R.Gazete No: 33319
R.G. Tarihi: 24.07.2026
YARGITAY KARARI
Yargıtay
3. Hukuk Dairesinden:
Esas No :
2026/5101
Karar No:
2026/3617
Karar Tarihi: 8.6.2026
2025 YILI İTİBARIYLA 149.000,00 TL ALTINDAKİ UYUŞMAZLIKLAR İÇİN 6502 SAYILI KANUNUN 68/5. MADDESİNE GÖRE DAVACININ HEM İCRA VE İFLAS KANUNUNDAKİ HAKLARINI KULLANABİLECEĞİ HEM DE HAKEM HEYETLERİNE BAŞVURU YAPABİLECEĞİ HAKKINDA
6502/md.68
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGITAY İLÂMI
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun
yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla;
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler
incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının İzmir İli Aliağa İlçesi Yeni Mahalle
1469 ada 3 parselde kayıtlı 2. kat 8 no.lu dairenin satın alınması için emlakçı
olan müvekkiline başvurduğunu, müvekkilinin aracılık hizmeti verdiğini,
davalının müvekkiline ödemekle yükümlü olduğu komisyon ücretini ödemediğini, bu
nedenle müvekkilinin Tüketici Hakem Heyetine başvurduğunu, Tüketici Hakem
Heyetince şikayetin reddine karar verildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu
belirterek, Menemen Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığının 12.09.2025 tarihli ve
054620250003817 sayılı kararın iptalini, uyuşmazlığın esastan incelenerek
fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 104.250,00 TL komisyon ücreti
alacağının icra takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte
davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; Tüketici Hakem Heyetince verilen kararda usul ve
yasaya aykırılık olmadığını, davacının taşınmazın satışına aracılık etmediğini,
ibraz edilen sözleşmede satıcı konumunda yer alan Canip Yağmur isimli şahsın
hiçbir zaman taşınmazın maliki olamadığını, bu haliyle sözleşmenin geçerli
olmasının imkansız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE
MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen
kararıyla; şikayet konusu simsarlık sözleşmesinden kaynaklı alacak yönünden
davalı aleyhine şikayet öncesi Aliağa İcra Müdürlüğünün 2025/3179 E. sayılı
dosyası ile başlatılan derdest takip nedeniyle Tüketici Hakem Heyeti kararının
gerçekçesi değiştirilmek suretiyle Menemen Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığının
12.09.2025 tarihli ve 054620250003817 sayılı kararının onanmasına, davacının
itirazının reddine karar verilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığınca; Mahkemece, 2025 yılı itibarıyla 149.000,00 TL altındaki uyuşmazlıklar için 6502 sayılı Kanunun 68/5. maddesine göre davacının hem İcra ve İflas Kanunundaki haklarını kullanabileceği hem de Hakem Heyetlerine başvuru yapabileceği, her iki yasal imkânın birbirine derdestlik oluşturmayacağı dikkate alınarak işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu ileri sürülerek, kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Değerlendirme
ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Tüketici Hakem Heyeti kararının iptali istemine
ilişkin olup kanun yararına temyiz aşamasında uyuşmazlık davacının icra takibi
yaptığı alacak için Tüketici Hakem Heyetine başvuru yapmasının derdestlik olup
olmadığı noktasında toplanmaktadır.
1 Dava
şartları, Mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli
olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartlan dava açılabilmesi için değil,
Mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan "kamu düzeni" ile ilgili
zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın
her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp
incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların talep ve beyanları ile bağlı
değildir.
2. Dava
şartlan dava açılmasından hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava
şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin
yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, Mahkemenin
davayı dinlenebilir olmadığından reddetmesi gerekir.
3. Dava
şartlarından bazıları olumlu (davanın açılması sırasında var olması gerekli);
bazıları ise olumsuz (davanın açılması sırasında bulunmaması gereken) şartlar
olup, derdestlik ve kesin hüküm olumsuz dava şartları arasında yer alır.
4. Açılmış
ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukukî korunma sürecini başlatmış
olduğundan artık onun aynı davayı yeniden bir başka Mahkeme önüne getirmesinde
hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle daha önce
açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın, ikinci kez açılması hâlinde,
davacının bu ikinci davayı açmasında hukukî yararı olmadığı gerekçesi ile
HMK'nın 114. maddesiyle derdestlik dava şartı kabul edilerek maddenin (ı)
bendinde "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması
" düzenlemesine yer verilmiştir.
5. Derdest
bir davanın ilk koşulu, tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan bir
davanın daha önce açılmış olmasıdır. İkinci koşulu ise daha önce açılmış
bulunan davanın hâlen görülmekte olması, kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır.
Bu iki koşulun birlikte bulunması hâlinde derdest bir davanın varlığı kabul
edilmelidir. Bir davanın açılması ile şeklî anlamda kesin hükme bağlanması
arasında geçen sürede davanın derdest olduğu kabul edilir (Tanrıver, Süha:
Medeni Usul Hukukunda Derdestlik İtirazı, Ankara 2007, s. 8 vd.). Davanın
derdest olması, taraflar arasında o konuda ortaya çıkan uyuşmazlığın henüz tam
olarak çözümlenemediği anlamına gelir.
