R.Gazete No: 33260
R.G. Tarihi: 21.05.2026
YARGITAY KARARI
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAY İLÂMI
Esas No
Karar No: 2026/388
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bergama 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ
SAYISI
DAVACI
DAVALI
DAVA TARİHİ: 31.12.2021
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen
kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından
istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten
sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.
DAVA
Davacı; Bergama'da avukatlık yapan davalının zimmet
suçunu işlediği iddiasıyla Bergama Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/170 E. sayılı
dosyasında yargılandığım, ayrıca davalı asilin müşteki olduğu Bergama 3. Asliye
Ceza Mahkemesinin 2020/555 E. sayılı dosyalarını takip için kendisini vekil
olarak tayin ettiğini, bu hususta davalı asilin bürosunda vekalet ücreti
sözleşmesinin imzalanıldığını, yargılama aşamasında 01.07.2021 günlü duruşmadan
sonraki günde muvafakati dışında başka bir avukatın vekaletnamesini gördüğünü,
ücret sözleşmesindeki şartlara uymayıp muvafakati olmaksızın azle zemin
hazırlamak için önce davadan çekilmesini istediğini, davalının 6 ay süreyle her
türlü hukuki yardımı aldıktan ve duruşmaların ertelenmesini sağladıktan sonra
sonra bilgisi ve muvafakati dışında bir başka avukatı vekil atadığını, duruşma
gününün bildirilmediğini, vekalet ücretinin ödenmemesi nedeniyle takip
başlattığını belirterek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptalini talep
etmiştir.
II.
CEVAP
Davalı; yerleşim yerinin Bergama olduğunu, davanın
yetki yönünden reddi gerektiğini, borcu olmaması nedeniyle de davanın esastan
reddi gerektiğini savunarak davanın reddini ve takip konusu alacağın % 20'si
tutarında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
III.
İLK
DERECE MAHKEMESİ KARARI
İzmir 2. Tüketici Mahkemesinin tarihli kararıyla; taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işlemi kabul edilemeyeceği, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında olmadığı gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine, davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 06.09.2022 tarihli ilamıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.03.2023 tarihli kararıyla;
davacının adresinin Çiğli/İzmir olduğu ve davacının ikametgah açısından
Karşıyaka Mahkemelerinin yetkili olduğu, ancak burada dava açılmadığı, davanın
davalının yerleşim yeri Mahkemesi olan Bergama'da açılması gerektiği
gerekçesiyle; davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, Mahkemenin
yetkisizliğine, davaya bakmakla Bergama Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili
olduğuna karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığına tarih ve sayısı
belirtilen kararıyla davacının takip tarihinde yerleşim yerinin Çiğli olduğu,
azlin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, İzmir 21. İcra Dairesi
2021/7595 E. sayılı takibe yapılan itirazın iptaline, takibin 25.000,00 TL asıl
alacak yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz
işletilmesine, alacağın likit olduğu anlaşıldığından asıl alacağın %20'sine
tekabül eden 5.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya
verilmesin karar verilmiştir.
IV.
KANUN
YARARINA TEMYİZ
A.
Kanun
Yararına Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik
Adalet Bakanlığınca; Mahkemece davacının yerleşim yerinin bulunduğu Çiğli
İlçesinin Karşıyaka Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetki alanında bulunup
İzmir Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetki alanında bulunmadığı dikkate
alınarak yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip olmadığından
davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın esası
hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu ileri sürülerek
kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur.
B.
Değerlendirme
ve Gerekçe
Uyuşmazlık, icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi halinde
öncelikle icra dairesinin yetkisinin incelenip, yetkisiz olduğuna kanaat
getirilmesi halinde davanın reddine karar verilip verilmeyeceği noktasında
toplanmaktadır.
İtirazın iptali davasının görülebilmesi usulüne uygun biçimde
yapılmış, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada usulüne uygun
yapılmış geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda itirazın iptali davasının
görülmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmişse
itiraz öncelikle incelenmelidir. Bu itiraz usulünce incelenip
sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir icra takibinin bulunduğundan söz
edilemez. Aksinin kabulü halinde Mahkemece 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004
sayılı Kanun) 4. maddesine aykırı olarak yargı çevresinde bulunmayan icra
dairesi ile ilgili bir karar verilmiş olur ki bunun kabul edilmesi mümkün
değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2002 tarihli ve 2002/13-241E,
2002/208 K. 28.03.2001 tarihli ve 2001/19-267 E,2001/311 K. sayılı kararları).
Yetki itirazının incelemesi neticesinde Mahkeme yetkili olduğuna karar verirse
borçlunun icra dairesine yapmış olduğu yetki itirazının reddine karar
verilecektir. Mahkeme yapmış olduğu inceleme neticesinde takip yapılan icra
dairesinin yetkili olmadığına kanaat getirir ise "Yetkili icra dairesinde
yapılmış geçerli bir takip olmadığından davanın reddine" karar verecektir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.10.2004 tarihli ve Esas: 2004/19-410, Karar:
2004/471 sayılı ilâmı)
Borçlu, yetki itirazında yetkili icra dairesinin hangisi
olduğunu bildirmelidir (ÎÎK m. 50,1; HMK m. 19/2). Birden fazla yetkili icra
dairesi varsa, borçlu, yetki itirazında bu (yetkili) icra dairelerinden seçtiği
icra dairesini (yalnız birini) yetkili olarak bildirebilir; aksi takdirde yetki
itirazı dikkate alınmaz (İİK m. 50,1; HMKm,19/2,c.2). Yani, borçlu yetki
itirazında yetkili icra dairesi olarak birden fazla icra dairesini gösterirse,
yetkili icra dairesini kesin olarak bildirmemiş olduğundan, böyle bir yetki
itirazı geçersizdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.03.2021 tarihli ve
2017/(13)3-2501 E., 2021/233 K. sayılı ilamı).
Dava dosyasının incelenmesinde; davalı borçlunun
hakkında başlatılan Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2022/4458 E. sayılı icra
takibine "Takibe konu avukatlık sözleşmesine konu davalar derdest olup,
BERGAMA AĞIR CEZA MAHKEMESİ VE BERGAMA 3.ASLÎYE CEZA MAHKEMESİNDE
görülmektedir. Yine yerleşim yerim de BERGAMA'DIR. Bu sebeple genel yetki
kuralı gereğince, gerek sözleşmeye konu davaların görüldüğü, gerekse yerleşim
yerimin bulunduğu BERGAMA İCRA DAİRESİ ve MAHKEMELERİ yetkili bulunduğundan, hakkımda
yapılan takibe öncelikle yetki yönünden itiraz ediyorum." şeklinde
itiraz ettiği, yetki itirazının usule uygun olduğu anlaşılmaktadır.
O halde Mahkemece, davacının yerleşim yerinin
bulunduğu Çiğli İlçesinin Karşıyaka Mahkemeleri ve icra dairelerinin yetki
alanında bulunup İzmir Mahkemeleri ve icra dairelerinin yetki alanında
bulunmadığı dikkate alınarak yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip
olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle
davanın esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup Adalet
Bakanlığının bu yöne ilişen kanun yararına temyiz isteminin kabulü gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanunun 363/1
hükmüne dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili
olmamak üzere HMK'nın 362/2 hükmü gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir
örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
----------o----------