R.Gazete No: 33344
R.G. Tarihi: 18.08.2026
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinden:
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAY İLAMI
Esas No : 2026/2698
Karar No : 2026/2514
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 07.05.2025
SAYISI: 2025/33 E., 2025/137 K.
DAVACI: ... vekili Av. ...
DAVALI: ... vekili Av. ...
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının eski eşler olduğunu, dava konusu 7626 ada 9 parsel, 8 No.lu bağımsız bölümü evlilik birliği içerisinde satın aldıklarını, müvekkilinin taşınmazın satılmasına kadar taşınmaza birçok tadilat ve yenileme imalatları yaptığını, ancak eski eş tarafından Antalya 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/971 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, taşınmaza davacı tarafından yapılan ve dökümü verilen kazandırıcı ve değer artırıcı tüm imalatların müvekkil davacı adına aidiyetinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça açılan bu davayı Antalya 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/971 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi dosyasının uzamaması ve sürüncemede kalmaması amacıyla kabul ettiğini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı İle; davacının kendisi tarafından yaptırıldığı iddia edilen faydalandırmaların muhdesat tespiti mahiyetinde olmadığı, davacının talepleri ile ilgili 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 994, maddesine göre zorunlu ve faydalı masrafların, muhdesatların ve taşınmaza katılan değerin tazminine yönelik olabileceği, davacının netice talebinin muhdesat tespitine ilişkin olduğu, eldeki davada hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8, Hukuk Dairesinin 19.09.2025 tarih ve 2025/1545 Esas, 2025/979 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kesin nitelikte olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine kesin olarak karar verilmiştir.
V. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz isteminde; davayı kabulün davalının tek taraflı irade beyanı ile tamamlandığından, Mahkemece sadece davalının beyanının gerçekten davayı kabul olup olmadığını ve kanunun öngördüğü şekilde yapılıp yapılmadığının araştırılıp, davalının beyanının gerçekten davayı kabul olduğu ve kanunun öngördüğü şekilde yapıldığının tespiti hâlinde Mahkemece kabul nedeniyle davanın kabulüne karar vermekle yetinilmesi gerektiğini, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu belirtilerek kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 363. maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur,
2. Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, HMK'nın 363. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar kanun yararına bozulur ve bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
3. Davalı, yargılama sırasında sözlü olarak davayı kabul edebilir. Bu hâlde, davalının kabul beyanı duruşma tutanağına yazılır. Tutanağın kabule ilişkin bölümü, davalının önünde okunarak kendisine imza ettirilir. Kabul beyanının davalıya okunduğunun ve ondan sonra imza ettirildiğinin de tutanağa yazılması zorunludur. Bu şekil şartlarına uygun olmayan kabul beyanı geçersizdir.
Davalı, duruşmada mahkemeye vereceği bir dilekçe ile de davayı kabul edebilir. Bu hâlde, davalının dilekçe ile yaptığı davayı kabulün geçerli olabilmesi için, dilekçedeki kabul beyanının ayrıca duruşma tutanağına geçirilmesine ve kendisine okunarak imza ettirilmesine gerek yoktur. Böyle bir kabul dilekçesinin mahkemeye verildiğinin tutanağa yazılması yeterlidir.
Davayı kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir (HMK m. 308). Davayı kabul, davalının mahkemeye yönelik olarak yapacağı tek taraflı (açık) bir irade beyanı ile olur. Davayı kabulün geçerliliği için bunun davacı ve mahkeme tarafından kabul edilmesine gerek yoktur, Kabul ile dava tamamen veya (kısmı kabulde) kısmen sona erer. Davalı, davanın açılmasından dava hakkında verilen hükmün kesinleşmesine kadar davayı kabul edebilir. Davalının davacının talep sonucunun bir kısmını kabul etmesi hâlinde, talep sonucunun kabul edilmeyen diğer kısmı hakkmdaki uyuşmazlık son bulmuş olmaz. Dava kabul edilmeyen kısmı hakkında devam eder.
Kabul, kayıtsız ve şartsız olacağından (HMK m. 309/4), şarta bağlı kabul geçerli değildir.
Somut olayda; davalı cevabında, davacının dava ile ileri sürdüğü tüm taleplerini kabul etmiştir. Mahkemece, davalının kabul beyanı değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmiştir. Mahkemece, HMK'nın 308. maddesi gereğince davalının kabul beyanı gözetilerek, davacının taleplerinin hüküm altına alınmış olması gerekirken, bu husus gözetilmeden karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmediğinden, hükmün kanun yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının HMK'nın 363. maddesinin birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
----------o----------