R.Gazete No: 33193
R.G. Tarihi: 11.03.2026
YARGITAY KARARI
Yargıtay 5. Hukuk
Dairesinden:
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGITAY İLÂMI
Esas No
Karar No: 2026/1019
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
TARİHİ
SAYISI
DAVACI: ...
DAVALI
KANUN YARARINA
TEMYİZ EDEN: Adalet Bakanlığı
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen
kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin geç ödenmesinden kaynaklanan
munzam zararın tazmini davasında yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne
karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun
yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla;
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler
incelenip gereği düşünüldü:
I.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin
hissedarı olduğu Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, İvedik Mahallesi 43391 ada 1
parsel sayılı taşınmaza davalı idarece kamulaştırmasız el atılması nedeniyle
mahkemece hükmedilen bedelinin geç ödenmesi nedeniyle oluşan munzam zarar
bedelinin tespiti ile ödeme tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en
yüksek faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep
etmiştir.
II.
CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle,
davacının hissedarı olduğu Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, İvedik Mahallesi
43391 ada 1 parsel sayılı taşınmazda bulunan paya karşılık tespit edilen
kamulaştırmasız el atma tazminatının geç ödendiği iddiasıyla açılan davanın
reddi gerektiğini, geç ödemenin mevzuat değişikliklerinden kaynaklandığını,
mahkeme kararları sonrasında uzlaştırma tutanağı imzalandığını, munzam zarar
şartlarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
III.
İLK
DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen
kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV.
KANUN
YARARINA TEMYİZ
A.
Kanun
Yararına Temyiz Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının kanun
yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiştir.
B.
Temyiz
Sebepleri
Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz talebinde
özetle; dosya kapsamına ve kararın dayandığı gerekçelere göre davacı tarafça
temerrüt faizini aşan somut bir zarar olduğu ispat edilemediğinden davanın
reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve
kanuna aykırı olduğundan kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.
Uyuşmazlık
ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare
arasındaki kamulaştırmasız el atma tazminatının geç ödenmesinden kaynaklanan
munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.
2.
Değerlendirme
1.
6100
sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 363 üncü maddesinin
birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemelerinin kesin olarak verdikleri
kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına
karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı
tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur. 6100 sayılı Kanun'un 363
üncü maddesinin gerekçesinde de karar verilirken yürürlükteki hukukun yanlış
uygulanmasının her an için söz konusu olabileceği, kanun yararına temyizin,
yanlışlık tespit edilip daha sonra benzer işlemlerden kaçınmak için kabul edilen
bir sistem olduğu, Yargıtayın yaptığı incelemede uygulamanın yanlış olduğu
sonucuna ulaşırsa kararı kanun yararına bozacağı ifade edilmiştir.
2.
Temyiz
yolu ise olağan kanun yollarından birisidir. Bozma sebepleri, 6100 sayılı
Kanun'un 371 inci maddesinde sayılmıştır. Bunlar; hukukun veya taraflar
arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanmış olması, dava şartlarına aykırılık
bulunması, taraflardan birinin davasını ispat için dayandığı delillerin kanuni
bir sebep olmaksızın kabul edilmemesi ve karara etki eden yargılama hatası veya
eksiklikler bulunmasıdır. Temyiz yolunda, hüküm mahkemesinin kararı sadece
hukuka uygunluk bakımından inceleme konusu yapılır. Madde gerekçesinde bu husus
"Temyiz incelemesini, istinaf incelemesinden ayıran temel özellik,
temyiz incelemesinin usûl hukuku veya maddî hukuk yönünden incelemeyi
gerektirmesi, maddî vakıaların denetimi ile delil değerlendirmesine
girmemesidir. Maddede bu hukukî denetimin hangi sebeplerle yapılacağı açıklığa
kavuşturulmuştur. Bugüne kadar istinaf yolunun olmamasından dolayı zaman zaman
Yargıtay maddî vakıalara ve delil değerlendirmesine de girmek zorunda
kalabilmekteydi, istinafla birlikte artık bu ihtiyaç ortadan kalkmış ve
Yargıtay tamamen bir hukukî denetim ve içtihat mercii olmuştur."
şeklinde vurgulanmıştır.
3. Belirtilen bu yasal düzenlemeler ve 6100 sayılı Kanun döneminde temyiz yolu ile ilgili özellikler dikkate alındığında, kanun yararına temyiz ile temyiz yolu arasında bir ayrım yapılması gerekmektedir. Kanun yararına temyiz başvurusunda, başvuru konusu kararın sadece "yürürlükteki hukuka aykırı olup olmadığı" denetlenir. Bu denetim ise, temyiz incelemesinin aksine, kanun yararına temyizde görece sınırlı bir inceleme yapılmasını gerektirir. Kanun yararına temyize ilişkin madde gerekçesinde de belirtildiği gibi yürürlükteki hukukun yanlış uygulanması söz konusu olduğunda, kararın kanun yararına bozulması gerekir.
4.
Kanun
koyucu para borcunun geç ödenmesi ya da ödenmemesi halinde bir zararın mevcut
olduğunu kural olarak benimsemiştir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca
alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun
dışında davacının herhangi karineden istifade etme olanağı yasal olarak mevcut
değildir. Davacı; para alacağını zamanında tahsil etmesi halinde ne şekilde
kullanacağını, paranın zamanında verilmemesi nedeniyle faiz dışında ne gibi
maddi zararlarının oluştuğunu; somut delilerle ispat edemediğinden munzam zarar
istemine ilişkin davanın reddi yerine yazılı şekilde davanın kabulüne karar
verilmesi doğru görülmemiştir.
5.
Bundan
ayrı, ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde
meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak
nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın
ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun,
6100 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde
somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya
konulmalıdır. Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli
dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para
değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar
olgusunun delili olarak kabul edilemeyeceği gibi ülkemizdeki belirli dönemlerde
var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma
gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir
zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle
ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest
piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana
gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi
somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat
yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat
kolaylığı da sağlamaz. Hâl böyle olunca, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun
122 nci maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın,
genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken
döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen
azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması
gerekmekte olup kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan
olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle
davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak mahkemece
yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde
bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı
söylenemeyeceğinden kararın kanun yararına bozulması gerekir.
6.
Kanun
yararına bozma talebi bu yönüyle haklı olduğundan talebin kabulüne karar
verilmesi gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun'un 363 üncü maddesinin
birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın
sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının ilk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin
Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
----------o----------