R.Gazete No: 33193
R.G. Tarihi: 11.03.2026
YARGITAY KARARI
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinden:
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGITAY İLÂMI
Esas No
Karar No: 2026/18
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
TARİHİ
SAYISI
DAVACI
DAVALI
TALEP EDEN: Kanun Yararına Temyiz Bürosu
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın
kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş
olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki
belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında
tabela yapım işine ilişkin anlaşma yapıldığını, anlaşma gereğince davalının
tabelayı yaparak montajladığını ancak tabelanın ayıplı olduğundan çöktüğünü,
davalı tarafça tabelanın sökülerek tamir edildiğini, ancak sonrasında yağmur
yağmasına bağlı tabeladaki su sızıntısı nedeniyle iş yerine giriş çıkışı
imkânsız hale getirdiğini, bu hususa ilişkin davalıya ihtarname çekilerek
tabelanın yeniden tamir edilmesinin istenildiğini, tabela tamir edilmediğinden
Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/70 D.İş dosyasında tespit yaptırarak
ayıplı iş ve ayıp giderim bedelinin belirlendiğini, eksik ve ayıplı iş bedeli,
tespit masrafları, ihtarname ve vekalet ücretinin tahsiline ilişkin Antalya
Genel İcra Müdürlüğü'nün 2021/216 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını,
davalı tarafça takibe itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın
iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep
ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı usule uygun tebliğe rağmen cevap dilekçesi
sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen
kararı ile davalı borçluya 11.01.2021 tarihinde ödeme emri gönderildiği, ödeme
enirinin 15.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince süresinden
sonra 28.01.2021 tarihinde borca ve ferilerine itiraz dilekçesi sunulduğu,
06.06.2022 tarihli karar ile dosyanın infazen işlemden kaldırılmasına karar
verildiği gerekçesi ile dava konusuz kaldığından esas hakkında karar
verilmesine yer olmadığına, dava açılış tarihinde süresinde sunulan itiraz bulunmadığından
icra takibi durmadığından davalının dava açılmasına sebebiyet vermediği
gerekçesi ile davacı tarafça yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde
bırakılarak ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV.
KANUN YARARINA TEMYİZ
A.
Kanun Yararına Temyiz Sebepleri
İlk Derece
Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararma yönelik Adalet Bakanlığı kanun
yararına temyiz isteminde; mahkemece borçlu davalının icra takibine süresinde
itirazı üzerine icra müdürlüğünün takibin durmasına yönelik işlemine gerek
olmaksızın takibin kanun gereği kendiliğinden durduğu dikkate alınarak
davacının dava açmakta haklı olduğunun kabulü gerektiği, davalının vekâlet
ücreti ile yargılama giderlerinden sorumlu olacağı gözetilerek buna göre bir
karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya
aykırı bulunduğu gerekçesi ile kararın kanun yararına bozulmasını talep
etmiştir.
B.
Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık,
eser sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Yasal
dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinden alan itirazın
iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş
olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı
tarafından süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır;
yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı, itirazın
iptali davasında, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu
bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini talep eder (Kuru,
Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 251).
Mahkemenin
davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm
teşkil edeceğinden, davanın reddi hâlinde alacaklı, borçluya karşı aynı
alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü hâlinde
borçlu da alacaklıya karşı menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu
nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve
savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını
araştırmak zorundadır.
İtirazın
iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın
iptali ile İİK'nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını
sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek
husus, borçlunun icra takibine yaptığı itirazında haklı olup olmadığının
belirlenmesidir.
Bu dava,
yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (ÎÎK m. 67/1). Dava, özünde
tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme
iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken
bildirdiği itiraz sebepleri dışında, itirazın iptali davasında başka itiraz
sebeplerini ileri sürebileceğinden, mahkemenin borcun sonradan ödendiği
itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu
belirlemesi hâlinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği
alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki alacak miktarının, takip ya da dava
tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında
hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü
olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına
da etkili olacağı açıktır.
Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı
bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür
ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali
davası açılmamışken, itirazına konu borcun tamamını öderse, alacaklının
itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta
hukukî yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç,
itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını
sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın
tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre,
gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukukî yarar
bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da
ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra
ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukukî yarar
mevcut olmayacaktır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 11.01.2021 tarihinde Antalya
Genel İcra Müdürlüğü'nün 2021/216 Esas sayılı icra dosyasında eksik ve ayıplı
iş bedeli, tespit masrafları, ihtarname masrafları ile vekalet ücreti alacağına
dayanılarak 8.063,19 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış, ödeme
emrinin davalı borçluya 15.01.2021 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, davalı
borçlu tarafından 22.01.2021 tarihinde borcun tamamına itiraz edilmiştir.
Davalı alacaklı tarafça 18.02.2021 tarihinde eldeki itirazın iptali davası
açılmıştır.
Her ne kadar mahkemece, dava tarihi itibariyle süresinde
sunulan itiraz sebebiyle durmuş bir icra takibi bulunmadığından davalının dava
açılmasına sebebiyet vermediği gerekçesiyle yargılama giderlerinin davacı
üzerinde bırakılarak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş ise de; davalı
borçlu tarafından 22.01.2021 tarihinde borca itiraz edildiği gözetilerek
davacının itirazın iptali davası açmasında hukukî yararı bulunduğu gözetilerek
buna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile karar
verilmesi doğru olmamış, HMK'nm363. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı'nın
kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın yukarıda belirtilen
nedenlerle BOZULMASI gerekmiştir.
V.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığı'nın 6100 sayılı Kanun'un 363/1 hükmüne dayalı
kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere
HMK'nın 363/2 hükmü gereğince KAMUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava
dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığı'na
gönderilmesine,
06.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
----------o----------