R.Gazete No: 33275
R.G. Tarihi: 09.06.2026
YARGITAY KARARI
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinden:
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAY İLAMI
Esas No: 2025/9525
Karar No: 2026/757
Karar Tarihi: 3.2.2026
4857/md.56,59
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen
kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından
istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten
sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin
davalı nezdinde, 27.02.2017-09.04.2018, 16.08.2019-25.08.2020 ve
24.11.2021-31.01.2022 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı
işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, müvekkilinin haftanın 6 günü
günlük 12 saat çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde
çalıştığını, son 6 aylık çalışmasında hafta sonu izinlerini de kullanmadığını,
müvekkilinin hiç izin kullanmadığını belirterek ihbar tazminatı, fazla çalışma,
hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin
alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının
müvekkili Şirkette, 27.02.2017-09.04.2018, 16.08.2019-25.08.2020 ile
24.11.2021-31.01.2022 tarihleri arasında olmak üzere birden fazla dönemde
çalıştığını, davacının iddia ettiği gibi işyerinde güveni kötüye kullanarak
haksız menfaat sağlamak suretiyle hareket ettiği anlaşılınca istifa ederek
işten ayrıldığından işten çıkışının istifa nedeniyle yapıldığım, davacının
haftada 6 gün çalıştığım, 3 gün 11.00-21.00 arası ve 3 gün de 14.00-22.00
saatleri arasında olacak şekilde çalıştığını, davacının her ulusal bayram ve
genel tatil günlerinde çalışmadığım, işyerinde dönüşümlü olarak çalışma
yapıldığını, dönüşümlü olarak denk geldiğinde de ücretinin kendisine
ödendiğini, davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığını savunarak
davanın reddini istemiştir.
III.
İLK
DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil olmadığı, istifa dilekçesi sunulmadığı, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirmeden feshedildiği, hafta tatili alacağının ispatlanamadığı, ulusal bayram ve genel tatil günleri alacaklarının tahakkuk edilerek ödendiği, davacının 2 tam yıllık çalışması karşılığında 24 gün yıllık ücretli izin hakkı kazandığı, yıllık izinlerin kullandırıldığı ve davacının bakiye yıllık izin alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir,
IV.
KANUN
YARARINA TEMYİZ
A.
Kanun
Yaranan Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik
Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz isteminde; davacının hizmete esas süresi
karşılığında toplam 28 gün ücretli izin hakkının bulunduğu, davacının yıllık
iznini kullandığı döneme denk gelen hafta tatili günlerinin izin süresinden
sayılmayacağı, buna göre davacının hafta tatiline denk gelmesi sebebiyle
kullanmadığı yıllık izninin bulunduğu, iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle
işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin davalı
tarafça ödenmesi gerekliği dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı
gerekçeyle talebin reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı
olduğu ileri sürmüştür.
B.
Değerlendirme
ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının yıllık ücretli izin alacağının bulunup
bulunmadığı noktasındadır.
4857 saydı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 59. maddesinde, İş
sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan
yıllık ücretli izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği
hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin
feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene
dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü
işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığım imzalı izin defteri
veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan
işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
İzin ücreti hesabında, 4857 sayılı Kanun'un 56/5 hükmünde yer
alan "Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan
ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden
sayılmaz" hükmünün dikkate alınması gereklidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının davalı işyerindeki çalışma
süresine göre toplam 28 gün yıllık ücretli izin hakkının bulunduğu, dosya
kapsamında bulunan yıllık izin belgelerine göre 12.03.2018-26.03.2018 ve
01.06.2020-15.06.2020 tarihleri arasında toplam 28 gün yıllık ücretli izin
kullandığı, ancak bu tarihler arasında toplamda 4 hafta tatili günü bulunduğu,
buna göre davacının kullanmadığı 4 günlük yıllık ücretli izin hakkının
bulunduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca bakiye 4 günlük yıllık ücretli izin
alacağının bulunduğunun kabulü gerekmekledir.
Kanun yararına temyiz isteminin yukarıda açıklanan sebeplerle
kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kanun yararına bozulması
gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un
363/1 hükmüne dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca
etkili olmamak üzere aynı Kanun'un 363/2 hükmü gereğince KANUN YARARINA
BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, karatın bir örneğinin
Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
----------o----------