R.Gazete No: 33113
R.G. Tarihi: 20.12.2025
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAY İLÂMI
Esas No : 2025/3441
Karar No : 2025/4184
İNCELENEN
KARARIN
MAHKEMESİ : Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 18.02.2025
SAYISI :2022/3312E.,
2025/616K.
DAVACI :
... vekili Avukat ...
DAVALI : ... Elektrik Perakende Satış A.Ş.vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ :
23.12.2022
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen
kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından
istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten
sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı şirketin 01.11.2022 tarihli
faturası ile tarımsal sulama kullanımı kaynaklı olarak müvekkiline borç
çıkarıldığını, dava konusu borca ilişkin olarak MTS 2022/1436477 dosyasıyla
icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin tapu kayıtları, ÇKS kayıtları ve
tarımsal gelir beyannameleri incelendiğinde dava konusu borcu doğuracak
büyüklükte herhangi bir işleminin olmadığını, müvekkilinin böyle bir borcu
bulunmadığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, MTS
2022/1436477 Esas dosyası tarımsal sulama kaynaklı borcun iptaline karar
verilmesini talep etmiş, davacı vekili 05.09.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile
100,00 TL olan dava değerini 21.205,37 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; faturada herhangi bir hata
bulunmadığım, tahakkuk edilen faturalar üzerinden yapılan incelemede endeks
değerlerinin birbirini takip etmekte olduğunu, reaktif değerler, çarpanlar ve
tarife hususunda herhangi bir hatalı işlemin olmadığını, faturaların ilgili
mevzuata uygun bir şekilde tahakkuk edildiğini savunarak, davanın reddi ile
davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK
DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı alacaklı şirketin, fatura borçlarının ödenmemesi nedeniyle davacının elektriğinin fiilen kesildiğine ve takibe konu edilen fatura tutarlarından güvence bedelinden mahsup edildiğine dair herhangi bir iddiasının olmadığı, bu hususta bir delili de dosyaya ibraz edemediği, bu itibarla kanuna aykırılık teşkil etmeyen yönetmelik hükmü uyarınca dava konusu icra takibinin geçersiz olduğu, menfi tespit davasına konu takibin geçerli olup olmadığının öncelikle değerlendirilmesi gerektiği, eldeki dava icra takibi ile bağlantılı olduğundan davanın dayandığı takibin geçerli bir takip olması gerektiği, henüz kesinleşmemiş takibe karşı süresinde yapılmış olan itiraz ile İcra Müdürlüğünce alınacak bir karara gerek olmaksızın takibin durmuş olduğu, icrai haciz tehlikesinin de bulunmadığı, ortada geçerli bir takip bulunmadığından davacının bu davayı açmada hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle; davanın dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
IV.
KANUN YARARINA TEMYİZ
A.
Kanun Yararına Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda
belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığınca; Mahkemece 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanunu'nun (ÎÎK) 72. maddesi gereğince icra takibinden önce de menfi
tespit davası açılabileceğinden davacı aleyhine başlatılan İcra takibinin
geçerli bir takip olup olmamasının davacının hukuki yararını etkilemeyeceği,
kabule göre de icra takibi geçersiz olsa dahi davacı aleyhine düzenlenmiş
fatura bulunduğu dikkate alındığında davacının maddi hukuk bakımından borçlu
olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunduğu dikkate alınarak, davanın
esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin
usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek, kanun yararına temyiz isteminde
bulunulmuştur.
B.
Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, elektrik aboneliğinden
kaynaklı alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine borçlu
olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Öncelikle, menfi tespit davası ile
ilgili genel bir açıklama yapılmasında ve ilgili yasal düzenlemelerin
irdelenmesinde yarar vardır:
Gerçekte var olmayan bir
borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması
muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte
borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
Menfi tespit davası,
İÎK.mn 72. maddesinde düzenlenmiştir.
Bu maddeye göre; borçlu,
icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî
tespit davası açabilir.
Bu düzenlemeden de
anlaşılacağı üzere; menfi tespit davasında amaç, bir hukuki ilişkinin veya bir
hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir.
Başka bir deyişle hukuki
bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir
durumun olmadığının tespiti amaçlanır.
Dayanılan hukuki
ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri
sürülebileceği gibi, icra takibinden sonrada ileri sürülebilir.
Borçlunun icra takibinden
önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının
tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır.
Buna rağmen, borçlunun,
alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde
korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması halinde
borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir.
Bunun dışında, icra
takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından,
alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da
borçlunun, borçlu olmadığının tespitini Mahkemeden istemesi mümkündür.
Borçlu, belirtilen
şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar;
bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi İptal edilir ve borcu ödemekten
kurtulur.
Dosyanın
incelenmesinde; davacının tarımsal sulama grubu aboneliği gereğince 2022/11
dönemine ilişkin 20.12.2022 son ödeme tarihli D/9107044 nolu faturanın
düzenlendiği, bu fatura dayanak olmak üzere davacı aleyhine icra takibi
başlatıldığı, Mahkemece "menfi tespit davasına konu takibin geçerli
olup olmadığının öncelikle değerlendirilmesinin gerektiği ve Elektrik Piyasası
Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 35 inci maddesinin beşinci fıkrasının (b)
bendi gereğince icra takibinin geçersiz olduğu, öte yandan henüz kesinleşmemiş
takibe karşı süresinde yapılmış olan itiraz ile icra müdürlüğünce alınacak bir
karara gerek olmaksızın takibin durmuş olduğu, bu hâlde icrai haciz
tehlikesinin de bulunmadığı, davacının bu davayı açmada hukuki yararının
olmadığı" gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar
verildiği anlaşılmıştır.
Bir
davanın korunmaya değer, güncel hukuksal yarar bulunmaması nedeniyle
reddedilebilmesi için, borçluyu tehdit edebilecek tehlike ve savsaklamalara
karşı onu koruma gereksinmesinin olmaması gerekir. Borçlunun, hakkında henüz
icra takibi başlamadan önce de yapılabilecek olası bir takibi düşünerek,
kendisini bir borçla tehdit eden kimseye karşı "böyle bir borcu bulunmadığının
saptanması" için dahi menfi tespit davası açabileceği kabul edilmişken,
hakkında yürümekte olan icra takibi olan; ancak Mahkemece geçersiz olduğu
belirlenen icra takibinde de borçlunun bu davayı açmasında hukuki yararının
bulunduğu kabul edilmelidir.
O hale
Mahkemece, İİK.nın 72. maddesi gereğince icra takibinden önce de menfi tespit
davası açılabileceğinden davacı aleyhine başlatılan icra takibinin geçerli bir
takip olup olmamasının davacının hukuki yararını etkilemeyeceği, davacının
maddi hukuk bakımından borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunduğu
dikkate alınarak davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı
gerekçe ile davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi usul ve
yasaya aykırı olup Adalet Bakanlığının bu yöne ilişen kanun yararına temyiz
isteminin kabulü gerekmiştir.
V.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının 6100
sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 363. maddesinin birinci fıkrası hükmüne
dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile
kararın sonuca etkili olmamak üzere
aynı Kanun'un 363. Maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği KANUN YARARINA
BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk
Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
----------o----------