R.Gazete No: 33318
R.G. Tarihi: 23.07.2026
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGITAY İLÂMI
Esas No: 2026/2849
Karar No: 2026/2450
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Edremit 4. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
TARİHİ: 27.03.2024
SAYISI: 2023/161 E., 2024/71 K.
DAVACI: A. Ç. vekili Avukat B. A.
DAVALILAR: 1-H. Sağlık Termal Turizm İnş. San. ve Tic. A.Ş.
2-H. V. Thermal Clup Turizm Otelcilik San. ve Tic. A.Ş. vekili Avukat H. C. K.
DAVA TARİHİ: 03.11.2023
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalılar arasında 26.07.2023 tarihinde devre tatil üyelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince müvekkilinin aynı gün peşin olarak davalılara 15.000,00 TL ödemede bulunduğunu, müvekkilinin 31.07.2023 tarihinde kanuni hakkını kullanarak noter ihtarnamesi ile sözleşmede yer alan satıcıların adresine (sözleşmede belirtilen şekilde) cayma hakkını kullandığını bildirdiğini, buna rağmen bugüne kadar müvekkile herhangi bir cevap verilmediğini, ödemenin iadesinin gerçekleştirilmediğini, müvekkilinin başlattığı icra takibine ise davalı tarafların haksız ve hukuka aykırı şekilde itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamını, borçluların icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini, 26.07.2023 tarihli devre tatil üyelik sözleşmesinden cayma hakkının yasa ve yönetmeliklere uygun olarak kullanılmış olduğunun tespiti ile devre tatil sözleşmesinin feshini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkil şirketin 6502 sayılı Kanunda belirtilen 90 günlük süre içerisinde ödeme iadesi yapmasını beklemeksizin 22.08.2023 tarihinde müvekkil aleyhine Edremit İcra Dairesinin 2023/5721 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, müvekkil şirketin 29.09.2023 tarihinde bu ödeme emrine itiraz ettiklerini, 07.11.2023 tarihinde de davacının ödemiş olduğu bedeli kredi kartına iade edildiğini, bu iadeye ilişkin banka dekontları ekte sunulduğunu savunarak davanın reddine ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından başlatılan Edremit İcra Müdürlüğünün 2023/5721 E. sayılı dosyasının cayma ihtarından sonra 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu'nun 50/9 maddesinde ve ilgili Yönetmelikteki 90 günlük süre beklenilmeden açıldığının sabit olduğu, takip tarihinde borcun muaccel olmadığı, takip tarihinde borç muaccel değilse davanın reddi gerekeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığınca; Mahkemece, somut uyuşmazlık konusu sözleşme tarihinde yürürlükte olan 6502 sayılı Kanunun 50. maddesine 7392 sayılı Kanunla getirilen düzenlemeler dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu ileri sürülerek, kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, devre tatil sözleşmesinin imzalanması sırasında ödenen bedelin süresinde sözleşmeden cayma hakkının kullanılması nedeniyle derhal iadesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte olan 6502 sayılı Kanunun 50/6 maddesinde cayma hakkı düzenlenmekle birlikte cayma hakkı süresi içinde tüketiciden herhangi bir isim altında Ödeme alınamayacağı yer almıştır. Söz konusu düzenleme "Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma süresi dolmadan satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. (Ek cümleler:24/3/2022-7392/8 md.) Bu yasağa rağmen, tüketiciden herhangi bir bedel alınması durumunda alınan bedel tüketiciye derhâl iade edilir. Ayrıca tüketiciyi borç altına sokan her türlü belge tüketici yönünden geçersizdir. Devre tatil, uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri ve bu sözleşmelerle birlikte düzenlenmiş olan yeniden satım, değişim ve ilgili diğer tüm sözleşmeler cayma hakkının kullanılması ile birlikle kendiliğinden sona erer." şeklindedir. Yine aynı Kanunun 50/9. fıkrasında da "Devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere, devre tatil sözleşmeleri en fazla on yıl için kurulur." düzenlenmesi yer almaktadır.
