R.Gazete No: 33344
R.G. Tarihi: 18.08.2026
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinden:
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAY İLAMI
Esas No : 2026/2099
Karar No : 2026/1918
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 48. İş Mahkemesi
TARİHİ: 24.07.2025
SAYISI: 2023/68 E„ 2025/250 K.
DAVACI: ...
DAVALI: ...
DAVA TARİHİ: 20.07.2023
BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/438E., 2023/706 K.
DAVACI:
DAVALI:
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet
Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra
dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde demirci ustası olarak
20.08.2019-10.07.2020 tarihleri arasında net 4.800,00 TL ücret ile çalıştığını, davacının son üç aylık
çalışmasından elden ücreti kendisine ödenmediğini, davacının iş sözleşmesinin haksız olarak
feshedildiğini, davacının fazla çalışma yaptığını, hafta tatili izinlerini kullanmadığını, davacının ulusal
bayram ve genel tatillerde çalışmaya devam ettiğini belirterek ihbar tazminatı ile birlikte fazla çalışma,
hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar
verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesindeki beyanları tekrarla davalı ...... İnş.
Taah. San. ve Tic. AŞ'den (........ İnşaat Şirketi) ihbar tazminatı ile birlikte fazla çalışma, hafta tatili,
ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile ücret alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ...... Yapı Taahhüt İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. (...... Yapı Şirketi) asıl davaya cevap dilekçesi
sunmamıştır.
2. Davalı ....... İnşaat Şirketi birleşen davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 20.08.2019-10.07.2020 tarihleri arasında çalıştığı, son aldığı ücretin net 3.900,00 TL olduğu, birleşen dava yönünden davalılar
arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulduğu, davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, davacıya
eksik ücret ödendiği, dosyada davacı ile menfaat birliği içinde tanık beyanı dışında bilgi ve belge
bulunmadığından davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları
bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz
isteminde;
1.Mahkemece, özel hukuk tüzel kişisi olup elektronik yolla tebligat yapılması zorunlu olan birleştirilen
davanın davalısı ...... İnşaat Şirketinin aktif bir elektronik tebligat adresinin bulunup bulunmadığı
araştırılarak öncelikle bu adrese, bulunmaması halinde resmi kayıtlardaki adresine tebligat yapılması
gerekirken, birleştirilen davanın açıldığı 20.07.2023 tarihinden önce, 2021 yılında terk edildiği Ticaret
Sicil Gazetesinde ilan edilmiş adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 35. maddesi
hükmüne göre çıkarılan tebligatla yetinilip birleştirilen davanın davalısı Yapı İnşaat Şirketine cevap
dilekçesi sunma imkanı tanınmadan hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek hüküm kurulmasının hatalı
olduğunu,
2. Birleştirilen davanın davalısı ...... İnşaat Şirketinin asıl davada davalı olmamasına rağmen karar
başlığında davalı olarak gösterilmesi ve hem asıl davada hem de birleştirilen davada ayrı ayrı kabulüne
karar verilen alacak kalemlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmek
suretiyle birleştirilen davanın davalısı ....... İnşaat Şirketinin mükerrer ödeme yapmasına sebebiyet
verecek ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını,
3. Birleştirilen davanın İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesinin ..... Esas sayılı dosyası olmasına rağmen
karar başlığına Bakırköy 7. İş Mahkemesinin ......... Esas sayılı dosyası olduğunun yazılmasının hatalı
olduğunu,
4. Kabule göre de davaların birleştirilmesi durumunda, asıl ve birleştirilen davaların birbirinden
bağımsız, müstakil davalar olma özelliğini devam ettirmesine rağmen yargılama giderleri ile ilgili ayrı
ayrı hüküm kurulmamasının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, birleşen davanın davalısı olan Şirkete yapılan tebligatların usulüne uygun olup olmadığı
noktasındadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Hukuki dinlenilme hakkı" başlıklı
27. maddesinde, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi hakları ile
bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları ifade edilmektedir. Bu hak, ilk olarak
yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını içerir. Yargılamanın hukuka
uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve
delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri
ile olanaklıdır.
Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun
olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile
tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları
kısıtlanmış olur.
Yargılama sırasında yapılan tebliğlerle ilgili tebliğ mazbatalarının ve ilgili diğer belgelerin dosyaya
konulması gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) ve bu Kanun'un uygulanması için
çıkarılan Tüzük hükümleri tamamen şeklidir ve titizlikle uygulanması gerekir. Bir davada yapılan tebligatların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını hakim kendiliğinden denetlemelidir. 19.01.2011
tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 7201 sayılı Kanun'da esaslı değişiklikler yapılmıştır.
7201 sayılı Kanun'un "Elektronik tebligat" başlıklı 7/a maddesine göre kanunla kurulanlar da dahil tüm
özel hukuk tüzel kişilerine elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur. Anılan maddeye dayanılarak
hazırlanan ve 06.12.2018 tarihli ve 30617 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, elektronik ortamda
yapılacak tebligata ilişkin usul ve esasları düzenleyen Elektronik Tebligat Yönetmeliği 01.01.2019
tarihinde yürürlüğe girmiştir. Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 5/1-(f) hükmünde de tebligatın
elektronik yolla yapılması zorunlu olanlar arasında "Kanunla kurulanlar da dâhil olmak üzere tüm özel
hukuk tüzel kişileri" gösterilmiştir.
