R.Gazete No: 33293
R.G. Tarihi: 27.06.2026
DANIŞTAY KARARI
Danıştay Yedinci Daire Başkanlığından:
Esas No: 2026/1054
Karar No: 2026/1847
KANUN YARARINA TEMYİZ EDEN : Danıştay
Başsavcılığı
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av....-
(E-Tebligat)
DAVALI: İstanbul Defterdarlığı
(Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Müdürlüğü) -
(E-Tebligat)
VEKİLİ: Av. ... - Aynı adreste
İSTEMİN KONUSU İstanbul 14. Vergi Mahkemesi Hakimliğinin 31/12/2025 tarih ve E:2025/993, K:2025/2765 sayılı kararının kanun yararına temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: Davacının banka nezdindeki altın
hesabı üzerinden fiziki teslimat olmaksızın gerçekleştirdiği kaydi altın alım
işlemi nedeniyle yapılan 97,96 TL tutarındaki banka ve sigorta muameleleri
vergisi kesintisinin iptali ile anılan tutarın tecil faiziyle birlikte iadesi
istemiyle dava açılmıştır.
Kanun yararına temyiz edilen kararın özeti: İstanbul 14. Vergi Mahkemesi Hakimliğinin 31/12/2025 tarih ve E:2025/993, K:2025/2765 sayılı kararıyla, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından tesis edilen 21/05/2020 tarih ve 53703 sayılı işlemle Türkiye Bankalar Birliğine, bankalar nezdinde bulunan yatırım hesapları ve diğer hesaplar üzerinden fiziki teslimat olmaksızın yapılan altın satış işlemlerinin kambiyo işlemi kapsamında değerlendirilerek bu işlemler üzerinden kambiyo muamele vergisi hesaplanması gerektiğinin bildirilmesi üzerine bankaların kaydi altın satış işlemleri nedeniyle banka ve sigorta muameleleri vergisi kesintisi yapılmaya başlanıldığı, öte yandan, Danıştay Yedinci Dairesinin 28/03/2023 tarih ve E:2020/1362, K:2023/1758 sayılı kararıyla Gelir İdaresi Başkanlığının anılan işleminin iptaline karar verildiği, belirtilen kararın uygulanmasını teminen aksi yönde yeni bir yargı kararı verilinceye kadar, bankalar nezdindeki yatırım hesapları ile diğer hesaplar üzerinden fiziki teslimat olmaksızın yapılan altın alış satış işlemleri üzerinden kambiyo işlemi kapsamında banka ve sigorta muameleleri vergisi alınmaması gerektiğinin idarece usulde paralellik ilkesi gözetilerek 08/08/2023 tarihinde Türkiye Bankalar Birliğine bildirildiği, uyuşmazlığın çözümünde, davaya konu kesintinin, vergi hukukundan kaynaklı olup olmadığının irdelenmesinin gerektiği, hukuki bir dayanak üzerine tahakkuk eden verginin ödenip ödenmediğine bakılmaksızın idari yargı mercilerinde dava konusu edilebileceği, vergi hukukundan kaynaklı bir ilişkiden bahsedilemeyecek hallerde ise, ortada idari davaya konu edilebilecek bir işlemden söz edilemeyeceği, 21/05/2020 tarih ve 53703 sayılı işlem Danıştay Yedinci Dairesince iptal edildiğinden banka ve sigorta muameleleri vergisinin kesilmemesi gerektiği hususunun 08/08/2023 tarihinde Türkiye Bankalar Birliğine bildirilmesinden daha sonraki bir tarihte davacının banka hesabı üzerinden yaptığı kaydi altın alım işlemi nedeniyle banka sigorta muameleleri vergisinin kesildiği, ihtilafa konu kesintinin dayanağı olan kural işlem, Danıştay Yedinci Dairesinin kararıyla iptal edildiğinden fiziki teslimat olmaksızın yapılan altın satışı işlemlerinin kambiyo işlemi kapsamında değerlendirilmesi suretiyle yapılan kesintinin hukuki dayanağının bulunmaması nedeniyle vergiyi doğuran olayın gerçekleşmediği, vergi mükellefiyetinden ve vergi tahsilatından da bahsedilemeyeceği, bu durumda, vergi dairesince yapılmış bir tahsilatın bulunmadığı, kesinti yapılan tutarın bankanın uhdesinde kaldığı, Danıştay Yedinci Dairesince verilen dayanak işlemin iptali