusu işlemin yasal dayanağı bulunmadığı
gibi Anayasa'da güvence altına alınan çalışma hürriyetinin ihlaline yol açacağı
ve vergi barışını bozabilecek nitelikte olduğu görüldüğünden, söz konusu
işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle dava konusu işlemi iptal
etmiştir.
Davalının istinaf istemini inceleyen İstanbul Bölge İdare
Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 07/07/2025 tarih ve E:2025/1544, K:2025/1546
sayılı kararının özeti:
Vergi Mahkemesi kararı usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını
gerektiren bir neden bulunmamaktadır.
Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle istinaf istemini kesin olarak
reddetmiştir.
C.
İstanbul
Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin E:2025/272 sayılı dosyasına konu
yargılama süreci:
Dava konusu istemin özeti: Davacı tarafından, özel
esaslar kapsamına alınmasına dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İstanbul 13. Vergi Mahkemesinin 17/12/2024 tarih ve
E:2024/2101, K:2024/2150 sayılı kararının özeti:
Dosyanın incelenmesinden, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama
Tebliği'nde 31/10/2024 tarihinde yapılan değişiklik ile özel esaslar
uygulamasına yönelik düzenlemelerin kaldırıldığı, davanın açılış tarihinin özel
esaslar uygulamasının kaldırılmasından sonra olduğu, bu durumda dava konusu
işlemin idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem
olmaması nedeniyle incelenmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle davayı incelenmeksizin
reddetmiştir.
Davacının istinaf istemini inceleyen İstanbul
Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 28/01/2025 tarih ve E:2025/272,
K:2025/125 sayılı kararının özeti:
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından Katma
Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca iade talepleri incelemeye göre
sonuçlandıracak mükellefler kapsamına alınma işleminin iptali istemiyle bakılan
davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlem
sonucunda, davacının ticari ilişkileri ve itibarının zedelenebileceği, bazı
ekonomik kayıplara uğramasına yol açılabileceği, ticari ilişkide bulunduğu
mükelleflerde tereddütlere yol açılarak ticari hayatının olumsuz
etkilenebileceği, dolayısıyla, bu hâliyle, davacı adına tesis edilmiş,
davacının kişisel menfaatini etkileyen ve idari davaya konu edilebilecek kesin
ve yürütülebilir bir işlemin bulunduğu sonucuna varıldığından, işin esasının
incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, idari davaya konu
edilebilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem bulunmadığından bahisle
davanın incelenmeksizin reddi yolunda verilen kararın kaldırılması ve dava
dosyasının tekemmül ettirilerek işin esası hakkında karar verilmek üzere
Mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.
Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle
Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasına, belirtilen gerekçe dikkate alınarak
yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine
kesin olarak karar vermiştir.
IV.
İNCELEME
VE GEREKÇE:
A. İLGİLİ HUKUK:
i.
İlgili
Mevzuat:
1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dilekçeler
üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasının
ilgili kısmı şu şekildedir:
"3. (Değişik:
5/4/1990-3622/5 md.) Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği
bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya
görevlendireceği bir üye tarafından:
...
d) İdari davaya konu olacak
kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,
...
Yönlerinden sırasıyla incelenir."
2.
2577
sayılı Kanun'un "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şu şekildedir:
"1. (Değişik: 5/4/1990-3622/6 md.) Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince
yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık
görülürse, 14 üncü maddenin;
...
b) 3/c,
3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine,
...
Karar verilir."
3.
3065
sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesinin ikinci fıkrasının, 7524
sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 01/09/2024 tarihinde yürürlüğe
giren 21. maddesiyle değiştirildikten sonraki hâli şu şekildedir:
"Bu Kanun hükümleri uyarınca iade hakkı doğuran
işlemlerden kaynaklanan iade taleplerinin vergi inceleme raporu sonucuna göre
yerine getirilmesi esastır. Şu kadar ki, Hazine ve Maliye Bakanlığı;
mükellefiyet süresi, çalışan sayısı, aktif ve özsermaye büyüklüğü, ödenen vergi
tutarı, vergisel ödevlerin zamanında yerine getirilip getirilmediği, sahte veya
muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma yönünde olumsuz
rapor ya da tespit bulunup bulunmadığı gibi kriterleri esas alarak mükelleflerin
vergisel uyum seviyeleri ve bu uyum seviyelerine göre farklı iade yöntemleri
tespit etmeye, iade alacağının mahsup edileceği vergi borçları ile iadeye
İlişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir."
ii. İlgili Karar:
1.
