R.Gazete No: 33227
R.G. Tarihi: 17.04.2026
YARGITAY KARARI
Yargıtay 9. Hukuk
Dairesinden:
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGITAY İLAMI
Esas No
Karar No: 2026/756
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
TARİHİ
SAYISI
DAVACI:
DAVALI:
DAVA TARİHİ: 10.12.2023
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen
kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından
istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten
sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin
20.02.2023-27.08.2023 tarihleri arasında yardımcı klinik elemanı olarak davalı
işyerinde çalıştığını, davacının son ücretinin net 12.602,32 TL olduğunu, iş
sözleşmesinin ihbar öneli tanınmadan sona erdirildiğini, davacının fazla
çalışma yapmasına rağmen ücretinin ödenmediğini, ihbar süresinin 28 gün
olduğunu ancak işverenin bu duruma riayet etmediğini belirterek ihbar
tazminatı, fazla çalışma ve kötüniyet tazminatlarının davalıdan tahsiline karar
verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hizmet
süresi boyunca asgari ücret ile çalıştığını, fazla çalışma yapmadığını,
davacıya 29.07.2023 tarihinde fesih bildirim tebligatı adı altında bildirim
süresi de tanınarak iş sözleşmesinin bildirim süresinin sonunda
feshedileceğinin bildirildiğini, ancak davacının fesih bildirimini imzadan
imtina ettiğini, davacının imzadan imtina ettiğine yönelik 29.07.2023 tarihli
tutanak tanzim edildiğini, kötüniyet tazminatının koşulları oluşmadığından bu
yöndeki talebin reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK
DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda
tarih ve sayısı belirtilen karan ile; davacının davalı nezdinde
20.02.2023-27.08.2023 tarihleri arasında çalıştığını, davalı işverenin
sözleşmenin kıdem tazminatına hak kazanmayacak şekilde sona erdiğini ispat
edemediği, davacının ihbar tazminatı almaya hak kazandığı, davacının haftada 38
saat çalışması olduğu, buna göre fazla çalışma yapmadığı, davacı tarafın iş
sözleşmesinin kötüniyetli olarak haksız ve kabul edilemeyecek bir nedenden
dolayı feshedildiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne
kesin olarak karar verilmiştir.
IV. KANUN
YARARINA TEMYİZ
A. Kanun
Yararına Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararma
yönelik Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz isteminde; davalının sunduğu
29.07.2023 tarihli "Fesih Bildirimi Tebligatı" ve "Tutanak'
başlıklı belgeler ve dinlenen tanık beyanları dikkate alınarak belirsiz süreli
iş sözleşmesinin feshedileceğinin davacı işçiye usulüne uygun bildirildiği ve
yasal sürenin davacıya tanındığı dikkate alınarak ihbar tazminatına ilişkin
talebin de reddine karar verilmesi gerekirken dosyada bu konuda bir talep
olmamasına rağmen kıdem tazminatına ilişkin genel açıklamalar yapılıp ihbar
tazminatı talebinin neden kabul edildiğine ilişkin herhangi bir gerekçe
belirtilmeden yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu
ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının ihbar tazminatına hak kazanıp
kazanmadığı noktasındadır.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini
haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden
tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş
sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 24 ve 25.
maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17.
maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış
olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedenine rağmen
işçi ya da işverenin 4857 sayılı Kanun'un 26. maddesinde öngörülen hak düşürücü
süre içinde fesih yoluna gitmemeleri halinde karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme
yükümlülüğü doğar.
İhbar tazminatı iş sözleşmesini fesheden tarafın
karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olduğu için iş sözleşmesini fesheden
tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi ihbar tazminatına hak kazanması
mümkün olmaz.
İhbar tazminatını usulsüz fesih yapan taraf
ödemekle yükümlüdür. Bu işveren olabileceği gibi işçi de olabilir. Söz gelimi,
fesih beyanı olarak nitelenmesine imkan veren koşullarda işyerini terk eden
veya bildirim süresinin dolmasını beklemeden işyerinden ayrılan işçi, usulsüz
fesihte bulunmuş olur ve bu nedenle de işverene ihbar tazminatı ödeme yükümü
altına girer (Hamdi Mollamahmutoğlu, Muhittin Astarlı, Ulaş Baysal, İş Hukuku,
Gözden Geçirilmiş 6. Baskı, Ankara, s.921).
Bildirim süreleri bölünemez nitelikte olduğundan,
kısmen kullandırılmış olması da usulsüz bir fesih niteliğindedir. Üstelik bu
durumda ihbar tazminatı hesaplanırken sadece kullandırılmayan kısım değil,
uyulması gereken tüm bildirim süresi dikkate alınarak ihbar tazminatının
hesaplanması gerekir (Mollamahmutoğlu, Astarlı, Baysal, s.924).
4857 sayılı Kanun'un 17. maddesinin ilgili kısmı
şöyledir:
" Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin
feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir.
İş sözleşmeleri;
a) İşi
altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından
başlayarak iki hafta sonra,
b) İşi
altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa
yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,
c) İşi
bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa
yapılmasından başlayarak altı hafta sonra,
d) İşi
üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta
sonra, feshedilmiş sayılır.
Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile
artırılabilir.
Bildirim şartına uymayan taraf bildirim süresine
ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır.
İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle
iş sözleşmesini feshedebilir."
Diğer yandan Dairemizin
07.11.2017 tarihli ve 2016/27294 Esas, 2017/17595 Karar sayılı kararının ilgili
kısmı şöyledir: "
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak
bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek,
fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem
yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin
fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih,
tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır, "
Somut uyuşmazlıkta 29.07.2023 tarihinde işverence tutulan
davacının tebliğden imtina ettiğine dair tutanak, tutanak tanıklarınca
doğrulanmış olup buna göre davacı işçiye davalı İşverence 29.07.2023 tarihinde
tebliğ edildiğinin kabulü gereken fesih bildiriminde; iş sözleşmesinin
27.08.2023 tarihinde feshedileceği, 4 haftalık ihbar süresinin bulunduğu ve bu
sürede günde 2 saat iş arama izni olduğu yazılıdır. Davalı işverence, davacının
27.08.2023 tarihine kadar olan ücret alacağı da ödenmiştir. Dolayısıyla fesih
beyanının davacıya ulaştığı 29.07.2023 tarihine kadar olan çalışma süresine
tekabül eden 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesinde öngörülen 4 haftalık ihbar
süresi tam olarak kullandırılmıştır. Buna göre ihbar tazminatı talebinin
reddine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince dava konusu olmayan
kıdem tazminatına ilişkin gerekçeye yer verilerek yazılı şekilde hüküm tesisi
hatalı olmuştur.
Kanun yararına temyiz isteminin yukarıda açıklanan sebeplerle
kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kanun yararına bozulması
gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
V. KARAR
Açıklanan
sebeplerle;
Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un
363/1 hükmüne dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca
etkili olmamak üzere aynı Kanun'un 363/2 hükmü gereğince KANUN YARARINA
BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin
Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
----------o----------