R.Gazete No: 33196
R.G. Tarihi: 14.03.2026
YARGITAY KARARI
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinden:
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGITAY İLÂMI
Esas No : 2025/5127
Karar No : 2025/7800
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ
SAYISI
DAVACI: ...
DAVALILAR: 1. ... vekili Avukat ...
2. ... vekili Avukat ...
Temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen İlk
Derece Mahkemesi kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı
tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor
dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Kullanım kadastrosu sonucunda, Mersin ili Erdemli
ilçesi Çeşmeli Mahallesi çalışma alanında bulunan 31 ada 205 parsel sayılı
3.006,00 metrekarelik yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar
hanesine, "6537 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi
uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmaz ile üzerindeki bahçenin
.... kızı ...'in fiili kullanımında bulunduğu" şerhi
yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; 31 ada 205
parsel sayılı taşınmazın yaklaşık olarak 800,00 metrekarelik kısmının kendi
fiili kullanımında olup, bu kısım üzerinde limon ve zeytin ağaçlarının mevcut
olduğunu belirterek, taşınmazın 800,00 metrekarelik kısmı üzerinde adına
kullanıcı ve muhdesat şerhi verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar tarafından cevap dilekçesi
verilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı
belirtilen kararıyla; "kadastro sonucu düzenlenen kadastro tutanağının
beyanlar hanesinde taşınmazın tamamının davalı ...in kullanımında
olduğu yazılmış ise de gerek bizzat davalının kendi beyanları gerekse de
mahallinde yapılan keşif ve keşifte dinlenen tanık ve tespit bilirkişisi
beyanları bir bütün olarak göz önüne alındığında dava konusu taşınmazın 792,29
metrekarelik kısmının davacının kullanımında olup üzerindeki bahçenin de
kendisine ait olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 31 ada 205
parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde geçen "taşınmaz ve
üzerindeki bahçe ... kızı ...in kullanılmadadır" şeklinde
geçen ibarenin iptali İle beyanlar hanesinin bu bölümüne "27.09.2012 tarihli
fen bilirkişisi tarafından dosyaya sunulan raporda (A) harfi ile gösterilen
kısmın ... kızı ..'un, (B) harfi ile gösterilen kısım ve
üzerindeki bahçe ... kızı ...'in kullanımındadır"
İbaresinin şerh düşülmesine karar verilmiş; hüküm, 29.11.2012 tarihinde
taraflarca temyiz edilmediği belirtilerek kesinleştirilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin
yukarıda belirtilen kararına karşı, Adalet Bakanlığı kanun yararına temyizen
incelenmesi isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri
Genel Müdürlüğü tarafından sunulan kanun yararına temyiz dilekçesinde özetle;
Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesince, usul ekonomisi ilkesi gereğince aynı
taşınmazla ilgili olarak aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki
Hukuk Mahkemelerinde açılan davaların, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 166/4. maddesi gereğince biri hakkında verilecek
hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması nedeniyle aynı maddenin birinci
fıkrası gereğince ilk davanın açıldığı Erdemli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin
2011/303 Esas sayılı dosyasında birleştirilmesine karar verilmesi gerekirken
yazılı şekilde davanın esası ile İlgili olarak karar verilmiş olmasının usul ve
kanuna aykırı olduğunu belirterek, Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin anılan
kararının kanun yararına temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesini
talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kullanım
kadastrosuna ilişkin davalar hakkında 6100 sayılı Kanun'un 166/4. maddesi
gereği aynı taşınmazla ilgili olarak aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey
ve sıfattaki benzer davaların birlikte görülmesinin gerekip gerekmediğinin
belirlenmesi ve buna göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararın doğru olup
olmadığının tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 30,166 ve
363. maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 4.
maddesi, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi.
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince
yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına
uygun düşmemektedir.
Şöyle ki, eldeki dava 6831
sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına
çıkartılan taşınmaz hakkında yapılan kullanım kadastrosu çalışması sırasında
tapu kaydının beyanlar hanesine yazılan kullanıcı şerhinin iptali ve değiştirilmesi
istemine ilişkindir.
3402 sayılı Kanun'un Ek 4.
maddesi; "6831 sayılı Kanun'un 20.06.1973 tarihli Kanun'la değişik 2.
maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman
sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve
varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler
tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar
hanesinde gösterilmek suretiyle bu Kanun'un 11. maddesinde belirtilen askı ilam
hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına
tescil edilir " hükmünü içermektedir.
"Kullanım
kadastrosu" olarak isimlendirilen bu çalışmanın amacı, 2/B sahalarını,
fiili kullanım durumlarını dikkate alarak parsellere ayırmak ve bu taşınmazları
2/B alanı olarak Hazine adına tescil ederken, taşınmazlar üzerinde fiili
kullanımı bulunanları ve muhdesatları tespit ederek tapunun beyanlar hanesinde
göstermektir. Bu maddeye göre kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde
kullanıcı olarak gösterilebilecek kişiler, kadastro tespiti sırasında dava
konusu taşınmazı fiilen kullanan kişilerdir.