Danıştay
Vergi Dava Daireleri Kurulunun 09/04/2025 tarih ve E:2025/1, K:2025/13 sayılı
kararının ilgili bölümleri şu şekildedir:
"
...
Vergi idaresi, vergi kanunları uyarınca iadesi
gereken vergilerin haksız yere alınması ve vergi kaybının önlenmesi amacıyla
ilgililer hakkında tek yanlı iradesiyle kesin ve yürütülmesi zorunlu ve
ilgililerin menfaatini etkileyecek nitelikte bazı idari işlemler tesis
edebilmektedir. Bu idari işlemlerden biri de 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı
Resmî Gazete'de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin,
31/10/2024 tarih ve 32708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 52 Seri No.lu Katma
Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile
değiştirilmeden önceki hâlinde yer alan "IV. KDV ladesinde Ortak
Hususlar/E. Özel Esaslar" başlıklı bölümüne göre tesis edilen "özel
esaslara tabi mükellefler kapsamına alınma" işlemidir.
...
Özel esaslara tabi mükellefler kapsamına alınma işleminin,
ilgili kişi ile bu kişiyle hukuki ilişki içinde bulunan kişilere de sirayet
etme özelliğine sahip olduğu dikkate alındığında bu işlemin, anılan kişilerin
vergisel hak ve yükümlülükleri ile ticari hayatı üzerinde hukuki etki ve
sonuçlar doğurabileceği açıktır.
…"
B. HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2576 sayılı Bölge İdare
Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri
Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca karar veren
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten
sonra konu ile ilgili kararlar ve mevzuat incelenerek gereği görüşüldü:
i.
Usul
Yönünden:
Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairelerince kesin
olarak verilen kararlar arasındaki aykırılık, mükelleflerin "özel
esaslar/3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca iade
talepleri vergi incelemesine göre sonuçlandırılacak mükellefler" kapsamına
alınmasına dair işlemin iptali istemiyle açılan davada, uyuşmazlığın esasının
incelenip incelenemeyeceği hususunda ortaya çıkmıştır.
Anılan kararlar arasında, belirtilen şekilde
kapsama alınmaya yönelik işleme karşı dava açılmadan önce idareye
başvurulmasının gerekip gerekmediği hususunda bir aykırılık bulunmadığından,
aykırılığın giderilmesi istemi hakkındaki işbu karar, bu yönden herhangi bir
değerlendirme içermemektedir.
ii.
Esas
Yönünden:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde iptal davası, idari işlemler
hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı
olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından
açılan davalar olarak tanımlanmıştır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere iptal
davasının konusu idari işlemdir.
Bununla birlikte, her idari işleme karşı iptal
davası açılabilmesinin idarenin işleyişini olumsuz yönde etkileyebileceğini
öngören kanun koyucu, İptal davasına konu edilebilecek idari işlemlerin, kesin
ve yürütülmesi gereken bir işlem olmasını idari yargıya ilişkin bir usul kuralı
olarak düzenlemiştir.
İdari işlemin kesinliği, onun, hukuk düzeninde
varlık kazanabilmesi için uyulması gereken idari prosedürün son aşamasının da
geçirilmiş olmasını, başka bir idari makamın onayına ihtiyaç göstermeyen bir
aşamaya gelmiş bulunmasını ifade eder. İdari işlemin yürütülmesinin gerekli
(icrai) olması ise, onun, uygulandığında, hukuk düzeninde veya hedef aldığı
kişi ya da kişilerin hukukunda değişiklik meydana getirebilecek nitelikte
olması anlamına gelir. Bu bakımdan, kişileri farklı hukuki statü kapsamına
alan, kişilerin, bir haktan yararlanma biçimini belirleyen, kimi haklan
kullanmasını engelleyen, vergisel hak ve yükümlülükleri üzerinde hukuki etki ve
sonuçlar doğuran işlemler, icrai işlemlerdir.
Öte yandan, idari işlemlerin dava konusu
edilebilirliğiyle ilgili koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesi
ve ilgili usul kurallarının uygulanması sırasında, söz konusu usul kuralının
öngörülmesiyle ulaşılmak istenen kamu yararı ile bireyin menfaatleri arasında
adil bir denge gözetilmelidir. Bu bağlamda, idari işlemin icrailik vasfından
hareketle dava konusu edilebilirliğinin değerlendirilmesinde kamu yararı ile
bireyin menfaatleri arasındaki denge kurulurken dava konusu edilen işlemin mahiyeti,
işlemin ilgilinin hukuki durumuna ne şekilde etkilerinin olduğu ve işlemin dava
konusu edilememiş olmasından dolayı ortaya çıkacak etkilerin ilgiliye bir
külfet yükleyip yüklemediği gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir.