sonrasında bir vergilendirme işlemi sayılamayacak olan 97,96 TL tutarındaki^ kesintinin özel hukuk uyuşmazlığı teşkil ettiği ve adli yargı merciinde genel hükümler uyarınca açılacak bir davaya konu edilmesi gerektiği, ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülebilir bir idari işlemin bulunmadığı anlaşıldığından işin esasının incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı, öte yandan, dayanak işlemin iptali nedeniyle Türkiye Bankalar Birliğine gerekli bildirimde bulunarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getiren davalı idareye kusur atfı mümkün olmadığından yargılama giderlerinin, davanın açılmasına sebebiyet veren davacı üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Danıştay Başsavcılığı
tarafından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca,
mahkeme kararının kanun yararına bozulması istenilmektedir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI CEVDET ERKAN'IN DÜŞÜNCESİ: Davacının
banka bünyesindeki altın hesabı üzerinden fiziki teslimat olmaksızın
gerçekleştirdiği kaydi altın alım işlemi nedeniyle yapılan 97,96 TL tutarındaki
banka ve sigorta muameleleri vergisi kesintisinin iptali ile anılan tutarın
tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davanın incelenmeksizin reddine
dair İstanbul 14. Vergi Mahkemesi Hakimliğinin 31/12/2025 tarih ve E:2025/993,
K:2025/2765 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemiyle Danıştay
Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28
Haziran 2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı
Kanun'un 24. maddesi ile değişik "Kanun Yararına Temyiz" başlıklı 51.
maddesinin 1 ila 3 maddesinde, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare
mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz
incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından
yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin ilgili bakanlıkların
göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına
temyiz olunabileceği, temyiz isteğinin yerinde görülmesi halinde anılan
kararın, kanun yararına bozulacağı ve bu bozma kararının daha önce kesinleşmiş
olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı, bozma kararının bir
örneğinin ilgili bakanlığa gönderilerek Resmi Gazete'de yayımlanacağı kuralına
yer verilmiştir.
Kanuni süre geçtikten sonra kanun yolu başvurusunda bulunulması üzerine süre aşımı yönünden başvurunun reddedilmesi veya herhangi bir usuli sebeple kanun yolu incelemesine tabi tutulmadan kararın kesinleşmesi hallerinde kanun yolu incelemesi yapılmış olmadığından, bu kararlar kanun yararına temyiz edilebilir.
2577 sayılı Kanun'un 20/A ve 20/B maddeleri
uyarınca ivedi yargılama usulü uygulanarak verilen ve istinaf kanun yoluna
başvurmadan temyiz edilebilen kararlardan temyiz incelemesinden geçmeden
kesinleşenlerin kanun yararına temyiz edilebileceği hususunda da tereddüt
bulunmamaktadır.
Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesine
göre kanun yararına temyiz; istinaf veya temyiz kanun yolları kapalı olduğu
için kesinleşmiş ya da istinaf veya temyiz kanun yolları açık olduğu halde
taraflardan hiçbirinin süresi içinde istinaf veya temyiz yoluna başvurmaması
sebebiyle kesinleşmiş olan idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare
mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı başvurulabilen olağanüstü bir
kanun yolu olup, bu kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı
bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz edilmesi mümkündür.