Yasal mevzuat değerlendirildiğinde; tüketicinin devre tatil sözleşmesi İçin 14 günlük cayma hakkının olduğu, ancak cayma hakkı süresi içinde tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme alınması veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belgenin verilmesinin istenemeyeceği, bu yasağa rağmen tüketiciden herhangi bir bedel alınması durumunda alınan bedelin tüketiciye derhâl iade edileceği ve ayrıca tüketiciyi borç altına sokan her türlü belgenin tüketici yönünden geçersiz olacağı, devre tatil sözleşmelerinin en fazla 10 yıl için kurulacağı emredici şekilde düzenlenmiştir. Emredici yasal düzenlemelere aykırı şekilde yapılan devre tatil sözleşmeleri ise geçersiz olacaktır (Emsal: Dairemizin 08.09.2025 tarihli ve 2025/260 E., 2025/3882 K. sayılı ilamı).
Emredici yasal düzenlemelere aykırı şekilde yapılan devre tatil sözleşmeleri geçersizdir. Dava dosyasının incelenmesinde 26.07.2023 devre tatil sözleşmesinin imzalandığı, aynı tarihte 15.000,00 TL ödeme alındığı, davacı tarafından 31.07.2023 tarihli noter kanalıyla davalılara gönderilen sözleşmeden cayma ihtarının davalılara 04.08.2023 tarihinde tebliğ edildiği, 15.000,00 TL'nin iadesi için 22.08.2023 tarihinde takip başlatıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine davanın 03.11.2023 tarihinde açıldığı ve davalı tarafından ise bedel iadesinin 07.11.2023 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
O hâlde Mahkemece, somut uyuşmazlık konusu sözleşme tarihinde yürürlükte olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 50. maddesine 7392 sayılı Kanunla getirilen "... (2) (Değişik:24/3/2022-7392/8 md.) Devre tatil sözleşmeleri ile sağlanan hakkın şahsi veya ayni bir hak olması ya da devre tatil satışının finansal kiralama ile yapılması bu maddenin uygulanmasını engellemez. 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun sekizinci bölümü hükümleri kapsamında kurulan devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere, tüketicilerle mülkiyet payına bağlı ayni hak sağlayan devre tatil sözleşmesi kurulamaz. Kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek veya vakıf üyeliği suretiyle devre tatil hakkı tanınamaz. Devre tatile konu mal üzerinde ayni hak sahibi olmayanlar devre tatil satışı yapamaz.
(6) Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma süresi dolmadan satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. (Ek cümleler:24/3/2022-7392/8 md.) Bu yasağa rağmen, tüketiciden herhangi bir bedel alınması durumunda alınan bedel tüketiciye derhâl iade edilir. Ayrıca tüketiciyi borç altına sokan her türlü belge tüketici yönünden geçersizdir. Devre tatil, uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri ve bu sözleşmelerle birlikte düzenlenmiş olan yeniden satım, değişim ve ilgili diğer tüm sözleşmeler cayma hakkının kullanılması ile birlikte kendiliğinden sona erer.
(8) (Değişik:24/3/2022-7392/8 md.) Devre mülk hakkı veren sözleşmeler de dâhil olmak üzere tüketicilerle ön ödemeli devre tatil sözleşmesi kurulamaz.
(9) (Değişik:24/3/2022-7392/8 md.) Devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere, devre tatil sözleşmeleri en fazla on yıl için kurulur.
(10) (Değişik:24/3/2022-7392/8 md.) Tüketici, şahsi hak sağlayan devre tatil sözleşmesinden kaynaklanan tatil hakkını belirli bir dönem için kullanmayacağını tatilin başlayacağı tarihten en az doksan gün önce sağlayıcıya bildirirse, o dönem için tüketiciden herhangi bir isim altında bedel talep edilemez." şeklinde yer alan düzenlemeler dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup Adalet Bakanlığının bu yöne ilişen kanun yararına temyiz isteminin kabulü gerekmiştir,
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının HMK'nın 363/1 hükmüne dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere HMK'nın 362/2 hükmü gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
----------o----------