Vergi idaresi, vergi kanunları uyarınca iadesi
gereken vergilerin haksız yere alınması ve vergi kaybının önlenmesi amacıyla
ilgililer hakkında tek yanlı iradesiyle ve ilgililerin menfaatini etkileyecek
nitelikte bazı idari işlemler tesis edebilmektedir. Bu idari işlemlerden biri
de "özel esaslar/3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesi
uyarınca iade talepleri vergi incelemesine göre sonuçlandırılacak
mükellefler" kapsamına alınma işlemidir.
Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin "IV.
KDV ladesinde Ortak Hususlar/A2. İadeleri Vergi İncelemesine Tabi Olanlar"
başlıklı bölümünde, hangi mükelleflerin değinilen kapsama alınacağı düzenlenmiş
ve buna ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Bunun yanında, Tebliğ'in ilgili
bölümlerinde iade hakkı doğuran işlem türleri itibarıyla iade için belirlenen
usul ve esaslar çerçevesinde mükelleflerin katma değer vergisi iade
taleplerinin teminat veya yeminli mali müşavir raporu karşılığı yerine getirilmesi
usullerine de yer verilmiştir. Buna göre mükelleflerin hukuki durumu yönünden
belirlemeler yapılarak farklı iade statü ve yöntemleri getirilmiştir.
Uygulamada, Tebliğ'in yukarıda değinilen bölümüne
dâhil olduğu tespit edilen mükellefler, bu durumun vergi dairesine intikal
etmesini müteakip "özel esaslar/3065 sayılı Katma Değer Vergisi
Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca iade talepleri vergi incelemesine göre
sonuçlandırılacak mükellefler" kapsamına alınmaktadır. Değinilen
husus, bu şekilde kapsama alınan bir mükellefin ticari ilişki içinde bulunduğu
diğer mükelleflerin, katma değer vergisi iadesi talep etmeleri sonrasında
oluşan katma değer vergisi iade kontrol raporlarında veya tam tasdik
sözleşmelerinin bulunduğu yeminli mali müşavirleri tarafından vergi dairesinden
bilgi talep edilmesi durumunda karşılarına çıkmaktadır. Dolayısıyla, belirtilen
kapsama alınma işleminin, ilgili kişi ile bu kişiyle hukuki ilişki içinde
bulunan kişilere de sirayet etme özelliğine sahip olduğu dikkate alındığında,
hakkında belirtilen kapsama alınma işlemi tesis edilen kişiyle hukuki ilişki
içinde bulunanlar, haklarında bu işlemin tesisine sebebiyet veren durumu
ortadan kaldırmak için, ilgili kişi ile olan hukuki bağlarını sonlandırma
tercihinde bulunabilirler. Bu durumun ilgili mükellefin ticari hayatını ve
ekonomik durumunu olumsuz yönde etkileyebileceği açıktır.
Buna göre, "özel esaslar/3065 sayılı Katma
Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca iade talepleri vergi incelemesine
göre sonuçlandırılacak mükellefler" kapsamına alınmaya yönelik
işlemin, ilgili mükellefin vergisel hak ve yükümlülükleri üzerinde hukuki etki
ve sonuçlar doğurduğu, işlem sonucunda ticari ilişkileri ve itibarının
zedelenebileceği, bazı ekonomik kayıplara uğramasına yol açılabileceği ve ticari
ilişkide bulunduğu mükelleflerde tereddütlere yol açılarak ticari hayatının
olumsuz etkilenebileceği dikkate alındığında, söz konusu işlemin idari davaya
konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem niteliğinde olduğu, bu
işleme karşı açılan davada uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği
hususunda herhangi bir duraksama bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, söz konusu inceleme yapılırken,
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesinin ikinci fıkrasının,
7524 sayılı Kanun'un 01/09/2024 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesiyle
değiştirildikten sonraki hâlinin dikkate alınması önem arz etmektedir.
Anılan değişiklikle, mükelleflerin katma değer
vergisi iade hakkı doğuran işlemlerden kaynaklanan iade taleplerinin vergi
inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilmesi, temel iade yöntemi olarak
belirlenmiştir. Buna göre bütün mükellefler, ilke olarak bu yönteme tabidir.
Bununla birlikte kanun koyucu, bütün mükelleflerin incelemeye alınmasını maddi
olarak mümkün görmemiş, belirli ölçütlere göre olumsuzluk taşımayan
mükelleflerin iade taleplerinin alternatif yöntemlerle yerine getirilmesine de
imkân sağlamıştır.