Kanun yararına bozma üzerine, kararı veren
mahkemece davaya yeniden bakılmaz, mahkemenin bozmaya uygun yeni bir karar
vermesi gerekmez. Çünkü kanun yararına bozma kararının daha önce kesinleşmiş
olan hükmün hukuki sonuçlarını ve dolayısıyla tarafların hukuki durumunu
etkileyen bir sonucu yoktur. Bozmanın amacı, benzeri davalarda mahkemelerin
aynı hukuki yanlışlığı yapmalarını önlemek ve usul ve esasa ilişkin hukuk
kurallarının belli bir doğrultuda uygulanmasını sağlamaktan ibarettir. Bu
nedenle, kanun yararına bozulmuş da olsa, kesinleşmiş karar hükmünü
yürütecektir. Kanun yararına bozma kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ile,
uygulanan hukuk kuralının ülkenin her yanında aynı şekilde anlaşılmasını
sağlama amacı güdülmüştür." (YENİCE Kâzım, ESİN Yüksel, Açıklamalı İçtihatlı
Notlu İdari Yargılama Usulü, 1983, s. 735,736)
Dosyanın incelenmesinden; 02/05/2025 tarihinde
banka bünyesindeki altın hesabı üzerinden gerçekleşen altın alışı nedeniyle
yapılan 97,96 TL tutarındaki banka ve sigorta muameleleri vergisi kesintisinin
tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davada Vergi Mahkemesince;
olayda vergi hukukundan kaynaklı bir kesinti olup olmadığı hususunun
incelenmesi gerektiği, dava konusu kesintinin dayanağı olup, yeni bir hukuki
durum meydana getiren 21/05/2020 tarih ve 53703 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı
işleminin Danıştay Yedinci Dairesinin 28/03/2023 tarihli ve E:2020/1362,
K:2023/1758 sayılı kararıyla iptal edildiği, söz konusu kararın uygulanmasını
teminen, 08/08/2023 tarihli yazı ile fiziki teslimat olmaksızın gerçekleşen
alım satım işlemleri nedeniyle banka ve sigorta muameleleri vergisi kesintisi
yapılmaması gerektiği hususunun Türkiye Bankalar Birliğine bildirilmesinden
sonra, davacının hesabının bulunduğu banka tarafından altın alım işlemi
üzerinden kesinti yapıldığı, ilgili banka tarafından yapılan kesintinin
dayanağı olan işlemin, Danıştay Yedinci Dairesince iptal edilmesi sonucu
bankalar nezdinde bulunan hesaplar aracılığıyla fiziki teslimat olmaksızın
yapılan altın satış işlemlerinin kambiyo işlemi kapsamında değerlendirilerek bu
işlemler üzerinden banka ve sigorta muameleleri vergisi hesaplanması yönündeki
uygulamanın hukuki dayanağının ortadan kalktığı, fiziki teslimat olmaksızın
yapılan altın alım satım işlemleri nedeniyle vergiyi doğuran olayın
gerçekleştiğinin kabulüne olanak bulunmadığı, 6802 sayılı Kanun'un 47 ve 48.
maddelerinde yer alan, kesintiye konu tutarın ertesi ayın 15'ine kadar beyan
edilip ödeneceği kuralı da dikkate alındığında, 11/08/2023 tarihinde yapılan
kesinti nedeniyle davanın açıldığı ve bu tarih itibarıyla vergi dairesince
yapılmış herhangi bir tahsilatın olmadığı, kesinti yapılan tutarın bankanın
uhdesinde olduğu, dayanak kural işlemin hukuka aykırı hale gelmesinden sonra
banka tarafından yapılan haksız kesintinin, bir vergilendirme işlemi olmadığı,
bu kapsamdaki uyuşmazlıkların özel hukuk uyuşmazlığı olduğu ve ancak adli yargı
yerinde, bankaya karşı genel hükümlere göre açılacak davalara konu
edilebileceği, ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülebilir bir
idari işlem bulunmadığı gerekçesiyle incelenmeksizin ret kararı verildiği
anlaşılmaktadır.
6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun "Mevzu,
vergiyi doğuran olay" başlıklı 28. maddesinde, banka ve sigorta
şirketlerinin 10/6/1985 tarih ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu'na göre
yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış
oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa
olsun nakden veya hesaben aldıkları paraların banka ve sigorta muameleleri
vergisine tabi olduğu; 30. maddesinde, banka ve sigorta muameleleri vergisini
banka ve bankerler ile sigorta şirketlerinin ödeyeceği; 31. maddesinde, banka
ve sigorta muameleleri vergisinin matrahının kural olarak 28. maddede yazılı
paraların tutarı olduğu, ancak kambiyo alım ve satım muamelelerinde matrahın
kambiyo satışlarının tutarı olduğu; "Nispet" başlığı altında
düzenlenen 33. maddesinde; banka ve sigorta muameleleri vergisinin nispetinin %
15 (binde iki), kambiyo muamelelerinde nispetin matrahın binde ikisi olduğu,
Cumhurbaşkanı'nın, bu maddede belirtilen vergi oranını bankalar arası mevduat
muameleleri, bankalar ile 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na göre kurulan
aracı kurumlar arasındaki borsa para piyasası muameleleri ve diğer banka ve
sigorta muameleleri için ayrı ayrı veya birlikte %1'e, kambiyo muamelelerinde
ise sıfıra kadar indirmeye ve kambiyo muamelelerinde on katına, vergiye tabi
diğer muamelelerde ise kanuni seviyesine kadar artırmaya yetkili olduğu
düzenlemelerine yer verilmiştir.
