R.Gazete No: 33166
R.G. Tarihi: 12.02.2026
YARGITAY KARARI
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:
TÜRK MİLLETİ
ADINA
YARGITAY İLÂMI
Esas No : 2025/3127
Karar No : 2025/4982
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İğdır 3. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
TARİHİ : 24.09.2024
SAYISI : 2024/353 E.. 2024/29 K.
DAVACI : ...
DAVALI : ...
DAVA TARİHİ : 30.04.2024
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen
kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından
istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten
sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.
DAVA
Davacı vekili; davalının 28.10.2023 tarihinde
müvekkili şirket mağazasından satın alınan ürünün ayıplı olduğu iddiasıyla
Hakem Heyetine müracaat ederek ürünün ayıpsız misli ile değişimi talebinde
bulunduğunu, faturanın ...'a ait olduğunu, Tüketici Hakem Heyetine
satış işlemi ile hiçbir ilgisi olmayan ...'ın başvurduğunun
tespit edildiğini, buna rağmen satış işlemi ile hiçbir bağı olmayan ... lehine ürünün ayıpsız misliyle değişimine hükmedildiğini,
davalının seçimlik haklarını kullanabilmesi İçin ürünün ayıplı olması
gerektiğini, bu hususta teknik inceleme ve tespit yapabilecek mercinin yetkili
servis olduğunu, ancak somut olayda yetkili servisin incelemesi sonucunda böyle
bir hususun belirtilmediğini ileri sürerek, Tüketici Hakem Heyetinin
012020240000256 numaralı ve 15.03.2024 tarihli kararının iptalini talep
etmiştir.
II.
CEVAP
Davalı: telefonun babası tarafından kendisine
hediye olarak alındığını, kendisinin kullandığını, babasının tır şoförü olup
kendisinde vekaletinin de bulunduğunu, ürünün tesliminden 20 gün sonra
arızalandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı
belirtilen kararı ile alacak borç ilişkisinin tarafları olarak alıcı ve
satıcının düzenlendiği, 3. kişilerin borç ilişkisinin nispiliği gereğince alıcı
ve satıcıya tanınan hakları kullanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, Iğdır İl Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığının 012020240000256 numaralı ve
15.03.2024 tarihli kararının başvuru sahibinin aktif husumeti yokluğu nedeniyle
kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri
İlk
Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığınca;
Mahkemece, davalının Tüketici Hakem Heyetine başvurusu sırasında ve eldeki
davaya süresinde sunduğu cevap dilekçesinde ayıplı olduğu iddia edilen cep
telefonunun kullanıcısı olduğunu beyan ettiği ve yine davalının ticari veya
mesleki olmayan amaçlarla hareket ettiği, bu anlamda tüketici olduğu ve
uyuşmazlık açısından aktif husumet ehliyeti bulunduğu dikkate alınarak davanın
esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulü ile
kararın iptaline karar verilmiş olmasının, kabule göre de tensiple birlikte
davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verilmesine rağmen genel
Mahkeme sıfatıyla karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek,
kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık;
davacı şirketten satın alınan telefonun arızalanmasından kaynaklı olarak, misli
ile değişime karar verilen Tüketici Hakem Heyeti kararının iptaline ilişkin
olup, kanun yararına temyiz yolunda uyuşmazlık, fatura sahibi dışında telefonun
fiili kullanıcısının aktif husumetinin olup olmadığı, kabule göre de tensiple
birlikte davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verilmesine
rağmen genel Mahkeme sıfatıyla karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup
olmadığı noktasında toplanmaktadır.
1.
Fatura
sahibi dışında telefonun fiili kullanıcısının aktif husumetinin olup olmadığı
konusunda kanun yararına temyiz sebebinin incelenmesinde;
6502
sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun "Kapsam'' başlıklı 2.
maddesinde, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları
kapsadığı düzenlenmiştir.
6502
sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde "tüketici" ticari veya
mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder
şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca sosyal amaçlı olan, ticaretle iştigal etmeyen,
kar amacı gütmeyen dernek, vakıf gibi tüzel kişiler ile apartman, site
yöneticiliği yargı kararlarında tüketici olarak kabul edilmektedir. Ayrıca,
6502 sayılı Kanunun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde "tüketici
işlemi" mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere
ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile
tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet,
bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve
hukuki işlemi, ''satıcı" kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere
ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya
da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder şeklinde
tanımlanmıştır.
Belirtmek
gerekir ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda alacaklı ve borçlu kural olarak
"eşit taraf olarak kabul edilmekte olup, taraflarından birinin tüketici
diğerinin satıcı veya sağlayıcı olduğu uyuşmazlıkların çözümünde 6502 sayılı
Kanunun uygulama alanı bulacağı açıktır. Bu bağlamda, bir uyuşmazlığın 6502
sayılı Kanunun kapsamına girip girmediği belirlenirken taraflardan birinin
tüketici olması gerekli ve yeterlidir. Tüketici tanımı yapılırken belirleyici
unsur ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmektir.
Bu açıklamalar ışığından somut olay değerlendirildiğinde fatura Erdoğan Turan adına düzenlenmiş olmakla birlikte mesleki olmayan amaçlarla kullanan diğer bir ifadeyle malın tüketicisi olan ve mağduriyet yaşayan Murat Göktan Turan'ın, faturanın adına düzenlenmemiş olması gerekçesi ile uyuşmazlığın tarafı olarak kabul edilmemesi 6502 sayılı Kanunun amacına ve 6502 sayılı Kanunda yapılan tüketici tanımına uygun olmadığı anlaşılmakla Mahkemece, davalının Tüketici Hakem Heyetine başvurusu sırasında ve eldeki davaya süresinde sunduğu cevap dilekçesinde ayıplı olduğu iddia edilen cep telefonunun kullanıcısı olduğunu beyan ettiği ve yine davalının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket ettiği, uyuşmazlık açısından aktif husumet ehliyeti bulunduğu dikkate alınarak davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulü ile kararın iptaline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan Adalet Bakanlığının bu yöne ilişen kanun yararına temyiz isteminin kabul gerekmiştir.
2.
Mahkemenin
02.05.2024 tarihli tensip zaptının 1 no.lu ara kararında "Davanın
"Satıcının Hakem Kurulu Kararma İtirazı" isteğine ilişkin olduğunun
tespitine, davaya Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla bakılmasına," karar
verildiği, karar başlığında Tüketici Mahkemesi Sıfatı ibaresinin yazılmamışının
maddi hataya dayalı olduğu anlaşıldığından Adalet Bakanlığının bu yöne ilişen
kanun yararına temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.
Adalet
Bakanlığının HMK'nın 363/1 hükmüne dayalı kanun yararına temyiz isteminin (1)
no.lu bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak
üzere HMK'nın 362/2 hükmü gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA,
2. Adalet Bakanlığının HMK'nın 363/1 hükmüne dayalı kanun yararına temyiz isteminin (2) no.lu bentte açıklanan sebeplerle REDDİNE,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın
bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
----------o----------