Bu kapsamda, hâlihazırda maddede yer alan Hazine ve
Maliye Bakanlığının, mükellefiyet süresi, çalışan sayısı, aktif ve özsermaye
büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, vergisel ödevlerin zamanında yerine getirilip
getirilmediği, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya
kullanma yönünde olumsuz rapor ya da tespit bulunup bulunmadığı gibi kriterleri
esas alarak mükelleflerin vergisel uyum seviyeleri ve bu uyum seviyelerine göre
farklı iade yöntemleri tespit etme yetkisi korunmuştur.
Bu doğrultuda, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama
Tebliği'ne, 52 Seri No.lu Tebliğ ile eklenen "IV. KDV ladesinde Ortak
Hususlar/A1. Genel Açıklama" başlıklı bölümde, mükelleflerin katma
değer vergisi iade hakkı doğuran işlemlerden kaynaklanan iade taleplerinin
vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilmesi gerektiği, 3065 sayılı
Kanun'un 36. maddesinin Hazine ve Maliye Bakanlığına verdiği yetki çerçevesinde
mükelleflerin katma değer vergisi iade taleplerinin, Tebliğin ilgili
bölümlerinde iade hakkı doğuran işlem türleri itibarıyla iade için belirlenen
usul ve esaslara göre yerine getirilmesinin uygun görüldüğü açıklanmıştır.
Aynı Tebliğ'in "IV. KDV ladesinde Ortak
Hususlar/A2. İadeleri Vergi İncelemesine Tabi Olanlar" başlıklı
bölümünde ise, hakkında bu bölümde sayılan olumsuz rapor ve tespitler bulunan
mükelleflerin iade talepleri yönünden bahsedilen yetki kullanılmamış ve söz
konusu iade taleplerinin vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine
getirileceği belirtilmiştir.
Anılan düzenlemeler karşısında, Tebliğ'in yukarıda
değinilen bölümüne dâhil olduğu tespit edilen mükellefler hakkında, bu durumun
vergi dairesine intikal etmesini müteakip tesis edilen "özel
esaslar/3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca iade
talepleri vergi incelemesine göre sonuçlandırılacak mükellefler"
kapsamına alınmaya yönelik işlemlerin, yasal bir dayanağının bulunmadığından
bahsedilemeyeceği açık olup kanun koyucunun katma değer vergisi iadelerinde tüm
mükellefler için ilkesel olarak öngördüğü iade yönteminin, hakkında olumsuz
rapor veya tespit bulunan mükelleflere uygulanmasına yönelik olarak yapılan
belirlemenin hukuka aykırı bir kategorizasyon, kodlama vb. olarak
değerlendirilmesine imkân bulunmamaktadır.
Diğer yandan, idari yargı merciince "özel
esaslar/3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca iade
talepleri vergi incelemesine göre sonuçlandırılacak mükellefler"
kapsamına alınma işlemine karşı açılan davada uyuşmazlığın esası incelenirken,
idarece bu işlemin tesis edilmesine dayanak gösterilen ve Tebliğin 'IV. KDV
ladesinde Ortak Hususlar/A2. İadeleri Vergi İncelemesine Tabi Olanlar"
başlıklı bölümünde gösterilen hukuksal nedenlerin maddi olayda gerçekleşip
gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Bu durumda, mükelleflerin "özel
esaslar/3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca iade
talepleri vergi incelemesine göre sonuçlandırılacak mükellefler"
kapsamına alınmasına dair işlemin iptali istemiyle açılan davada, uyuşmazlığın
esasının, söz konusu işleme dayanak alınan hususların (Tebliğ'in "IV.
KDV iadesinde Ortak Hususlar/A2. İadeleri Vergi İncelemesine Tabi Olanlar"
başlıklı bölümünde belirtilen hususlar) hukuka uygun olup olmadığı yönünden
incelenerek bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
V. SONUÇ:
Açıklanan hukuksal nedenler ve
gerekçeyle aykırılığın, mükelleflerin "özel esaslar/3065 sayılı Katma
Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca İade talepleri vergi incelemesine
göre sonuçlandırılacak mükellefler" kapsamına alınmasına dair işlemin
iptali istemiyle açılan davada, uyuşmazlığın esasının, söz konusu işleme
dayanak alınan hususların hukuka uygun olup olmadığı yönünden incelenerek bir
karar verilmesi gerektiği yönünde giderilmesine, 01/04/2026 tarihinde
oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
----------o----------