Öte yandan, Gelir idaresi Başkanlığınca Türkiye
Bankalar Birliği Başkanlığına gönderilen 21/05/2020 tarih ve 53703 sayılı işlem
ile bankalar nezdinde yatırım hesapları ve diğer (vadesiz, vb) hesaplar
üzerinden fiziki teslimat olmaksızın yapılan altın satış işlemlerinin kambiyo
işlemi kapsamında değerlendirilmesi ve bu işlemler üzerinden yürürlükteki
oranlara göre kambiyo muamele vergisi (banka ve sigorta muameleleri vergisi)
hesaplanması gerektiği bildirilmiş olup, bu işleme karşı açılan davada Danıştay
Yedinci Dairesinin 28/03/2023 tarih ve E:2020/1362, K:2023/1758 sayılı
kararıyla; bankaların vadesiz ve yatırım hesapları üzerinden fiziki teslimat
olmaksızın yapılan altın satış işlemlerinin, bu konuda açık bir yasal düzenleme
bulunmamasına rağmen kambiyo satışı olarak değerlendirilmesi suretiyle banka ve
sigorta muameleleri vergisine tabi tutulmasında hukuka uygunluk görülmediği
gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, bu karara ilişkin temyiz istemi Danıştay
Vergi Dava Daireleri Kurulunun 13/11/2024 tarih ve E:2023/1206, K:2024/995
sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Diğer taraftan, 15/03/2025 tarih ve 32842 sayılı
Resmi Gazete'de yayımlanan 9595 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın 7. maddesi ile
"Kıymetli maden depo hesaplarında fiziki teslimat olmaksızın yapılan alım
satım işlemleri kambiyo işlemi sayılır." hükmü getirilerek, bu hükmün 17
Mart 2025 tarihinden itibaren uygulanması öngörülmüştür. Anılan düzenleme
uyarınca bankalar nezdinde yatırım hesapları ve diğer (vadesiz, vb) hesaplar
üzerinden fiziki teslimat olmaksızın yapılan altın satış işlemlerinin kambiyo
işlemi kapsamında binde iki oranında banka ve sigorta muameleleri vergisine
tabi tutulması söz konusu olmuştur.
Vergi Mahkemesince, Danıştay Yedinci Dairesinin
iptal kararı üzerine, söz konusu kararın uygulanmasını teminen, Gelir İdaresi
Başkanlığınca 08/08/2023 tarihinde, fiziki teslimat olmaksızın gerçekleşen
altın satımı işlemleri nedeniyle banka ve sigorta muameleleri vergisi kesintisi
yapılmaması gerektiği hususunun Türkiye Bankalar Birliğine bildirildiği,
uyuşmazlığa konu kesinti işleminin 11/08/2023 tarihinde banka tarafından
gerçekleştirildiği, dolayısıyla bankanın bu yazı uyarınca kesinti yapmaması
gerektiği, yapılan kesintinin dayanağının olmadığı, bu nedenle idari davaya
konu bir işlem bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar
verilmesine karşın, uyuşmazlığa konu kesintinin 02/05/2025 tarihinde yapıldığı
ve dayanağının da 15/03/2025 tarih ve 32842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan
9595 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın 7. maddesi olduğu, ortada idari davaya
konu olacak bir idari işlem bulunduğu, uyuşmazlığın esasının incelenmesi
gerektiği görülmektedir.