7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesinin 3. fıkrasında ise elektronik yolla tebligatın zorunlu sebeplerle
yapılamaması halinde Kanun'da belirtilen diğer usullerle tebligat yapılacağı düzenlenmiştir. Yine
Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 16. maddesinde de 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesindeki
düzenlemeyle paralel şekilde elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması halinde 7201
sayılı Kanun'da belirtilen diğer usullerle tebligat yapılacağı düzenlenmiştir.
Muhataba elektronik yolla tebligat yapılabilmesi için onun kayıtlı elektronik tebligat adresinin olması
gerekir. Elektronik tebligat adresi bulunan muhataplara elektronik tebligat adresi aldıktan sonra klasik
yolla tebligat yapılamayacak doğrudan elektronik yolla tebligat yapılması gerekecektir. Bu durumun
istisnası elektronik tebligatın zorunlu sebeple yapılamaması halidir. Muhatabın, elektronik adresi
bulunmuyorsa ya da zorunlu bir sebepten ötürü elektronik yolla tebligat yapılamıyorsa tebligat kural
olarak 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre PTT aracılığıyla fiziki ortamda yapılır.
Ticaret şirketleri 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesine göre kendisine elektronik tebligat yapılması
zorunlu olan özel hukuk tüzel kişilerinden ise de tebligatın yapılacağı tarihte elektronik tebligat adresinin
bulunmaması veya kendisi için oluşturulan adresin aktivasyon işlemi yapılarak kullanıma açılmamış
olması durumunda elektronik tebligat yapılması mümkün olmadığından yargılama sürecinin
işletilebilmesi için 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesinin 3. fıkrası ve yine Yönetmeliğin 16. maddesinde
açıkça ifade edildiği üzere bu "zorunlu sebep"ten dolayı 7201 sayılı Kanun'da öngörülen diğer klasik
usullere göre tebligat yapılması gerekir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2025 tarihli ve
2023/10-455 Esas, 2025/123 Karar sayılı kararında da belirtilen sonuca ulaşılmıştır.
Diğer yandan 7201 sayılı Kanun'un "Hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat" başlıklı 12.
maddesine göre "Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız
birine yapılır. Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda, ticari mümessiline yapılan tebliğ
muteberdir."
7201 sayılı Kanun'un "Hükmi şahısların memur ve müstahdemlerine tebligat" başlıklı 13. maddesine
göre de "Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş
saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir hâlde oldukları takdirde
tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır."
Açıklanan bu yasal düzenlemelere göre, tüzel kişiye tebligatın tebligata elverişli bir elektronik adresi
varsa bu yolla, aksi takdirde yetkili Ticaret Sicilinde kayıtlı adrese, 7201 sayılı Kanun'un 12. ve 13.
maddelerinde belirlenen esaslara uygun olarak yapılması gereklidir.
Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; birleşen davanın davalısı olan .....
İnşaat Şirketine dava dilekçesi ve diğer tebligatların, 2021 yılında terk edildiği Ticaret Sicil Gazetesinde
ilan edilen adrese 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre yapıldığı, bu tebligatların usulsüz olduğu
anlaşılmaktadır. Mahkemece yasal mevzuat uyarınca birleşen davanın davalısı olan ..... İnşaat Şirketinin
elektronik tebligat adresinin bulunup bulunmadığı araştırılarak, elektronik tebligat adresinin bulunması durumunda bu adrese tebligat yapılması, bulunmaması durumunda ise Ticaret Sicilindeki adresine
tebligat yapılması gerekli iken yazılı şekilde usulsüz tebligat yapılarak birleşen dosyanın davalısı olan
Şirketin savunma ve hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması usul ve kanuna aykırı olmuştur.
Ayrıca asıl davada davalı sadece ..... Yapı Şirketi olmasına rağmen Mahkemece gerekçesinin başlık
kısmında birleşen davanın davalısının asıl davada da davalı olarak gösterilmesi ve hem asıl davada hem
de birleşen davada hüküm altına alınan alacaklardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu
tutulması ve asıl davada yapılan yargılama giderlerinden birleşen davanın davalısı olan ..... İnşaat
Şirketinin sorumlu tutulması isabetsizdir. Yine birleşen davada davalı sadece ...... İnşaat Şirketi olmasına
rağmen birleşen davada hüküm altına alınan alacaklardan davalıların müştereken ve müteselsilen
sorumluluğuna karar verilmesinin infazda tereddüte neden olacağı da sabittir. Bunun yanı sıra birleşen
dava dosyasının görüldüğü Mahkemenin gerekçede ve hüküm kısmında hatalı olarak belirtildiği
anlaşılmaktadır.
Kanun yararına temyiz isteminin yukarıda açıklanan sebeplerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesince
verilen kararın kanun yararına bozulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun'un 363/1 hükmüne dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü
ile kararın sonuca etkili olmamak üzere aynı Kanun'un 363/2 hükmü gereğince KANUN YARARINA
BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.