Kullanım kadastrosu sonucunda,
hakkında tespit tutanağı düzenlenen taşınmazların beyanlar hanesinde yer alan
ya da alması gereken kullanıcı ve muhdesat şerhlerine ilişkin olarak askı ilan
süresi içinde kadastro mahkemesinde, askı ilanından sonra ise kadastro
tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre
içerisinde genel mahkemelerde dava açılması mümkündür. 3402 sayılı Kanun'un Ek
4. maddesi gereğince açılacak işbu davalar, kullanıcı şerhine ilişkin olup, söz
konusu taşınmazın mülkiyeti Hazineye ait olduğundan, bu davalarda mülkiyet
hakkı bakımından değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Yukarıda anlatılan hususlar dikkate alınarak
somut olay incelendiğinde, dava konusu 31 ada 205 parsel sayılı taşınmaz
hakkında eldeki dava dosyasıyla Hazine adına tespit ve tescil edilerek beyanlar
hanesine taşınmazın bir kısmı üzerinde davacı Emine Şahin'in fiili kullanımında
olduğuna dair şerh verilmiştir.
Ne var ki, aynı taşınmaz hakkın da davacısı
Mahmut Şen olan ve taşınmazın bir kısmı üzerinde adına kullanıcı şerhi
verilmesine yönelik olarak 10.06.2011 tarihinde açılan Erdemli 1. Asliye Hukuk
Mahkemesinin 2011/303 Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonunda,
davanın kabulüne, 31 ada 205 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki "taşınmaz
ve üzerindeki bahçe Hacı Veli kızı Emine Şahin'in kullanamındadır "şeklindeki şerhin iptaline, taşınmazın fen bilirkişisinin 13.11.2012
tarihli krokisinde (A) harfi ile gösterilen 2.531,98 metrekarelik kısmının Hacı
Veli oğlu Mahmut Şen'in, (B) harfi ile gösterilen 474,02 metrekarelik kısmının
ise ....'in kullammındadır" şeklinde şerh
verilmesine karar verilmiş ve bu kararın da 03.06.2013 tarihinde taraflarca
temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Buna karşın, söz konusu ilk
dava henüz derdest iken, aynı taşınmaza ilişkin olarak bu kez 10.05.2012
tarihinde davacı Arife Teymur tarafından eldeki dava açılmış ve eldeki dava,
10.06.2011 tarihinde açılan Erdemli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/303 Esas
sayılı dava dosyasıyla birleştirilmeden sonuçlandırılmıştır.
6100 sayılı Kanun'nun 30. maddesi uyarınca "Hâkim,
yargılamanın usul ekonomisi ilkesine uygun biçimde yürütülmesini sağlamakla
yükümlüdür." ve aynı Kanun'un 166/1. maddesindeki "Aym yargı
çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış
davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep
üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir.
Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir." ve
166/4. maddesindeki "Davaların aym veya birbirine benzer sebeplerden
doğması ya da biri hakkında verilecek hükmim diğerini etkileyecek nitelikte
bulunması durumunda, bağlantı var sayılır." hükmü gereğince somut
olayda, davaların aynı taşınmaza ilişkin olması, kullanım kadastrosu kapsamında
beyanlar hanesine yazılacak kullanım şerhlerinin taşınmazın tamamı bakımından
hukuki sonuç doğurması ve aynı taşınmaz hakkında farklı mahkemelerce verilen
kararların çelişkili sonuçlar doğurma ihtimali bulunması karşısında, davalar
arasında açık ve güçlü bir hukuki bağlantı bulunduğu kuşkusuzdur.
Kadastro davalarına bakmakla görevli gerek
Yargıtay (Kapatılan) 16. ve 20. Hukuk Dairelerinin ve bilahare bu görevi
devralan Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, kullanım kadastrosuna ilişkin
davalarda verilen kararlar, mülkiyet hakkı doğurmamakla birlikte, 2/B
uygulamaları ve sonraki satış işlemleri bakımından hak sahipliğinin
belirlenmesinde esas alman nitelikte olup, taşınmazın bütünlüğü içinde
değerlendirilmesi zorunlu olduğundan ve aynı taşınmaz hakkında farklı
mahkemelerce, farklı kullanım şerhleri oluşturacak şekilde hüküm kurulmasının
hukuki güvenlik ilkesini zedeleyeceği gibi, ileride telafisi güç veya imkânsız
sonuçların doğmasına da neden olacağından farklı mahkemelerde aynı taşınmaz
veya taşınmazlara İlişkin olarak kullanım kadastrosundan kaynaklanan davaların
birlikte yargılamasının yapılarak ve dava dosyaları hakkında tek dava dosyası
üzerinden karar verilmesi gerektiğinden Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesince,
eldeki davanın açıldığı tarihte derdest bulunan ve daha önce açılmış olan Erdemli
1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/303 Esas sayılı dosyası ile eldeki dava
dosyasının 6100 sayılı Kanun'un 166/1 ve 4. maddeleri uyarınca zorunlu olarak
birleştirilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın esası
hakkında karar verilmiş olması isabetsiz olup kanun yararına temyiz isteminin
yukarıda açıklanan sebeplerle kabulü ile îlk Derece Mahkemesince verilen
kararın kanun yararına bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun'un 363.
maddesinin birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile
kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin
Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
----------o----------