Bu itibarla, uyuşmazlık dönemi ve uyuşmazlığa
uygulanacak düzenleyici işleme ilişkin tespitler ve bunun sonucu Mahkemece
verilen' incelenmeksizin ret kararı hukuka uygun bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, İstanbul 14. Vergi Mahkemesi
Hakimliğinin 31/12/2025 tarih ve E:2025/993, K:2025/2765 sayılı kararının 2577
sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca yürürlükteki hukuka aykırı sonucu ifade
ettiğinden, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ YILDIRIM ÇAĞLAR YARDIMCI'NIN
DÜŞÜNCESİ : Danıştay Yedinci Dairesinin 28/03/2023 tarih ve
E:2020/1362, K:2023/1758 sayılı iptal kararının akabinde yeni bir İdari
düzenleme ile fiziki teslimat olmaksızın gerçekleştirilen kaydi altın alım
satım işlemlerinin de kambiyo işlemi kapsamına alınmasının akabinde davacıdan
vergi yargısının görevinde olan, kesin ve icrai nitelikteki ihtilafa konu
tutarın kesildiği gözetilerek ortaya çıkan yeni hukuki durumunun
değerlendirilmesi suretiyle uyuşmazlığın esasının incelenip bireysel işlemin
hukukilik denetiminin yapılması gerekirken, yukarıda yazılı gerekçeyle
hakimlikçe verilen davanın incelenmeksizin reddine dair kararın kanun yararına
bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik
Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra
gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ
OLAY:
Davacının banka nezdindeki altın hesabı üzerinden
fiziki teslimat olmaksızın gerçekleştirdiği kaydi altın alım işlemi nedeniyle
yapılan 97,96 TL tutarındaki banka ve sigorta muameleleri vergisi kesintisinin
iptali ile anılan tutarın tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan
davanın incelenmeksizin reddine dair İstanbul 14. Vergi Mahkemesi Hakimliğinin
31/12/2025 tarih ve E:2025/993, K:2025/2765 sayılı kararının 2577 sayılı idari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir.
İLGİLİ
MEVZUAT:
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk
devleti olarak nitelendirilmiş olup, hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka
uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren her
alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya
aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen
kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı
denetimine açık olan devlet olarak tanımlanmıştır. Anayasa'nın 35. maddesinin
2. fıkrasında, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla
sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin
kanunda öngörülmesi gerektiği ifade edilmiş; temel hak ve özgürlüklerin
sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13.
maddesinde ise, hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğini temel
bir ilke olarak benimsemiştir. '
Yine Anayasa'nın "Vergi ödevi" başlıklı 73,
maddesinin 1.fıkrasında, herkesin, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali
gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğu; 2. fıkrasında, vergi yükünün
adaletli ve dengeli dağılımının, maliye politikasının sosyal amacı olduğu; 3.
fıkrasında, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla
konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı; 4. fıkrasında, vergi, resim,
harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle
oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar
içinde değişiklik yapmak yetkisinin Cumhurbaşkanına verilebileceği, 125.
maddesinde ise, idarenin her tür işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık
olduğu hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 28.
maddesinde, banka ve sigorta şirketlerinin 10/6/1985 tarih ve 3226 sayılı
Finansal Kiralama Kanunu'na göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne
şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi
lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar
banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olacağı; 30. maddesinde, banka ve
sigorta muameleleri vergisini banka ve bankerlerle sigorta şirketlerinin ödeyeceği,
31. maddesinde ise, banka ve sigorta muameleleri vergisinin matrahının 28.
maddede yazılı paraların tutarı olacağı, kambiyo alım ve satım muamelelerinde
kambiyo satışlarının tutarının vergiye matrah olacağı belirtilmiştir.
Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un 1.
maddesinde, kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile
kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her
nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarıyan her türlü
vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve
tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına
Cumhurbaşkanının salahiyetli olduğu kuralı bulunmaktadır.
Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar'ın
"Tanımlar" başlıklı 2. maddesinin (h) bendinde, "Döviz (kambiyo): Efektif
dahil yabancı parayla ödemeyi sağlayan her nev'i hesap, belge ve vasıtaları";
(j) bendinde ise, "Kıymetli Madenler: Her tür ve şekilde altın, gümüş, platin
ve paladyumu" ifade edeceği belirtilmiş; 15 Mart 2025 tarih ve 32842 sayılı
Resmi Gazete'de yayımlanan 9595 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın 7. maddesi ile
getirilen kıymetli maden depo hesaplarında fiziki teslimat olmaksızın yapılan
alım satım işlemlerinin kambiyo işlemi sayılacağına dair düzenleme, anılan
Karar'ın 19. maddesine eklenen 3 fıkrada yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51.
maddesinde, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin
olarak verdiği kararlar ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden
kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı
bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya
kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz
isteği yerinde görüldüğü takdirde, kararın kanun yararına bozulacağı; bu bozma kararının
daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı,
bozma kararının bir örneğinin ilgili bakanlığa gönderilerek Resmi Gazete'de
yayımlanacağı kuralına yer verilmiştir.