6. Derdestlik
anlamında görülmekte olan dava, yargılamanın başlaması anından hüküm
verilmesine ve bu hükmün de kesinleşmesine kadar geçen süreçte görülmekte olan
yargılamayı ifade eder. Başka bir ifadeyle, bir davanın görülmekte olması için,
verilen kararın şeklî anlamda da kesinleşmemiş olması gerekir (Mazlum,
İsmet: Medenî Usûl Hukukunda Aslî Müdahale, Ankara 2019, s. 126; Tannrıver, s.
49).
7. HMK'nın
303/1. maddesinde; "maddi anlamda kesin hüküm", "şekli anlamda kesin
hüküm" ayrımı yapılarak, maddi anlamda kesin hüküm; "Bir
davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün diğer bîr davada maddi anlamda
kesin hüküm oluşturabilmesi için taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın
hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması şarttır."
şeklinde açıklanmıştır.
8. Dava
konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmiş olması olumsuz
dava şartıdır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konularının)
dava sebeplerinin yani davanın dayandığı olayların ve davanın taraflarının aynı
olması halinde maddi anlamda kesin hüküm oluşur (HMK'nın 303).Yargısal
kararlara tanınan bu yasal gerçeklik niteliğinden dolayı, aynı konuda yeni bir
dava açılamaz. Açılırsa bu dava dinlenmez, HMK'nın 114/1-i, 115/2 maddeleri
uyarınca dava koşulu (şartı) yokluğundan reddedilir (Yargıtay Hukuk Genel
Kurulunun 03.04.2013 tarihli ve 2012/1-1133 E. - 2013/421 K. sayılı kararı da
aynı yöndedir).
9. Kesin
hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve Mahkemenin de
davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı
kesin hüküm bulunduğu (dava şartı yokluğu) gerekçesiyle reddetmesi gerekir.
Yine kesin hüküm itirazı Mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi ilk defa
Yargıtayda (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da
ileri sürülebilir ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye
sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara
alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasmı engellemez (Kuru, Baki:
Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, 2001,C.V,s.4980 vd.).
10. Kesin
hüküm öncelikle (hükmü veren Mahkeme de dâhil) diğer bütün Mahkemeleri bağlar.
Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse Mahkemeler aynı konuda, aynı dava
sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar;
aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler ve aynı konuya ilişkin yeni
bir davada, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdırlar (Kuru, C.
V, s. 5051- 5053).
11. 6502
sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 01.10.2022 tarihinde yürürlüğe
giren 7392 sayılı Kanunla değişik 68/1. maddesine göre tarafların İcra ve İflas
Kanunundaki hakları saklı kalmak kaydıyla;
değeri otuz bin Türk Lirasının
altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur.
Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru
yapılamaz; dördüncü fıkrasına göre de bu maddede belirtilen parasal sınırlar
her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere, o yıl için tespit ve
ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır.
12. 20.12.2024 tarihli ve 32758
sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanunun 68. ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği'nin 6. maddelerinde yer
alan Parasal Sınırların Artırılmasına İlişkin Tebliğin 3. maddesine göre, 2025
yılı için yapılacak başvurularda değeri 149.000,00 (yüz kırk dokuz bin) Türk
Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda, İl veya İlçe Tüketici Hakem
Heyetleri görevlidir.
13. Dava dosyasının incelenmesinde; dava konusu alacağa ilişkin davalı/borçlu aleyhine 08.05.2025 tarihinde başlattığı takibe itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin 10.06.2025 tarihinde durduğu, itirazın iptali davası açılmadığı, kanun yararına temyize konu olan aynı alacağa ilişkin davacı tarafından davalı aleyhine talep edilen bedelin tüketici hakem heyetine başvuru sınırında kalması nedeniyle tüketici hakem heyetine 20.06.2025 tarihinde başvuru yapıldığı, tüketici hakem heyetince başvurunun reddine karar verildiği, bunun üzerine Tüketici Hakem Heyeti kararına karşı itiraz yoluna başvurulduğu, itiraz yoluna başvurulduğu sırada devam eden dava olmadığından derdestlik olmayacağı, icra takibi yapılmasının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/4. maddesi gereğince alacak davası açılmasına engel teşkil etmediği anlaşılmaktadır (Dairemizin 04.12.2023 tarihli ve 2023/3118 E., 2023/3489 K. Sayılı ilamı).
14. O
hâlde Mahkemece, 2025 yılı itibarıyla 149.000,00 TL altındaki uyuşmazlıklar
için 6502 sayılı Kanunun 68/5. maddesine göre davacının hem İcra ve İflas
Kanunundaki haklarını kullanabileceği hem de Hakem Heyetlerine başvuru
yapabileceği, her iki yasal imkânın birbirine derdestlik oluşturmayacağı
dikkate alınarak işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı
gerekçeyle karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup Adalet Bakanlığının
bu yöne ilişen kanun yararına temyiz isteminin kabulü gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının HMK'nın 363/1
hükmüne dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili
olmamak üzere HMK'nın 362/2 hükmü gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
----------o----------