R.Gazete No: 33313
R.G. Tarihi: 18.07.2026
YARGITAY KARARI
Yargıtay
3. Hukuk Dairesinden:
TÜRK MÎLLETİ ADINA
YARGITAY İLÂMI
Esas No: 2026/356
Karar No: 2026/1760
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :
Mersin 6. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:
12.12.2024
SAYISI:
2024/674 E., 2024/346 K.
DAVACI: ...
DAVALI: ...
DAVA TARİHİ: 21.11.2024
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun
yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla;
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler
incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında 05.06.2018 başlangıç tarihli
kira sözleşmesi bulunduğunu, davalının 05.08.2018 düzenleme ve 20.04.2024
tahliye tarihli tahliye taahhütnamesine dayanarak müvekkili aleyhinde ilamsız
icra takibi başlattığını, tahliye taahhütnamesinin müvekkilinin imzası taklit
edilerek ya da kira sözleşmesi kopyalanarak oluşturulduğunu, tahliye
taahhütnamesinin bütününde irade sakatlığı ve sahtelik hali mevcut olduğunu
ileri sürerek; 05.08.2018 düzenleme ve 20.04.2024 tahliye tarihli tahliye
taahhütnamesinin geçersizliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen
kararıyla; 22.11.2024 tarihli ara karar ile davacının adli yardım talebinin
reddine karar verilerek, 195,80 TL başvurma harcı, icra takibi tarihi itibari
ile aylık kira parasının 12 ile çarpımı neticesinde çıkan rakam üzerinden nispi
peşin harcı ve şimdilik 2.000,00 TL gider avansını yatırmak üzere iki hafta
kesin süre verildiği, davacı vekilinin 26.11.2024 tarihinde UYAP'a aktarılan
adli yardım talebinin reddine ilişkin ara karan okuduğu hususunun evrak işlem
kütüğünden anlaşıldığı, ne var ki davacının ödemesi gereken peşin ve başvuru
harçlarını iki haftalık süre içinde yatırmadığı gerekçesiyle; davanın açılmamış
sayılmasına karar verilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik
Adalet Bakanlığınca; harç ve gider avans başlığı altında düzenlenen hükümlere
göre eksik olan yargılama harçları kalem kalem gösterilerek, 6100 sayılı Hukuk
Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 120. maddesi gereğince davacıya
başvurma ve peşin harcı yatırması için iki haftalık kesin süre verilmesi ve bu
kararın aynı Kanunun 91. maddesi gereğince tebliğ edilmesi gerekirken, genel
ifadelerle kurulan ara karar sonrasında, davacının hukuki dinlenilme hakkı
ihlal edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin, kabule göre de, 492 sayılı
Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca karar verilmesi ve bu sebeple
6100 sayılı Kanunun 150. maddesinde yazılı usul uygulanmak suretiyle, öncelikle
dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin
usul ve yasaya aykırı bulunduğu ileri sürülerek, kanun yararına temyiz
isteminde bulunulmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık,
yazılı tahliye taahhüdünün geçersizliğinin tespiti İstemine ilişkindir.
6100
sayılı Kanunun "Sürelerin başlaması" başlıklı 91. maddesine göre;
süreler, taraflara tebliğ tarihinden veya Kanunda öngörülen hâllerde, tefhim
tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Aynı Kanunun "Harç ve gider avansının ödenmesi"
başlıklı 120. maddesi ise; "(1) Davacı, yargılama harçları ile
her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek
olan tutan, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.
(2)
Avansın
yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu
eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.
(3)
(Ek:22/7/2020-7251/9
md.) Taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece
belirlenen delil avansına ilişkin 324 üncü madde hükümleri saklıdır." şeklinde
düzenlenmiştir.
Elektronik
ortamda yapılacak tebligatlar, 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun)
ve ilgili Yönetmelik hükümlerine tabi olup, aynı Kanunun 7/a maddesi ile
Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 9/6. fıkrasına göre; "Elektronik
yolla tebligat, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen
beşinci günün sonunda yapılmış sayılır"
Tefhim, kararın
duruşmada hazır bulunan tarafın yüzüne karşı açıklanmasını; tebliğ ise kararın
7201 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun şekilde tarafa
bildirilmesini ifade etmekte olup, bu iki usul dışında başkaca bir yöntemle
tarafın usulen bilgilendirilmiş sayılması hukuken mümkün değildir.
Bu açıklamalar
ışığında somut olay değerlendirildiğinde; UYAP evrak işlem kütüğünde bir
belgenin "okundu" olarak görünmesi, Kanunda düzenlenen anlamda tebliğ veya
tefhim niteliği taşımamaktadır. Salt bu kayda dayanılarak hak düşürücü
sürelerin veya kesin sürelerin başladığının kabulü, 6100 sayılı Kanunda güvence
altına alman usuli haklar ile hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkı
ilkelerine açıkça aykırılık teşkil edecektir. Nitekim kesin süreye ilişkin ara
kararların vekilin yokluğunda kurulması halinde, bu kararın vekile ya fiziki
tebligatla ya da Elektronik Tebligat Yönetmeliği uyarınca UETS üzerinden resmi
yolla tebliğ edilmesi zorunludur. Dolayısıyla sürelerin başlaması için ilgili
Yönetmelik ile belirlenen beş günlük yasal sürenin dolması veya fiili bir
tebligat işleminin gerçekleşmesi aranacak olup, sisteme girilip evraka bakılması
(okunması), yasal tebligat prosedürünün yerini tutmayacağı, yine 6100 sayılı
Kanunun 114 ve 115. maddeleri kapsamında, dava şartlarının ve usule ilişkin
yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde doğacak sonuçların, davanın
tarafının ancak usulüne uygun şekilde ihtar edilmiş olması durumunda
uygulanabileceği dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve
yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla, Adalet Bakanlığının bu yöne ilişkin kanun
yararına temyiz talebinin kabulüne karar verilmiştir.
V. KARAR
Açıklanan
sebeplerle;
Adalet
Bakanlığının 6100 sayılı Kanunun 363/1 maddesine dayalı kanun yararına temyiz
isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere aynı Kanunun 363/2
maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava
dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
gönderilmesine,
31.03.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
----------o----------