2576 sayılı Bölge İdare
Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri
Hakkında Kanun'un 6,maddesinde, vergi mahkemelerinin genel bütçeye, il özel
idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler
ve bunların zam ve cezaları, tarifelere ilişkin davalar ile bu konularda 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un uygulanmasına ilişkin
davaları ve diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği hükmü bulunmaktadır. '
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın mevzuat hükümleriyle birlikte
değerlendirilmesinden; İstanbul 14. Vergi Mahkemesi Hakimliğince yukarıda
yazılı gerekçeyle davanın incelenmeksizin reddine kesin olarak karar verilmiş
ise de, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Türkiye Bankalar Birliği
Başkanlığına yazılan bankalar nezdinde yatırım hesapları ve diğer hesaplar
üzerinden fiziki teslimat olmaksızın yapılan altın satışı işlemlerinin kambiyo
işlemi kapsamında değerlendirilmesi ve bu işlemler üzerinden kambiyo muamele
vergisi (BSMV) hesaplanması gerektiği yolundaki 21/05/2020 tarih ve 53703
sayılı yazının Danıştay Yedinci Dairesinin 28/03/2023 tarih ve E:2020/1362,
K:2023/1758 sayılı kararıyla iptal edilmesinin akabinde, yargı kararının
uygulanmasını teminen Gelir İdaresi Başkanlığınca 08/08/2023 tarihinde, fiziki
teslimat olmaksızın gerçekleşen altın satımı işlemleri nedeniyle banka ve
sigorta muameleleri vergisi kesintisi yapılmaması gerektiği hususunun Türkiye
Bankalar Birliğine bildirildiği, anılan karara yönelik temyiz isteminin Danıştay
Vergi Dava Daireleri Kurulunun 13/11/2024 tarih ve E:2023/1206, K:2024/995
sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine iptal hükmünün kesinleştiği, akabinde
15/03/2025 tarih ve 32842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 9595 sayılı
Cumhurbaşkanı Kararı'nın 7. maddesi ile Türk Parasının Kıymetini Koruma
Hakkında 32 sayılı Karar'ın 19. maddesine kıymetli maden depo hesaplarında
fiziki teslimat olmaksızın yapılan alım satım işlemlerinin kambiyo işlemi
sayılacağına dair hükmün 3. fıkra olarak eklendiği anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlığın, özel hukuk hükümlerinin tatbiki
suretiyle adli yargı merciinde genel hükümler uyarınca açılacak bir davaya konu
edilmesi vergi dairelerinin vergi tahsilat işlemlerinin yargısal denetiminden
kaçınılması; hak arama özgürlüğü ve idari işlemlerin, Anayasada sayılan
istisnalar dışında yargı denetimine tabi tutulacağı yolundaki Anayasanın 125.
maddesinde yer alan kuralla bağdaşmayacaktır. Ayrıca, ihtilafa konu tahsil
edilen tutarın sonuçta vergilendirmeyle ilgili bir idari işlem olduğunda
duraksama bulunmadığından, anılan işlemin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla
iptali ve iadesi isteminin görüm ve çözümü vergi yargısının konusuna girmekte
olup, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre vergi mahkemesinde dava açılması
mümkündür.
Bu durumda, olayda, anılan iptal kararı sonrasında yeni bir
idari düzenleme ile fiziki teslimat olmaksızın gerçekleştirilen kaydi altın
alım satım işlemlerinin de kambiyo işlemi kapsamına alınmasının akabinde kaydi
altın alımı nedeniyle doğduğu belirtilen banka ve sigorta muameleleri
vergisinin idarece tahsili amacıyla davacının banka hesabından yapılan
kesintiye dair ihtilafın çözümünde vergi mahkemesinin görev alanına giren,
kesin ve icrai nitelikteki bir işlemin mevcut olduğu gözetilerek ortaya çıkan
yeni hukuki durumunun değerlendirilmesi suretiyle uyuşmazlığın esasının
incelenerek bireysel işlemin hukukilik denetiminin yapılması gerekirken,
yukarıda yazılı gerekçeyle Mahkemece verilen davanın incelenmeksizin reddine
dair kararda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.
Danıştay
Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulüne;
2.
İstanbul
14. Vergi Mahkemesi Hakimliğinin 31/12/2025 tarih ve E:2025/993, K:2025/2765
sayılı kararının 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi
uyarınca, hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA
BOZULMASINA,
3.
Kararın
birer örneğinin taraflara ve Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu
kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 27/04/2026 tarihinde oybirliğiyle karar
verildi.
----------o----------